+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci 123456 ... SonuncuSonuncu
Güncel Konular ve Günün Sözü Forumunda Gözler neyi görüyorsa, gönlünden ne geçiyorsa '' o ''olsun Konusunu Okuyorsunuz..
  1. izmir yasemin
    Devamlı Üye

    Cevap: herşey gözünün ve gönlünün gördüğü gibi olsun

    herşey gözünün ve gönlünün gördüğü gibi olsun
    Çocuk Gözlerim
    Sezen Aksu'nun Firuze'si eşliğinde hayallere dalarsın yavaştan.. Gider deli gönlün mazide gezinir.
    Kapınız çalınır tak tak'' bir maniniz yoksa annemler bu akşam siz gelecek abla'' Hatta bazen mani bile sorulmaz kapı tak tak.. Ağzınızda çiğneyemediğiniz yutamadığınız lokma eşliğinde kapıya koşarsınız.
    Komşu teyzeler diz boyu size gelmiştir.
    Ders çalışmak da gerekli ama kış, soğuk diğer odalar. Tek odada soba varsa çaresiz orda oturup çalışacaksınız. Çocuk sesleri arasında; ne şikayet; ne sızlanma okuduğunu da anlarsın bu arada ilginç olan da budur.
    Gece yarılarına kadar sokakta oynarsın, misket seksek köşe kapmaca bazen de erkek çocuklarla karanlık sokakta bisiklet yarışı yaparsın, bazen de dövüşürsün.
    Ağaç tepelerine tırmanır avaz avaz şarkı söylersin ananı delirtirsin en ince dalların tepesinde sallanarak..
    Gözünü açar açmaz bi lokma birşey yer denize koşarsın adını aldığın engin sulara dalarsın, dibi görürsün ne kadar berrak ve temiz olduğunu anımsarsın acı acı. biz neleri kirlettik Yarabbim böyle..Affet
    Çok büyük bahçeli bir evde sabah akşam koşturursun
    Ananın diktiği gözü gibi baktığı mis kokulu çiçekler eşliğinde oynarsın. Mor, beyaz renkli erguvanlar her renkten zambaklar, hanımelleri, yaseminler mis kokulu gerçek kır menekşeleri, yediveren güller, reçel yapılan katlı sakız güllerİ. Her renkten anamın katlı küpeleri..
    Uykunuz gelene kadar o bahçeden eve girmezsiniz.
    İmbatla gelen gelen o nefis çiçek kokuları ruhunuzu yıkar.Melissa en baskınıdır. ''Kokusunu bastı bu yine'' der ananız. En çok da melissayı seversiniz.
    Açan ve kokan çiçekleri bu kadar çok sevmenizin nedeni de bu çocukluğunuzun renkli bahçesidir..
    Hala ananızın yaptığı mis gibi kokan gül reçelinin tadını damağınızda hissedersiniz
    Babanızın sizin için yaptığı asma yaprağında boklu kebap yani sardalya balığının kokusunu duyarsınız..
    En çok da ince kabuklu sulu karpuz kabuklarını sıyırmasını seversiniz, bilirsiniz ki ananız çok kızacak'' tok evin aç kedileri ''diye bağıracaktır yine.. Olsun ama yaparsınız yine.
    Okul kitaplarının içine teksas tommiks koyar okursunuz erkek çocuklarla değiş tokuş yaparsınız serileri..
    Beş tane kocaman kocaman ağabeyiniz vardır.Siz de evin en küçük tek şımarık kızı..Çok sevilirsiniz.
    Evde dile gelmeyen ama sürekli uyulan kurallar vardır ananızla babanızın hiç kavga ettiğini bilmez ve duymazsınız seslerin bile yükseldiğini hiç anımsamazsınız ,olmamıştır çünkü. Her tarafta Atatürk resimleri ve Türk bayrakları asılıdır.
    En büyük abiniz; çok yakışıklı olan, hayran olduğunuz abinizle aranızda 20 yaş vardır.
    Kocaman olunca ananıza şaka yollu sorarsınız'' anam be ya zekamda biraz birşeyler olsaydı ( hafif ) bunca yaştan sonra hani beni doğurmak zorunda kalmışsın yaO bakımdan soruyorum..'' Çok kızar ayıplar sizi.
    Bütün abilerinizi çok seversiniz, ama büyük abiyi ayrı bir seversiniz. Bir başkadır onun sevgisi. O da sizi çok sever çocuğu gibi çok sever..
    Havacıdır, o resmi kıyafetle lacivertli abidir o, en çok şapkasını seversiniz.Size bez bebek ayakkabı getirmiştir.Takunya terlik getirmiştir bir keresinde hiç ayağınızdan çıkarmazsınız.
    Bu abi size vatan millet bayrak nasıl sevilir onu öğretir hep Atatürk' ü anlatır. Ölümüne vatan sevgisini, bayrak sevgisini sokar beyninize.. O sevgi içinize işler.. Aslında söylediklerinin yarısını anlamazsınız ki.. Ama hep başınızı sallarsınız.
    Gökyüzüne bakar uçaklar geçerken ''beni almadan nereye gidiyorsunuz'' der gözleri dolu dolu . Anlamazsınız ki çocuk aklınız yetmez ''yeni geldin ya onların yanından neden özledin'' dersin o da anlatır özlemenin ne olduğunu, sevmenin ne olduğunu belletir size..
    Böyle bir vatan sevdası, bayrak sevgisi abinizden abilerinizden mirastır size..
    Kucağına alır bu abi koklar, öper sizi.. ''Güzelliğim benim'' der hep size. Sonradan biraz büyüyünce bu okyanusu andıran adı onun size verdiğini öğrenirsiniz. Görevli olarak bulunduğu kentteki sevgilisinin adını vermiştir size, onu öğrenirsiniz anlarsınız sizi neden böyle kat kat sevdiğini de Ama küçük aklınızla o sevdiği kadını değil de hiç tanımadığı bir kadını neden eş yaptığını hiç bilemezsiniz Söylemez çünkü..
    Evin giriş kapısına beyaz ve kırmızı begonvili birlikte diker bu güzel yüzlü abi ''bak'' der size ''bak buna bu kırmızı beyaz yarim bayrağımız gibi çok sev bunu da bayrağımız gibi çok sev bu çiçeği de'' der size. O yüzden begonvil görünce rahmetli abinizin sözleri çınlar kulağınızda burnunuzun direği sızlar.
    Doğuştan gelir sevgiler sevdalar. Hep seversiniz siz sonradan birileri yaşamınıza nefreti sokar hiç bilmediğiniz öfkeyi kızgınlığı miras bırakır.Duygularınızla oynayanları tanıyamadığınız için kendinize kızarsınız.Sizin yüreğinizi çizenlerin hayatını çizmek geçer içinizden ama, sadece düşünce şöyle bir geçer aklınızı bir yoklar hafiften..
    Ama kocaman abiniz size vatanı bayrağı ülkeni insanları çok sevmeyi öğretmiştir. ''Başkasına bilerek isteyerek sakın zarar verme , başkalarının da sana zarar vermesine izin verme ''demiştir. Vatanına göz dikenlerden bayrağına el uzatanlardan dinine zarar vermeye kalkanların dışında kimseye düşmanlık besleme diyen sesi kulaklarınızdadır..
    ----------------------
    İzmir Yasemin
    Cevap: herşey gözünün ve gönlünün gördüğü gibi olsun sayfa üç frmacil 3 Cevap: herşey gözünün ve gönlünün gördüğü gibi olsun

