+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Matbaanın Bulunması Bulunuşunun Önemi Özellikleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Zeyneb
    Bayan Üye

    Matbaanın Bulunması Bulunuşunun Önemi Özellikleri








    Matbaanın Bulunması Bulunuşunun Önemi Özellikleri



    => Kâğıt yapımını ilk defa Çinliler ipekten yaparak gerçekleştirmiştir.

    => Türkler ise pamuktan kâğıt yapmışlardır.

    => Pahalıya mal olduğu için üretilemiyordu.

    => Avrupalıların ilk defa selülozdan kâğıt yapması ile kâğıt üretimi artmıştır.

    => İlk ilkel matbaayı Çinliler kullanmıştır.

    => Uygurlar tahta harflerden yapılan matbaayı (hareketli matbaa) kullanmışlardır.

    => Gerçek anlamda matbaa 15 yy da Jan Gutenberg (1450) adındaki Alman tarafından geliştirilmiştir.

    => Kâğıt ve matbaanın icadı Avrupa’da okuma-yazma oranını yükseltmiştir.

    => Duygu ve düşüncelerde (bilgi yelpazesi.net) değişiklikler olmuştur.

    => İncil milli dillerde basılıp asıl kaynağından okunmaya başlamıştır.

    => Din adamlarının anlattıklarının İncil ile ters düştüğü görüldü. Bu durumda Rönesans ve Reform hareketlerine sebep olmuştur.

    MATBAANIN BULUNUŞU İLE İLGİLİ GENİŞ BİLGİ:

    Matbaa aslında Gutenberg’in yaşadığı çağdan 6-7 yüzyıl önce biliniyordu, kullanılıyordu ve onunla sayısız kitap basılmıştı.

    Klasik Batı kaynaklarından yapılan aktarmalarla düzenlenmiş ansiklopedilerimize, ders kitaplarına bakarsanız, matbaa denebilecek ilk çalışmalar Çin’de başlatılmıştır. Onlardan binlerce yıl evvel, Mezopotamya kavimleri, aynı yolla hazırladıkları klişeleri yumuşak kile bastırıyor, bu kili sayfa biçiminde pişirip sertleştiriyorlardı.

    Çinlilerin tek üstünlüğü, kil tablet yerine kâğıt kullanmış olmalarıdır.

    Matbaa için gerekli çalışmaları yapan en önemli kişi Johann Gutenberg’dir.



    JOHANN GUTENBERG


    Gutenberg matbaanın mucidi olarak bilinir ve 1439 yılında bu buluşu yaşama geçirmiştir. Fakat Gutenberg biraz saf bir karaktere sahipti bu yüzden ilk basılan İncil bile Bay Gutenberg tarafından değil, aslında makinesine el koyan ortağının oğlu tarafından matbaaya verilmiştir.

    1900′lerin ilk 10 yılı içinde, Doğu Türkistan’ın Turfan şehrinde ve diğer bâzı merkezlerde yapılan kazılar, bilim adamlarını hayretlere düşürdü. Toprağın altından, şimşir gibi sert ağaç parçalarına oyulmuş bir hayli Uygur harfi çıkarılmıştı. Sonra yüzlerce basma kitap bulundu ve Almanya, Fransa, İsveç, İngiltere, Rusya müzeleri, Uygur kültürünü, edebiyatını, sanatını yansıtan bu fevkalâde değerli kitaplarla zenginleşti.

    745-940 yılları arasında Türkistan’da yüksek bir medeniyet kuran Uygur Türkleri, klişe kalıp değil, müteharrik (hareketli) harfler kullanıyorlardı. Ve bu harfleri satırlar hâlinde dizip kitap sayfalarını hazırlıyor, sonra da kâğıda basıyorlardı.

    8. yüzyılda Türkistan’a gelen Arap tüccarlar, kâğıt yapımını Türkler’den öğrenerek memleketlerine götürmüşlerdi. Avrupalılar ise, ancak 12. yüzyılda, (bilgi yelpazesi.net) Endülüs Emevîleri’nin hocalığıyle kâğıt sanayiinin temelini atabildiler. Nihâyet 14. yüzyılın başlarında, Cenevizli gemiciler sâyesinde, matbaa Sadece Doğuda Kalmadı Batıyada Getirildi.

    İLK MATBAA MAKİNESİ

    15. yüzyılda, Hollanda ve İtalya’da müteharrik harfler imal edip, onlarla kitap basanlar vardır. Yani Gutenberg, Avrupa’da da ilk matbaacı konumunda değildir. Onun yaptığı şey, bir sermâyedar bularak bu tekniği geliştirmek ve daha hızlı baskıyı gerçekleştirmekten ibârettir.

    TÜRKİYE'DE MATBAACILIK

    Türk matbaacılığının gecikmesinin başlıca sebebi, matbaayı kuruvermek, yüz binlerce, belki milyonlarca insanın ekmek kapısını kapamak, onları fakirliğe mahkûm etmek sonucunu getirecekti. Zîra, 18. yüzyıl başlarında, sâdece İstanbul’daki hattatların sayısı 90 bini buluyordu

    İbrahim Müteferrika Matbaası, 1729-1794

    Türkiye'de matbaacılık tarihi Osmanlı Devleti dönemine kadar uzanır.

