+ Yorum Gönder
Hayvanlar Alemi ve Hayvancılık Üretim ve Bilgiler Forumunda Tavşan Yetiştiriciliği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Tavşan Yetiştiriciliği








    Tavşan Yetiştiriciliği Hakkında Bilgi


    Dengeli beslenmenin önem kazandığı günümüz toplumunda doğal olarak hayvansal kaynaklı gıda maddelerinin yeri tartışılmaz. Et üretiminde büyük ve küçük baş hayvan populasyonunun arttırılma olanakları, meralarımız göz önünde tutulacak olursa sınırlıdır. Bu durumda et ihtiyacımızın karşılanmasında bir seçenek olarak evcil hayvan üretiminin büyük bir potansiyel olduğu açıkça görülmektedir. Tavşancılığın küçük evcil hayvan yetiştiriciliği içerisinde çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Eti için yetiştirilen diğer hayvanlarla karşılaştırdığımızda tavşanın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Bir tavşandan yılda 6-7 batın ve her batında ortalama 8 yavru alınabilmektedir. Bir yavru iyi bakım besleme sonucu 2,5-3 aylıkken kesime gelmekte ve 1200 - 1500 g arasında yenilebilir et vermektedir.

    Evcil tavşan eti; beyaz, gevrek, kemik oranı düşük ve çok lezzetli bir ettir. Protein oranı yüksek (% 20-21 ), kalorisi (1749 kcal/kg ), yağ oranı (% 10-11 ) ve kolesterol miktarı (50 mg/kg ) diğer birçok etten düşük olan tavşan etinin pişirilmesi de son derece kolaydır. Tavşan etinden her çeşit yemek yapılabildiği gibi % 10 oranında karıştırılarak sucuk, sosis, salam olarak da değerlendirilmektedir.

    Tavşanın beslenmesi de diğer hayvanlara göre kolaydır. Yediği yem maddelerini kolayca ete çevirebilir. Bu hususta tavşanı ancak balıklar ve etlik piliçler geçebilmektedir. Tavşanlar sadece 2.5-3 kg yem yiyerek 1 kg et tutabilmektedirler. Diğer evcil hayvanlarda 1 kg et için tüketilen yem miktarı daha fazladır. Bu miktar koyunlarda 9 kg, sığırlarda ise 10 kg civarındadır.
    Tavşanın diğer önemli bir verim yönü de kürküdür. Birinci kalite tavşan kürkleri manto, etol, şapka gibi giysilerin yapımında kullanılır. Daha düşük kaliteli kürkler oyuncak, terlik yapımında yünü alınmış deriler ise yapıştırıcı ve yem sanayinde değerlendirilmektedir. Tavşan tüyü ya da yünü ise yüksek keçeleşme özelliği ve koyun yününe oranla 2 kat fazla ısı tutma kabiliyetiyle şapkacılıkta ısrarla aranmaktadır. Tavşan gübresi ise yüksek azot ve fosfor oranı ile iyi bir sebze gübresi olarak değerlendirilmektedir.
    Tavşanın deney hayvanı olarak da çok geniş kullanım alanı bulunmaktadır. Ülkemizde bu talep giderek artmaktadır.


    Verim yönlerine göre
    1- Et tavşanları (Yeni Zelanda,Kaliforniya, Şinşilla).
    2- Post tavşanları (Rex tavşanları ).
    3- Yün tavşanları (Ankara ).

    Tavşan yetiştiriciliğine başlamak isteyenler, hangi ırklarla işe girişmeleri gerektiğine karar verebilmeleri için tavşan ırkları konusunda genel bilgi sahibi olmaları gerekir. Ülkemizde yetiştirilen tavşan ırklarının sayısı 3-5 kadardır. Bu ırklardan en yaygın olanı Beyaz Yeni Zelanda tavşanıdır.








  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Tavşan çeşitleri ile ilgili bilgi


    Yeni Zelanda Tavşanı

    Amerika’da et yönünde geliştirilmiş bir ırktır. Beyaz ve kırmızı olmak üzere iki tipi vardır. Her ikisi de orta büyüklükteki ırklardandır. Beyaz Yeni Zelanda dünyada ve Türkiye’de yaygındır. Beyaz tip vücut büyüklüğü bakımından kırmızı tipe benzerlik gösterir. Beyaz tipte vücut yapısı daha sağlam, sırt ve butlarda kas gelişimi iyi, vücut dolgun, arka kısım geniş ve yuvarlaktır. Bacaklar kısa ve kuvvetli kemiklidir. Baş geniş ve kısa olup vücutla iyi bir uyum gösterir. Kulaklar uzun değildir ve tüylüdür. Gözler kırmızı renklidir. Ergin canlı ağırlık erkeklerde 4-5 kg, dişilerde 4.5-5.5 kg’dır. Postu istenen renge boyanabilir ve et verimine uygundur.