  2. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa, gönlünden ne geçiyorsa''o '' olsun

    Sorma Git Artık
    Sevdalar diz boyu
    Pusuya düşmüş bir gönül
    Yaralı
    Meltem eşliğinde geminin güvertesinden gelen
    Ilık bir esinti misalı vurur önce bu sevda..
    Çeşme 'nin İzmir'in rüzgarı mı
    İmbatın azizliği mi getirir
    Bilinmez..
    Minik gövdeli sakız ağacı
    Keskin kokunu getir
    Dilimin üstüne koy acı tadını
    Hangi aşkın şahidisin sen
    Yürekteki yangını anımsatır bu yakamozlar
    İzmir'in denizi su olup aksa
    Sönmez bu yangın
    Biz de ucuz değil
    Sevdalar
    Ana-babam
    Harbiden harbiden
    Aşk sormadan geldin
    Sorma git artık!
    Gözünü kör ettiğin kadını
    Sahnede oynamak sırası şimdi..
    Uyurken uçar albatros yönünü bulur yine
    Gözleri açık bir sen bulamadın
    Gönül kapısını
    Yeniden yaz aşk şiirlerini
    Sevda yüklü satırları yükle
    Begonvillerin narin yapraklarına..
    Ateşle dansını bitir
    Kaç mevsimdir yağıyor üstüne yağmur
    Dolu oldu kar oldu
    Şimşekler çaktı olanca heybetiyle
    Çıkar güneşi artık..
    Ebemkuşağı görünsün haşmetiyle
    Denizin üstünde
    Bunca çirkin sesli martılar arasında
    Küçük yaralı bir serçeyim
    Sesini duyurmaya çalışan
    Adım okyanus
    Gözlerim deniz
    Hayatım alt-üst

    İzmir Yasemin
    -----------------------------------------------


  3. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa,gönlünden ne geçiyorsa''o '' olsun

