+ Yorum Gönder
Biyografi ve Genel Biyografiler Forumunda Milli mücadelede develi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Milli mücadelede develi








    Milli mücadelede develi


    Galip devletlerin Mondros Mütarekesi şartlarını bir çok defa çiğnemeleri, yüzyıllardır beraberce yaşadığı azınlıkların taşkın hareketleri milletin bağrında derin yaralar açtı. Memleketin her tarafında yeni kurulan dernekler, partiler, barışçı yollarla kurtuluş çareleri arıyorlardı. Mitingler yapılıyor, protesto telgrafları çekilerek bu fiili ve haksız durum protesto ediliyordu.

    19 Mayıs'ta Anadolu'ya ayak basan Mustafa Kemal' in önderlik ettiği, Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesi; tam anlamıyla millî bir nitelik taşır. O, daha Samsun'a çıkmadan önce, Türk Milletine ve onun sağduyusuna dayanarak mücadele etmek azim ve kararındaydı. 8/9 Temmuz 1919'da göreviyle birlikte resmi sıfat ve yetkilerini bırakarak, milletin sevgi ve fedakârlığına güvenerek vicdanî görevine devam etme kararı aldı .
    Milli mücadelede develi.jpg
    M. Kemal Paşa’nın, Samsun'a çıktığı tarihte, Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin durumu son derece yetersizdi. Anadolu'daki eğitimli erler terhis edilmiş, silah ve cephanesi elinden alınmış, zayıf kadrolu birlikten oluşan iki ordu müfettişliği halindeki birliklerin muharebe gücü düşmüştü. M. Kemal Paşa, Samsun'a çıktığı tarihten beri komutanlıklara, direniş örgütleriyle ve bazı resmi makamlarla uyarıcı girişimlerde bulunmuş ve halkın silahlandırılmasına dikkat çekmiştir. Bu girişimler milis kuvvetlerinin kurulmasında etkili olmuştu. Mustafa Kemal’in bir yandan millî orduyu geliştirme, öte yandan halka direnme ve savunma ruhunu ateşleyip yaşatma amacı, Kuvâ-yı Milliyeyi doğurmuştu. Düzenli ordu birliklerinin kadro halinde ve etkinlikten uzak oldukları bir dönemde halktan doğan ve halka dayalı bir Kuvâ-yı Milliye, yurdu savunma azmi ve isteğinin de bir simgesi olmuştur. Kuvâ-yı Milliye'yi, çeteciler olarak niteleyen İstanbul Hükümeti, daha sonra Anadolu'daki bütün hareketlere, Kuvâ-yı Millîye adını vermekte yarar görmüştür. Anadolu hareketi yalnız düşmana karşı bir savunma değil, onu siyasal ve sosyal yönleriyle de ele almak gerekir ki, buna Millî Mücadele demek daha uygun olur.

    Millî Mücadele gerçekte, sadece silahlı halk kuvvetleri değil, Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetleri, Heyet-i Milliyeler, Kongreler, Ankara'da toplanan Büyük Millet Meclisi ve bunlara yardımcı olan bütün organlar, ordu ve millî kuvvetler idi. Millî Mücadele'de yapılan her türlü hareket millete dayanıyor ve onun adına yapılıyordu. Bu sebeple Millî Mücadele'ye katılan ve taraftar olan her şahsa “Kuvâ-yı Milliyeci” deniliyordu .

    Mondros Ateşkesi'nden sonra Güney illerimiz, önce İngilizler, sonra da Suriye Fransızlar tarafından işgal edildi. Fransız kuvvetlerinin Güney Anadolu'dan Orta Anadolu'ya doğru ileri harekâtında bu Ermeniler de beraberce ilerleyerek, Develi'nin 20 km. Yakınına kadar gelip köylerimizi işgal etmişlerdi. Develi'nin işgali, bir an meselesi idi.

    1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda Rusların teşvik ve himayeleri ile kurulan Ermeni cemiyet ve komiteleri Osmanlı Devleti'ni içten ve arkadan vurmak üzere görevlendirilmiş-lerdir. Bu cemiyetler, ülkenin birçok yerinde olduğu gibi Develi'yi de bir üs olarak seçmiş ve çalışmalarına başlamışlardır.

