+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12346 ... SonuncuSonuncu
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Efsanelerden kısa örnekler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Efsanelerden kısa örnekler








    Efsanelerden kısa örnekler

    Kız Kulesi Efsanesi
    (Efsaneler)

    Kızkulesi Adası, Kubadabad Saltanat Kentinin haremliğiymiş. Ada da çevresi sularla çevrili bir kale ile, birbirinden güzel köşklerin ortasında yüksek bir kule varmış.



    İşte bu kulede cariyeleri ile birlikte Selçuklu Sultanının güzeller güzeli biricik kızı yaşarmış .



    Sultan, düşünde (başka bir rivayete göre falında) sevgili kızının yılan sokması sonucu öleceğini görmüş. Yaptırdığı ve Kaleye ve içinde kuleye kızını bunun için kapatmış. Öyle ki, kuleye yılan girmesin diye beton borularla Anasmaslar’dan Adaya su ve süt akıtılmış. (Anılan iki sıra beton boruların kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.)

    kiz_kulesi.jpg

    Böylece yıllar yılları kovalamış ve günlerden bir gün güzel Sultan ateşlere düşüp hastalanmış. Ülkenin en ünlü hekimleri zor bulmuşlar devasını. Sevgili Sultan yeniden sağlığına, mutluluğuna kavuşmuş. İyileşmesini kutlamak için armağanlar yağmaya başlamış kuleye. Yaşlı bir köylü kadında bir sepet üzüm getirmiş. Meğer üzümlerin içinde bir küçük yılan varmış.



    Yılan o gece uykuya dalan güzel Sultanı sokup öldürmüş.








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Balıkesir Efsanesi
    (Efsaneler)

    Tarihçilere göre Balıkesir adı, Bizans imparatoru Hadrianus’un av partilerinde kullanmak için yaptırdığı Paleo Kastro (Eski Hisar) sözcüğünden kaynaklanmaktadır. Tarihî bir gerçekliği de bulunan bu ad, daha sonra halk etimolojisi sayesinde değişik rivayet ve yorumlara da konu teşkil etmiştir. Biz bu rivayetlerden birkaçını kısaca anlatmak istiyoruz.


    balikesir-efsanesi.jpg
    Balıkesir adı daha çok bal, balık, kesir ve hisar kelimeleri üzerinde yapılan oynamalarla izah edilmektedir. Bir rivayete göre Balıkesir’in adı eskiden Balık Hisar şeklindeymiş. Buradaki balık sözü Eski Türkçe‘de şehir, kale veya saray anlamı taşımaktaymış. Kale Şehri anlamını veren bu rivayete göre bu ad, XI. yüzyıldan sonra kullanılmaz olmuştur. Gerçekten de Orta Asya’da Beşbalık gibi bazı Uygur devrine ait yer isimlerinde balık kelimesinin şehir anlamında kullanıldığı dikkati çekmektedir.





  3. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Ay Atam Efsanesi
    (Efsaneler)

    Ay-Atam Efsanesi, Memlükler döneminde Mısır’da yaşamış olan Türk tarihçisi Aybek üd Devâdârî tarafından kayda geçirilmiş bir Türk efsanesidir. Aybek üd Devâdârî’nin verdiği bilgilere göre bu efsaneyi halk dilinden yazıya aktaran ilk kişi Ulug Han Ata Bitikçi adlı eski bir Türk bilginidir.



    Ulug Han Ata Bitigçi’nin içinde Ay-Atam Efsanesi’nin de yer aldığı bir kitabını ele geçiren Cebrail bin Bahteşyu adlı İranlı bir tarihçi, Ay-Atam efsanesi’ni Türkçe’den Farça’ya tercüme etmiştir. Bu farça tercümeyi bulan Aybek üd Devâdârî efsaneyi olduğu gibi kendi kitabına aktarmıştır.
    ay atam efsane.jpg


    Ay-Atam Efsanesi’nin konusu insanoğlunun yaratılışıdır. İnsanın yaratılışını dört unsura (su, ateş, toprak, rüzgar) ve balçığa bağlayan bu efsanede Ön Asya mitolojisinin etkileri görülür. Kimi Türkologlar, Ulug Han Ata Bitikçi’nin yeni müslüman olmuş bir Türk düşünürü olduğunu düşünmektedirler.



