+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Oksidasyon ve sementasyon yataklarının genel özellikleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Oksidasyon ve sementasyon yataklarının genel özellikleri








    Oksidasyon ve sementasyon yataklarının genel özellikleri


    Oksidasyon ve sementasyon yataklarının genel özellikleri.jpg


    Birincil cevher minerallerinin atmosfer ve yeraltı suları etkisiyle ayrışması sonucunda yüzeysel kökenli yeni mineraller oluşur. Bu yüzeysel kökenli ayrışma minerallerinin yeterli mik-tarda derişmesiyle yeraltı suyu tablası üzerinde oksidasyon zonu yatakları, yeraltı suyu tablası içinde ise sementasyon zonu ya¬takları oluşur. Oksidasyon ve sementasyon zonu minerallerine, az veya çok miktarda, hemen hemen bütün tip cevherleşmelerde rastlanır. Bu mineraller
    www.alasayvan.net/ tek başlarına bir maden yatağı oluşturacak kadar bol bulunmasalar bile, diğer tip cevherleşmelere genellikle eşlik ettiklerinden büyük önem taşırlar.
    OKSİDASYON VE SEMENTASYON ZONU YATAKLARININ OLUŞUMU :
    Oksidasyon ve sementasyon zonu yataklarının oluştuğu yer¬lerde hidrojeolojik özellikler ve cevher minerallerinin ayrışma¬sı yönünden zonların ( = kuşakların) sıralanması aşağıdaki gibidir (Şekil 30);
    Oksidasyon zonu = havalandırma kuşağı : Topoğrafik yüzey ile bu yüzeye az çok paralel olan yeraltı suyu tablası arasında kalan kısımdır. Atmosferdeki serbest oksijen ve karbondioksit ile bunların içinde erimiş oldukları atmosferik sular oksidasyon zonunda cevher minerallerini çözer. Çözülüp eriyik hale gelen mal¬zemenin bir kısmı başka bir bileşik şeklinde tekrar oksidasyon zonunda çökelebilir, ancak çözülen malzeme büyük bir çoğunlukla derine doğru sızan sularla taşınır. Böylece oksidasyon zonu bir fakirleşmeye tekabül eder. Çözülmenin maksimum olduğu oksidasyon zonunun alt kısmına arınmış alt kuşak denir. Burada pH minimumdur.
    B) Sementasyon zonu = durgun kuşak: Yeraltı suyu tablası içinde kalan kesimdir. Su dolaşımının bulunduğu bu kesimde cevher kütlesi ve diğer kayaçlarsuya doygun vaziyettedir. Oksidasyon zonundan itibaren çözelti halinde taşınan unsurlar sementasyon zonunda geniş çapta çökelirler. Böylece sementasyon zonu bir zenginleşmeye işaret eder.
    C) Stagnasyon zonu = durgun kuşak: Belli bir seviyenin altındaki kayaçların ve cevherin içerdiği su miktarı azalır. Su dolaşımı hemen hemen yoktur. Bu kuşakta birincil veya hipojen cevher hiçbir değişikliğe uğramamıştır.
    Oksidasyon ve sementasyon zonlarının iyi gelişimi ve bu zonlara bağlı maden yataklarının oluşumu kalıntı yataklarında ol¬duğu gibi başlıca üç faktöre bağlıdır? îklim, rölief ve ayrışmaya uğrayan malzemenin niteliği.
    Hem oksidasyon, hem de sementasyon zonlarının en iyi geliş¬tikleri iklim bölgeleri ısının oldukça yüksek, yağışın ise az fa¬kat düzenli olduğu kuru tropikal ve kuru ılık (Karasal Akdeniz) bölgeleridir. Çok yağışlı iklimlerde çözelti haline geçen unsur¬lar, kuvvetli su dolaşımları ile ortamdan uzaklaşarak gider. Çok kuru ve sıcak çöl iklimlerinde ise metal zenginleşmesi daha ziya¬de oksidasyon zonunun üst kısmında gerçekleşir/ zira cevher çö¬kelmesi buharlaşma ile olur. Bu iklimlerde sementasyon zonu ge¬lişmez. Belli bir iklim kuşağı içinde mevsimlere bağlı olarak zon-ların konumlarında değişiklikler meydana gelebilir. Böylece örne-ğin su tablasının mevsimlere göre alçalma ve yükselmeleri zonla-rın birbiri içine girmesine neden olur.