    Kaliforniya Tavşanı
    Birleşik Amerika’nın Kaliforniya kentinde et ve post verimi yönünde geliştirilmiş yeni ırklardan biridir. Etçi bir tavşandır. Vücut dolgun, omuzlar, butlar ve sırtta kas gelişimi kuvvetlidir. Baş kısa ve kulaklar diktir. Tüyler orta uzunlukta ve çok sıktır.

    Rex Tavşanı
    Kısa tüylü ırkların tek örneğidir. Post verimi önemlidir. Tüyleri 18-22 mm’dir. Derisi yumuşak, tüyleri kısa, parlak, kadife gibidir. Çok çeşitli tipleri vardır. Postunun her renge boyanabilmesinden dolayı en çok tutulan tip beyaz rex dir. Almanya’dan ithal edilmiştir. Yakın gelecekte ülkeye yayılması planlanmaktadır. Beyaz rex tavşanında vücut beyaz renkli, gözler kırmızı veya mavi renkli olabilir. Canlı ağırlık bakımından Rex tavşanları 3 gruptur. Ağır grupta: Beyaz Rex, Mavi Rex, Chin rex bulunur. Bunlar ortalama 4 kg’dır. Orta grupta: Siyah rex, Sarı rex, Havana rex, Castor rex bulunur ve ortalama canlı ağırlık 3.5 kg’dır. Hafif grupta ise Lux rex, Marder rex tavşanları bulunmaktadır.

    Ankara Tavşanı
    Vücut orta büyüklükte olup canlı ağırlık 3.5 kg kadardır. En önemli verimi olan yünü 15-20 cm uzunluktadır. Yılda ortalama 1000 g yün verirler.Çeşitli renklerde varyeteleri bulunmakla birlikte dünyada en tutulan çeşidi beyaz renklisidir.

    BARINAKLAR ve EKİPMAN
    Tavşan barınaklarının düzenlenmesi, tavşanların davranış özellikleri ve iklim şartlarına karşı göstermiş oldukları tepkiler ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Tavşanlardan gereği gibi yararlanabilmek ve yetiştirme amacı olan verimleri kaliteli ve bol miktarda alabilmek, onları uygun yerde barındırmakla mümkündür. Üretici hayvanlara en az iş ve giderle en uygun bakım ve beslemeyi uygulayabileceği barınak ve ekipmanları sağlamalıdır. Barınaklar elden geldiği kadar basit, ışık ve temiz havayı yeteri kadar alabilecek durumda fakat kuvvetli hava akımlarına, sert rüzgarlara ve gün ışığına engel olacak şekilde yapılmalıdır. Barınaklar, ekonomik şartlar göz önünde tutularak, iş kolaylığı sağlayacak şekilde planlanmalı; tavşanları rüzgar, yağmur, soğuk ve sıcaktan korumalı iyi bir havalandırma ve aydınlatma sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Kurulacak tavşanlığın taban alanı tavşancılıkta kullanılacak kafeslerin kaç katlı olduğuna göre değişir. Taban alanı; tek katlı kafesler kullanıldığında 2-2.5 m2 / tavşan, iki katlı kafesler kullanıldığında 1.5-1.75 m2 / tavşan, üç katlı kafesler kullanıldığında ise 0.75-1 m2 / tavşan olarak hesaplanmalıdır. Pencere alanı, taban alanının % 4-5’i kadar olmalıdır.
    Barınakta optimum sıcaklık 14 °C’dir. Sıcaklık 10 °C’nin altına düşmemeli 20 °C’ nin de üstüne çıkmamalı. Nisbi nem % 60-70 olmalı. Aydınlatma süresi 12 saat olmalıdır. Barınaklarda 3.6 m3 / saat / kg canlı ağırlık ölçüsünde havalandırmanın sağlanması gereklidir.





  3. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Kafesler ve Gereçler Nasıl Olmalıdır

    Kafesler:


    Barınaklara yerleştirilebilecek tek, iki ya da üç katlı kafesler de bulunmaktadır. Kafes malzemesinin galvanizli telden olması iyi sonuç vermektedir.Bu tellerin duble yada triple galvaniz olması kafeslerin yıllarca kullanılabilmesine böylece daha ekonomik olmasına yol açakmaktadır. En iyisi damızlıklarda iki ,yavrularda ise üç katlı kafeslerin kullanılmasıdır. Kafes sistemleri minumum alanda maksimum hayvan barındırmaya elverişli olmalıdır. yemlik ve suluklar kafes dışına monte edilmelidir.