    Gerçek bir ask hikayesidir

    Köle

    Adam sabah kalktığında masa hazırlanmış, bir kuş sütü yok sofrada. Giysileri de askıda tertemiz ütülü Yer içer giyinmeye gider, ama bu arada durmadan konuşur adam.
    Akşama yemeğe konuk çağırmıştır. Bu yemek çok önemlidir onun için.
    Durmadan yapacaklarının listesini tekrarlar bunu sakın unutma bunu atlama herşey yerli yerinde olsun
    Hızlı hızlı yatak odasına gider giyinmeye.. Ama söylenmeye devam ediyordur. Arkası dönüktür karısının sessizliğinin farkında bile değildir.
    Adam konuyu o adar abartır ki bağırmaya başlar nedensiz. O ana kadar da kadından tek kelime çıkmaz
    Eh!halkalı köle aldın yanına ya bağır bakalım.
    ---Bana bağırma! Ben senin kölen değilim diyen avaz avaz bir ses duyunca adam hızla geriye döner.
    Karısının gözlerindeki yaşları ve suratındaki ifadeyi kırılmışlığı görür.
    Hemen koşar eşinin yanına ellerini tutar ve öper eşini:
    ---Ben senin kölenim der.
    Akşama harika bir masa çok güzel bir ortam kadın harikalar yaratmıştır bir tutam sevgisini de katarak..
    Taş atan el gül atan el örneğidir bu.. Attığınız size geri dönecektir. Zorlaştırırsanız, karşı tarafta sizi zora sokar unutmayın.




  4. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Cevap: Gözler neyi görüyorsa ''o'' olsun

    ÇizGi ÇektiM Bu Aşk-A
    Küllenmiş sevdaların üstüne
    Çizgi çek hafiften
    Günbatımında
    Usulca at!
    Yüreğindeki son'' köz''ü de
    Denizin azgın sularına..
    Bırak yıkansın ruhun dalgalar eşliğinde
    Aşkın ateşinden..
    Yağmur yüklenmiş bulutlara bindir
    Bu susmayan deli sevdayı
    Gözlerini kapatıp yürüdüğün
    Bu yaman aşk-ateşi
    Gezsin şimdi dünyayı..
    Ruhun bugün başka telden
    Nihavend makamından
    Kalbin dansöz ayaklarında
    Kıvranıyor
    Sustur şunların akortsuz seslerini
    Kör sağır olmuş geceler
    İçinde kaybolduğun
    Geçmeyen zaman..
    Çözülmeye bırak
    Lal olmuş dillerini
    Değmeyeni misafir ettiğin
    Gözlerinden kaldır
    Hüznün perdesini
    Yaşanmayan ama..
    Gerçek olan
    Sevgiler
    Sizi kilitledim
    Geri dönmeyin diye
    Ege'nin derin mavi sularında
    Kaybettim..
    Ama bir kaybolan varsa
    Bu dünyada
    Bir de kaybeden olur
    Yanlış olan
    ODUR..
    Unutma..

    İzmir YASEMİN
    -----------------------------------------------------







  5. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Cevap:Gözler neyi görüyorsa ,gönlünden ne geçiyorsa'' o ''olsun