    Oksidasyon ve sementasyon zonu yatakları en iyi erozyonun yavaş ilerlediği bölgelerde gelişir. Böylece yavaş olan erozyon devam ettikçe yeraltı suyu tablası aşağıya iner, gittikçe daha fazla bir hacim oksidasyona uğrar, sementasyon zonunda daha fazla bir birikme meydana gelir. Erozyonun hızlı olduğu engebeli arazi¬lerde yeraltı suyu tablası bulunmaz, ayrışan malzeme akarsularla hızla ortamdan uzaklaşır. Bu nedenle birincil cevher yüzeyde gö-rülür. Erozyonun durduğu tamamen peneplenmiş yörelerde ise yer¬altı su tablasının derinliği mevsimsel değişikliklerin dışında sabitleşmiştir. Dolayısıyle oksidasyon zonunun kalınlığı da bun¬dan sonra sabit kalacak, sementasyon zonurdaki zenginleşme daha fazla olamayacaktır.
    Oksidasyon ve sementasyon zonu yatakları en çok ve özellik¬le sülfürlerden itibaren oluşur. Arseniyürler, antimoniyürler ve sülfotuzlar ikinci sırayı alırlar. Oksit ve nabit haldeki mine¬raller çok az etkilenirler veya hiç etkilenmezler. Piritin varlı¬ğında kimyasal reaksiyonlar iyi gelişir. Cevherin geçirgen bir ya¬pıya sahip olması da reaksiyonları hızlandırır. Demirli sülfürle¬rin bulunduğu yataklarda yüzeyde demir oksit ve hidroksitlerden yapılı bir demir şapka (Şekil 30) bulunur.
    Oksidasyon ve sementasyon zonu yataklarının şekli birincil yatakların şekline bağlıdır. Ancak kırık hatlarında, kar s tik boş¬luklarda yığın, cep, damar veya damarcık şeklinde yeni yataklan-malar oluşabilir. Kuşakların kalınlığı en elverişli yerlerde bir¬kaç 10 m , hatta birkaç 100 m ye ulaşır.
    Yan kayacın heterojen olduğu hallerde birçok yeraltı suyu tablası ve buna paralel olarak da birçok oksidasyon ve sementas¬yon kuşağı oluşur.
    www.alasayvan.net/ Geçirgen kayaçlarda oksidasyon iyi gelişir. Karbonatlı kayaçlardaki karstik boşluklar ise düzensiz ve çok derin oksidasyon kuşaklarının oluşmasına yol açar.
    Damar şeklindeki, y at aklanmalarda; damar lar drenaj rolü oynar ve ! böylece yan kayacınkinden farklı kuşaklar oluşur. Aynı şekilde kırıklar (faylar, çatlaklar) oksidasyon ve sementasyon kuşakları¬nın düzensiz ve genellikle daha aşağı seviyelerde bulunmasına yol açar.
    OKSİDASYON VE SEMENTASYON ZONLARINDAKİ KİMYASAL OLAYLAR :
    Bu olayları açıklayabilmek için en çok rastlanan bir mine¬ral olan pirit (FeS2) örnek alınacaktır. Sırayla şu olaylar olu¬şur :
    1 – Fe+2SO4 oluşumu :
    2 FeS2 + 7 02 + 2 H20  2 FeSO4 + 2 H2SO4 (Sülfürik asit)
    2- Fe2+3 oluşumu =oksidasyon : Oksidasyon elektron kaybı demektir, örneğin :
    Fe+2  Fe+3 + e – 12 FeSO 4 + 3 O2 + 6 H2O + 4 Fe2 (SO4)3 + 4 Fe (OH)3
    veya
    4 FeSO4 + 2 H2SO + O2  2 Fe2(SO4)3 + 2 H2O
    3 a- Nötr veya hafif asit ortam da limonit, götit, hematit oluşumu :
    Fe2 (S04)3 + 6 H20  2 Fe (OH)3 + 3 H2 SO4
    Daha sonra :
    Fe (OH)3  H2O + FeO (OH) (limonit, götit)
    Veya
    2 Fe (OH)3  3 H20 + Fe2 O3 (hematit)
    Limonit, götit veya hematit hemen çökelir. Oksidasyon so¬nunda pirolüzit, psilomelan, manganit, küprit, tenorit gibi ok¬sitler benzer reaksiyonlarla oluşur.
    3 b – Asit ortamda sülfat çözeltilerinin oluşumu :
    Fe2 (SO4) 3 + Fe S2  3 Fe SO4 + 2 S (kükürt)
    îki değerli demir sülfat sabit değildir, çökelmez, diğer reaksiyonlara girer. Piritçe zengin yörelerde kırmızımsı, sarı renkli, yağlı görünümlü sular