    Ekipmanlar:
    Tavşanlıkta bulundurulması istenen çeşitli gereçler vardır. Bunların en önemlileri: Doğum kutuları, yemlikler, suluklar, dezenfeksiyon için pulverizatör,yem taşıma arabası, tavşan taşıma kafesleri vb.

    a) Doğum Kutuları:
    Gebe dişiler doğuma 3-4 gün kala doğum kutusuna alınır.Burada dikdörtgen prizması şeklindeki bir kutu önerilebilir. Doğum kutusunun üzeri açılabilir kapaklı olmalı. Pencere yavrunun ve dişinin girip çıkabileceği şekilde sürgülü kapaklı ve tabandan 13-15 cm yukarda olmalıdır.

    b) Yemlikler:
    Kafesin şekline uygun ve paslanmaz malzemeden yapılmış, yeterli büyüklükte otomatik ve yarı otomatik yemlikler kullanılır. Yemlikler dışarıdan kafeslere takılması gerekmektedir.

    c) Suluklar:
    Otomatik emzik tipi suluklar kullanılmalıdır.


    Tavşanların Yeme Davranışı ve beslenme

    Tavşanlar geceleri beslenmeye eğilimli olmalarına rağmen günün 24 saatinde yer ve içerler. Yem tüketimi oldukça yavaştır. Yemliklerin hizası kafes tabanına yakın olmamalıdır.Aksi takdirde yemler kirletilir. Üç haftalık yaştan sonra yavrular analarının yediği yemden yiyebilirler. Tavşan yetiştiriciliğinde verimlerine göre dört farklı yem kullanılmaktadır.Bunlar yavru,besi,emzirme ve yetişkin yemleridir.

    VI- YETİŞTİRME İŞLERİ (BAKIM VE YÖNETİM )
    Yabanıl tavşanlarda döl verimi ilkbahar ve yazın yüksektir. Sonbahar ve kışın çok düşüktür. Evcil tavşanlardan optimum çevre şartlarının sağlanması durumunda senenin herhangi bir ayında yavru alınabilir. Tavşanlarda gebelik süresi 28-32 gün, emzirme süresini de 4 hafta olarak düşünürsek bir dişinin normal şartlarda 6-8 doğum yapması uygundur.Verimliliğin arttırılması için yetiştirme işlerinin titizlikle takip edilmesi gereklidir.

    a) Kızgınlık:
    Kızgınlık gösteren dişi tavşanda bazen vulva şişer, kızarır ve nemlenir. Kızgın dişi huysuz olur. Tavşanlarda cinsel aktivite düzenli olmadığından kızgınlık tam olarak anlaşılamaz. Dişi gebe olduğu halde erkeği kabul edebileceği gibi kızgın iken de reddedebilir.

    b) Çiftleşme:
    Dişi ve erkek tavşanların ilk çiftleşme yaşı ırka ve bireysel gelişmeye bağlı olarak değişir. Çiftleşme için dişi tavşan erkek tavşanın kafesine götürülür ve elde çiftleştirme yapılır.

    c) Gebelik:

    Gebelik için bir aşım yeterlidir. Gebelik süresi 28-32 gündür.Gebelik süresi uzadığında iri ve ölü yavru sayısı artabilir. Gebeliği etkileyen faktörler: kısırlık, aşırı yaşlılık ya da gençlik, zayıf fiziksel yapı, yalancı gebelik, incinmeler ve hastalıklardır. Dişi tavşanın gebe olup olmadığını anlamak için onu yeniden erkek tavşan kafesine götürerek bir kontrol çiftleştirmesi yapmak uygun değildir.Karnının arka bölgesinde rahim palpe edilip yavruların varlığı belirlenebilir (14. günden sonra ).

    d) Doğum:
    Gebelik muayenesinde gebe olarak tespit edilen tavşanlara,çiftleşmeden 25 gün sonra doğum kutusuna alınır. Kutuya bir miktar iyi kalitede kuru ot konur. Tavşan karın tüylerini kopararak kutuda bir yavru yuvası yapar ve doğumunu gerçekleştirir.

    e) Yavruların Bakımı:
    Doğumdan bir gün sonra ölü ve zayıf yavrular ayrılır. Yavruların beslenme ve sağlık durumu izlenir. Bir tavşan ortalama bir doğumda 6-8 yavru verir. İyi bir ana 8 veya daha fazla yavruyu büyütebilir ve yavrularını 4 hafta emzirir. Bir önceki doğumdan ananın kaç tane yavruya bakabileceği biliniyorsa bu sayıda yavru yanında bırakılır. Anaları doğumda ölen yavrular ya da değerli ve fazla olan yavrular, aynı zamanda doğum yapmış bir anaya verilebilir. Bu uygulamaya "yavru dengelemesi" denir.

    f) Kanibalizm:
    Anaların gebelik sırasında ve doğumdan sonra yetersiz beslenmesi, korkutulması, kalıtsal nedenlerle yavrularını yemesidir. Böyle analar damızlıktan çıkarılmalıdır.

    g) Cinsiyet tayini:
    Sütten kesimden sonra erkek ve dişiler ayrı tutulmalı. Üreme organının çıkış deliği dişilerde uzunluğuna bir yarık biçiminde, erkeklerde ise yuvarlaktır ve bastırıldığında erkek üreme organı bir çıkıntı şeklinde ortaya çıkar.

    h) Tavşanların Tutulması:

    Tavşanlar sağ el omuz derisinden, sol el arka taraf altından tutularak taşınır.

