+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Engizisyon mahkemesi işkence aletleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Engizisyon mahkemesi işkence aletleri








    engizisyon mahkemesi işkence aletleri
    iskence.jpg

    Engizsyon mahkemeleri , Hristiyanlığa, tanrının kurallarına, skolastik düşünceye, Katolik mezhebine karşı olanları yargılayıp, korkunç işkencelerle öldürüp, diğer insanlara da başkaldırmamaları için ibret olması amacıyla kurulmuş, insanlığın ve en başta Hıristiyanlık tarihinin kara lekelerinden biridir.

    İlk engizisyon mahkemelerinin, 1183 yılında Papa III. Lucius’ un dini koruma amacıyla, başka fikirlere sahip insanlara karşı olduğu ve asilik yapanı acımasız işkencelerle öldürdüğü mahkemelerin kuruluşuyla başladığı söylenir. 1184 yılında Verona Konsili, kilisenin Haçlı Seferleri ve doğu dünyasının bilimsel gelişmeleriyle kaybettiği itibarı geri kazanmak için toplandı. Papa III. Lucius tarafından toplanan bu konsilde baron, senyör, dük, marki, kont, vikont gibi soylu sınıfları aforoz sırasında kiliseye para ve silah yardımı yapmak zorunda oldukları, aykırılık yapanların, dinden çıkanların, din kurallarına karşı düşünceler geliştirenlerin, sapkınların ihbar edilmesi gibi kurallar koyuldu. Engizisyon mahkemelerinin temelleri atılmış oldu. Ancak henüz kurumsallaşmamıştır.

    Papa III. Innocentus ve Papa III. Honorius engizisyonu sistemleştirmeyi başardılar. Sistersiyen ve Dominiken tarikatlarına ilk defa cezalar konusunda yetkiler verildi.
    Dominikenler başta yanlış inanışları araştırmakla, sapkınlıkları inceleyip şüphelileri sorgulamakla görevlilerdi. Cezaları ise laik mahkeme verirdi. Ancak engizisyon bu uygulama şekliyle sapkınlıkların önüne geçemiyordu. Papa IV. Alexander engizisyon mahkemelerinin bağımsızlığını ilan etti.

    Engizisyon mahkemeleri artık sadece sapkınları, asileri, dinden çıkanları değil Yahudi ve Müslümanları da ilgilendiriyordu. 1232 tarihinden itibaren bu dinlere mensup kişilerin özel işaretlerle ayrılması kararlaştırılmıştı. Müslüman ve Yahudi olanlara, bu dinlere sempati gösterenlere, onlara yardım edenlere yapmadıkları zulüm kalmadı. 1255 yılında engizisyon mahkemelerinin en etkili silahı olan ‘’ İman Fermanı ‘’ yayınlandı. Bu fermana göre tüm halk engizisyon mahkemelerine karşı sorumluydu ve birer ajan gibi hareket etmek zorundaydılar.

    Engizisyon mahkemesinde yargılananlar ilk olarak suçlu sayılır, masum olduğunu ispatlaması gerekirdi. Suçlu kişi öncelikle kilisede yargılanırdı. Halk sanığın yakılması için odunlar taşırdı. Her odun getirenin günahlarında eksilme olduğuna inandırılmışlardı. Ayrıca ölüm kararını kilise vermezdi çünkü insan öldürmekle suçlanmak istemiyorlardı. Sivil mahkemenin asla insaflı davrandığı görülmezdi. Çünkü ölüm kararı vermek zorunda olduklarını biliyorlardı. Aksi bir karar verirlerse aforoz edilirlerdi.

    Mahkemelerde suçlanan kişiye avukat verilmezdi. Sorgucular psikolojik baskı kurmakta çok ustaydılar. Engizisyon mahkemelerinin koyduğu ana kural, yani ihbar sonucu, ihbar edilen kişi gözlem altında tutulur ve suç üstünde görülürse mahkeme tarafından yargılanırdı. Gerektiğinde işkence yöntemine başvurulurdu. Mahkemeler gelen ihbarların yarısını ciddiye almazdı.

    1300’ lü yıllarda engizisyon tepki almaya başladı. 1312 yılında Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’ nın kapatılması kararı verildi. Ancak diğer taraftan Papa’ nın isteğiyle kilise mahkemesi, sivil mahkemeyle ortak oldu. İdam kararı verme konusunda ortak karar verilecekti. 1415 yılında, Prag Üniversitesi Jean Hus engizisyon mahkemesi tarafından yakılarak öldürüldü. Aynı yıllarda Avrupalılar, sömürge ülkelerinde insanlık dışı işkenceler, korkunç eziyetler yapıyolardı.