    www.alasayvan.net/ bu sülfat eriyiklerini taşır.
    Kükürt ya tek başına çökelir veya S02 , H2SO4 gibi gazlar haline dönüşür.
    Diğer taraftan üç değerli demir sülfat diğer sülfürleri et¬kileyerek çeşitli sülfatların oluşmasına yol açar. H herhangi bir unsur ise :
    4 Fe2 (SO4) 3 + MS + 4 H20 MSO4 + 8 FeS04 + 4H2S0lt
    Bu sülfatlar farklı çözülebiliri? k derecelerine sahiptir.
    4- Sülfatların taşınması :
    Sülfatlar çözülebilirlik derecelerine göre az veya çok uzağa: taşınırlar :
    Zn SO4 kolay çözülür
    Mn SO4
    Ni SO4
    Co SO4
    Fe SO4
    Cu SO4
    Ag2 SO4
    Pb SO4 az çözülür
    Böylece sülfatlardan hemen hemen sadece anglezit (Pb çökelti hpT^nde oksidasyon zorunda kalır.
    5- Sülfatlı çözeltilerden itibaren çökelme :
    Şu olaylara bağlı olarak gerçekleşir ve genellikle sementasyon zonunu oluşturur.
    a) Çözeltiler ile katı maddeler arasındaki reaksiyonlar :
    Asit ortamlarda, örneğin; Silikatlı kayaçların bulunduğu yerlerde çözelti hali devam eder. Buna karşılık bazik ortamlarda, örneğin karbonatlı kayaçların veya minerallerin bulunduğu yerler¬de çökeltiler oluşur.
    MSO4 + RS MS + RSO4
    Smitsonit ( Zn CO3 ), serüzit ( Pb CO3 ), malakit ( Cu CO3.Cu (OH)2 ), azürit ( 2 Cu C03.Cu (OH)2 ), siderit
    ( Fe CO3 ), rodokrozit ( Mn CO3 ) gibi mineraller böyle oluşur.
    Ca SOit ise suyla birleşerek jips ‘i oluşturur.
    Sülfat çözeltileri katı haldeki sülfürler ile de reaksiyona girebilir. M ve R herhangi değişik 2 unsur ise :
    MSO4 + R S  M S + RSO4
    Ancak bu metal değişimi kalkofillik sırasına göre gerçek leşme olanağına sahiptir. Kalkofillik sırası şöyledir :
    Ag+, Cu+, Hg+2, Cu+2, Pb+2, Cd+2, Mo, Bi+3, Ni+2, Co+2, Zn+2, W, Fe+2,
    Bu sıra unsurların kükürt ‘e olan bağlılık sırasını gösterir. Ag+ çok bağlı, Mn+2 ise az bağlıdır, örneğin Ag+ ve Cu+2 unsurla¬rının kükürt ‘e bağlılığı Fe+2 unsuruna göre daha fazla olduğundan:
    Ag 2 SO4 + FeS Ag 2 S + Fe SO4
    Cu SO4 + Fe S  Cu S + Fe SO4
    reaksiyonları gerçekleşir. Kovellin (CuS) , kalkozin (Cu2S) , ar-jantit (Ag2S) gibi mineraller böyle oluşur. Buna karşılık demirin kalkofillik derecesi gümüş ve bakıra oranla daha düşük olduğundan :
    Fe SO4 + Ag 2 S
    Fe SO4 + Cu S  reaksiyonları gerçekleşmez .
    Sülfatlar bazı hallerde, önceden oluşmuş oksitlerle reaksi¬yona girerek nabit metalleri oluşturur, örneğin nabit bakırın oluşumu şöyledir: Fe SO4 + Cu2 O + H2 SO4  2 Cu + Fe2 (SO4) + H2O
    b) Kuru çöl iklimlerinde çözeltilerin
    www.alasayvan.net/ yoğunlaşması ve bu¬harlaşması :
    Kalkanit (Cu SO4. 5 H2O) , brokantit (Cu SO4 (HO)6)
    c) Çözeltilerin diğer çözelti veya gazlarla yaptığı reaksiyonlar
    d) Bir kısım bileşiklerin hidrolizi
    e) Pıhtılaşmar jel haline geçme
    f) Bir jel tarafından emilme
    OKSİDASYON ve SEMENTASYON KUŞAĞINDA BAZI METAL ve MİNERALLERİN DAVRANIŞI
    Ayrışmaz Mineraller : Ayrışmayan veya çok az ayrışan mineraller altın, platin, kassiterit, kromit, rutil gibi nabit mineraller ve oksitlerdir. Bununla birlikte altının davranışı bazı hallerde ayrıcalık gösterir. Altın doğada birincil olarak genellikle 3 şekildeA) Altın Tellrür olarak:bulunur.
    Altın Tellrür olarak: Tellüryum’un kolayca çözülüp taşınmasıyla altın serbest kalır.