    Geçmişten Gelenler
    Aslında başka bölümde yazmaya niyetliydim ama vazgeçtim ağzımın tadı yok moralim zaten bozuk. İçim çok acıyor dolayısıyla yazacaklarım da tatsız şeyler olacak .Forumu zora sokmak istemiyorum. Kantarın topuzunu fazla kaçırıp farklı şeyler yazarsam olmayacak. Bu yüzden geçmişten kalanlara göz atmak farklı birşeyler yazmak gerekir diye düşündüm. Laptop eski ve sürekli ısınma katsayısı arttığı için diz ve el yakan olmuştu. Uzun süredir alarm veriyordu. Pazartesi kendi ısınırken, ekran kartı da fazlasıyla ısınınca olanlar oldu. Servise pazartesi verildi ,en az 20 gün sonra alabilirmişim.
    Bu laptop ödünç alınmışlardan. Benimkinden farklı son model tabi. Zorlanıyorum yazmakta, harfler de çok küçük ayarlama yapılmış yazana göre. Yakını çok iyi gördüğüm halde zorlanıyorum
    Ne zaman yazmak için otursam yarım kalıyor. Ya kapı zır, ya da telefon. Tatil şimdi, diz boyu gelen gelene ama'' ben tatildeyim imdat! '' demek istiyorum'' Ama çok sıcak otursanıza evinizde'' diyorum hem de yüzlerine karşı alınmaz benim arkadaşlarım laptop getirdiler ya. Eh! O kadar katlanacağız artık.
    Arkadaşım can dostum olan biri dergi ve gazetelerde yazar. Takma isimler rumuzlar kullanır, çok az kişi kimliğini bilir onlar da sağlam dosttur, kadim dostlardan yani.
    Onun geçerli kuralları vardır bizlere öğrettiği. Birkaç isimle yazın kimliğiniz öne neden çıksın ne gerek var yazdıklarınız bilinsin yeter. Hep gerçek yazın, hep dürüst olun, asla çizginizden sapmayın, doğru bildiğinizden şaşmayın.'' Bunu yazamazsın çok dürüstçe.. Yalan kat buna derlerse'', orda yazmaktan vazgeçin.Ama kimliğinizi ele verecek herşeyi saklayın, kendinizi ailenizi korumaya alın. Çünkü siz yalansız dürüst ve mert olduğunuz, korkusuzca düşüncelerinizi dile getirdiğiniz için eksi puan işlenecek, birileri tarafından hanenize.. Etrafınızda düşman sayısı artacaktır. Bu yüzden çalışıyorsanız emekli olun. 40'lı yaşlardaysanız 15 daha katın.Hep büyük olsun sayılar. Acı ve tatsız olaylar mı var yaşamınızda, o dönemde çok mu zorlanıyorsunuz. Eski acı ve yaşanmışlıklar kılın bunları da.
    Bana çok kızardı.'' Gürleme birden, yavaş ve derinden gidenlerden ol. Şu İzmir sevdandan vazgeç artık''.
    Üzgünüm bir tek İzmir sevdamdam vazgeçemedim canım arkadaşım.. Çok kızıyorsun ama, bu da benim takıntım yani.. Senin de takıntıların var.. Ben dile getiriyor muyum..
    Bak! Şimdi de 'kalbim Ege'de kaldı'' dinliyorum Sezen Aksu' dan
    Pazartesi geçmişten konuklarım çıktı geldi. Ben hayretler içinde kalmış olarak bakıyorum. Zırrr telefon akşama ordayız. Uygun mudur diye soran da yok. Başka bir planınız var mıydı diye bir sorsaydınız bari.. Kendileri kocam tarafından akrabam olurlar. Anası tarafından gelir bu akrabalık bağları. Birbirimizi çok sevdiğimiz söylenemez. Çok uzaktan geldiler, saygıda kusur olmaz bizde. Çok iyi yemek yaparım, her yörenin mutfağını da bilirim. Pasta, börek de uzmanlık alanım ,ben kuş da kondursam üstlerine yine beğenmeyecekler bilirim bunu da. Biz zeytinyağlı sebze ve balık ağırlıklı besleniriz. Onlar et ve tereyağ ağırlıklı beslenen sınıfından.
    Bir de bize biraz daha yakın bir kasabada oturan , baba tarafından akrabaları vardır eşimin. Onları gerçekten çok severim, karşılıklıdır bu sevgiler. Ben giderim, onlar da fırsat buldukları her zaman diliminde benim ve çocuklarımın yanında olurlar. Dünya tatlısı kendine has şiveleriyle tam anadolu insanıdırlar.
    Bahçeli evde otururlar, tıpkı benim gibi salça, tarhana ve turşuyu yaparlar, benim gibi evlerinde kışlık sebze ve meyve kuruturlar. Bizim gibi zeytin ve zeytinyağ olmaz onlarda. Ben siyah zeytin basarım seleye veya çuvallara. Yeşil zeytin kırarım ve çizerim . Yaprak basarım, onlara da götürürüz. Onlar da o yörenin farklı yiyeceklerini getirirler. Bu yüzden ana tarafı, onların bu becerilerine; doğal olarak da benim bu yaptıklarıma dudak bükerler. Ne gerek var herşey hazır. Eeee tabi ki onlarda para bol. Ölçülerileri para= herşey
    Gelir gelmez öf! ne sıcak memleket ya.. Klima açalım olmaz dokunuyor. Cam kapı penceler açık, başka ne yapmam gerekiyor? Yazlığınız olsaydı bari tarzında dokundurmalar ''3 tane yazlık vardı bir tane kalmadı elinizde'' onu oğlunuza sorun o zaman ne yapmış bakalım biz de öğrenelim .
    Ne yapsak da sizi memnun etsek acaba? Sizin çok uzak Akdeniz kıyısında bir yazlığınız var neden orda değilsiniz? Hiç anlamam.. O yazlığa giderler denize girmezler, deniz ürünleri yemezler. Nasıl bir yazlık ev anlayışıdır, ben senelerdir çözemedim. Evde oturulur uzun yaz geceleri boyunca okey oynanır mangal yapılır oyunlar benim uzmanlık alanıma girmez, bu yüzden de sataşırlar bana.
    Benim rahmetli abimden hatıra çok güzel bir adım vardır ama bu ismi kullanmak yerine şehrimin adının yanına bir de gelin eklerlek vurgulu vurgulu.. Ya sabır ya sabır
    Gezmek için neden yaz sıcağını beklediniz Baharda Eylül' de gelin mesela.. Ama olamaz ama sen çalışıyorsun amalar başlar aslında çok eğlendim ben onlarla çok.. İçim kaynadı
    Paranın; bazı insanların hayatından neleri yok ettiğine tanık olmak aslında üzücü. Neyse o meşhur markalı kıyafet takıntıları, dükkan dükkan gezmeler bitti. Onlar markalı kıyafetler bulamadıkları için çok üzüldükleri'' Ah! Ah !bir bizim memlekete gelemedi bu markalı kıyafet satan mağazalar'' diye dövündükleri memleketlerine geri gittiler













  6. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa ,Gönlünden ne geçiyorsa'' o'' olsun

