+ Yorum Gönder
Kişisel Sayfalar Özel Forumlar ve Gizliyara Özel sayfası Forumunda Forumacil de altı kişilik komik kısa skeçler varmı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Forumacil de altı kişilik komik kısa skeçler varmı








    waLLLaaa buLursanız çok sewinirim 2 saattir netteyim birşey buLamadımmm yaaa







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    GERÇEK ZENGİNLİK SAĞLIKTIR

    ÖĞRETMEN :Çocuklaar! Piknik sona erdi. Hava kararmak üzere… Toparlanın okula yetişmeniz lazım.
    ALİ :Biz hazırız öğretmenim.
    ÖĞRETMEN :Haydi bakalım, geldiğimiz yoldan geriye dönüyoruz…
    VELİ :Öğretmenim şuraya bakın! Ne kadar güzel bir köşk burası…
    ÖĞRETMEN :Aaa! Gerçekteeen! Harika bir ev bu! Kimin acaba çocuklar?
    CAN :Bilmem…. Ama keşke bu evin sahibinin oğlu olsaydım…
    ÖĞRETMEN :Niye?
    CAN :Niye mi? Baksanıza, boğaz manzaralı, yem yeşil bahçesi olan olağanüstü bir ev bu.
    Kimbilir içinde neler neler vardır.
    ÖĞRETMEN :Eğer sen bu evin sahibinin oğlu olsaydın neler yapardın?
    CAN : Sizleri evime davet ederdim.
    ALİ : Öğretmenim ne olur şu evin bahçesine bir girelim.
    ÖĞRETMEN :Niye, ama geç kalıyoruz çocuklar.
    VELİ :Ne olur öğretmenim! Hemen geri çıkarız.
    ÖĞRETMEN : İzinsiz olmaz. Bir bakalım kim var içeride?
    ALİ : Öğretmenim bakın orada bir kadın var.
    ÖĞRETMEN :Evet gördüm. Heey! Bakar mısınız?
    BAKICI :Buyrun, ne istemiştiniz?
    ÖĞRETMEN :Şeey! Ben öğretmenim. Bunlarda Gümüş İlköğretim Okulu öğrencileri. Sınıfça buraya
    pikniğe gelmiştik. Dönerken bu köşkü gördük. Kime ait olduğunu merak ettik. Bu köşk
    kimin acaba?
    BAKICI :Bu köşk ülkemizin en zengin insanına ait.
    CAN : Öğretmenim orada bir çocuk var. Tekerlekli sandalyede oturuyor.
    BAKICI :Bir dakika onu buraya getireyim.
    ALİ : Aa! Çocuk hasta galiba.
    BAKICI :Bu çocuk da bu köşkün sahibinin oğlu. Gördüğünüz gibi tekerlekli sandalyeye mahkum.
    Bende onun bakıcısıyım.
    ÖĞRETMEN :Yaa! Demek bu çocuk bu köşkün sahibinin oğlu ha.. Çocuklar! Az önce “Keşke bu
    köşkün sahibinin oğlu olsaydım.” diyen kimdi?
    CAN :Şey bendim öğretmenim…
    ÖĞRETMEN :Şimdi ne düşünüyorsun?
    CAN :Şeey, ne diyeceğimi bilemiyorum…
    ÖĞRETMEN :Bakın çocuklar zenginlik sandığınız gibi mal ve varlık yönünden herşeye sahip olmak
    değildir. Gerçek zenginlik gönülle olur. Eğer gönlünüz huzur doluysa siz dünyanın en
    zengin insanısınız demektir.
    ALİ :Nasıl yani öğretmenim.
    VELİ : Gönlün huzur dolu olması ne demek öğretmenim.
    CAN : Gerçek zenginlik nedir öğretmenim?
    ÖĞRETMEN : Çocuklar, sizler hepiniz aslında milyardersiniz. Örneğin sen çocuğum, sana 100 milyar
    verseler gözlerini satarmısın?
    ALİ .-Hayır, kesinlikle satmam. Gözlerim olmadıktan sonra parayı ne yapayım?
    ÖĞRETMEN :Ya kalbini 100 milyara satar mısın?
    ALİ :Olur mu öğretmenim? Kalbim olmazsa ben nasıl yaşarım?
    ÖĞRETMEN :Peki sana 500 milyar verseler bir ayağını satar mıydm?
    VELİ :Hayır…
    ÖĞRETMEN :Peki 500 milyara bir kolunu satar mısın?
    YELİ :Hayır…
    ÖĞRETMEN : Gördüğünüz gibi hiç biriniz milyarlarca paraya rağmen bir organınızı bile satmıyorsunuz. Demek ki bu organlarınızın değeri çok çok fazla. Örneğin çok çok zengin olan bir insan ölmek üzereyken, birazcık daha yaşamak için, bütün servetini vermeye razı olur. Yani anlıyacağınız önemli olan sağlıktır. Sağlık ve huzur! Nice insanlar vardır ki, servet içinde yüzüyorlar, ama mutsuzlar!
    CAN :Teşekkür ediyorum öğretmenim. Bana gerçek zenginliğin ne olduğunu gösterdiniz.
    Demek ki ben çok çok zengin bir insanmışım.
    (Cengiz Tan - Yürek Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)





