+ Yorum Gönder
Kişisel Sayfalar Özel Forumlar ve Gizliyara Özel sayfası Forumunda Einstein ne icat etti Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Einstein ne icat etti








    ben daha kısa çok bekliyordum







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Einsteinın icatları nelerdir?


    9 Ocak 1931… Dünyanın bir numaralı fizikçisi Albert Einstein ve en önde gelen astronomu Edwin Hubble, güney Kaliforniya’daki Mount Wilson Gözlemevi’nin yolunu tutarlar. Şoför onları zikzaklar çizen çamurlu bir dağ yolundan, Pasadena’nın 1.5 km üzerindeki zirveye kurulmuş gözlemevi kompleksine götürüyordu.
    Hubble, çığır açan astronomik gözlemlerini dönemin en büyük teleskopuna sahip Mount Wilson gözlemevinde yapmıştı. Hubble 1924’te, teleskopun o günün standartlarıyla devasa boyutlardaki -yaklaşık 2.5 metre çapındaki- aynasıyla Samanyolu galaksisinin, uzayın uçsuz bucaksızlığındaki sayısız ‘ada evrenden’ yalnızca biri olduğunu saptamıştı. Hubble ve yardımcısı Milton Humason, spiral şeklinde dönen bu galaktik disklerin hareketlerini izlemiş ve daha da şaşırtıcı bir sonuca ulaşmıştı: Uzay, galaksileri birbirlerinden uzaklaştıracak şekilde genişliyordu.

    EVRENİ KAĞIT ÜSTÜNDE ÇÖZMÜŞTÜ

    Mount Wilson Tepesi’nde baharı anımsatan güneşli bu ocak gününde, 51 yaşındaki Einstein, büyük bir zevkle dünyanın en büyük teleskobunu kurcalıyordu. Oyun oynayan bir çocuk gibi, ev sahiplerinin dehşet dolu bakışları altında teleskopun iskelesine tırmandı. Einstein’ın yanında eşi Elsa da vardı. Kendisine, dev teleskopun evrenin yapısını belirlemek amacıyla kullanıldığı söylendiğinde Elsa şu yanıtı verdi: “Öyle mi, eşim Albert aynı işi bir kağıt parçası üzerinde yapıyor.”
    Einstein, Hubble’ın kozmik genişlemeyi teleskop gözlemleriyle saptamasından henüz yıllar önce, evrenin genişlemesini kuramsal olarak Genel Görecelik Kuramı’nda tasarlamıştı. Gözlemlerde uzaya atılan her bakışın ucu dönüp dolaşıp Einstein’ın teorisine varıyor.
    Makalenin tamamını National Geographic dergisinin Mayıs sayısının sayfalarında bulabilirsiniz.

    EİNSTEİN BUZDOLABI DA İCAT ETMİŞTİ

    Olağanüstü bir teorisyen olduğu kadar tamirciliğe de meraklı olan Einstein, dönemin yeni mekanik buzdolaplarının gürültüsünden hiç hazzetmiyordu. Berlin’deki bir ailenin hatalı contalardan sızan toksik soğutucu yüzünden can verdiğini öğrenince, hemen kolları sıvadı. Budapeşteli genç bir fizikçi olan Leo Szilard ile bir beyin fırtınası yaptı. İkili 1930’da oynak parçaları olmayan, elektrik gerektirmeyen ve soğutucuyu sabit, güvenli bir basınçta dolaştıran bir buzdolabı için patent aldı.