    ı) Tavşan yetiştiriciliğinde üzerinde durulan özellikler ve kartlar:
    Yetiştirme ve seleksiyonda amaçlanan özellikler;
    1- Sağlamlık: Yavru ölümlerinin % 10 dan az olması.
    2- Döl verimi: Bir batında ortalama 8 yavru ve yılda dişi başına en az 5 doğum ve 40 yavru alınması.
    3- Yemden yararlanma: Her kg canlı ağırlık artışı için 3 kg dan daha az yem tüketimi.
    4- Kesim randımanı: Ortalama randımanın % 55-66 ve daha üzerinde olması.
    5- Birörnek renk gösteren sıkı ve yoğun yünle kaplı sağlam bir deri.
    6- Ortalama damızlıkta kullanma süresi: 2 yıldır. Entansif et tavşancılığında dişilerden yılda 7-8 batın yavru alabilmek için seçim yapılmalıdır.
    7- Bir erkeğe 8-10 dişi bulundurulur ve 2 günde bir 2 defa çiftleştirilebilir.

    NOT:Bazı bilgiler Prof.Dr. şeref İNAL’ın makalesinden alınmıştır.





  4. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Ankara Tavşanı Hakkında Genel Bilgiler


    Ankara tavşanı, bilinen en eski tavşan ırkı olup, yününden iplik elde edilen tek tavşandır. Angora Tavşanı hakkındaki kaynaklarda; Angora (Ankara) Tavşanlarının 1723 yılında İngiliz gemiciler tarafından Karadeniz kıyılarından Angora Tavşanını aldıkları İngiltere'de Kraliyet saraylarında; Kralların, İmparatorların Evcil hayvan olarak yetiştirdikleri ve daha sonra yününden yararlanmaya başladıkları ve daha sonra bütün Avrupa'ya yayıldığı anlatılmaktadır. Ankara tavşanının yünü uzun, ince, yumuşak, parlak ve dokunmaya elverişlidir. Kökeni Ankara kenti ve yöresi olmasına karşın, Türkiye’de Ankara tavşanı yetiştiriciliği yok denecek kadar azdır. Buna karşın dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği hızla artmaktadır. Özellikle Çin, Fransa, Macaristan, Çekoslovakya, Arjantin, Şili, Brezilya tavşan yünü üreten başlıca ülkelerdir. En yüksek Ankara tavşanı popülasyonuna sahip Çin’de, bu tavşan ırkı ile ilgili olarak çalışan bir enstitü bile mevcuttur (Angora Rabbit Institute).



    Ankara Tavşanının Türkiye’deki Durumu



    Ülkemizde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na bağlı bazı kuruluşlarda sınırlı olanaklarla da olsa etçi tavşan ırklarının üretimi ve ıslahı konusunda çalışmalar yapılmakta olmasına karşılık, Ankara tavşanı yetiştirilmemektedir. Bu konuda, üreticilerden gelen yoğun talep ve gen kaynağı olarak üretimi ve yetiştiriciliğinin ülke bazında sağlanması amacıyla yatırım ve araştırma projeleri kapsamında birçok kez Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü’nün girişimleri olmuştur. Ancak hayvancılığımızın diğer kollarında olduğu gibi Ankara tavşanı yetiştiriciliğinin ülkemizde geliştirilmesine yönelik bu çabalar Bakanlığın tutarlı bir politika izlememesi nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.


    Türkiye’de yeni bir ekonomik faaliyet olarak Ankara tavşanı yetiştiriciliğinin geliştirilmesi, yaygınlaşması ve gelişmesinin ülke ekonomisine sağlayacağı yarar yadsınamaz. Tavşan yetiştiriciliğinde organizasyon, yalnız Türkiye’de değil, bütün dünyada yaşamsal bir öneme sahiptir. Zira tavşancılık işletmeleri genellikle 10 –20 anaçlık küçük aile işletmeleri ve 100-1000 anaç kapasiteli ticari işletmelerden oluşmaktadır. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin damızlık temini, yem, ilaç ve araç gereç gibi girdilerin sağlanması, hastalıklarla mücadele, ürünlerin değerlendirilmesi ve pazarlanması gibi üretimden-tüketime, her konuda işbirliğini sağlayacak şekilde örgütlenmesi zorunludur. Ülkemizde tavşancılığın bugüne kadar gelişmemesinin en önemli nedeni organizasyon eksikliğidir.