  3. kraliçem
    Yeni Üye
    başka yomu yahhaa daha lomik lütfen acele işim var :(




  4. Gölge Kız
    Devamlı Üye
    KAYBOLAN SİLAH

    PAŞA :FirdevsBacı!
    FİRDEVS BACI : Buyrun efendim.
    PAŞA : Herkese söyle,saat 10´da salonda hazır bulunsunlar!
    FİRDEVS BACI :Başüstüne efendim.
    PAŞA . : Unutma çok önemli!
    FİRDEVS BACI : Unutmam efendim.
    (Ev halkı gelir)
    PAŞA : Oturun, ayakta kalmayın.Şimdi beni iyi dinleyin. Hepimiz bir tabancam olduğunu bilirsiniz. Her zaman çekmecemde durur.
    EV HALKI : Biliyoruz Paşa Hazretleri!
    PAŞA : Bu sabah tütün tabakamı almak istediğimde tabancam yerinde yoktu.Ev boş kalmadığına göre ve hırsız giremiyeceğine göre mutlaka biriniz aldınız.
    EV HALKİ : Estağfirullah paşa hazretleri!
    PAŞA : Susun! Bu evden ve sizden ben sorumluyum. Bir cahillik etmenizden korkuyorum.Ben sağ oldukça kimse kılınıza bile dokunamaz.Allah büyüktür.Bu günler de geçer.Karanlık gecelerin sabahı yakındır.
    EV HALKI : İnşallah paşa hazretleri!
    PAŞA : Zeynel Çavuş sen mi aldın?
    ZEYNEL ÇVŞ. : Paşam, eski bir asker olarak hemen belirteyim ki, eğer tabancayı ben almış olsaydım, hiç çekinmeden söylerdim.
    PAŞA :Ya sen Firdevs bacı, sakın sen almış olmayasın?
    FİRDEVS BACI :Niye alayım ki paşam?
    PAŞA :Hemen alınma öyle! Hani demez miydin "Bu düşman askerlerini bir kaşık suda boğasım geliyor. Bunların ne işi var vatanımızda?" diye?
    FİRDEVS BACI :Paşam, paşam, elbette öldüresim geliyor.eğer iş bana kadar düşerse cephedeki nişanlımdan geri kalmam.Fakat yemin ederim ki ben almadım.
    PAŞA :Peki, peki sana inanıyorum. Sen işinin başına dönebilirsin.Bırak ağlamayı! Betül kızım, bak gelinimsin.Şehit kocanın hatırı için doğruyu söyle.Sen mi aldın tabancayı?
    BETÜL : Paşa Hazretleri, hani geçen akşam kapı çalınmıştı ya
    PAŞA : Evet.
    BETÜL : Düşman subayları kapıya dayanmıştı ya
    PAŞA : Eee
    BETÜL : Konağı boşaltmamızı istemişlerdi hani
    PAŞA : İyi ama daha sonra vaz geçmişlerdi.
    BETÜL : Biliyorum. Ama ben sokaklarımızı pis çizmeleriyle kirleten düşmanların evimize göz dikmeleri yüzünden üstlerine bütün kurşunları boşaltmayı düşünmüştüm.
    PAŞA :Ve bunun için aldm silahı öyle mi?
    BETÜL : Hayır Paşa hazretleri! Alacaktım ama yerinde yoktu.Benden önce birisi almış.
    PAŞA :Allah aşkına kim aldı öyleyse?Kızlarım, sadece siz kaldınız.Hadi getirin şu silahı!
    KIZLAR : Biz mi?
    PAŞA :Tabii ki siz.Başka kim kaldı?Hadi utanmayın, inanın affedeceğim.
    BÜYÜK KIZ : Fakat baba ben almadım. KÜÇÜK KIZ : Ben de!