    Birinci Dünya Savaşı'nın yaklaştığını gören Ermeni komitecileri, Develi ve civarındaki Ermenilerin askerî eğitimleri ve gerekli silâhların temini hususunda, her türlü çabayı göstermişler. Örgütlerinde yokluğunu hissettikleri ve çok fazla ihtiyaç duydukları bombaları, Develi'de yapmaya karar vermişlerdir.

    İlk bomba olayı Develi'de meydana gelmiş, ordumuzu arkadan vurmak isteyen Taşnak ve Hınçak cemiyetlerine bağlı Ermeni militanlar, aileleri ile birlikte Suriye ve Lübnan'a sürgüne gönderilmişler, zararsız bulunan diğer Ermeni vatandaşlarımızın da, yerlerinde kalmalarına izin verilmiştir .

    Memleketin içinde bulunduğu bu acıklı durumundan elbette en çok etkilenen insanlar, sorumluluğunun şuuruna ermiş aydın kimselerdi. Bunlar bu sırada bir şeyler yapamıyor, yapamamanın sıkıntısı içerisinde, bir köşeye çekilmiş, sonucun nereye varacağını bekliyorlardı. Genellikle Katipzade Nuh Naci Bey'in Vezirhanı'ndaki yazıhanesinde ve Yenihan'da memleketin ileri gelenleri toplanarak, siyaset ve ülkenin durumu üzerinde konuşuyorlardı. Buralara, çok çeşitli sınıflardan pek çok insan gelip gittiğinden, farklı farklı haberler getiriyorlardı.

    Haçin’de, Fransızların himayesi altında, Ermenilerin çevrede gösterdikleri taşkın hareketler, çevrede özellikle de Develi'de tepki uyandırmaya başlamıştı. Develi'den Kayseri'ye gelen Osman Coşkun ve Hoca Abdullah Efendi, Develi'deki kıpırdanma hareketini anlatarak, “Cemaat-i İslamiye” adı altında bir teşkilât kurulmak üzere olduğunu söylediler. Bu haber, Kayserililer arasında sevinç ve ümit kaynağı oldu .

    Develi'de atılmış olan bu adımın vermiş olduğu ilhamla, Kayseri'de de bu gibi faaliyetlere başlandı. Aynı gayeye matuf İhtiyat Zabitan Cemiyeti, hemen çalışmalara başladı.

    SİVAS KONGRESİ'NE KAYSERİ DELEGELERİNİN KATILIŞI

    İzmir'in işgali üzerine, İzmir ve Balıkesir bölgelerin de yer yer işgal kuvvetlerine karşı direnmeler başlamıştı. Ödemiş ve Biga'da ilk silahlı çarpışmanın meydana geldiği ve Yunan ileri hattı boyunca gerilla savaşının birden alevlendiği, Kayseri'de duyuldu. Güney'de, Haçın Ermenileri'ne karşı Develi'de başlatılan hareket gittikçe genişletiyordu.

    23 Temmuz 1919'da, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Doğu illeri delegeleri, Erzurum'da toplandılar. İlk gün M. Kemal Paşa kongre başkanı seçildi. Kongre, “Milli” olarak bilinen demecin ilk nüshasını hazırladı. Kongre’nin Doğu illerini kapsaması nedeniyle Kayseri delege göndermemiştir.

    Erzurum'da kongre çalışmaları yapılırken, Kayseri'de de halk Milli Mücadele konusunda aydınlatılıyordu. Bu görevi genellikle İhtiyat Zabitan Cemiyeti yapıyordu. Hatta köylere dahi gidiliyor, memleketin durumu anlatılıyordu. İşte bu amaçla, esas görevleri vergi toplamak olmasına rağmen, Ahmet Hilmi Bey ve Nisarızade Mustafa Bey, halkı aydınlatmak ve teşkilat kurmak için, Zırva köyünden başlayarak Karakaya, Ömerhacılı, Palas, Yüzerlik, Tuzhisar köylerini gezerek, memlekette olup-biten sürüp-giden olaylar hakkında bilgiler veriyorlardı.