    Ülkemiz için yeni bir hayvancılık kolu olan Ankara tavşanı yetiştiriciliğinin gerçekleşmesi ve yaygınlaştırılması, ekonomik ve sosyal yönleri ile üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Gerek sınırlı tarım alanlarına sahip bölgelerde, gerekse orman içi yerleşimler için önerilecek önemli bir hayvancılık koludur. Yapılacak küçük yatırımlarla, bu kesimlere önemli bir ekonomik katkıda bulunması, her yaştaki işgücünün değerlendirilebilmesi, konuyu ülkemiz için daha çekici kılmaktadır.


    Tekstil endüstrisi için kıymetli bir elyaf olan Ankara tavşanı yünü ihtiyacı, şu anda dış alımla karşılanmaktadır. Ülkemizde gerçekleştirilecek Ankara tavşanı yetiştiriciliğiyle,döviz tasarrufu sağlanacağı gibi, çok istekli olan dünya pazarına satım yapılarak döviz geliri dahi sağlanabilecektir.


    Sosyo-ekonomik katkıları yanında, yeni iş alanlarının açılmasına neden olacak ve istihdam olanağı yaratacaktır.


    Bu nedenlerle Ankara tavşancılığı konusu, başta Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı olmak üzere devletin ilgili birimleri tarafından ciddi şekilde değerlendirilmeli ve yaşama geçirilmesi için çalışmaların başlatılması gerekmektedir. Sahip olduğumuz teknik güç böyle bir projeyi yaşama kolaylıkla geçirecek niteliktedir.

    Ankara Tavşanlarının Barınmaları



    Ankara tavşanı, cinsel olgunluğa (3.-4. Ay) eriştikten sonra diğer tavşan ırklarında olduğu gibi bireysel kafeslere alınırlar. İyi bir seleksi yon ve bakım ile oluşturulan sürelerdeki yavrularda, 2.5-3 aylık iken kılların uzunluğu 5-6 cm. olabilmektedir. Canlı ağırlıkları 4-5 kg. olan tavşanlar için minimum kafes ölçüsü 50x60 cm.dir. (2000-3500cm.) Hayvanlar küçük boyutlu kafeste bacaklarını gererek, uzanacak yeterli yer bulamaz, sürekli olarak arka ayakları üzerinde aynı pozisyonda oturmak zorunda kalırlar ve bu durumda ayak tabanı yaraları oluşur. Ayrıca, küçük kafeslerde keçeleşmiş yün oranı da artar.



    Tavşanlarda ayak kemikleri ile deri arasında yumuşaklığı sağlayan bir kas tabakası yoktur. Deri ve kemikler üzerine gelen basınç tamponlanmaktadır. Ayak , sadece ayak tabanındaki tüylerle tabanındaki deri tabakası çok ince olduğu için taban yaraları çok sık görülmektedir. Ayak tabanı yarasından ileri gelen ağrılar yüzünden tavşanların yem tüketimi düşmekte, buna bağlı olarak ta hayvanın ağırlığı yün verimi ve ömür azalmaktadır. Bu olgularda yün verimi %25 oranında azalmaktadır. Kafes büyüklüğü, göz önünde tutularak seçilmelidir.


    Yataklık kullanılmadığı taktirde taban yaralarını önlemenin en iyi yolu kafes tabanına kenarları yuvarlatılmış ahşap ızgara kullanılmalıdır. Optimum ızgara genişliği 25-30mm., ızgara aralığı ise 10-12mm.dır. Ankara tavşanları tel tabanlı kafeslerde barındırılamayacak kadar ağırdırlar. Hayvanın yününü temiz tutabilmek için kafes tabanını, idrar ve dışkının çabuk bir şekilde uzaklaştırmasına olanak sağlayacak şekilde düzenlenmesi gereklidir. Ayrıca, bu tip ızgaralarda tüyler teller arasında birikebilir. Tüyler bir alev makinesiyle yakılarak temizlenebilir. Ancak, ısının etkisi ile tellerin galvanizi bozulacağından pürüzler oluşur. Bu da taban yarası oluşumunu artırabilir.


    Kafeslerin ve ekipmanların yapılmasında kullanılan malzemelerin yüzeyi pürüzsüz olmalı, etkili bir şekilde dezenfekte edilebilmeli ve hayvanların birbirlerinin tüyünü yolamalarına engel olacak şekilde düzenlenmelidir. Ayrıca kafes içleri aydınlık


  5. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Ankara Tavşanı nasıl çoğalır

    Ankara tavşanı üretiminde elle çiftleştirme metodu uygulanır ve üreme verimi, diğer tavşan ırklarına göre %50 oranında daha düşüktür. Diğer tavşan ırklarına nazaran, Ankara tavşanlarının uzun yün örtüsünden kaynaklanan ısı stresi nedeniyle daha özenli bir bakıma ihtiyacları vardır. Isı stresi özellikle üreme verimini olumsuz yönde etkiler. Uzun yün dişilerde embriyonik ölümlere, yen tüketiminde ve dolayısıyla laktasyonda azalmaya, erkekte cinsel isteksizliğe ve spermatozoitlerde deformasyonlara neden olur.