    PAŞA : Tepemi attırmayın.Güzellikle getirin şunu çabuk!
    KIZLAR : Seni nasıl inandırabiliriz?
    PAŞA : Tabancayı getirmekle
    KIZLAR : Ama biz almadık ki
    PAŞA : Hanım, ne dersin sen bu işe?
    HANIM : Vallahi Paşam, benim de aklım karıştı.Alsalardı açık verirlerdi.
    PAŞA : Yahu herkes sorguya çekildi mi?
    HANIM : Tabi bey, hepimiz buradayız.
    PAŞA : Tabi ya, nasıl da unutmuşum.Şimdi hatırladım.
    HANIM : Gördün mü bey, herkesin boş yere günahını aldın.Demek tabancayı koyduğun yeri hatırladın.
    PAŞA : Hanım, hanım! Yine mı bana "unutkan"dıyorsun7
    HANIM : Canım sen demedin mi ´hatırladım"diye?
    PAŞA : Dedim ama sandığın gibi değil!
    HANIM : Yaa!
    PAŞA . : Herkes salonda toplansın dememiş miydim?
    HANIM : Demiştin.
    PAŞA : Peki sevgili torunum niye gelmedi?
    HANIM : Ne? Şimdi de el kadar çocuğa mı iftira ediyorsun?
    PAŞA : Göreceğiz, çabuk çağır gelsin!
    HANIM : Tamam tamam, sakin ol.Şimdi çağırırım.
    PAŞA : Sizler gidebilirsiniz.
    FAZIL : Bir şey mi var dedeciğim? Beni istemişsiniz.
    PAŞA : Hanım, sen de çıkabilirsin.
    FAZIL : Dedeciğim, neden dik dik bakıyorsun?
    PAŞA : Gel yanıma şöyle. Nasılsın bakalım?
    FAZIL : Babama ve ordumuza duacıyım dedeciğim.
    PAŞA : Aferin sana. Bak oğlum, sonunda İstanbul işgal edildi.
    FAZIL : Defolup gitsinler!
    PAŞA : Merak etme geldikleri gibi gidecekler zaten.
    FAZIL : Ne zaman?
    PAŞA : Her şeyin zamanı var oğlum. Hele bir Anadolu kurtulsun.Ondan sonra inşallah.
    FAZIL : İnşallah dedeciğim.
    PAŞA : Fazıl!
    FAZIL : Buyur dede.
    PAŞA : Tabancamı sen mi aldın?
    FAZIL : Şey,neden alayım ki?
    PAŞA : Ne bileyim, baban gibi şehit olmak isterdin hep.
    FAZIL : İsterim tabi!
    PAŞA : Bunun için silah gerekmez mi?
    FAZIL : E-e-evet!
    PAŞA : Tabancamı sen aldın değil mi?
    FAZIL : Evet!
    PAŞA : Hala getirmeyecek misin şu tabancayı?
    FAZIL : Ama dedeciğim, ben onunla düşmanları vuracaktım!
    PAŞA : Aslan oğlum benim. Sen henüz küçüksün. Önünde vatana hizmet edecek uzun yıllar var. Kuvayı milliye boş durmuyor. Adım adım zafere gidiyoruz. Sabırlı olmalıyız. Bütün Anadolu, başlarında Mustafa Kemal ile şahlandı.
    FAZIL : İyi ama dedeciğim, onlar koştururken biz burada eli kolu bağlı
    PAŞA : Oğlum, İstanbul da boş durmuyor. Burada herkesin kalbi Anadolu için atıyor. Hadi artık ağlamayı bırak.
    FAZIL : Peki dedeciğim.
    PAŞA : Aferin sana. Hadi şimdi getir tabancayı


+ Yorum Gönder