+ Yorum Gönder
Kişisel Sayfalar Özel Forumlar ve Gizliyara Özel sayfası Forumunda Doğal ve kültürel varlıklar nelerdir? Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Doğal ve kültürel varlıklar nelerdir? Bilgi








    tuyktyukygfmfjkfyhmncbnbbbbbbbbbbbbbb







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Doğal ve kültürel varlıklar hakkında bilgi

    Bilindiği gibi doğal ve kültürel varlıklar, herhangi bir bireyin ya da toplumsal sınıfın emek ve sermaye harcamasıyla oluşmaz. Çoğunluğunun varlıklarını sürdürebilmesi için de yine herhangi bir bireyin ya da toplumsal sınıfın emek ve sermaye harcaması gerekmez. Öyle ki, özel olarak düzenlenmediğinde, bu varlıkların getirilerinden herkese yararlanabileceği gibi götürüleri de herkesi etkiler. Bu nedenledir ki, tüm doğal ve kültürel varlıklar kamusal varsıllıklardır; dolayısıyla, kamu yararını ençoklayabilecek doğrultuda "değerlendirilmeleri" gerekir.
    Ancak, bilindiği gibi, kapitalist üretim ilişkileri, bu gereğin yerine getirilmesini gücü yettiğince engellemeye, en azından güçleştirmeye çalışır, bu doğrultuda çeşitli düzenekler geliştirir ve işletir. Tüm tarihsel dönemlerde ve dünyanın her yanında çoğu zaman en acımasız biçimde işletilen bu yönelimde temel sürecin sermaye birikimi olduğu bilinmektedir. Kapitalist üretim ilişkileri ancak bu süreci geliştirebildiği ölçüde varlığını sürdürebilmiş ve yaygınlaşabilmiştir. Bu evrensel gerçeklikler, özellikle son yirmi yirmibeş yıldır hem dünya genelinde hem de Türkiye özelinde, deyiş yerindeyse gözle görülebilir elle tutulabilir somutlukta yaşanmaktadır. Emeğin yanı sıra doğal ve kültürel varlıkların, örnekleri ancak 19. Yüzyılın başlarında görülebilecek biçim ve düzeyde sömürülmesine yönelik düzenlemeler artık ülkemizde olağanlaşmıştır.
    Mayıs ayı başlarında 3996 sayılı "Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkından Kanun"da yapılan değişiklik de siyasal iktidarın "orman" sayılan arazilerin, otlakların, bozkır ve makiliklerin, verimli tarım arazilerinin, kıyıların, akarsu ve göllerin, yaylaların vb doğal varlıkların çeşitli yollarla yerli ve yabancı sermayeye açma çabasının en son örneklerinden birisidir.
    Siyasal iktidar artık "sineğin de yağını çıkarma" çabasında

    Bilindiği gibi, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkından Kanun, "kamu kurum ve kuruluşlarınca (kamu iktisadî teşebbüsleri dahil) ifa edilen, ileri teknoloji ve yüksek maddî kaynak gerektiren bazı yatırım ve hizmetlerin, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılmasını sağlamak" amacıyla, 1994 yılında, çıkarılmıştır. Akla gelebilecek her türlü kamusal "yatırım ve hizmetlerin yaptırılması, işletilmesi ve devredilmesi konularında, yap-işlet-devret modeli çerçevesinde sermaye şirketlerinin veya yabancı şirketlerin görevlendirilmesini" düzenleyen Yasada Mayıs ayı başında yapılan değişiklikle, kapsam alabildiğine genişletilmiş, uygulama da büyük ölçüde kolaylaştırılmıştır. Öyle ki, bu düzenlemeyle "milli park (özel kanunu olan hariç), tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında planlarda öngörülen yapı ve tesisler" de "yap-işlet-devret" kapsamına alınmıştır.
    Milli parklar, tabiat parkları, tabiatı koruma ve yaban hayatı koruma ve geliştirme alanları da ticari yapılaşmaya açılacak !

    Bilindiği gibi ülkemizde milli parklar, önceleri 1956 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanunu‘nun 25. maddesi ve milli parkların yanı sıra tabiat parkları, tabiatı koruma alanları 1983 yılında çıkarılan 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, yaban hayatı koruma ve geliştirme alanları ise 2003 yılında çıkarılan 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu uyarınca belirlenmekte ve yönetilmeye çalışılmaktadır. Kolaylıkla kestirilebileceği gibi, çok özel doğal, tarihsel ve kültürel özellikleri nedeniyle daha etkili biçimde korunabilmesi için ayrılan bu alanların özel yaklaşım ve tekniklerle yönetilmesi gerekmektedir. Başka bir söyleyişle; bu alanların tüm öğeleri ve süreçleriyle korunması, hem koruma altına alınmalarının doğası gereğidir hem de Anayasanın 63. maddesi ile anılan yasaların zorunlu kıldığı temel bir yönetsel ilkedir. Sözgelimi, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu‘nun 2. maddesine göre;
    "tabiatı koruma alanları, bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan, tehlikeye maruz veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabiat olaylarının meydan getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlaka korunması gerekli olup sadece bilim ver eğitim amaçlarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçalarıdır"
    biçiminde tanımlanmaktadır. Yasanın 10. maddesine göre bu alanlarda sözü edilen amaçlar dışında kullanımlara izin verilemez. Oysa, 3996 sayılı "Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkından Kanun"nda yapılan söz konusu değişiklikle, bu alanlarda bile "yap-işlet-devret" yaklaşımıyla ticari yapılaşmaların yolu açılmış olmaktadır..





+ Yorum Gönder


doğal ve kültürel varlıklarımız nelerdir