    Ölmüş olmak suçlanan kişiyi engizisyon mahkemesinin gaddarlığından kurtaramazdı. Mezarından cesedi çıkarılan suçlu yakılırdı. Almanya’ da engizisyonun en cani temsilcisi Konrad Von Malburg’ du. İngiltere’ de engizisyonun kurulması için çalışan Tudor hanedanından kanlı Mary ise, babasının Protestanlaştırdığı halkını yeniden koyu birer Katolik haline getirmeyi amaçlamıştı.( Mary Tudor’ un kız kardeşi ünlü İngiltere kraliçesi bakire Elizabeth’ tir.)

    1483 yılında Castilla kraliçesi Isabella’ nın isteği üzerine, Papa IV. Sixtus’un emriyle İspanya’ da engizisyon mahkemeleri kuruldu. İspanyol engizisyonunun başlamasıyla, hiçbir yerde görülmemiş işkenceler yapılmaya başlandı. Dominikler binlerce insanı diri diri yakmaya başladılar. Engizisyon mahkemelerinden kaçan binlerce Yahudi, Osmanlı Devletine sığındı. Mahkumlar tamamen soyulur, daha sonra da erdemsizlik, ahlaksızlık, aşağılayıcı anlamına gelen çizgili mahkum giysileri giydirilirdi.
    Tarihte üç büyük engizisyon mahkemesi vardır. Bunlar; Orta Çağ Engizisyonu, İspanyol Engizisyonu, Roma Engizisyonu.
    Orta Çağ Engizisyonu

    Orta Çağ Engizisyonu yerel mahkemelerin, kilise kurallarına uymayanları yargılamalarıyla başlamıştır. İran’ dan Mısır’ a, daha sonra Fransa ve ispanya’ ya yayılan Mani dinini seçen insanların çoğalması kiliseyi endişelendirmişti. Mani dinine inanmayı seçenler engizisyon mahkemelerinde yargılandılar. Pişmanlığını ifade edenler hafif cezalarla dine geri alındılar, pişmanlığını ifade etmeyenlere işkenceler uygulandı (1252) . Jan Dark, Ortaçağ Engizisyonuna kurban gidenlerden biriydi.

    İspanyol Engizisyonu

    Hıristiyanların, Yahudi ve Müslümanlara karşı kazandığı zaferden sonra, Hıristiyan gibi görünüp gizlice kendi dinlerini yaşayan insanlara karşı uygulanan, bütün engizisyon mahkemelerinin en acımasızıydı. 1492 yılında 200.000 civarında Yahudi, İspanya’ yı terk etti. Müslümanlar mahkemelerce katledildi, sürüldü yada asimile oldular. İlk baş engizisyoncu Dominiken papaz Thomas de Torquemada’nın 2.000 kişi yaktırdığı bilinmektedir. 1808’ e kadar İspanya’ da engizisyon mahkemesinin yaktırdığı insan sayısı 31.912 kişidir. İspanya kralı V. Ferdinand oğlunu bu mahkemelerde idama mahkum ettirmiş, ayrıca İspanya’da Müslüman, Yahudi ve dinsiz kimsenin kalmadığıyla övünmüştür. 1834’ te İspanya’ da engizisyon mahkemeleri kapatılmıştır. Endülüs’ te 24.000’ den fazla Müslüman idam edildi (2 Ocak 1492). Gırnata İspanyolların zulmüne uğradı. Yakılan sadece insanlar değildi. Müslümanlara ait kütüphaneleri, el yazmaları, sanatı ve tarihi de İspanyollar yok ettiler. 1 milyon cilt kitap, 80 bin el yazması kitap yok edildi.
    Roma Engizisyonu








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    III. Paulus tarafından Protestanlık mezhebine karşı hareket olarak, 1542 yılında kuruldu. Calvincilik ve Luthercilik taraftarlarını hedef aldılar. Cadıcılık, büyücülükle uğraşanlara karşı savaş verdiler. Dinde yenilemenin olmasını isteyenler çoğaldıkça, engizisyon mahkemeleri daha da acımasızlaştı. Okullarda okutulan kitaplar kilisenin denetimi altındaydı ve sansür uygulanıyordu. Kilisenin uygun bulmadığı hiçbir kitap basılamıyordu. Çoğu kitap yakılıyordu. Kara listeler oluşturuluyordu. Kilisenin evren ve dünya üzerine olan görüşlerinin yanlışlığını kanıtlayan veya iddia eden bilim adamları, engizisyon mahkemeleri tarafından yargılanıp, cezalandırılıyorlardı. Giordano Bruno adlı İtalyan bilim adamı, dünyanın evrenin merkezi olmadığını ve başka gezegenlerinde bulunduğunu, evrenin sonsuz olduğunu iddia ettiği için 7 yıl hapis cezasından sonra 1600 yılında diri diri yakıldı. İtalyan fizikçi, matematikçi ve astronom Galileo Galilei ise dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylediği için ev hapsiyle cezalandırıldı. Çünkü suçunu itiraf etti. Galilei hayatının son 8 yılı evinde gözetim altındaydı. 1908 yılında Papa X. Pius engizisyonu kaldırdı.
    Engizisyon Mahkemelerinin İşkence Yöntemleri ve Aletleri

