+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Orta Asya Türk Kültür ve Uygarlığı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ömer
    Devamlı Üye

    Orta Asya Türk Kültür ve Uygarlığı








    ORTA ASYA TÜRK KÜLTÜR VE UYGARLIĞI


    Devlet Yönetimi
    Devlet; bir milletin kendi idare edebilmek için oluşturduğu siyasi örgütlenmedir. Devletin kurulabilmesi için millet, ülke toprağı ve egemenliğin bir arada olması gerekir.
    Orta Asya'da kurulan Türk devletlerinin başında bulunanlara yani devleti kuranlara han, hakan, kağan, tanrı - kut, şan-yu gibi unvanlar verilmiştir.

    Ülke, genellikle iki bölüm (kanat) hâlinde yönetilirdi. Doğu-Batı, Kuzey-Güney, İç-Dış, gibi bölümlere ayrılırdı. Hakan doğu ya da sağ kanadı, yardımcısı da yabgu unvanıyla batı ya da sol kanadı yönetirdi. Yabgular (tiğin) genellikle hükümdar ailesine mensuplardı.

    Başta büyük kağan olmak üzere ülkenin sağ ve sol kanatlar hâlinde yönetildiği de olurdu. Bu durumda her iki taraf da merkeze bağlı olarak devlet yönetimine katılırdı. Yabgular kendi bölgelerini ilgilendiren konularda serbest, tüm ülkeyi ilgilendiren konularda merkeze bağlı hareket ederlerdi. Hakanlar halka adaletli davranır, ülkenin refahını, mutluluğunu sağlarlardı. Bunun için hakanlara bilge, alp gibi unvanlar verirlerdi.

    UYARI
    Bu durum Türklerde sosyal devlet anlayışının varlığını gösterir.
    Orta Asya'da kurulan eski Türk devletlerinde hükümdar olan hakanın yanında bir de meclis vardı. Kurultay adı verilen meclis senede 2 kez toplanır ve devlet işlerini görüşürdü. Kurultay başkanı hakan olmakla beraber karar verme yetkisi onda değildi. Mecliste kabul edilmeyen kararları hakan uygulayamazdı. Hatun denen kraliçeler de hakanlara yardımcı olurlardı.

    UYARI
    Kurultayın bu işlevi onun bir karar organı olduğunu gösterir.
    Hakanların oğullarına tiğin denirdi ve hakanlara Tanrı tarafından verilen yetki (kut), oğulları için de geçerli sayılırdı. Bu durum veraset sorununa neden olmuştur. Veraset sorunu Türk devletlerinin yıkılmasında önemli bir etkendir.

    Sosyal Hayat
    Türklerin toplum yapısı Oguş (Aile), Urug (Aileler Birliği), Boy (Urugların bir araya gelmesi), Budun (Millet) ve ¡1 (El, devlet)'den oluşuyordu.
    Türklerde toplumun temel taşı aile idi. Ailenin reisi erkekti, ancak erkek yokken reis kadın olabiliyordu. Genellikle tek eşlilik (monogami) söz konusu idi. Aileler birleşerek Urug'u oluşturuyordu. Aileler ve Uruglar bir araya geldiğinde boyu oluşturuyorlardı. Boyların başında iç dayanışmayı korumak, gerektiğinde adaleti düzenlemek amacıyla bey bulunurdu. Boylar siyasi nitelikteydi. Belirli bir arazisi ve savaş gücü vardı. Boyların bir araya gelmesiyle Budun (millet) oluşuyordu. Millet İse il (devlet) birliği altında örgütlenirdi.

    Halk sınıflara ayrılmamıştı ve insanlar arasında eşitlik vardı. Türklerin bir kısmı yarı göçebe olarak yaşıyordu. Yazın verimli topraklarda kışın da soğuk olmayan vadilerde hayat sürerlerdi. Geçim kaynaklarının büyük bir kısmı hayvancılığa dayanıyordu. Koyun ve at yetiştiren Türkler ata büyük önem vermişlerdir. Türkler Atlı Göçebe kültürünü yaşamışlardır.

    UYARI
    Göçebe yaşadıklarından toprağa bağlı kalmayan Türklerde, toprakla birlikte zenginleşen bir aristokrat sınıf yani feodalite oluşmamıştır.
    Askerî kıyafetleri ayrı olan Türkler iç çamaşırını, kemer tokasını, düğmeyi ve mendili ilk kullanan toplumlardandır.

    Ordu

    Orta Asya'da kurulan eski Türk devletlerinde orduya büyük önem verilirdi. Herkes her an savaşa hazır bulunurdu. Ordu teşkilatında paralı askerlere yer verilmezdi (Hazarlar hariç).
    İlk düzenli ordu birlikleri Büyük Hun hükümdarı Mete Han tarafından kurulmuştur. 10'lu sisteme dayanan bu teşkilat 10,100,1000 kişilik askerî birliklerden oluşuyordu. Orduda en büyük askerî birlik 10.000 kişilikti ve buna tümen deniyordu. 10'lu sistem Avrupa Hun Devleti tarafından ilk kez batıya aktarılmıştır.