    Efsanede geçen ve Kara Dağcı adlı bir dağın üzerinde bulunan Ata Mağarası motifi, Türk mitolojisinin temel motiflerinden biridir. Bozkurt Destanı‘nda kurtla yaşayan son Türk çocuğunun kaçıp sığındıkları Turfan’ın kuzeybatısındaki büyük dağ ve dağdaki mağara da böyle bir yerdir. Ergenekon‘da da durum böyledir. Nitekim Ay-Atam Efsanesi’nde anlatılan mağara da Kara Dağcı adlı bir dağın üzerinde bulunmaktadır. Büyük Hun ve Kök Türk devletleri zamanında Türkler’in Tanrı’ya tapınmak için bir tür tapınak olarak kullandıkları ata mağaraları da konu ile ilgili ve önemlidirler.





  4. Ziyaretçi
    kız kulesi efsanesinin bir kaç yerinde yazım hatası olmuş lütfen ilgilenelim !

  5. Gizliyara
    FoRuMaciL Security
    KIZ KULESİ EFSANELERİ

    Leandros Efsanesi

    Efsaneye göre, Leandros adlı bir genç Afrodit’e bağlı Hero adlı bir rahibeye aşık olur. Ama aşk Hero’ya yasaktır. Hero Kız Kulesi’nde yaşar. Leandros, her gece onu görmek için yüzerek Kule’ye gelir. Hero’da onun Kule’yi bulması için ateş yakar. Her gece bu şekilde buluşurlar. Fırtınalı bir gecede Hero’nun yaktığı ateş söner. Ve Leandros Boğaz’ın serin sularında yolunu kaybeder ve ölür. Bunu duyan Hero acıya dayanamayıp intihar eder.





    Prenses Efsanesi

    Vaktiyle bir falcı, şehrin kralına; kızını bir yılanın zehriyle öleceği kehanetinde bulunur. Kızını çok seven kral, kızını korumaya almak için Salacak açıklarındaki kayalıklara bir kule inşa ettirir ve kızını bu kuleye yerleştirir. Günlerden bir gün, şehirden kuleye gelen bir meyve sepetinden çıkan yılan, kızı sokar ve kız ölür.

    Battalgazi Efsanesi

    Battalgazi tekfur’un kızına aşık olur. Tekfur kızını Battalgazi’ye yar etmek istemez. Bu sebeple kızını Kule’ye yerleştirir. Battalgazi Kule’yi basarak kızı alır ve atına atlayıp kızla birlikte Üsküdar’dan uzaklaşır. “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözünün bu olaydan geldiği rivayet edilir.

  6. Ziyaretçi
    Şu güzel konuya bende bir efsane ekliyorum..

    Uygur Efsanesi


    Uygur Efsanesi.jpg

    Çok eski tarihlere dayanan Uygur efsanesi Türkler ile Çinler arasında geçerken Türklerin elinde bulunan kutsal taş Çinliler tarafından alınınca Tanrılar tarafından Türkler cezalandırırlar. Bunun sonucunda Türklerin yurdunda kuraklık, açlık ve hastalıklar başlarken Türklerin anayurdu olan Orta Asyayı terk edip Büyük Göç olayını başlatmak zorunda kalırlar. Hulin isimli dağa sığınan Türkler burada iki ırmak bulunmasından dolayı kuraklık yaşamayacaklarına inanırlar. İki tane ırmak olan bu Hulin dağında bir adet büyük bir ağaç bulunurken bu ağaç günden güne ortaya ışık saçmaya başlar. Bu ışığını 9 Ay 10 gün boyunca saçmaya devam ederken son gün ağacın gövdesi yarılır ve bu gövdeden 5 tane çocuk çıkar. Bunu büyük dikkatle izleyen halk bu olay sonrasında toprakları çok verimli hale gelir ve günden güne ülke zengin olurken herkese mutluluk yayılır. Bu 5 çocuk ise büyürler ve her biri han olurken devlet çok büyük bir hale gelir. Ancak Çin prensesi ile evlenince tüm işler bozulup ve devlet yavaştan yavaşa dağılır.

