+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Uzun çizginin tanımı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Uzun çizginin tanımı








    Uzun çizginin tanımı

    Çeşitli alanlara göre çizginin tanımı şu şekildedir:
    - Çizginin sözlük tanımına göre : Çizilerek yada çeşitli yollarla oluşmuş "iz", "çizi".
    - Matematikte : Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim. Çizginin yalnızca uzunluk boyutu vardır.
    - Mecazi : Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım.
    - Film - Sinema : Bir konuyla ilgili olarak öykü kişilerinin hareketlerini belirtecek şekilde, art arda çizilmiş resimlerden oluşan sinema filmi. Çizgi resim, yalnız çizgilerle yapılmış resim.
    - Çizgisel : Çizgi ile gösterilmiş.2
    - Edebiyatta çizginin tanımı : Noktalama bakımından üç çeşit çizgi vardır. Kısa çizgi, uzun çizgi ve noktalı çizgi.3


    Uzun çizginin tanım.jpg
    - Balık bilim : Yanal çizgi, balıklarda ve çenesizlerde bulunan duyu organı.
    - Ciltçilikte : Çizgi çekmek, cilt üzerine yaldızla çizgi çekmek.
    - Doğramacılıkta : Çizgi çakısı, ağaca işaret yapmaya mahsus marangoz çakısı.
    - Doku bilim : Bazı kemiklerin şurasında burasında görülen çok ince ve pek kalabalık çizgilere verilen ad.
    - Güzel Sanatlarda : Kurşun kalem, mürekkep, kömür kalemleri veya herhangi bir araçla yapılmış gölgesiz resim. Resmedilen modelin yalnız dış ve iç hatlarının gösterilmesi.k
    - Müzikte : Üstüne nota yazılan yatay çizgi.
    - Resimde : Eşyanın biçimini gösteren sınır. Kalem veya sivri bir şeyle yüzeyde meydana getirilen renkli veya oyuk iz. Çizgi resim, yalnız çizgilerle yapılmış resim.
    - Spor : Çember çizgisi.
    - Yazı : Genellikle yazı yazmaya yeni başlayanlara ilk çizdirilen düşey ve eğri çizgi.4
    - El Sanatlarında : Çizgi işi, yazmacılıkta kullanılan bir renklendirme tekniği.
    - Güzel Sanatlar : Çizgi resim, çizgi gravür, gölgeleri yada modelin girinti ve çıkıntılarını göstermeden biçimlerin yalnız dış biçimlerini belirten resim yada gravür.
    - Güzel Sanatlar ve Süsleme Sanatlarında : Çizilmiş hat, çevrelerin çizimi. Bir sanatçıda yada bir yapıtta (renk öğesine karşılık) çizime ilişkin öğeler.
    - Mimari ve Süsleme Sanatlarında : Çevre çizgisi, kalınca iki silme yada iki düzlem arasında geçiş işlevi gören dar silme.
    - Okyanus Bilimi : Kıyı çizgisi.
    - Teknik Resim : Ölçü çizgisi.5


    Bedri Rahmi, çizgiyi şöyle ifade eder : "Çizgi deyince aklınıza ilk gelen ne ise onu kastediyorum. Bir saç teli, bir telgraf teli, adınızı yazarken kaleminizin ucundan çıkanı kastediyorum."

    Tabiat ana, bize çırılçıplak kesin çizgiler vermiyor. Çınar yaprağının üstünde damarlar var, avucunuzun içinde de aynı damarlar var. Bunlar aslında birer çizgidir ama öylesine gizli saklıdırlar ki, çizgiden önce yaprağı, damardan önce avucu görürüz. Tarla boyunca uzayan telgraf telleri çizgidir.6
    Sanat sözlüğünde çizginin tanımı : Bir yüzey sanatı öğesi olarak çizgi, uzunluğuna oranla kalınlığı çok az olan bir şerit anlamını taşır. Dolayısıyla, kalın bir fırçayla bir yüzey üzerine vurulacak uzun bir boya darbesi resim sanatında çizgi olarak değerlendirilebilir.7

    Resim sanatını oluşturan unsurlar : Çizgi, renk, leke, ritm, armoni, ışık-gölge, açık-koyu-orta değer vb. dir. Bunlardan çizginin önemli bir unsur olduğunu söyleyebiliriz.

    Sanat diline göre çizgi, bir basitleştirme, yerine göre sadeleştirme veya bir soyutlaştırma sonucudur. Doğada ancak biçimlere, yüzeylere rastlarız. Yüzeylerin bittiği yerler veya yüzeylerin birbirleriyle ilişkili olduğu kenarlar, çizgi etkisi yaparlar. Yani doğada tam anlamıyla çizgi yoktur. Oysa ki sanatta çizgi elemanını çok çeşitli yerlerde görmek olasıdır. Örneğin : Çizgi tekstür çalışmalarında yüzeyi yaratabilir, renk alanlarını sınırlar, kendi başına plan etkisi yapar, perspektiif oluşturur yada formlara dış kenar unsuru olarak kullanılır.