    Bakalım bugün gönlümden ne geçiyormuş)
    Bugün itiraflar günü. Başka sitelerde yazdığımı söylüyorum ya, oralarda yazarken içim çok kaynıyor aslında. Bazen saldırıya uğruyorum sözlü olarak. Bu yüzden çoğu sitelerde yazmama kararı aldım. Ama dedim ya burası acilforum evim gibi oldu, en fazla paylaşım yaptığım zaman geçirdiğim yer bu forum. En özellerim burada kaleme alındı, isyanlarım burada dile geldi gereksiz saldırdım.. Madem itiraf günü söylüyorum, ama Allah''tan bana kimse uymuyorGereksiz alınganlık yapıp kırıldığım günler, yazmaktan vazgeçtiğim günler de oldu. Dağa taşa sığamadığım, yer gök cehennem günlerimde, saldırdım. Bunu da itiraf edeyim. Birinin canını yakmak istedim.Hiç tanımadığım birileri..
    Saldırıyı haketmeyen değerli insanlara saldırdım. Bu da benim vicdanımı rahatsız ediyor, asla bunu haketmiyorlardı Aslında gönül borcumu ödemek için onların sayfasına; açtıkları konulara daha fazla yazmaya çalışıyorum. İlk geldiğim gün soru sordum anında yanıt geldi o minnettarlığımı ödemek için yazmayan, artık forumda göremediğim o yanıt veren kişinin de sayfalarına yazıyorum. Bana haklarını helal etsinler.
    Burda yazdığım yazılardan bazılarını paylaşıyorum farklı yerlerde, ama en özel ve güzel konuları bu sayfadan dışarı çıkarmıyorum.
    Farklı sitelerdeki kişileri de tanımıyorsunuz burada olduğu gibi. Çoğunun cinsiyetini, yaşını da bilmiyorsunuz . Kadın mı erkek mi.. Önce bir duraksıyorsunuz, tahmin yürütmeye çalışıyorsunuz. Yazdıkları çok sertse ve ağır dozda sürdürüyorsa söylemlerini asıyor kesiyorsa, erkek olduğunu anlıyorsunuz o vatandaşın, bir bitirim havaları bir racon kesme, bir dayılanma . Asarım keserim edebiyatı yapılır hep, en çok da buna gülerim. Çoğu zaman da bilgi yarışmalarında erkek- kadın farkını hemen anlıyorum. Tek yarıştığınız siteler de var, karşılıklı yarıştığınız ikili üçlü ve çoğul yarışmalar da var. Yarışır yenersiniz, bazen de karşı taraf yener sizi. Çekilirsiniz oyundan , ama bazen birini geçersiniz, bir daha oynamak ister, yenersiniz bir daha. O zaman anlarsınız karşıdaki'' erkek'' hırs yapmış, yenilmenin hırsını yaşıyor. Hazmedemiyor, Ben onun kim olduğunu cinsiyetini göremem ama o beni görüyor kimlik bilgilerim olmaz ama bayan olduğum bellidir, özellikle erkekler tüm bilgileri saklar. Yenildikleri belli olmasın diye mi acaba?
    Ben kafama göre yazarım . Ama en çok acilforumda yazarken dikkatli davranırım .
    Siz yazarsınız çizersiniz . Fikrinizi belirtirsiniz. Gönlünüzden geçenleri kağıda dökersiniz, bazıları beğenir bazıları beğenmez. Siz kişilerin beğenisine göre yazmazsınız. Ya gönlünüzden geçenleri kaleme alırsınız veya bir konu hakkında fikrinizi belirtmek için yazarsınız.
    Karşı taraf kabul eder veya etmez. Bu sizi bağlamaz. Yazdıklarınız sizin doğrunuzdur. Karşı tarafa kabul etmesi için baskı yapamazsınız. Yazdıklarınız bildikleriniz doğru ve gerçeğin kendisiyse bunu karşı tarafa anlatmanız doğruluğunu kanıtlamanız gerekir. Zorla kabul ettiremezsiniz.Siz zorlarsanız karşı taraf da sizi zorlar. Haklıysanız konuşmanız ikna etmeniz gerekir. Biz toplum olarak eleştiriyi kabul etmeyiz, kadın- erkek böyleyiz. ''Ben eleştiriye açığım'' lafı külliyen yalandır. Hemen efeleniriz, fikrimizi kabul ettirmek için küstahlaşırız . Çoğu zaman da dinlemeyiz, dinlemeyi bilmeyiz.
    TÜRK erkekleri ve İtalyan erkekleri analarına en düşkün erkekler seçilmiş uluslar arası yapılan anketler sonucu.
    Analar kıymetlidir çok sevilir ''anam gib yapamıyorsun bu yemeği'' TÜRK erkeklerinin ilk söylemlerindendir İyi de ben senin anan değilim ki Analarına toz kondurmazlar ne güzel! Ama birbirlerinle kavga ederken de en çok analara küfrederler. ''Sen benim adama küfür edemezsin'' deyip önce karşıdakinin anasından başlanır, avratdan çıkılır. İyi de be adam! Onun anasına ettiğin küfür, kendi anana geliyor , senin anana dönüyor. Bunu ne zaman anlayacak, analara küfür etmekten vazgeçeceksiniz..
    Bu iş; taş atan el , gül atan, çiçek atan el örneğidir. Attığın fazlasıyla sana dönecektir.
    Lütfen attıklarınıza dikkat edin!
    Yaralı serçeler, şiirlerde masal sayfalarında. Yaralı ceylan gibi gördükleriniz aslında ''Asena'' bir çoğu da dişi kartal bunu da unutmayın diyorum