  7. Ziyaretçi
    Altay Yılan Dağı Efsanesi

    altay-y-lan-dag-efsanesi.jpg

    Altay efsanelerinin çoğu yerlilerin çok sevdiği ve saygı duyduğu anayurdunun doğası ile ilgilidir. İşte onlardan biri Yılan Dağı Efsanesidir.

    Böyle olağan dışı ismi taşıyan dağ gerçekten Dağlı Altay’da yer alır. Bu isim de yılanlarla doğrudan ilgili. Birçok halklarda amazon kadınlarını anlatan efsaneler yaygındı. Eski Altay efsanesine göre bu dağın eteğinde savaşçı oğlanların bir kabilesi yaşıyormuş. Onun lideri büyülü yetenekleri ile meşhurmuş. O bütün savaşçılarının evlenmeleri ve aile kurmalarını yasaklamış. Sevgilisi için her şeye hazır olanın duygu gücünü çok akıllı ve kurnaz bir yöntemle denermiş. Oğlan sevdiği kızı Yılan Dağı’nın ta zirvesine kadar kucağında getirmeliymiş. Onu düşürmesi halinde

    kız yılana dönüşüp sürünerek gidermiş. Ne yazık ki hiç kimse bu zor vazife gerçekleştiremezmiş. Erkekler aşka inanmaz olup aile kurma çabalarından vazgeçmişler, kabile yaşlanmaya başladı ve bir gün yok olma eşiğinde olmuş.

    Bir ateşli oğlan yine de kendisini deneyip mutluluğuna layık olduğunu herkese ispatlamaya karar vermiş. Sevgilisini kucaklarına alıp dağın zirvesine doğru koşmuş. Kız var olan gücüyle nişanlısına yardım ediyormuş. Zirveye ulaşınca onlar sevinçli bir çığlıkla herkese zaferlerini bildirmişler.


    Yılan Dağı Efsanesi

    Kabilenin yaşlı lideri öfkeden dağa çarpıp kocaman bir yılana dönüşmüş. O andan beri dağın adı Yılan Dağı olmuş. Söylentilere göre aşıklar dağın eteğine bile adım atınca duygularının gücünü denemek amacıyla taşlar altından yılan görünüşlü büyücü çıkıyormuş.

  8. Ziyaretçi
    Bence siteyi kotulemeyelim gayet guzel bir site bizde elimizdeki efsaneleri eklersek dahada güzel olur..


    Kocacenk Efsanesi

    Kocacenk Efsanesi.jpg


    Kocacık yöresine Türkler gelmezden önce burada Rimler yaşarmış. Onların bir de Kralları varmış. Kral doğal yapılı olan kalâda yaşarmış. Kalayüksekte bulunduğu için oradan olan biteni gözetlermiş. Günün birinde Türk askerinin Kupensina adında, Kalâ’dan 10 km. uzaklıkta bir yere gelip çadırlarını kurmaya başladıklarını görmüş, askerlerin savaşçı olup olmadıklarını, kendi askerlerinin gelenlerle başa çıkıp çıkamayacağını anlamak için bir deneme yapmış:

    O yörede bulunan en güzel genç kızları toplamış. Onları en iyi giysilerle giyindirmiş. Ellerine, içinde türlü tatlılar ve yemişler bulunan tepsiler vermiş. Bunları Türk askerine satmak maksadıyla onların yerleşmiş bulundukları Kupesina’ya göndermiş.

    Kızlar çadırlarını kaldırmakla uğraşan Türk askerlerin yanına gelmişler. Türk askerleri ise onlara doğru hiç başlarını bile kaldırmamışlar. Böylelikle genç kızlar hiçbir şey satamadan geri dönmüşler.