    Çizginin Oluşumu: Birbirleriyle olan bağıntıları ve ilişkileriyle çoğalan gerilim noktalarının birleştirilmesinden çizgi doğar. Belirli aralıklarla dizilmiş, tek tek noktalara bağlanan çizgi, bir yeni görünüm yaratır. Henüz yüzey değildir bu. Fakat, yarattığı görüntü olarak çizgiden farklı bir şeydir. Çizgi yapılarıyla oluşturulmuş ve kapalı form meydana getirmiş bir yüzey parçası etkisi yapmaktadır. Kısaca diyebiliriz ki çizgi, grafik olarak hareket halindeki bir noktanın belirli bir yönde eğilimden doğar.

    Çizgi, görsel bir anlatımda ilk anlatım unsurudur. Çizginin anlatım olanaklarından hem subjektif, hem de objektif olarak faydalanmak mümkündür. Objektif olarak, ölçüm, teknik resim ve projelerde çizgilerden yararlanırız. Subjektif yöndeki anlatımlarda ise sınırsız imkanlara sahip oluruz. Çizgi ile türlü etkiler yaratabilir ve psişik durumlar oluşturabiliriz.

    Çizgi düzenleme içinde tuttuğu yere, yapıta birlik getirmeye veya onu zedelemeye, yapıtı düzenlemeye yada var olan dengeyi bozmaya yarayabilir. Bir kompozisyonda, birlik veya beraberlik yönünden bakılınca çizginin birinci planda rolü olduğu ortaya çıkar. Çizgi niteliklerinin tek düze oluşu ve kompozisyon içinde tekrarı bütünde birliğe doğru ***ürür bizi.

    Resmin her çağda ve her bölgede ortak olan öğeleri, "çizgi ve renk"tir. Çizgi, yüzey üzerinde nesnenin ilk dış sınırlandırma eylemi olduğu için renkten de önce gelir. Resmin salt çizgilendirme isteğinden doğduğu ifade edilmiştir. Nitekim tarih öncesi insanın resim dünyasında da, ilkel insanda da, çocukta da, çizgi bu temel eğilimi belirler ve resmin diliyle ifadenin ana aracı olur.
    Çizgisel yeteneğin güçlü oluşu resim yüzeyindeki ritmik hareket ve kıpırtıyı sağlayabilir. Çizgisel başarı bazen derin bir haz uyandıran meşk özelliğine kadar varır. Çizgiye büyük bir kıvraklık ve akıcılık kazandırmak yolunda her sanat bölgesi kendi eğilimlerine uygun yöntemler kullanır.

    Çizgisel yeteneğin bir başka gücü de, kütleyi gerektiği gibi ortaya koyabilmesidir. Çizginin, tekdüzeliğinden sıyrılarak ince, kalın, bas ve tiz duyarlılıklara erişmesi, yerinde köşelere, yerinde yuvarlaklar meydana getirerek etkinleşmesini görebiliriz.8

    Estetik gerçeğe renkler ve çizgilerle erişilir. Bir ressamın renklerle çizgileri şu yada bu biçimde düzenlenmesi, resme canlılık, derinlik ve güzellik kazandıracağı sürece değer taşır.








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Renk bir çeşit plastik uyum sağlar ve göze hitap eden bir hava yaratır. Bir tabloda nesnelere, belli bir ışık ve gölgeye bürünerek belirli bir havanın öğeleri haline gelirler. Bir bakıma renk resim için bir yüktür. Çünkü nesneler çizgilerle canlandırılır ve resim çizgilerden oluşur. Renk, sağladığı yoğunluk, canlılık ve derinlikle görme olayını zenginleştirir. Fakat göz, gözüken bir senaaa yapar; bu senaaa, çizgilerin verdiği şekil olanakları içinde gerçekleşir.
    Desen denilince akla çizgi gelir. En ufak bir renk kaygısına girmeden yapılan resimlere desen denir. Çizgi, desenin temeli, bel kemiğidir. Ne kadar kötü olursa olsun, renkli bir resim daima yalnız çizgi ile yapılmış bir resimden çok daha doğaya yakın duygusu verir. Çünkü doğada renk vardır, fakat çizgi yoktur. Çizgi yazı ile bizim bulduğumuz bir biçimdir. Bu yüzden yalnız çizgi ile yapılmış bir desen, renkli bir resmin yanında boyuna soyut kalmak gereğindedir.
    Çizgi sanatçının çatıyı kurmak için kullandığı ilk ve en özlü öğedir. Yalnız çizgi ile yapılan bir resimde göz, sanatçının bütün becerilerini çırılçıplak bir durumda görebilir.