    Osmanlı Döneminde Matbaacılık:

    II.BEYAZIT

    Sultan 2. Beyazıt'ın 1492 yılında topraklarına kabul ettiği engizisyondan kaçan Yahudiler, matbaacılık tekniğini beraberlerinde getirmişlerdi. Osmanlı'ya gelişlerinden hemen bir yıl sonra, David ve Samuel ibn Nahmias kardeşler 1493 yılında İstanbul'da ilk basımevini (matbaayı) kurdular.

    Kendilerine Tevrat ve dini kitaplar basma izni verilmişti. Bu sebepten sadece Tevrat, dua ve din tarihi kitapları basılmıştır. Bu tarihten sonra çeşitli kereler matbaa açma girişiminde bulunan Osmanlı'nın İslam tebaasından kişilere hep karşı çıkılmış, Kuran'ın daha önce olduğu gibi mutlaka elle yazılması gereğini belirten bu kişiler zamanın önemli kişileri olan hattatlar tarafından kışkırtılmış ve himaye görmüşlerdir.

    Osmanlı topraklarında çalışan ilk matbaadan 234 yıl sonra Osmanlı'nın İslam tebaasından olan İbrahim Müteferrika,



    İBRAHİM MÜTEFERRİKA


    Lale Devri olarak bilinen dönemde, 1727 yılında matbaasını kurmuştur. Matbaasında basılan ilk kitap Kitab-ı Lügat-ı Vankulu'dur (Vankulu Sözlüğü). Müteferrika yaşamı boyunca 23 cilt halinde 17 eser basmıştır. Ancak kitapların maliyetlerinin ve buna bağlı olarak fiyatlarının çok yüksek olması matbaacılığın yaygınlaşmasını engellemiştir.

    Mütefferika’nın ölümünden sonra matbaa zaman zaman atıl kalsa da çalışmaya devam etmiştir. Matbaanın başına 1754 yılında İbrahim ve Ahmet Efendiler, 1783 yılından sonra Beylikçi Raşid Mehmed Efendi ve Vakanüvis Vasıf Efendi geçmişlerdir.

    1769 yılında Abdurrahman Efendi, Mühendishane Matbaası'nı kurmuştur. Daha sonra Üsküdar Matbaası (1802) ve sonrasında Takvimhane-i Amire adında bir matbaa daha açıldı (1831). Bu sırada Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Bulak Matbaasını kurdu (1822).

    1860'tan sonra matbaacılıkta hızlı bir gelişme görüldü, Encümen-i Dâniş (Bilim Akademisi), Cemiyet-i İslamiye-i Osmaniye, Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye gibi yayın çalışması da olan kurumların, yeni okulların açılmasıyla ders kitabı gereksiniminin artmasının ve Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr, Mecmua-i Fünun gibi kendi özel basımevlerini kuran gazete ve dergilerin bu gelişmede belirgin etkisi oldu. Basımcılığın hızla gelişmeye başlaması, devlet denetimini de birlikte getirdi. Önceleri izne bağlı olmaksızın açılan özel basımevlerinin, 1856'da çıkarılan bir iradeyle, bastıkları kitapları Takvimhane Nezareti'ne bildirmeleri ve gelirleri üzerinden vergi ödemeleri hükme bağlandı. 26 Ocak 1857 tarihli ilk Matbaa Nizamnamesi'yle basımevi açma Zaptiye Nezareti'nin iznine bağlandı. Kitap basımı da Meclis-i Maarif'in önceden incelemesi ve onayıyla yapılacaktı. 23 Ocak 1888'de çıkarılan Matbaa Nizamnamesi ise basımcılık üzerindeki sansürü koruyor, ayrıca basımevlerinin denetime her an hazır olması, kapıların kilitli olmaması, bitişik binalara herhangi bir biçimde açılmaması gibi hükümler getiriyordu.

    1833 yılında ülkede 54 matbaa (15’i litografi), 1948 yılında 509 matbaa ve 1983 yılında 3537 matbaa bulunmaktaydı. 2007 yılında 6000 civarında matbaa bulunmaktadır








  2. Zeyneb
    Bayan Üye





    Matbaanın İcadının Önceki Durumu

    Hattatlar ve kitap yazarları, matbaa icat edilmeden önce elle basım ve çoğaltma işlemlerini yapıyordu. Bir kitabı yazmanın haftalar ve hatta aylar sürdüğü bu dönemlerde kağıt ve mürekkep de fazla miktarda bulunmuyordu. Eğitim görmek ve kitap okumak bu nedenle oldukça çetrefilli bir işti. Bu sebepledir ki bu dönemlere ait bilgin ve düşünürler genelde zengin ailelerden gelmektedir. Çünkü bu imkanlara herkes ulaşamamaktadır. Tahmin edileceği üzere matbaa icat edildikten sonra kitap ve yazılı basın birden bire gelişti. Kitap basmak artık çok hızlanmıştı. Böylece kitaba ulaşmak daha ucuz bir iş haline geldi ve bundan faydalanan insan sayısı arttı. Eğitim artık zenginlerin tekelinde değildi. Herkes okur yazar olunca bilinçlenme en üst düzeye çıktı. Böylece teknolojinin gelişimi de ivme kazanmış oldu. Özgürlük düşünceleri yayıldı ve sonuçları devrimleri getirdi





  3. Ziyaretçi
    Ya kardeşim gutenbergin karakteri özellikleri nasıldır diye soruyorum lütfen cevap yaz çok önemli ödevim lütfen biliyorsan hemen yaz 😵😵😵😰😰😫😫




+ Yorum Gönder


yazı ve matbaanın icadı ve sonuclari,  matbaanın bulunması hangi sonuçlara Yer almıştır,  matbaanin onemi