+ Yorum Gönder
Rüya Tabirleri ve Genel Rüya Tabirleri Forumunda Rüyayla gerçeğin arasındaki fark Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Rüyayla gerçeğin arasındaki fark








    Rüyayla gerçeğin arasındaki fark
    Rüyaların gerçek hayat dediğimiz algılara göre daha süreksiz, mantıksal yönden tutarsız ve düzensiz olduğu doğrudur. Ama bunun dışında, teknik olarak, rüya ile "gerçek hayat" arasında fark yoktur. Çünkü her ikisi de, beynin içindeki algı merkezlerinin uyarılması yoluyla oluşur.



    "Gerçek hayat" dediğimiz algıların görme merkezi gibi rüyanın da, işitme merkezi gibi beyin bölümlerinde yaşandığı, bir ansiklopedik kaynakta şöyle anlatılır:


    ruya gercek.jpg
    Rüya görmek, diğer tüm zihinsel işlemler gibi, beynin ve aktivitelerinin bir ürünüdür. Bir insan ister uyanık isterse uykuda olsun, beyin daimi olarak elektriksel dalgalar verir. Bilim adamları bu dalgaları "elektroensephalograf" adı verilen bir cihazla ölçerler. Uykunun büyük bölümünde, beyin dalgaları geniş ve yavaştır. Ama bazı belirli zamanlarda, daha küçük ve hızlı hale gelirler, gözler sanki rüya gören kişi bir seri olayı seyrediyormuş gibi oldukça hızlı hareket etmeye başlar. Uykunun REM (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) denen bu kısmı, rüyaların çoğunun oluştuğu bölümdür.



    Eğer kişi REM sırasında uyandırılırsa, gördüğü rüyanın detaylarını büyük olasılıkla hatırlayacaktır… REM uykusu sırasında, beyinden kaslara sinyal gönderen sinir yolları bloke olur. Dolayısıyla rüyalar sırasında beden hareket etmez. Ayrıca serebral korteks (beynin yüksek zihinsel işlevlerle ilgili kısmı) REM sırasında, rüya görülmeyen uyku bölümlerine göre çok daha aktiftir. Korteks, beynin "beyin sistemi" adı verilen bölümünden gelen nöronların (sinir hücrelerinin) taşıdığı impulslar (uyarılar) tarafından harekete geçirilir. (World Book Multimedia Encyclopedia, "Dream", World Book Inc., 1998)



    Yani rüya beynimizin ilgili merkezlerine gelen impulsların (uyarıların) yorumlanmasıyla oluşan bir algılar bütünüdür.



    Dikkat ederseniz, "gerçek hayat" dediğimiz yaşam da tamamen aynı şekilde oluşur: Beynimizin ilgili merkezlerine gelen uyarılar, bu merkezlerde yorumlanır ve biz bu algılar bütününü "dış dünya" olarak algılarız.



    Buradaki kritik soru, bu algıların kaynağının ne olduğu sorusudur. Alışkanlıklarımız, bizi hep "aslıyla muhatap olduğumuza inandırmıştır. Oysa, dışarıda madde vardır, ancak biz o maddenin aslını hiçbir zaman bilemeyiz.



    Konuyu daha iyi anlamak için rüya üzerinde düşünmeye devam edelim. Rüya gören bir insana şunu soralım: "Gördüğün algıların kaynağı nedir?" Bu soruya büyük olasılıkla "dış dünyadaki cisimler ve bunları algılayan bedenim" diyecektir. Ama ortada ne bir dış dünya, ne de bu dünyayı algılayan bir beden vardır. Gördüğü herşey, beynindeki ilgili merkezler tarafından algılanan sinyallerden ibarettir.



    Bizim de gördüğümüz, işittiğimiz, dokunduğumuz, tadını ve kokusunu aldığımız herşey, beynimizdeki ilgili merkezler tarafından algılanan sinyallerden ibaret olduğuna göre, o zaman dış dünyanın aslıyla muhatap olduğumuzdan nasıl emin olabiliriz?







  2. ismail eski
    Devamlı Üye





    rüya kişileri ruhsal;gerçek hayat kişileri bedensel olarak vardır ve insanlar rüyalarında gerçekten de ruh olarak o rüyadaki yerlerde ve o kişilerle bir ilişkide bulunur ve en önemli fark şudur; rüyalarda olağanüstü varlıklar ve olaylar vardır ama gerçek hayatta bunlar yoktur herşey olağan ve sıradandır ve gerçekte yaşanabilecek olağanüstülükler ancak mucize veya bu tür bir şey olabilir.




+ Yorum Gönder