  2. Asel
    Bayan Üye





    Kuvars damarlarında nabit altın olarak : Altın serbest durumdadır.
    Sülfürlerin bileşiminde gözle görülmeyen altın olarak: Sülfür minerallerinin ayrışmasıyla altın serbest kalır.Bütün bu durumlarda, eğer ortamda serbst Klor var ise; Altın klorür çözeltisi halinde taşınır.altın klorür çözeltisi iki değerli demir sülfat, sülfür ve diğer nabit minerallere rastlandığında nabit altın olarak çökelir. Böylece altının zenginleşmesi genellikle oksidasyon kuşağının alt kısmına tekabül eder.
    Ayrışır Mineraller : Bu başlık altında bazı unsurların en çok rastlanan birincil ve ayrışma mineralleri ayrı ayrı verilecektir. Birincil mineraller genellikle
    www.alasayvan.net/ hipojendir. Ancak bazı hallerde tortullaşmaya bağlı yani süperjen olabilirler. Ayrışma mineralleri ise daima süperjendir.



    a) Cu Mineralleri
    Birincil Mineraller
    Kalkopirit : Cu Fe S2
    Bornit : Cu5 Fe S4
    Kübanit : Cu Fe2 S3
    Vallariit : Cu2 Fe4 S7
    Tetraedrit : Cu3 Sb S3
    Burnonit : Cu Pb SbS3
    Tennantit : Cu3 As S3
    Enarjit : Cu3 As S4
    Ayrışan mineraller
    Malakit : Cu CO3. Cu (OH)2
    Azurit : 2Cu CO3. Cu (OH)2
    Kovellin : CuS
    Kalkozin : Cu2S
    Küprit : Cu2O
    Tenorit : CuO
    Nabit Bakır : Cu
    Kalkantit : CuSO4. 5 H2O
    Brokantit : Cu4SO4 (OH)6
    Krizokol : Cu SiO3 . 2H2O
    Dioptaz Aşirit : Cu6 (Si6O18 ) . 6H2O