    Düzeltilmesi en kolay olduğu için bir bakışta göz kıvrımlarını sunduğu için desene her zaman çizgi ile başlanır. Konusunu, yalnız çapını, renk oyunlarına düşmeden hareketlerini, oranlarını inceleyen bir ressam için en iyi yol çizimdir. Çizgi, desen için en keskin silah olduğu halde sanatçı doğayı onunla incelemek zorunda değildir. Bir desen yalnız çizgilerin göze güzel gözükmesi sayesinde kendisini savunabilir.

    Desen bilgisinin bel kemiğini kuran çizgi tek başına buyruk bir tat, bir lezzet, bir cevherdir. Çizgi hiçbir lekeden medet ummadan hiçbir renkten yardım beklemeden tek başına yaşayabilme gücüne sahiptir.
    Eski ve yeni ressamların eserlerini, kimi modern sanat akımlarını inceleyince geometrinin desen ile çizgi sanatı ile ne denli sıkıca bağlı olduğunu görürüz.
    Resim sanatında çizgi perspektifinden bahsedilir. Bunu şu şekilde izah edebiliriz. Genellikle resimde iki perspektif yöntem uygulanır. Çizgi ve hava perspektifi. Çizgi perspektifinin aslı, ufuk çizgisine doğru uzanan yatık paraleller meydana getirmektir. Söz gelişi, bir tren yolunun iki rayı ufuk çizgisinde daralıp tek nokta haline gelir. Çizgi perspektifin bir başka yönü de eşyaların ölçüleriyle ilgili oluşudur. Öndeki nesnenin, arkadaki nesneden daha büyük görünmesi gibi.

    Sezer Tansuğ, bu konuda şöyle demektedir: Çizginin perspektif bir derinlik amacıyla birleşmesi başka bir yöneliş, çizginin bir yüzey nakışı olarak ele alınması başka bir yöneliştir. Demek ki çizgi perspektifi çizgi ile alakalı değildir.10

    Çizgiselliğin sözlük anlamı, resim ve teknik resimde: Çizgisel resim bir resmin bir cismin çeşitli değerlerini betimlemeden yalnız çevre çizgisini gösteren resim.11

    Sanat sözlüğünde çizgiselliğin tanımı : Çizgisellik; bir yüzey üzerinde bir çizgi gibi yada düzenlenmiş betileri veya öğeleri niteler. İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.
    Wölfflin çizgisel üslup araştırmasında; 16. yüzyıl Rönesans döneminin çizgisel üslubunun 17.

    yüzyıl Barok gölgesel üsluba geçiş sürecini araştırmış ve 16. yüzyıl ışık ve gölgenin önemli bir etken olarak ortaya çıkışı çizginin egemenliğinden hiçbir şeyi değiştirmez şüphesiz ilkellerde çizgiseldir, ama şöyle söyleyebilirim: Onlar gerçi çizgiyi kullanmışlardı, ama onu tam olarak kullanmamışlar, ondan yeteri kadar faydalanmamışlardı. Çizgisel bir görünüşe bağlı kalmak başka, bilinçli bir şekilde çizgiyi amaç edinip ona yönelerek çalışmak başkadır. Çizgiye karşı tamamıyla bağımsızlık, tam da çizginin karşıtı olan ışık ve gölgenin olgun bir hale gelmiş olduğu zamana rastlar. Çizgisel üslup hareketlerine geçişin nedeni, çizgilerin var olmaları değil, onların ifadelerindeki güç, kendilerini izlemeleri için gözlere yaptıkları baskı idi, diyerek 16. yüzyıl klasiklerini de çizgisel olarak görür. Ayrıca daha önceki çizgisel tarzı da kabul eder.
    Bedri Rahmi Eyüboğlu'na göre: Başlangıcın günümüze kadar çizgiyi kovalayanlar şu önemli olaya parmak basarlar. Resim sanatının doğuşundan günümüze çizgi kesin olarak yaşıyor ama orada bir yerde çizgi resim sanatından kovulmuş hem de ne zaman kovulsa beğenirsiniz, Rönesans'ta. Öyle bir zamanda kovmuşlar ki çizgiyi, resim sanatı en cömert, en ileri insan zekasını doyuracak güçte bir sanat olduğunu ispatladığı zaman.
    Rönesans ustalarının bir numaralı amacı tabiata mümkün olduğu kadar sadık kalmaktı. Tabiatta telgraf teli gibi masanın bittiğini ilan eden sınır çizgisi gibi elle tutulur gözle görülür kesin çizgiler yoktur.
    Fotoğrafın icadından sonra çizgi mağara devrindeki gücüne kavuştu. İnsan zekası çizgiyi fotoğrafın icadına borçlu değil, ama çizgi resim sanatındaki eski yerine kavuşmakta fotoğrafa çok şey borçlu diyerek Rönesans dönemindeki çizgisel üslupta çizginin olmadığını savunur





+ Yorum Gönder