    Tavşanlarda ovulasyon uyarılma sonucu oluştuğu için, kırkımın yaptığı uyarımla ovulasyon uyarılabilir. Bu yüzden, dişi tavşan çiftleşme gününde kırkılırsa, dişide yüksek bir gebe kalma oranı (%70) ve düşük bir embriyonik mortalite görülür. Kırkımdan 7 gün önce ve 21 sonra çiftleştiğinde ise gebelik oranı yaklaşık olarak %59.3 kadardır. Bu süreler dışındaki zamanlarda yapılan çiftleştirilmelerde ise gebelik oranı daha da düşer. Bu yüzden damızlık tavşanlarla, yün veren tavşanların kırkım periyodları farklıdır.

    Bunun yanısıra kırkım aralıklarının azaltılmasıyla yün verimi, alınan yem miktarı, canlı ağırlık, fertilite ve sperma motilitesi artar. Yün veriminde görülen bu artış, yem tüketiminin yükselmesi sonucu yün büyümesinin uyarılmasından kaynaklanmaktadır. Ancak, yün verimi, yem tüketiminden daha fazla oranda artar. Özellikle 15 °C sıcaklıkta kısa aralıklarla yapılan kırkımlar, genç tavşanlarda yem tüketimini ve dolayısıyla büyüme hızını artırmaktadır. Kısa kırkım süresinin olunlu etkisi yüksek sıcaklıklarda, özellikle subtropikal bölgelerde daha fazladır. Ancak kırkım aralıklarının kısaltılmasıyla, yün uzunluğu nispeten biraz düştüğü için (en fazla 6 cm) yünün kalitesi kötüleşir, ancak yünde keçeleşme oranıda azalır.

    Yün kırkım periyodunun başlangıcında daha hızlı büyüdüğü için kırkım aralığının kısaltılması, ortalma yün uzunluğu üzerine nispeten daha az etki yapmaktadır. Yünün büyüme oranı, kırkımdan sonraki ilk üç haftada en yüksektir (yaklaşık 15.4mm.). Daha sonra büyüme yavaşlar, 4.-6. Haftalarda 14mm,7.-9. Haftalarda 13.2mm., 10.-12. Haftalarda 12.6mm. ve 13.-15. Haftalarda 10.7mm’ye iner.

    Erkek tavşanlar 20 °C ‘nin çok üzerindeki sıcaklıklarda daha kısa aralıklarla kırkılmalıdır. Erkekte sperm motilitesi kırkım aralığının 9. Haftasından sonra bozulur. Bunlarda kırkım aralığı sekiz haftadan fazla olmamalıdır. En az altı haftalık aralıklarla kırkılmalıdır. Erkeklerde mart ayında alınan sperma oranı, Kasıma nazaran daha yüksektir. Cinsiyetler arasında yün verimindeki fark, erkeklerin kısırlaştırılması ile azaltılabilir. Kastre edilmiş erkeklerin yün verimi %10-12 oranında artmakta ve yem tüketimleri azalmaktadır. kastrasyonun bir diğer avantajıda hayvanın davranışlarını değiştirmesidir. Böyle hayvanlar sessiz, sakin bir hal alırlar ki buda grup halinde barındırmayı mümkün kılar. Tavşanlarda yazın fertilite düşüktür. Ayrıca yazın sperma volümü, konsantrasyonu ve motilitesi de düşüktür.

    Tavşanın hamilelik süresi 33 gündür. Bir batında 4-14 adet yavrularlar. Senede 10 defa doğum yapabilirler.

    Memeli hayvanlar grubunda olan tavşanlar hızlı bir üreme periyoduna sahiptirler. Tavşanlarda hem gebelik süresi kısadır, hem de bir defada çok yavru verirler.

    ERKEKLER:Erkek tavşanlarda sperma üretimi 40-50. günde başlar. Seksüel olgunluk ise 110. güne kadar sürer. İlk davranışlar ve çiftleşme bu günlerde görülürse de tam ve sağlıklı bir çiftleşme yaşı 135-140. Güne ayarlanmalıdır. Erkek tavşanlar günde 2-3 defa çiftleştirilebilir. Günde bir defa düzenli kullanılması maksimum spermatozoa üretimi sağlar.

    DİŞİLERişiler seksüel olgunluğa 10-12. haftada ulaşabilirler.Uygun çiftleştirme yaşı 131-150.günlerdir.Avrupada 120-130.günde çiftleştirme yapılmakta ve fertilite performansları iyi olmaktadır.