    Kalkopirit ve bornit bazı hallerde ayrışma mineralleri olarak da bulunabilir. Kovellin ve kalkozin daima sementasyom kuşağında bulunur. Bakır , çinkodan daha az fakat kurşundan daha hareketli bir unsurdur. Birincil yatakta bakır mineralleri var ise, oksidasyon kuşağında az veya çok bakır izine rastlanır. Diğer taraftan yan kayaç veya gang karbonatlı ise bakır karbonatlar hemen yerinde oluşur. Derindeki sementasyon kuşağında bir zenginleşme gerçekleşmez.
    b) Kurşun Mineralleri
    Birincil Mineraller
    Galen : PbS
    Bulanjerit : PbSb4S11
    Zinkenit : PbSb2S4
    Burnonit : CuPbSbS3
    Jamesonit : Pb4FeSb6S14
    Ayrışma Mineralleri
    Anglezit : PbSO4
    Serüzit : PbCO3
    Piromorfit : Pb5 (PO4.AsO4)3 Cl
    Vanadinit : Pb5 (VO4)3 Cl
    Vülfenit : PbMoO4
    Krokoit : Pb CrO4
    Plombojarosit : PbFe6(SO4) 4(OH)12
    Kurşun, bakır ve çinko’dan daha az yarışma minerali de bulunur. Genellikle ilk önce hareketlidir. Birincil minerali varsa oksidasyon kuşağında mutlaka kurşunun anglezit, sonra serüzit oluşur.
    c) Çinko Mineralleri
    Birincil Mineraller
    Çinkoblend = Sfalerit:Zn S (kübik)
    Vürtzit : Zn S (hegzogonal)
    Ayrışma mineralleri
    Simitsonit : ZnCO3
    Kalamin = Hemimorfit: Zn4 Si2 O7 (OH)2 H2O
    Hidrozinsit : ZnO
    Villemit : Zn2SiO4
    Çinko, kurşun ve bakırdan daha hareketlidir. Dolayısı ile birincil çinko mineralleri bulunsabile, oksidasyon kuşağında hiç izine
    www.alasayvan.net/ rastlanmayabilir. Ancak; karbonatlı yankayaçların veya gang minerallerinin bulunması halinde, yerinde çinko karbonatlar oluşur.
    d) Demirli Mineraller
    Birincil mineraller
    Pirit : FeS2
    Markasit : FeS2
    Lölenjit : FeAs2
    Mispikel : FeAsS
    Kalkopirit : FeCuS2
    Siderit : FeCO3
    Ankerit : Ca (Mg,Fe)(CO3)2
    Şamozit : Fe4Al (AlSi3O10) (OH)6 nH2O
    Glokoni : K1,5 (Fe+3, Fe+2,Mg,Al)4-6 (Si,Al)8 O20 (OH)4
    Ayrışma Mineralleri
    Gümmit : UO3 nH2O + …….
    Autunit : Ca (UO2)2 (PO4)2 10-12H2O
    Kalkolit =Torbernit: Cu (UO2)2 (PO4)2 8-12H2O
    Tüyamünit : Ca (UO2)2 (VO4)2 8H2O
    Karnotit : K2 (UO2)2 (VO4)2 3H2O
    Uranotil :CaO (UO2)2(SiO2)26H2O
    Koffinit : USiO4
    Bilhassa uranyum ayrışma mineralleri çok bol çeşitlidir. Bunlardan bir çoğu tortullaşmaya bağlı, yani birincil olarak da bulunabilir. Uraninit ayrışma mineralleri olarakta bulunabilir.
    e) Diğer Ayrışma Mineralleri
    Cevher ve gang mineralleri ile yankayaçlarda bulunabilecek silisyum, kalseduvan (SiO2) ve opal (SiO2 nH2O) gibi mineraller verir. Kuvars ayrışmaz.
    Kalsiyum oksidasyon zonunda jips’in(CaSO4.2H2O ve bazı durumlarda ikincil olarak teşşekül eden kalsit’in (CaCO3) bileşimine girer.
    Sülfürlerin bileşimindeki kükürt kısmen nabit kükürt olarak (S) oksidasyon zonunda kalır.
    Antimonit oksidasyon kuşağında sarı, kahverengi antimuan da aynı ürünleri verir.
    Orpiment, realgar gibi arsenik sülfürler güç ayrışırlar. Bunlar ve sülfoarseniyürlerdeki arsenik, siyah arsenik oksitlere dönüşebilir.
    Gümüş, nabit gümüş (Ag) ve arjantit (Ag2S) şeklinde ayrışma mineralleri oluşturur.
    Zinober genellikle ayrışmaz, ender olarak metazinober (HgS), nabit civa (Hg) verebilir.
    Molibdenit genellikle ayrışmaz, ender olarak povellit (CaMoO4) verir.
    Nikelli mineraller bazı hallerde annaberjit (Ni3(AsO4)28H2O) ve garnierit (Ni4(Si4O10)(OH) 4H2O) verir.
    Kobaltlı mineraller eritrit (CO3 (AsO4)2 8H2O) verir.