    6E8 P1070075 300x154 Kocacenk Efsanesi

    Olayı bir bir Kral’a anlatmışlar. O zaman Kral, Türk askerinin çok cesur olduğunu ve buraya yenmek için geldiğini anlamış. Kendi ailesini toplamış. Bulunan bütün zenginliğini “Kala” içinde saklamış. Yardımcılarına edebildikleri kadar savaşmalarını emredip geceleyin oradan kaçmış. Yanına bir tabur asker de almış. Bütün atların nallarını tersine nallatmış. Bunu, Türk askeri izleri görünce Kalâ’ya daha da yardımın geldiğini zannetmesi için yaşmış.

    Türk askeri birkaç gün dinlendikten sonra Kalâ’ya saldırmış, ama orada epeyce asker bulunduğundan üstelik Kala çok yüksek olduğundan dolayı birkaç gün Kalâ’nın kuşatması ve kanlı savaş sürmüş. Birkaç günden sonra Türk askeri Kalâ’ya gelen suyun nereden olduğunu anlamış. Aslında iki-üç bin metre uzakta bulunan “Kırmızı Su” kaynağından deriden yapılmış oluk vasıtasıyla Kalâ’ya su gelirmiş. Bunu anlayan Türk askeri oluğu keser. “Kalâ’da bulunan askerler susuz kalınca son hücuma girişir. Kanlı savaş başlar. Kumalılar kaçmağa başlamışlar. Ama, onların peşinde, Türk askeri şöyle dursun, savaşta kılıçla kafaları kesilen Türk askerleri bile kellelerini koltuklan altına alıp koşarmışlar. Bunu gören Romalılar şaşkın şaşkın kaçmış, bir daha buraya dönmemişler. Onların peşinden koşan kesik başlı Türk askerleri ise ancak üçbin metre sonra yere düşüp şehit olmuşlar. Öylelikle o yer bir şehitlîk olmuş. Bugün bile o yerin adı Kocacik diliyle “Şiitlık” diye adlandırılır. Kalenin etrafında büyük savaş olduğundan dolayı o yere “Kocacenk” yeri adı verilmiş ki zaman gittikçe Kocacenk Kocacik’e dönmüştür.

    Makedonya’daki Kocacık Köyü aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin köyüdür. Kocacık köyünde Ali Rıza Efendi’nin babası Kızıl Hafız Ahmet Efendi dünyaya gelmiştir

  9. Ziyaretçi
    Şahitler Kayası Efsanesi


    sahitler Kayası Efsanesi.jpg

    Şu dağın eteğinde bir köy, köyün de deli dolu bir çobanı varmış. Çobanlığına diyecek yokmuş ama, bir var ki, huyunu suyunu beğenmediklerinin ineğini danasını gütmezmiş. Yıllardan bir yıl, bu köye bir kıran girer. Sürü koymaz kırar geçirir. Köyün ağzını bıçak açmaz. Velakin, bizim deli çobanın güttüğü ineklerden birinin burnu bile kanamaz. İneklerin bir tüyüne bile zarar gelmez.

    Elde iyiler çok ya kötüler de yok değil. Çoban, köyün gözü kendi sürüsünün içinde iken “Elemtere fiş, kem gözlere şiş” demeyi akletmez. İneklerden birine nazar değer. Gülsüm Aba’nın ineği buzağıladıktan üç gün sonra “çat” diye çatlar…

    Çoban o akşam dağdan dönünce köyün alt başında bu kara haberi alır, neye uğradığını bilmez. Seğirtir oraya gider.

    Görür ki ne görsün, sarı inek serilmiş orta yerde yatıyor, yavru buzağı da orta yerde meleyip duruyor. Gülsüm Aba dersen, kanı iliği kurumuş, iki eli böğründe kalmış. Çoban utana sıkıla:

    -Gül Aba, Gülsüm Aba! Bir kaza belâ savmışsın, bunla geçmiş olsun. Veren Allah yine verir. Sakın meraklanayım deme. Körpeyi düşünüyorsan, onu da bana bırak. Ben her sabah omuzuma vurur dağa götürürüm onu. Ne sanki yumruk kadar karını var. Sabah bir, akşam iki emerse dişleri otu çöpü kesecek olur der.