    Yaşın yanında canlı ağırlıkta önemlidir. Dişiler ergin ağırlığın %75 ine ulaşmadan çiftleştirilmemelidir. Tavşanda kızgınlık siklisu farklı bir şekilde seyreder. Araştırmalar göstermiştir ki dişi tavşanlar çiftleşmeyi kabul ettikleri sürece ,karşılıklı östrus ,reddettikleri zaman di östrus periyodunu ifade eder. Tavşanlarda ovulasyon sadece çiftleştikleri zaman meydana gelir.(örneğin sığırlarda çiftleşme olsun olmasın ovulasyon 3 gün süren östrusun solarına doğru şekillenir.) Dişi tavşanın vulvasının kırmızı renkte olması çok önemli bir kriterdir Bu hayvanın çiftleşmeyi kabul edeceğinin ve ovulasyonun %90 mümkün olacağının göstergesidir. Çiftleştirmede her zaman dişi erkeğin kafesine götürülür. Kızgınlık dönemindeki dişi tavşan ‘lordozis’ denilen karakteristik bir vaziyet alır. Hayvan arka bacakları aşağı doğru , but kısmını yukarı yükseltir. Kızgınlık göstermeyen tavşan kafesin bir köşesinde çömelme vaziyeti alır yada erkek tavşana karşı saldırganlaşır. Tavşanlarda gebelik süresi 28-33gündür.Doğum nispeten kolay gerçekleşir. Genel olarak 1-20 adet yavrular kör olarak doğarlar. Tavşan üretim yerlerinde bu sayı 7-9 arasıdır. Canlı yavruların %20 si sütten kesme dönemine kadar ölebilir. Bir dişi tavşan Avrupa tavşancılığında yılda sütten kesilmiş 50-60 adet yavru üretebilmektedir. Yavrular 26-28 gün arasında anasının yanında kalırlar.

    Yani 4. Haftada sütten kesilirler. İlk kırkımları ise 6. Haftada yapılır. Tavşanlar birçok canlının aksine ve onu eti yenen hayvanlardan ayıran önemli bir özellik olarak doğumdan 3-4 gün sonra hatta doğumdan 1 gün sonra çiftleştirilebilirler.

    Tavşanlar arasındaki üstünlük kavgasını önlemek ve yünlerinin keçeleşmesini önlemek için, cinsel olgunluktan itibaren ( 3-4 aylıkken ) bireysel kafeslere alınmalıdırlar.

    Yüksek bir döllenme oranı sağlayabilmek için dişiler kırkım günü çiftleştirilmeli, erkekler ise 6 hafta aralarla kırkılmalıdır.


  6. HARBİKIZ
    Moderator
    Tavşan Yetiştiriciliği Hakkında Herşey

    1. Bölgesel (Yer Seçme) Davranışlar:
    Yabani tavşanlar besin kaynaklarının uygun olduğu bölgelere adapte olmuşlardır. Hayvanlar kendi yuvalarını kendileri kurarlar ve kendi yünlerinden hazırladıkları özel yataklık üzerine doğurarak yavrularını burada büyütürler. Erkek tavşanlar aynı zamanda kendi yuvalarını idrarlarındaki özel bir koku ile işaretler. Tavşanlar yer altında kondorlar şeklinde kazdıkları yuvalarda yaşarlar Toplum halinde bır yaşama tarzları vardır. Bununla birlikte doğumdan önce dişi tavşan özel bir yuva kazar ve yavrularını burada doğurur, gtinde bir defa bu yuvaya gelerek yavrularının bakımını sağlar.

    Bu sebeplerden dolayı evcil tavşanlar çok sakin ortamda tutulmalı, kargaşalı kalabalık ortamlardan uzak olmalı ve mümkün olduğunca gereksiz stres yapıcı uygulamalardan kaçınılmalıdır. Ani değişiklikler (gürültü, koku vs.) tavşanların ayakları ıle diğer tavşanları rahatsız etmelerine, ayaklarını yere veya kafese sürtmelerine ve diğer tehlikeli davranışlara girmesine neden olur Tavşanlıkta paniğin önlenmesi için yetiştirici, hayvanlar üzerindeki değişikliklerde mümkün olduğunca dikkatli davranmalıdır.

    Tavşanlar yeni bir kafese yerleştirildiği zaman bir süre sonra kendi kokusu bu kafese yerleşecektir Zaman içerisinde kafese daha değişik kokular ulaşabilir. Değiştirme durumunda hayvan kendi kokusunu bulamadığı kafeste huzursuz olacaktır.

    Yuva sadece tehlike anında sığınılacak bir yer değil, ayni zamanda gün boyunca rahatlıkla barınılabilecek bir yerdir. Tavşanlar genellikle geceleri yem yedikleri için gün boyunca yuvada kalmaktadırlar.

    2. Sosyal Davranım Özellikleri:Yabani tavşanlar dişi erkeklere göre daha fazla olduğu koloniler halinde yaşarlar. Her bir dişi, yavrusu olsun veya olmasın diğer dişilerin yavrularına saldırır. Erkek tavşan bu durumda koruyucu rol oynar. Bununla birlikte genç erkekler cinsi olgunluğa eriştiği zaman ergin erkekler onları elimine etmek için testislerini parçalamaya çalışırlar. Bu yüzden tavşan üretiminde ergin hayvanların birbirini parçalamaması için bireysel kafeslerde barındırılmaları sağlanmaktadır. Erginlik çağından önce genç tavşanlar birlikte büyütülmektedirler. Yavrusu olmayan genç dişiler gruplar halinde tutulabilirler. Bu durumda herbir dişi tavşan için 0.5 m2lik taban alan ayrılması yeterli olmaktadır.

    3. Cinsel Davranımlar: Dişi tavşanlarda ovulasyon çiftleşme ile ortaya çıkar, bu yüzden hemen hemen sürekli bir ovulasyon veya çiftleşme eğilimi görülebilir. Gerçekte dişinin erkeği kabul etmesi davranımsal bir özellik olmakla birlikte dişiler arasında bu özellik bakımından çok büyük bir varyasyon bulunmaktadır. Çiftleştirmeler sık sık tekrarlanmak suretiyle bu varyasyon giderilmeye çalışılmaktadır. Erkek tavşan bulunduğu yere çok bağımlıdır, dişinin kafesine konulduğu zaman ilk olarak kendi kokusu ile orada yeni bir üstünlük oluşturmak ister, fakat dişi dışarıdan gelmiş olan erkeği elimine etmek ister. Dişinin çiftleşmeye hazır hale gelmesi için 20-120 saniyelik bir süre geçmekte, bazen de bir saniye gibi kısa bir süre yeterli olmaktadır. Çiftleşme için bu yüzden dişi tavşan hareket ettirilmelidir. Dişiler daha sakin ve erkeklere göre ağırlıkları daha düşük olduğu için bu işlem oldukça kolaydır. Çiftleşmenin gerçekleşmesi için hayvanlar kafesin küçük bir alanına ihtiyaç duyarlar. Erkek kafesinin küçük olması dişi ile erkeğin daha kolay alışmasını sağlamaktadır. Bu şekilde bir çiftleştirme programı için tavşanlıkta bakıcılar tarafından, hayvanlar arasında sürekli bir taşıma söz konusudur. Bu nedenle çiftleşme programına giren erkek dişi tavşanlar mümkün olduğunca yakın yerleştirilmelidir. Bu taşınmalar esnasında paraziter ve diğer hastalılarında yayılma ihtimali artmaktadır.

    4.Anaya Ait Davranış Özellikleri:
    Doğumdan önce dişi tavşan değişik materyallerden oluşan ve içi karın altı tüylerinin yolunmasıyla yumuşak bir yataklık haline gelen bir yuva hazırlar. Yabani tavşanların yuvaları yeraltında kazdıkları derin oldukların genellikle sonunda yeralmaktadır. Tavşan yetiştiriciliğinde doğum kutusu içerisine talaş gibi maddeler konulur ve tavşan bunun içerisine kolay bir yuva yaparak doğurur. Özellikle tel kafeslerden oluşan tavşanlıklarda doğum kutuları kapalı bir kutu görünümündedir. Doğumdan sonra doğan yavrulara dişi tavşan yaklaşık bir ay boyunca günde bir defa bakım için doğum kutusuna girer. Sinir ve kas gelişimi ile vücut sıcaklık regülasyonunu sağlayabilmek için yavru tavşanlar yaklaşık 2 hafta boyunca doğum kutusunda kalmaktadırlar. Bu yüzden kafesler yavrularla dişi anaç tavşanın içerisine sığınakları büyüklükte olmalıdır.

    5. Beslenme Davranışları: Tavşanlar günün 24 saatlik döneminde yem yiyip su içmekle birlikte nokturnal (gece beslenen) hayvanlar olarak bilinirler. Eğer hayvanların yemleri rasyon haline getirilmişse tüketim oldukça yavaştır. Yem ve su serbest olarak verilse bile belirli bir miktardan fazla tüketim olmaz ve tüketimde süreklilik yoktur. Yem içensinde aşırı sert maddelerin, kirliliğe neden olacak maddelerin ve aşırı rutubetin olmaması gerekir. Üç haftalık yaştan itibaren yavrular analarının yediği yemlerin aynısını yemeye başlarlar. Bu tavşanlar için küçük yapılı otluklar ve içine girmelerine engel olunabilecek büyüklükte yemliklerin yapılması gereklidir.


  7. Ziyaretçi
    selam.benim tavsanim gebe qaliba.erkekle ayni yuvada yaşaması sakıncalımı?yoksa diyilmi.

  8. Fatma
    Administrator
    selam.benim tavsanim gebe qaliba.erkekle ayni yuvada yaşaması sakıncalımı?yoksa diyilmi.
    Bir sıkıntı yaratacağını sanmıyorum.

+ Yorum Gönder


tavşan üretimi nasıl yapılır,  tavsan yemi yapimi,  tavşan nekadar zamanda bir çiftleşme ihtiyacı duyar