    Kafa Ezici : Kurbanın kafası kase biçimli başlığa yerleştirilir, çenesi de alt tarafındaki çubuğa dik gelecek şekilde oturtulur. İşkenceci , vidayı yavaş yavaş çevirir ve suçlunun kafası sıkışmaya başlar. Kase ve çubuk birbirine yaklaştıkça ilk başta dişler kırılır. Daha sonra kafası kırılan suçlu yavaş ve ağrılı bir biçimde ölür. Bu alet ortaçağda, özellikle İspanyol engizisyonunda kullanılmıştır. Kafa eziciyle yapılan işkence yarım bırakıldığında suçlanan kişinin göz, çene ve beyninde hasar kalabiliyordu.
    Kazığa Oturtma : 15. Yüzyılda Romanya’da uygulanan bir işkence yöntemiydi. Kazıklı Voyvoda yada Kont Dracula olarak bilinen Eflak prensinin kullandığı bir işkence türüdür. Suçlu ucu sivri bir kazığa oturtulur, yavaş yavaş kendi ağırlığıyla kazık vücuduna saplanırdı. Bu yöntemde kazık anüsten girip vücudu yavaşça delerek göğüsten çıkardı. 3- 4 gün süren bu işkencenin verdiği acı dayanılmazdı. Kont’ un söylediğine göre bu şekilde en az 20.000 kişi kazığa oturtulmuştur.
    Gergi : Mahkumun eklemlerini yerinden çıkartmak için tasarlanan bu alet tahta bir çerçeve, ikisi alt tarafa sabit ve ikisi de üst kısma kulplarla bağlanmış olarak üzere 4 halattan oluşuyordu. Üst taraftaki kulplar çevrilemeye başlandığında kollar gerilir, kemikler kırılır. İşleme devam edildiğinde kollar ve bacaklar yerinden çıkmaya başlar ve kopmayla sonuçlanır. Daha sonraları gergi aleti geliştirilerek çiviler eklenmiştir. Suçlu direndiği takdirde çiviler vücuduna batıyordu.
    Yahuda’ nın Beşiği ( Judas Sandalyesi ) : Kazığa oturtmanın benzer bir yöntemidir. Suçlu piramit şeklindeki kazığa, vajinası yada anüsüne denk gelicek şekilde oturtulurdu. Yukarıdan aşağıya ağırlık verecek şekilde iplerle bağlanan suçlunun giderek açılan vajina yada anüsü ölüme kadar devam eder. İşkencenin utanç boyutunu arttırmak içinde tamamen çıplak bırakılır. Bazen ölümü hızlandırmak veya acısını arttırmak için kurbanın ayaklarına ağırlık bağlanırdır. Bu alet her türlü hijyenden yoksun olduğu için suçlu birde enfeksiyonun verdiği acıyla da baş etmek zorunda kalır.
    Iron Maiden ( Demir Bakire- Nuremberg Bakiresi ) : Bir çok tipi bulunan bu alet ilk olarak Nuremberg’ de ortaya çıkmışır. Mumya tabutuna benzeyen bu aletin içinde demirden sivri çiviler bulunmaktaydı. Bu çiviler hayati organlara denk gelmezdi. Çünkü amaç yavaş ve acı veren bir ölümdü. Suçlu kişi bu tabutun içinde ayakta durmak zorundaydı, ayakta durmaktan yorulduğunda vücuduna batan çiviler yaralarını daha derin hale getirmekteydi.
    Çift Çatal : İspanyol engizisyonunun din karşıtı olanlara uyguladığı işkence tekniğidir. Metal bir tasmanın ortasında çatala benzeyen sivri kazıklar bulunur. Suçlunun boynuna takılan bu aletin aşağıda ve yukarıda bulunan dişleri çene ve göğse denk gelir. Kurbanın hareketini engellenir, eller arkadan bağlanır. Çok acı veren bu alet hayati organlara batmaz, iç organlara ilerlemez.
    İşkence Tekerleği ( Catherina Tekerleği ) : Suçlu tahta bir tekerleğin üzerine kolları ve bacaklarından bağlanır, her zaman da ölümle sonuçlanırdı. İşkencelerin en uzun süreni bu yöntemle olanıydı. Tekerlek yavaşça döndürülür, işkenceci demirden sopasıyla suçlunun kol ve bacaklarını kırardı. Kol ve bacaklar iyice ezildiğinde suçlu bu şekilde ya tekerleğin üzerinde bırakılır kuşların canlı canlı kurbanı yemesi sağlanır, ya da yüksek bir kazığa konur susuzluktan ölmesi sağlanırdı. Bu şekilde infaz edilen suçlu günlerce acı çekerdi.