    Dediğini de eder. Günlerce buzağayı omuzunda götürür, omuzunda getirir yola yokuşa vurmaz. Kendi avucu içinde suyunu içirir, o kadar inek içinde bir yavruyu geçindirir. Dizinin dibinden, gözünün önünden ayırmaz. Buzağı kısa sürede fıstık gibi olur.

    Bir öğle vakti otururken gaflet gelip kısa bir süre dalıverir. O ara buzağı takılır bir ineğin peşine tırmanır dağa doğru. Çoban gözünü açınca bunu görür fırlar peşine fakat huysuzlanan inek yanındaki danaya boynuzunu takınca zavallı danayı uçurumdan aşağı yuvarlar. Çoban yetişip danayı ölümden kurtarır fakat dananın bir ayağı kırılır. Gülsüm aba çok üzülür üzüntüsünü belli etmez ama komşuları Gülsüm Aba’nın oğlunu fitlerler.

    Oğlan orta yerde ağzına geleni söyleyip çobana bağırır. “Yok inek vurduydu, yok
    dağdan yuvarlandıydı, sen bu kavalı kavaklara çal, bu mavalı başkalarına oku, beni kandıramazsın. Mutlak deliliğin tutmuş, bir taş atıp sen kırmışsındır. Hani şahidin? Kim gördü, seni yalancı… deyince çoban ne diyeceğini şaşırır:

    buna şahit der. Sonra başını köyün tepesine doğru dikilen koca dağa kaldırarak:
    -Hey dağlar, taşlar! Allah için siz söyleyin, bu böyle olmadı mı? Sarı buzağının ayağını kara öküz vurup kırmadı mı? Diye seslenir.

    Olacak olur ya, o anda iki kaya parçası dağdan koparak köyün üstüne doğru
    yuvarlanmaya başlamaz mı. Çoban olduğu yerde göğsünü gere gere şahitlerini karşılar ama, ötekiler koydunsa bul yerinde. Pabucunu bırakıp kaçan kaçana. O günden sonra bu dağın adı “Şahitler Kayası” kalır

    Prof. Dr. Nimetullah Hafız, Bulgaristan Türk Halk Edebiyatı Metinleri

  10. Ziyaretçi
    Çekirge Sultan Efsanesi- Bursa

    cekirge Sultan Efsanesi.jpg

    Bursa’nın önde gelen semtlerinden olan çekirge semti eskiden olduğu gibi günümüzde de hamam ve termal otelleri ile tanınmaktadır.
    Çekirge Sultan fakir bir adamdır Sultan unvanı sonradan kendisine verilmiştir.Sabahtan akşama kadar hamam kapısının önünde bekler sadaka dilenirdi. Günün birinde hamamda kadınlardan biri küpelerin kaybeder Bütün hamam telaşla kadının küpelerini arar , Çe

    kirge kadına “Yıkandığın kurnanın yanında ufak bir delik var dökülen saçlarına sarılı olarak küpelerin orada durmaktadır” der Hamamdaki bütün kadınlar büyük bir heyecanla koştular çekirge Sultanın dediği yerde küpeleri buldular
    Bu olaydan sonra herkes ona gelecekle ilgili sorular sorarlar Zamanla ünü o kadar yayılır ki Sultan Murad’ın kulağına gider.Padişahın huzuruna getirilir Sorulan iki soruya mükemmelen yanıt verir.Sultan Murad kendisine doğru kapalı elini uzatır ve “ Söyle bakalım elimde ne var”.Böyle bir soru beklemeyen adam bir süre düşünür ve “ Bir atlarsın çekirge iki atlarsın çekirge “ Henüz sözünü bitirmeden padişah elini açar elinden bir çekirge atlar .Bu olaydan sonra kendisine Çekirge Sultan lakabı verilir Aynı zamanda Padişahın baş Müneccimi tayin edilir.

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12346 ... SonuncuSonuncu


kısa efsaneler,  efsane örnekleri,  efsaneler kısa,  efsane örnekleri kısa,  kısa efsane örnekleri,  efsaneler