  7. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa'' o'' olsun
    Analar vazgeçmez!
    Herkes vazgeçer analar vazgeçmez. Evladından sevdiğinden tek analar vazgeçmez Öldürseniz vazgeçmez kuzusundan Nayman ana vardır mitolojide efsaneleşmiştir bu ana. Ama bu ananın öyküsünü anlatmak için en başa gitmek gerekir.
    Türk dünyasının en bilinen ve sevilen yazarlarından Kırgızistan TÜRK'ü Cengiz Aytmatov. Selvi boylum al yazmalım filmi Kırmızı eşarp adlı eserinden alıntıdır. Sevgi nedir ? Sevgi emektir diye biter. Seçimi yapar ana gönlünün istediğini sevdiği adamı değil de evladının istediğini onun tercih ettiğini seçer.
    Cengiz Aytmatov'un Gün Uzar Yüzyıl Olur (Gün Olur Asra Bedel) romanında yer verdiği bir efsane vardır Bu bir Kırgız efsanesidir. Okunan ve onlarca çevirisi yapılan.
    MANKURTLAR Kırgız TÜRK'lerinin başbelasıdır. Azılı düşmanlarıdır.Biz de AVARLAR diye bilinir veya NAYMANLAR diye tanınır. Nayman adını taşır kimine göre TÜRK kavimlerinden biridir. Bazısı da Çinlilerdir bu kavim der. Avrupalılar tıpkı Çinliler gibi AVAR dediklerimize JUAN JUAN derler.
    AVARLAR savaşçı zalim bir ırk diye tasvir edilir. Başbelasıdır bu kavim Uzun saçları omuzlarından aşağı dökülür. Kavgacı savaşçı olan bu insanların saldırmaya giden birliklerin başında da kadın kaanları bulunur diye okursunuz bazı kitaplarda da. At üstünden inmezler hatta ölünce atlarınla birlikte gömüldüğü söylenir bu insanların.
    Kızılderilerin bunların devamı olduğu da söylenir. Ona bakarsanız Kızılderililerin aslı TÜRK'tür diye bir tez de atılmıştır ortaya. Fetihler sonucu Osmanlılar her yere savaşçılarını yollarmış. Devleti- Osmanlıyı bilsinler müslümanlığı anlatsınlar diye ALPERENLER atlarına atlar dünyayı dolaşmaya çıkarmış . Çoğu gelemezmiş gidenlerin daha doğrusu dönemezmiş. Olanaksızlıklar nedeniyle veya verilen emir kalın dönmeyin geriye de olurmuş bazen.
    Amerika ya gidenler Kızılderili olan yerli halkla bir şekilde içiçe geçer yerli halkla evlilik yapan Alperenlerin yıllar sonra asılları değişime uğrar. Zamanla dilleri ve dinlerinin değiştiği de söylenir yazılanlara göre Kızılderililerin dokudukları kilimlerde hala Anadolu motiflerinin devam ettiği söylenir. Yere bağdaş kurup oturma, bizim el kol hareketlerimiz, hayret ettiğimiz zaman çıkardığımız cık cık sesleri Kızılderililerin şu anda devam ettirdikleri alışkanlıklarıdır. Kızılderililerin yüzyıllar önce esirlerin kafataslarını diri diri yüzdükleri düşünülürse kim kimin devamı çözmek mümkün değil.
    AVARLAR işkenceler konusunda da uzmanlaşmış birer canavarmış . Avarların esir aldıklarını yakınları bir daha aramaz aramak istemezmiş. Bilirlermiş ki onlardan atalarına fayda gelmez. Bir tek analar yavrularından vazgeçmezmiş.
    Avarlar her fırsatta saldırı düzenlermiş yerleşim yerlerine. Köyleri yıkar yakar talan eder acımasızca herkesi katlederlermiş. Genç ve güçlü erkekleri esir olarak yanlarına alır dönerlermiş yaşadıkları yerlere.
    Bu dayanıklı ve güçlü erkeklere inanılmaz işkenceler uygulanırmış. Daha güçsüz olanlar köle pazarında satılırmış. Onların günün birinde oralardan kaçıp memleketlerine dönme şansı olurmuş . Ama bu güçlü erkeklerin işi çok zormuş. Mankurtlaştırmak için ayrılan bu erkekler ömürlerinin sonuna kadar köle olarak yaşamaya mahkum edilir efendileri tarafından
    en kötü koşullarda çalıştırılır en kötü işler onlara yaptırılırmış bu zamanın paralı ölüm makineleri gibi.
    Mankurt yapmak istedikleri bu erkeklerin önce canlı canlı kafa derileri yüzülürmüş. Tek kıl kalmayacak şekilde saçlar kökünden koparılır temizlenirmiş. Daha doğrusu saçlar yolunurmuş o esirlerin sesleri dağı taşı delermiş. Öylesine vahşi ve korkunç bir kabileymiş bu AVARLAR. Kafa tamamen temizlendikten sonra bir deve keserlermiş. Devenin boyun tarafından bir deri alırlarmış. Boyun derisi daha kalın ve dayanıklı parçalanamaz diye seçilirmiş boyun bölgesi. Deriyi sıcakken hemen derisini yüzdükeri adamın başına geçirirlermiş. Derisi ve tüm bedeni kan içinde kalan zavallı esirin başına geçirilen deri hemen tutarmış kafayı ve kalıp gibi yapışırmış kanlı kafatasına. Kafaya sımsıkı otururmuş.