    EİNSTEİN’IN BUZDOLABI ÜRETİLEMEDİ

    yarattıkları tasarım standart buzdolaplarının sızıntıya yatkın ve gürültülü mekanik kompresörünü devre dışı bıraktı. Einstein ve Szilard bunun yerine marifetli bir pompa koydu. Einstein’ın sözleriyle aktarmak gerekirse, bu pompanın işleyişini sağlayan “Sıvı sodyum ve potasyum karışımını hareket ettiren bir manyetik kılavuz alanının yaratıldığı değişken elektrik akımıdır. Bu karışım bir kasa içinde değişken yönlerde hareket eder ve pompanın pistonu işlevini görür. Böylece soğutucu madde mekanik yoldan sıvılaşır ve yeniden buharlaşmasıyla soğuk yaratılır.”
    Bu tasarım elektrikle çalışmaktaydı, ama iki fizikçi sadece ısının ya da su basıncının çalıştırdığı varyantları da ortaya koydu.
    Sessiz çalışan bu buzdolabı hiç bakım da gerektirmeyecekti. Ne var ki, asla üretilmedi. Araya 1929’da tüm dünya ekonomilerini sarsan Büyük Bunalım’ın finansal zorlukları girdi ve daha az tehlikeli soğutuculara dayanan yeni teknolojilerin bulunması Einstein-Szilard modelini geçersiz kıldı

    9 Ocak 1931… Dünyanın bir numaralı fizikçisi Albert Einstein ve en önde gelen astronomu Edwin Hubble, güney Kaliforniya’daki Mount Wilson Gözlemevi’nin yolunu tutarlar. Şoför onları zikzaklar çizen çamurlu bir dağ yolundan, Pasadena’nın 1.5 km üzerindeki zirveye kurulmuş gözlemevi kompleksine götürüyordu.
    Hubble, çığır açan astronomik gözlemlerini dönemin en büyük teleskopuna sahip Mount Wilson gözlemevinde yapmıştı. Hubble 1924’te, teleskopun o günün standartlarıyla devasa boyutlardaki -yaklaşık 2.5 metre çapındaki- aynasıyla Samanyolu galaksisinin, uzayın uçsuz bucaksızlığındaki sayısız ‘ada evrenden’ yalnızca biri olduğunu saptamıştı. Hubble ve yardımcısı Milton Humason, spiral şeklinde dönen bu galaktik disklerin hareketlerini izlemiş ve daha da şaşırtıcı bir sonuca ulaşmıştı: Uzay, galaksileri birbirlerinden uzaklaştıracak şekilde genişliyordu.

    EVRENİ KAĞIT ÜSTÜNDE ÇÖZMÜŞTÜ

    Mount Wilson Tepesi’nde baharı anımsatan güneşli bu ocak gününde, 51 yaşındaki Einstein, büyük bir zevkle dünyanın en büyük teleskobunu kurcalıyordu. Oyun oynayan bir çocuk gibi, ev sahiplerinin dehşet dolu bakışları altında teleskopun iskelesine tırmandı. Einstein’ın yanında eşi Elsa da vardı. Kendisine, dev teleskopun evrenin yapısını belirlemek amacıyla kullanıldığı söylendiğinde Elsa şu yanıtı verdi: “Öyle mi, eşim Albert aynı işi bir kağıt parçası üzerinde yapıyor.”
    Einstein, Hubble’ın kozmik genişlemeyi teleskop gözlemleriyle saptamasından henüz yıllar önce, evrenin genişlemesini kuramsal olarak Genel Görecelik Kuramı’nda tasarlamıştı. Gözlemlerde uzaya atılan her bakışın ucu dönüp dolaşıp Einstein’ın teorisine varıyor.
    Makalenin tamamını National Geographic dergisinin Mayıs sayısının sayfalarında bulabilirsiniz.

    EİNSTEİN BUZDOLABI DA İCAT ETMİŞTİ

    Olağanüstü bir teorisyen olduğu kadar tamirciliğe de meraklı olan Einstein, dönemin yeni mekanik buzdolaplarının gürültüsünden hiç hazzetmiyordu. Berlin’deki bir ailenin hatalı contalardan sızan toksik soğutucu yüzünden can verdiğini öğrenince, hemen kolları sıvadı. Budapeşteli genç bir fizikçi olan Leo Szilard ile bir beyin fırtınası yaptı. İkili 1930’da oynak parçaları olmayan, elektrik gerektirmeyen ve soğutucuyu sabit, güvenli bir basınçta dolaştıran bir buzdolabı için patent aldı.