    3- Süperjen Zonlanma
    Oksidasyon ve sementasyon olaylarına bağlı olarak gelişen süperjen zonlanmada düşey kesitte yukarıdan aşağıya doğru genel¬likle şu bileşiklere rastlarız ;

    Oksitler
    Oksidasyon Kuşağı
    Karbonatlar
    Sülfatlar
    Nabit Mineraller
    Süperjen Sülfürler Sementasyon Kuşağı

    Karbonatların pozisyonu yan kayacın veya gang mineralleri¬nin cinsine göre değişir.
    OKSİDASYON VE SEMENTASYON ZONU YATAKLARINA ÖRNEKLER
    Hemen hemen bütün yataklar da kökenleri ne olursa olsun oksi¬dasyon ve sementasyon zonlarına az veya çok rastlanmaktadır. Se¬mentasyon zonları öncelikle işletilmektedir. Bazı çok düşük tönörlü yataklarda ancak sementasyon zonları ekonomik
    www.alasayvan.net/ olabilmektedir. Doğu Karadeniz’de eski tarihlerde işletilmiş yüzlerce küçük maden ocağı genellikle bu yüzeysel zenginleşme zonlarında açılmış, bi¬rincil cevhere rastlandığında terkedilmiştir.
    1- Porfirik Bakır Yatakları :
    Bu yataklar aslında, ileride de değineceğimiz gibi graniti ve sübvolkanik kayaçlara bağlı olarak teşekkül etmiş intraplütonik yataklardır. Yataklanma şekli saçınım veya stokverk biçimin¬dedir. Kalkopirit ve pirit halindeki birincil cevherleşme daima çok düşük tenörlüdür. Bu yataklarınekonomik hale gelmesi ancak yüzeysel ayrışma olayları ile gerçekleşmiştir. Bu yataklarınekonomik hale gelmesi ancak yüzeysel ayrışma olayları ile gerçekleşmiştir. Zenginleşme semen¬tasyon zonunda kalkozin ile belirlenmektedir. Dünyadaki başlıca örnekleri şunlardır :
    Copper Cities (A.B.D.)
    Chuquicamata (Şili)
    Kerman – Sarçeşme (İran)
    2- Ergani Bakır Yatağı (Elâzığ) :
    Aslında ofiolitik volkanizmaya bağlı olarak gelişmiş bu yata¬ğın en zengin kısmı olan sementasyon zonu öncelikle ve tamamiyle iş¬letilmiştir. Bu zonun minerallerini bornit, kalkozin ve kovellin teşkil etmekteydi.