    Kafatasını tamamen deriyle kapatır ve daha çabuk kuruması için hem de kölenin iç parçalayan çığlıkları duyulmasın diye çöle götürülürmüş bu genç adamlar. Kafatasını yere sürtüp deriyi çıkarmasın diye de tutsağın boyun kısmına bir kütük geçirilir elleri ve ayakları bağlanır ve yere eğilmeyecek dik duracak şekilde bir ağaca bağlanır sabit tutturulurmuş bir yere. Kımıldayamazmış bu köle adam.
    Tutsak günlerce kızgın güneşin altında bekletilirmiş. Kafaderisi kurudukça kurudukça deri büzüşür ve kafasını mengene ile sıkar gibi sıkar dayanılmaz bir acı çekermiş bu köle insanlar. Kökünden kazınan saçlar yeniden çıkmak istermiş.Kıllar üste doğru uzayamayınca alta doğru iner ve beyne batarak esire dayanılmaz acı verirmiş. Sesleri yeri göğü inletirmiş. Esir çok güçlü ve dayanıklı ise ölmezmiş. Ölmek ister ama ölemezmiş.
    Çektiği acılar sonucu bu genç adamlar şok geçirirmiş.Bilinçlerini kaybedermiş. Kimseyi tanımaz kendini bile bilmezlermiş
    Avarlar süre dolunca o tutsakları geri getirirlermiş Boynundan tasmaya benzer kütüğü çıkarır ekmek ve su koyarlarmış şuurunu kaybetmiş bu insanların önüne.
    Bu esir adamlar Mankurt olurmuş böylece. Anasını- babasını atasını soyunu sopunu unuturmuş.Doğduğu yeri ülkesini bilmezmiş bu kavramlar yokmuş artık belleklerinde sadece ona su ve ekmek veren sahibini tanırmış onun verdiği her emri yerine getirirmiş.
    Ona tıpkı ava alıştırmak istedikleri hayvanlara uyguladıkları tekniği uygularlarmış. Hergün su ve yemeği artarmış bu Mankurtların. Tutsak yemek veren kişiden başkasını tanımazmış. Sahibinin sözünden çıkmayan bir köpek yavrusundan farkı yokmuş bunların.
    Bütün ağır ve kötü işleri bunlara yaptırırlarmış bir lokma ekmek ve su karşılığı. Soru sormak yok istemek yok itiraz yok sorgulamak yok.. MANKURTLAR çok pahalı kölelermiş çok dayanıklı oldukları için. Günlerce çölde yemeden içmeden yaşama gücüne sahipmiş bu efsane adamlar.
    Bu kaçırılan esirler arasında anasının göznuru bir evlat varmış.
    Ana çöllere düşmüş günlerce haftalarca evladının izini sürmüş. Ondan herkes vazgeçmiş yakınları bırakmış peşini ama bu NAYMAN ana vazgeçmemiş oğlundan.Sonunda bulmuş Nayman ana oğlunu bir çölde hayvanlara bakarken, aç susuz sefil bir halde. Yaklaşmış oğlana . Oğul demiş oğul canım ciğerim oğlum sen benim oğlumsun ben de anan bildin mi a oğul demiş Nayman ana.
    Genç adam birşey anlamazmış söylenenlerden. Ana bıkmadan tekrarlarmış. Oğul anan benim senin. Baban atan belli sen Dönenbayın oğlusun baban odur senin'' dermiş bıkıp usanmadan oğlu onu tanısın diye çırpınır dururmuş. Hangi ana vazgeçerki evladından. Nayman ana da vazgeçmemiş kendini tanımayan bu oğlundan.
    Bunu hergün yapan Nayman ana Avarların dikkatini çekmiş. Birgün demişler ki Mankurta sana yaklaşan herkesi vur. O oğul çekmiş okunu ben senin ananım ey oğul diyen anasını göğsünden vurmuş.
    Ölmüş Nayman ana ve ruhu kuş olmuş oğlunun başında dolaşmaya başlamış. Dile gelmiş . ''Oğul oğul gözümün nuru ışığı oğul senin anan benim baban da Dönenbay' dır'' diye bağırmaya devam etmiş
    O gündür bugündür de o kuşa Dönenbay kuşu denmiş adı öyle kalmış efsanede.
    MANKURT :Boyun eden, aslını bilmeyen, vatanı yurdu olmayan demektir. Zincirlenmiş düşünceler boş fikirler. Kendini bile bilmeyen esir de diyebiliriz bu Mankurtlara. Vurulmuş fikirler ataları asılları olmayanlar diyebiliriz.
    Anadolu' da ''mankafa'' diye bazen kızdıkları insanlara karşı kullanılan hakaret içeren biraz argo olan bir sözcük olarak da bize yerleşmiştir.--Anlamadın mı hala? Ne kafasız şeysin birşeye basmıyor kafan senin anlamıyorsun bir türlü demektir.