    EİNSTEİN’IN BUZDOLABI ÜRETİLEMEDİ

    yarattıkları tasarım standart buzdolaplarının sızıntıya yatkın ve gürültülü mekanik kompresörünü devre dışı bıraktı. Einstein ve Szilard bunun yerine marifetli bir pompa koydu. Einstein’ın sözleriyle aktarmak gerekirse, bu pompanın işleyişini sağlayan “Sıvı sodyum ve potasyum karışımını hareket ettiren bir manyetik kılavuz alanının yaratıldığı değişken elektrik akımıdır. Bu karışım bir kasa içinde değişken yönlerde hareket eder ve pompanın pistonu işlevini görür. Böylece soğutucu madde mekanik yoldan sıvılaşır ve yeniden buharlaşmasıyla soğuk yaratılır.”
    Bu tasarım elektrikle çalışmaktaydı, ama iki fizikçi sadece ısının ya da su basıncının çalıştırdığı varyantları da ortaya koydu.
    Sessiz çalışan bu buzdolabı hiç bakım da gerektirmeyecekti. Ne var ki, asla üretilmedi. Araya 1929’da tüm dünya ekonomilerini sarsan Büyük Bunalım’ın finansal zorlukları girdi ve daha az tehlikeli soğutuculara dayanan yeni teknolojilerin bulunması Einstein-Szilard modelini geçersiz kıldı





  3. HaKHaN
    Özel Üye
    Özel görelilik kuramı

    19. yüzyılın sonlarında Michelson-Morley deneyi, ses ve başka dalga olaylarının tersine, ışık hızının referans sistemine göreceli olmadığını göstermişti.[9] O dönemde sesin hava aracılığıyla yayıldığı gibi ışığın da esir denen gizemli bir ortamda yayıldığı düşünülüyordu.[9]
    Einstein ışık hızının sabit olduğunu ve ışığın yayılması için esir ortamının gerek olmadığını ve mekan zaman ve hareketin izafi olaylar olduğunu düşündü.[11] Çalışmalarının sonucuna varırken iki ilkeyi varsaydı: görelilik ilkesi sabit hızla hareket eden bütün gözlemciler için geçerlidir ve ışığın hızı bütün gözlemciler için c’dir.[12] Einstein’ın kuramı ile sabit hızla hareket eden iki gözlemcinin matematik hesap ile aynı olayın gözlemcilere göre yer ve zamanı belirlenebiliyor.[12] Bu kuram, Newton’un her yerde aynı işleyen, herkes için aynı “mutlak zaman” fikrini yıkıyordu.[12] E=mc² fikri bu kuramdan çıkmıştır.
    Genel görelilik kuramı
    Özel görelilik kuramı düzgün, doğrusal ve ivmesiz hareket eden sistemlerle sınırlıydı.[13] Genel görelilik kuramı ise birbirine göre ivmeli hareket eden sistemleri de kapsıyordu. Birinci kuram, kapsamı daha geniş olan ikinci kuramın özel bir hali sayılabilir.[13]

    Genel görelilik, gravitasyon kavramına yeni bir bakış açısı getirdi.[13] Klasik mekanikte gravitasyon, kütlesel nesneler arasında çekim gücü olarak algılanıyordu.[13] Örneğin dünyayı yörüngede tutan, kütlesi daha büyük Güneş’in çekim gücüydü.[13] Genel görelilik kuramına göre ise gezegenleri yörüngelerinde tutan, yörüngenin yer aldığı uzay kesiminin Güneş’in kütlesel etkisinde kavisli bir yapı oluşturmasıdır.[13] Genel kuram ayrıca gravitasyon ile eylemsizlik ilkesini “gravitasyon alanı” adı altında birleştirdi.[13]