    Erzurum Kongresi'nden sonra ikinci ve daha önemli bir kongrenin Sivas'ta yapılacağı ve memleketin her tarafından gelen murahhasların bu kongreye katılacağı haberi Kayseri'de duyuldu. Sivas'da kongre hazırlıkları yapılırken, Kayseri'den de üç tane murahhasın kongreye katılması isteniyordu. Kongreye Kayseri'nin katılıp katılmaması meselesini görüşmek üzere, gizli bir toplantı yapılması kararlaştırıldı. Toplantının gizli yapılmasının sebebi ağustos ayı ortalarına doğru memlekette iki kuvvet ve iki taraf meydana gelmeye başlamıştı. Birisi Doğuda beliren milli hareket, ötekisi İstanbul'a bağlı resmi hükümet Kayseri'nin de bu iki taraftan birisini tutması ve ona göre yönünü çizmesi gerekmekteydi. Elbette şehir de her iki tarafı isteyen taraftarlar vardı. Doğudaki milli hareket henüz tereddütle karşılanıyordu. Çünkü, oldukça iyi tanınmıyordu.

    Ali Fuat Paşa'nın Kayseri'ye Gelişi ve Güney Cephesi İçin Yapılan Görüşmeler

    Fransızlar Kozan'ı işgal edince Kozan'dan kaçarak Kayseri'nin kazası Develi'ye sığınan üç kişilik bir heyet, oradan da Sivas'a gittiler. Sivas'ta kongre dağılmış, onun namına Heyet-i Temsiliye kalmıştı. 30 Ekim 1919 akşamı Heyet-i Temsiliye, kongrenin yapıldığı lise binasında toplanarak, Adana bölgesi hakkında kendilerinden bilgi aldılar. Kozan heyetinde Hulusi Kurtoğlu, dava vekili Emmi Mustafa, Halil Topaloğlu vardı . Heyet, Adana ve Kozan'ın durumu hakkında genel bir bilgi verdi. Bunun üzerine bölgede teşkilat yapılması hakkında kararlar verilerek Kilikya mıntıkasına Topçu Binbaşı Kemal ve Yüzbaşı Osman Tufan, buralara gönderilerek, teşkilat ve teşebbüse geçilmesi kararlaştırıldı .

    Ali Fuat Paşa Sivas'tan ayrılarak Kayseri istikametiyle Ankara'ya hareket etti. Ayrılmadan önce Develi'ye bir telgraf çekerek Doğan ve Tufan Beyleri Kayseri'de yapılacak toplantıya çağırdı (4 Aralık 1919). Toplantıya 11. Tümen Kumandanı Yarbay Mümtaz Bey, Kayseri Askerlik Şubesi Başkanı Yzb. Emrullah Bey, Şubede Yzb. Râtıp Bey ile Develi'de Kilikya Kuvâ-yı Milliye Kumandanı Doğan ve yardımcısı Tufan Beyler katıldılar.

    Kilikya, Cephanesi'nin çok büyük olması dolayısıyla Doğu ve Batı Kilikya olmak üzere ikiye Ratıp (Sinan Tekelioğlu) Bey ayrıldı. Doğu Kilikya Kumandanlığına Tufan Bey, Batı Kilikya Kumandanlığı'na da Yzb. Ratıp Bey atanarak her ikisi de Doğan Bey'e bağlandı.

    KAYSERİ İNTİKAM ALAYI ; İNCESU, BÜNYAN, DEVELİ BÖLÜKLERİ ve HAÇIN (SAİMBEYLİ) CEPHESİ

    Kayseri için tehlike arz eden Yozgat ayaklanmasının bastırılmasından sonra “İntikam Alayı” Kayseri'ye geri dönmüş, bu durum halkın üzerinde olumlu bir etki yapmıştı. Zaman kaybetmeden Haçın ve çevresindeki azgın Ermenilerin üzerine gitmek için hazırlıklara hız verildi. Alay için halktan yardımları Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemi yeti adına Nuh Naci ile İbrahim Safa ve Ahmet Bescelli yapıyordu . Hatta Develi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, kasasında bulunan paranın, Kayseri İntikam Alayına verilmesini 26 Temmuz 1920 tarihinde kararlaştırdı. Alay'a katılanların çoğunluğunu İhtiyat Zabitan Cemiyeti'nin genç üyeleri oluşturuyordu. Cemiyet başkanı Mazlum Rasim Bey de bu alaya katıldı. Zaten, M. Kemal'in cemiyet binasına yaptığı ziyaretlerinde, Paşa'ya, vatanın korunmasında göreve hazır olduklarını söylemişlerdi .









  2. AYFER
    Bayan Üye





    Ülkece varlığımızı devam ettirmek için bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkarak, askeri, siyasi ve kültürel savaşa karşı verdiğimiz mücadeleye Milli Mücadele diyoruz.




+ Yorum Gönder