  3. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Testere İşkencesi : En çok kullanılan ve kolayca her yere kurulabilen işkencelerden biridir. Suçlu kafası aşağı sarkacak şekilde ayak bileklerinden bir askıya bağlanır bütün kanın beyne akması sağlanırdı. Eller arkadan bağlanır direnmesi engellenirdi. Kan akışı sağlandığında suçlu bacaklarının arasından kesilmeye başlanırdı. Baş aşağı olduğu için suçlunun bilinci uzun süre kaybolmaz ve acı çekmesi sağlanırdı. Zina, ayaklanma, büyücülük, itaatsizlik, hırsızlık gibi suçlardan hüküm giyenlere uygulanırdı. Bu infaz yönteminin çok uygulanmasının nedeni kullanılan aletlerin hemen her evde bulunabilmesi ve hızlı bir şekilde uygulanabilmesidir.
    Göğüs Kerpeteni ( Göğüs Koparıcı ) : Kadın suçlular için uygulanılan bir işkence yöntemidir. 19.yüzyılın başlarına kadar Fransa ve Almanya’ nın bazı bölgelerinde uygulanmıştır. Zina yapanlara, bilerek düşük yapan kadınlara, dinden çıkanlara, büyücülük yapanlara, tanrı ve dine küfür edenlere karşı kullanılırdı. Bu alet bazen kızdırılır, bazen de soğuk olarak kullanılırdı. Göğüs ucunu yada göğsü tamamen koparıp suçlunun kan kaybından ölmesine neden olurdu.
    Sorgulama Koltukları : bu koltukların tahtadan veya demirle yapılmış birçok çeşidir bulunmaktadır. Bu koltuklar tamamen demir veya tahta çivilerle kaplıdır. Suçlu koltuğa sıkıca bağlanır ve vücudunu delen çivilere rağmen kıpırdayamazdı. Tamamı demirden yapılmış işkence koltıklarının ısıtılıp daha da acı vermesi sağlandığıda olurdu.
    Garotte : İspanya’ da ortaya çıkmıştır. Dünyada benzerleri kullanılmıştır ancak İspanyolların geliştirdikleri daha özellikli ve kapsamlıdır. Demirden yapılan tasma biçimindeki boyunluğun arka tarafında omuriliğe denk gelicek şekilde yapılmış vidalı yada çivili bir demir parçası bulunur. Maksat suçluyu konuşturmaktır. İspanyol modelinde ise suçlunun omuriliğini sıkıştırıp, dayanılmaz acılar içerisinde yavaşça ölmesi sağlanırdı.
    Vajina ve Rektum Armudu ( Tıkama Armudu ) : Bu aletin adı şeklinden gelir. İki veya üç vida ile genişleyen parçalardan oluşur. Vajina veya rektuma sokulan alet açılabildiği kadar açılır ve tedavi edilemez hasarlara yol açardı. Tıkama armudunun kullanıldığı suçlar ise zina, homoseksüellik, şeytani seks ayinlerine katılma, ensest ilişki kurma gibi suçlara uygulanırdı.
    Metal Kafes ( Tabut ) : Suçlu insan biçimindeki kafese koyulur, güneş alabileceği şekilde bir ağaca yada direğe asılırdı. Çevresinden geçen insanların zaman zaman taş attıkları olur, akbaba ve kuşlar saldırırlardı. Tüm bunlara ek olarak suçlu yorulduğu halde oturamazdı.
    Kedi Pençesi ( İspanyol Gıdıklayıcısı ) : Kedi pençesine benzeyen bu alet bir sopanın ucuna takılarak kullanılır. Uzun, sivri ve keskin tırnakları vardır. Bağlı ve asılı olan suçlunun etini ince ince yırtar. Kas ve kemiklere etki etmezdi. Suçlunun etini kemiğinden ayırırdı. Bazen işkencecinin eline takıldığı da olurdu.
    Aşağılama Maskeleri : Direğe bağlanan suçlunun başına geçirilen maskelerin içinde burun ve ağza baskı yapan toplar vardı. Bu toplar suçlunun çığlık atmasını engelliyordu. Başına maske geçirilen kişiyle insanlar alay ediyorlardı. Bazen psikolojik işkencenin yanında fiziksel işkencede uygulanırdı. Maskelerin çeşitleri çoktu. Eşek, domuz gibi hayvanlara benzeyenleri olan maskeler suçluya aptal bir görünüm verirdi. Böylece suçlanan kişi rencide olurdu.