    Kütle-enerji eşitliği

    Albert Einstein,enerjinin ışık hızının karesiyle maddenin kütlesinin çarpımına eşit olduğunu bularak kendisine kadar süregelen bir yargıyı yıkarak bilim dünyasında yeni bir çığır açmıştır. Ondan öncesinde kütle ile enerji arasında bir bağlantı kurulmamıştır ve ayrı olgular oldukları varsayılmıştır. 19.yüzyılda kimyagerlerin hassas aygıtları olmadığı için kimsenin dönüşüm sonrası kütle kaybından haberleri yoktu. Basit tepkimeler sonrası oluşan kütle kaybı fark edilememişti. Einstein ise bütün bilinenleri yıkarak çağdaş bilimin temel taşlarını atmıştır. Ona göre her şey enerjidir, yani maddeler de çok yoğun enerjilerdir. Kimyasal reaksiyonlar sonrası küçük de olsa kütlenin bir kısmı enerjiye dönüşmektedir. Bu durumu açıklamak için eşitliğin az farklı formülasyonu E=mc² ilk defa Albert Einstein tarafından 1905′de ünlü makalelerinde yayımlanmıştır. Aynı yıl önermiş olduğu özel görelilik kuramının bir sonucu olarak türetmiştir.

    Fotoelektrik etki

    Einstein öncesi ışık kimi bilim adamları tarafından tanecikler akımı, kimileri tarafından da dalga devinimi olarak nitelendirilmişti.[9] 19. yüzyılın başlarında Young’la başlayan, Fresnel ve daha sonra Faraday ve Maxwell’in çalışmalarıyla pekişen deneyler dalga kuramına belirgin bir üstünlük sağlamıştı.[9] Einstein’ın fotoelektrik çalışması, bu gelişmeyi tersine çevirmiş, hem de Planck’ın 1900’de ortaya sürdüğü kuantum teorisini de çarpıcı bir biçimde doğrulamıştır.[9]
    Üzerine ışık düşen bazı maddeler elektron salıyorlardı. Parlak ışıklar daha fazla elektron salıyor fakat enerjileri artmıyordu. Sarı ve kırmızı ışıklar pek az elektron salıyorlardı. Klasik fizik bu durumu dalga kuramı ile açıklayamıyordu. Einstein bu soruna Planck kuramını uyguladı. Sonradan foton adı verilen belirli enerjili bir kuanta, maddenin atomu tarafından soğrulmakta, böylece belirli enerjide bir elektron atomdan alınmaktadır.





  4. Zeyneb
    Bayan Üye
    Einstein hayatının özeti

    Einstein, 1879 yılında Güney Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası Einstein & Cie adında bir elektrik fabrikası sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda sağlıklı bir çocuk olduğu anlaşıldı.

    Einstein: buluş ve çalışmalarındaki esin kaynağını ise kendisi: "Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklit geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!" sözleri ile açıklamıştır.

    Lise öğrenimini 1894'te İsviçre'de tamamladı ve 1896'da Zürih Politeknik Enstitüsü'ne (ETH) girdi. Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrencisi ile evlendi. Mileva, Einstein'nın 1905'te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur.

    1955'te yaşamını yitirene kadar bilim dünyasına pek çok katkıda bulundu. 1916'da yayımladığı "Genel Görelilik Kuramı", 1921'de "fotoelektrik etki ve kuramsal fizik alanında çalışmalarıyla Nobel Fizik Ödülü'nü aldı.

    Bern'de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde bir çok araştırma yaptı. Önce atomun yapısı ve Max Planck'ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini sağladı.

    1905 yılında "Annalen der Physik" dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909'da Zürih Üniversitesi'nde öğretim görevlisi oldu. Prag'da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü'nde profesör oldu. 1913'de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü'nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi.Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı. . İlk eşinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eşi terk etti. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide ağrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa (takma ismi Else) ile evlenmiştir.

    Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933'e kadar Berlin'de yaşadı. Almanya'da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya'dan ayrıldı. Paris'te College de France'ta ders verdi; burdan Belçika'ya oradan da İngiltere'ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study'de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti.

    Küçük oğlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiş; büyük oğlu Albert, babası ve annesinin karşılaştığı Zürih Polytechnic'te mühendislik okumuş ve daha sonra University of California, Berkley'de profesörlük yapmıştır. 1955'de Princeton'da ölmüştür; oğlu Albert yanında bulunmuştur.

    Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümünden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunulmaktadır


+ Yorum Gönder


Einstein ne buldu,  albert einstein neyi buldu kısaca,  albert einstein neyi icat etmiştir kısaca,  einstein neyi buldu vikipedi,  einstein telefonumu buldu,  albert einstein ne buldu kısaca