    3- Zamantı Çinko Yatakları (Develi, Kayseri) :
    Permo-Karbonifer veya Permo-Triyas yaşlı kireçtaşları içinde hidrotermal olarak bulunan çinko ve kurşun cevherleşmelerinden iti¬baren yüzeysel ayrışma ile oksidasyon ve sementasyon zonu mineral¬leri teşekkül etmiştir. Bu şekilde meydana gelen minerallerden özel-likle smitsonit kireçtaşlarının karstik boşluklarını doldurarak önemli yataklar oluşturmuştur. Türkiye’de Toros’lar boyunca rastla¬nan bu tür cevherleşmeler için “karbonatlı cevher” veya oksitli cev¬her” deyimi kullanılmaktadır.
    KIRINTI YATAKLARI
    TANIM :
    Yoğun, sert ve ayrışmaz nitelikteki minerallerin serbest kalması ve birikmesiyle oluşmuş yataklardır.
    GENEL ÖZELLİKLER :
    Kırıntı yataklarının evriminde iki büyük dönem söz konusu¬dur. Birincisi ayrışmaz veya ayrışması güç minerallerin, içinde bulundukları kayaçlardan serbest kalmasıdır. Bu genellikle normal yüzeysel ayrışma olaylarının bir sonucu olarak gelişir, ikincisi ise serbest kalan minerallerin su veya atmosfer etkisiyle taşına¬rak birikimidir. Ancak bu ikinci dönem gerçekleşmeden de bazı hal¬lerde kırıntı yatakları oluşabilir. Böylece taşınmanın olup olma-masına ve taşınma cinsine göre kırıntı yataklarının şu çeşitleri ayırt edilir.
    a) Elüvyal yataklar
    b) Alüvyal yataklar
    - Rüzgar plaserleri
    - Akarsu plaserleri
    - Deniz plaserleri
    Çok ender olarak buzul plaserleride oluşabilir. Bütün bu ya¬taklar katman veya mercekler şeklinde yataklanmışlardır. Cevher mineralleri yatak içinde saçınım halinde bulunur.
    Kırıntı yatakları başlıca şu mineraller için ekonomik bir değer taşır :
    Nabit Altın : Au
    Nabit Platin : Pt
    Paladyumlu Platin : ( Pt, Pd )
    Osmiyum – İrridyum: ( Os, Ir )
    Elmas : C
    Kassiterit : SnO2
    Bu minerallerin dışında kırıntılı yataklarının ekonomik öneme sahip diğer mineralleri şunlardır:
    Rutil : TiO2
    Anataz :TiO2
    İlmenit : FeTiO3
    Hematit : Fe2O3
    Manyetit : Fe3O4
    Korendon : Al2O3 (yakut, safir)
    Spinel : MgAl2O4
    Kromit : (Mg, Fe) (Cr,Al,Fe)2O4
    Apatit : Ca5 (PO4)3F veya Ca5 (PO4)3Cl
    Monazit : (Ce, La,……)
    Ksenotim : YPO4
    Volframit : (Mn,Fe)WO4
    Sfen : CaTi (SiO4) O4
    Zirkon : Zr SiO4
    Topaz : Al2 SiO4 (OH,F)2
    Beril : Be3 Al2 Si6 O18 (zümrüt, akuamarin)
    Opal : SiO2 nH2O
    Turmalin : (Na, Ca) (Mg,Al)6 (B3 Al3 Si6 (O,OH)30)
    Gröna : ( Mg, Fe, Mn, Ca)3 (Al, Fe, Cr)2 (SiO4)3
    Görüldüğü gibi bu minerallerin nabit, oksit, fosfat, volframat, silikat bileşimindedir.sülfürler ve sülfotuzlar bulunmaz. Kırıntı yataklarında ayrıca kuvars, kalseduan, feldispat, piroksen, amfibol, olivin, epidot, kalsit, vb. gibi birçok çeşitli minerale rastlanır. Bu minerallerden kuvars ve feldispat endüstriyel hammadde olarak büyük bir ekonomik değer taşır.
    Kırıntı yataklarını oluşturan mineraller değişik ortamlardan itibaren türeyebilirler;
    Olağan kayaçlardan
    Başka tipteki maden yataklarından veya zuhurlardan
    Daha eski alivyon veya elüvyonlardan
    Akarsu plaserleri içinde gelişen bazı kimyasal olaylar kırıntı minerallerin çözülmesini sağlayabilir. Bazı plaserlerde altının zenginleşmesi ve iri taneler ( pepit ) halinde bulunması böyle açıklanır. Avustralya’da Ballarat plaserinde bulunan 64’lık altın tanesi bu şekilde büyümüştür





+ Yorum Gönder