  8. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , gönlünden ne geçiyorsa ''o'' olsun

    DENİZ GÖZLERİM

    İçim dışım gözlerim deniz
    Hüzün bulutları tepemde
    Dalmışım yine kıyıda
    Gidiyorum
    Adınını hala koyamadığım bu aşkın
    Vefasızlık tüneline
    Karanlık ve hüzün
    Son perde
    Sararmış takvim yaprakları
    Gönül çekmecemde
    Son yaprak da düştü elimden titreyerek
    Yüreğimin gizli hanesine son eksi kondu
    Hanende sazlar eşliğinde
    Seçilemeyen yüzler kayboluyor
    Geçmişin karanlığına yuvarlanıyor
    Film şeridi gibi bir bir
    Bu ne acele
    Geleceğe yelken açtım
    Bilinmeyenin içinde
    Fırtınalar yol arkadaşım
    Deniz suyu mey olmuş elimde
    İçmişim
    Yaralarım kanıyor bak
    Tuzlu su mu yaktı ciğerimi
    İnceden inceye sızlıyor tenim
    Yar denilen iyileşmeyen yaram
    İçimi acıtıyor
    Ecel gibi susturuyor dillerimi
    Yaseminler çiçek açmış
    sevdamın bahçesinde
    Karşı kıyıda anlamsız biryürek
    Dalgalar getirmeyin
    Gönül hırsızımı
    Kulaklarımda tek kişilik koro
    Haykırıyor
    Duy beni
    Aşkım yalan değil
    Emret öleyim
    Aşkına amadeyim
    Ey sevgili
    İçim dışım gözlerim deniz
    Serap görmüş gönül
    Denizi çöle çevirmiş
    Kumları temizledim
    Deniz gözlerimden
    Çekmecem boş
    Unutmuşum işte

    İzmir YASEMİN




  9. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi Görüyorsa Gönlünden ne geçiyorsa''O''olsun

    SEVDAM YASAK SANA

    Günü geçmiş doğmayan sancılarım
    Yüzleşmeyin benimle
    Gönül kapıma gizlice koymayın
    Kapanmayan aşk defterini
    Yılan yıllar akıttın zehrini
    Ahu oldum vuruldum
    Yüreğimde kanayan
    Cam kırıkları çiziklerim
    Kabuk tutmamış taze yaraları
    Kanatmayın derinden
    Anlamsızca sorgulamayın geçmişi
    Bırakın özgür
    Dilediğim gibi yaşayayım
    Kavgalı- dövüşlü
    Ama benim
    Aşuk-a Maşuk sorulur mu
    Şirin' Ferhat kim
    Yürekler bir atmayınca
    Güneşin doğuşu aynı gözlerle görülür mü
    Özü gören göz değil
    Gönül
    Özümden gelenler iç sesim
    Bırakın haykırayım
    Hüzünler çiçek açtı
    Kendimden geçmedim
    Aşkımdan vazgeçtim
    Sevdam yasak sana
    Kapımı birdaha çalmayın

    İzmir YASEMİN



  10. izmir yasemin
    Devamlı Üye
    Gözler neyi görüyorsa , Gönlünden ne geçiyorsa ''O'' olsun

    Kadın ve Erkek- Hiciv

    Fal tuttum çakıl taşlarından
    Bir kadın bir erkek
    İkimizin dileği ne
    Erkişi yok çıktı niyetine
    Seni ve eşini ruhundan üfleyerek
    Yarattı HUDA
    Aslından önce müsvedde dense
    Hoş olur mu canının damlasına
    Bak elmanın yarısı bu tarafta
    Ben olmasam sen olurmusun acaba
    Kaburga kemiğinden yaratıldım
    Kalbine yakın
    Sesimi duy sev koru diye
    Eşsiz varlığım senden sonra
    Yaratılan senin yarın
    Yarının
    Önce anayım sonra kadın
    Aşk şiirleri de yazar kadın
    Asker vatan bayrakta
    Kadınlık değerlerime vurup sığlaşma
    O kadın da
    Kaba yontulmamış
    Taş devrinden başlar sonra
    Yaralı serçeler ıslak caddeler
    Kırık kanatlı kuşlar
    Şiirlerde ve de masallarda
    Yarlı ceylan sanıp saldırdıkların
    Aslında birer ASENA
    Dişi kartal yuvasında
    Ellerime gülleri dikenleriyle atarsan
    Derimin yüzülen etlerinden
    sızan kanları
    Takip eder kanatlı melekler
    Arş-ı Ala'ya varır feryadı-ı figan
    Doğmamış cenine bile ağlar anan
    Cennet ayaklarının altında hem de
    Anadır önce cennete basan
    Ağlarsın sonra huzuru mahşerde
    Anam aman aman
    Seni doğuran da kadındır
    Anandır ana
    Taş atan gül atan el örneğidir
    Bu masal
    Attığın fazlasıyla sana geri dönecektir
    Erkişi niyetine

    İzmir YASEMİN







+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci 123456 ... SonuncuSonuncu