    Timsah Makası : Bu işkence aleti vatan hainlerine, hükümdarlara suikast girişiminde bulunanlara ve bunu başaranlara kullanılırdı. Pense benzeri bir alet olan bu makasların içlerinde jiletler bulunurdu. Ateşte kızdırılıp suçlunun penisi koparılırdı ve kan kaybından ölmesine neden olurdu.
    Filistin Askısı (Strappado veya Ters Askı ) : Suçlunun kolları vücudunun arkasında birleştirilir ve bu şekilde yüksek bir direğe iple asılırdı. Bazen vücuda fazladan ağırlıklar eklenirdi. Bu işkence sonucunda suçlunun kolları yerinden çıkardı.
    Ezme : Suçlu yere yatırılır ve üzerine aşamalı olarak ağır taşlar koyulurdu. Cellat bu süreyi istediği gibi uzatabilirdi. İşkence sonucu suçlu nefessiz kalarak ölürdü.
    İspanyol Eşeği : Judas sandalyesinin benzeri olan bu alet daha uzundur. Suçlu eşeğe biner gibi bu alete bindirilir ayak bileklerine de verilmesi istenen acıya bağlı olarak ağırlık bağlanırdı.
    Çöpçünün Kızı : Londra kulesinin teğmeni William Scevington’ un icadıdır. suçlu çömelir ve etrafına metal bir çevçeve geçirilir. Ağzından ve burnundan kan boşalana kadar sıkılır.
    Diz Bölücü : Bu alet dizi bacaktan ayırır ve kullanılamaz hale getirmek için kullanılırdı. İki odun parçasının arasında yine odundan yapılmış sivri kazıkla bulunurdu. Dizleri arasına koyup vidaları sıkıştırmaya başladıklarında parçalanarak kopardı. Bu alet başka organların parçalanmasında da kullanılabiliyordu.
    Kurşun Süzgeci : Bir sapın ucuna takılı süzgeçten oluşan işkence aletidir. İkiye ayrılabilen bu aletin alt kısmına erimiş metal, kızgın yağ, kaynar su gibi işkencede kullanılacak maddeler koyuluyordu. Süzgeci suçluya doğru sallayarak içindeki kaynar maddelere maruz bırakılıyordu.
    Sarkaç : İşkence masasına yatırılıp bağlanan suçlunun üzerine çok büyük ve ağır bir balta sallandırılıp yavaş yavaş ip sarkıtılıyor. Her sarkıtılmada suçlunun vücudu doğranıyor.
    Tüm bu işkencelerin dışında kırbaçlamak, falaka, metalden sıcak ayakkabı giydirip etlerin kemikten ayrılmasını sağlamak, demirden sıcak elbise giydirmek, canlıyken derinin yüzülmesi, iç organların çıkarılıp suçlunun görebileceği şekilde yakmak, burnundan yada ağzından ölene kadar su vermek, ayakları ve elleri bağlanmış şekilde boyunlarına ağır taş bağlamak yada çekiçle vurmak, kulak, burun,dudaklar, cinsel organ gibi uzuvları kesmek, saat başı vücudun herhangi bir yerine çivi çakmak, gözleri çıkarmak, dilini kesmek, aç bırakmak, civa veya kızgın yağ içirmek, kol ve bacakları bağlanan suçluyu ayrı yerlere koşturulan atlarla parçalamak, parmak kırma aletiyle parmakları kırıp kopartmak, vahşi hayvanlara atılma, bekaret kemerleri gibi işkenceler de uygulanıyordu.





  4. Eleman
    Devamlı Üye
    İlk Engizisyon mahkemeleri 3. Lucius tarafından dini koruma amacı ile açılmıştır. Katolik dine karşı çıkanlar Engizisyon mahkemeleri yani işkence mahkemelerince cezaya çarptırılır ve halkın gözü önünde cezası verilirdi ki ibret olsun ve halk emirlere karşı gelmesin.

+ Yorum Gönder


engizisyon mahkemeleri