    Ordu hafif silahlarla (ok, yay, kılıç, kalkan) donatılarak hareket kabiliyeti artırılmıştır. Ordunun başkomutanı hakan idi. Savaşlarda Turan Taktiği uygulanır; hilal şeklinde dizilen ordu düşmanı, geri çekilerek çember içine alıp imha ederdi.

    Din

    Türkler Gök Tanrı inancına sahiplerdi. Hayat veren tek bir Tanrı vardı ve bu Tanrı kainatın yara-tıcısıydı. Tabiattaki bütün olayların ilahi bir düzen içinde sürüp gittiğine inanıyorlardı. Bütün olaylar Gök Tanrı'nın iradesindeydi ve bu Tanrı'ya Tengri deniyordu.
    Türklerdeki bu inanç semavi dinlere yakınlığı ile dikkati çeker. Gök Tanrı inancında da ölümden sonra hayat vardır. Ölüler için yuğ adı verilen törenler düzenlenir, ölünün hayatta iken kullandığı eşyalar kurgan denen mezarlara ölüyle beraber konurdu.

    Kahraman kişilerin mezarının başına öldürdüğü düşman sayısını belirten Balbal adlı taşlar dikilirdi. Şaman (Kam) adı verilen din adamları halk arasında saygı görür ve devlet işlerine karışmazlardı.

    Türkler arasında Gök Tanrı inancı yaygın olmakla beraber başka dinler de vardı. Yerleşik hayata geçen Uygurlar zamanında Maniheizm ve Budizm de Türkler arasında yayılmıştır. Ayrıca Çin topraklarında Gök Tanrı inancı Türkler vasıtasıyla yayılmıştır.

    Museviliği kabul etmiş tek Türk topluluğu Hazarlardır. İslamiyeti devlet olarak ilk kez Karahanlılar kabul etmiştir.
    Hukuk
    Eski Türk devletlerinde Töre adı verilen gelenek görenek ve ahlak kurallarından oluşan hukuk sistemi vardı. Cezalandırmalar genelde hafifti. Ancak devlete ihanet ve adam öldürme gibi suçların cezası ölümdü. Yargıçlara yargıcı (yargan) adı verilirdi.

    Sanat

    Türkler yarı göçebe bir toplum yapısına sahip oldukları için Orta Asya'da kurulan eski Türk devletlerinden kalma saray ve tapınak türü eserlere rastlayamıyoruz.
    Türk sanatı tarz bakımından hayat şartlarına bağlı olarak, hayvancılıkla uğraşıldığı için eşyaların üzerine işlenmiş hayvan motiflerinden oluşur. Uygurlarla beraber yerleşik hayata geçen Türkler bu dönemde minyatür sanatıyla uğraşmışlardır.
    Uygurlar bu dönemde saraylar ve taş kubbeli tapınaklar yapmışlardır. Bu yapıların duvarları resimlerle süslenmiştir.


    Eski Türk devletlerinde müziğin önemli bir yeri vardı. Hunlardan beri telli, nefesli, vurmalı sazlar kullanılıyordu. Destanlar ve kahramanlık türküleri saz şairleri tarafından çalınıp söylenirdi. Kopuz en önemli Türk müzik aletidir.

    Yazı, Dil ve Edebiyat

    Kendilerine ait yazıları bulunduğunu bildiğimiz ilk Türk toplumu Göktürklerdir. Bilinen ilk Türk alfabesini Göktürkler hazırlamıştır. Göktürk alfabesi 38 harften oluşur.
    Göktürklerin yalnızca kendilerinin kullandığı bir yazı sistemlerinin bulunması ulusçu bir yapıya sahip olduklarını gösterir.


    Türkçe yazılmış ilk eserler VIII. yüzyılda (727-735) hazırlanmış olan Orhun Kitabeleridir. Ancak Orhun Kitabeleri'nde kullanılan dilin zenginliği bu yazının başlangıç tarihini çok eski devirlere götürebilmemizi sağlar.


    Uygurlar da kendi adlarıyla anılan bir alfabe kullanmışlardır (Uygur Alfabesi). Bu alfabe 14-18 harften oluşur. Türkler ilk kez Uygurlar zamanında kâğıdı kullanmışlardır. İlk Türkçe kitaplar da Uygurlar tarafından yazılmıştır.


    Türk Dili'nin en eski edebiyat ürünleri sözlüdür. Destanlar ve efsaneler ağızdan ağıza nesiller boyunca aktarılmıştır. Türk devlet geleneklerini, örflerini, adetlerini anlatan bu sözlü edebiyat ürünleri arasında Oğuz Kağan Destanı, Alp Er Tunga Destanı, Manas Destanı, Göç Destanı, Türeyiş Destanı, Ergenekon Destanı ve Bozkurt Destanı yer alır.







  2. Acil

    Orta Asya Türk Kültür ve Uygarlığı isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder