+ Yorum Gönder
Peygamberlerimiz – Siyer ve Hz.Muhammed Forumunda Güle Hasret Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gülehasret
    Devamlı Üye

    Güle Hasret








    Güle Hasret

    kalpp.jpg

    Ahir zaman ümmeti olmak, ve O Gül Nebiye hasret kalmak; anlatılamayacak kadar zor ,yazılamayacak kadar derin duygulardır. Bunlar, en güzel o Kutlu Nebiye gönderilen yanık salavatlarla ve ıslak gözlerle anlatılır.

    O Gül Nebi öyle sevgi dolu,öyle rakik, öyle vefalı bir dosttu ki,sabah akşam yüzünü görerek selamını alanlar bile özlüyorlar,bir zamanlar görememenin sancısını çekip yataklara düşüyorlardı.

    Ashabı kiram için, O Sevgili ile beraber olmak ne denli hoş ve doyumsuz ise, biz O’na hasret ümmeti için de O’nu özlemek ,O’nu hayal etmek o denli zor ve dayanılmaz…

    Bizler garip ve mahzun ahir zaman ümmetleri ;şimdi O sevgiliden kalan sakalı şeriflerle, birde bizler için bırakmış olduğu inci hadis-i şerifleriyle yetiniyoruz. Ve haykırıyoruz “

    Ey şanlı sevgili,bir sakalı şerifin bile bu kadar güzel, bu kadar mübarekse, ya Sen, ya Sen nasıl güzeldin?

    Ey denizler kadar engin vefalı yar;sözlerindeki incelik bile bu kadar hassasken; ya Sen , ya Sen nasıl bir dosttun?

    Bir tebessümüne neler vermezdik,bir emrini yerine getirmek için kaç ana babayı, evladı ,yari feda etmezdik.

    Alemlerin Rabbi (cc)’nin bile “Habibim”diye medh ettiği Sevgiliye sevdalanmak, O’nunla birlikte olmak,O’nu her an yanı başında hissetmek,O’nun yıldızlarıyla aydınlanmak….

    Sevgilerin ve muhabbetlerin yapağılaştığı günümüzde gönlümüzü besleyen tek gıda…

    Bizler de öyle yapıyoruz şu soğuk kış günlerinde. Ellerimizde kitaplarımız, dillerimizde salavatlarla, gözlerimizi kapatıp Kutlu şehir Medine’ye kanatlanıyoruz.

    Bizlere her birini yıldızlar olarak tanıttığı ashabıyla olan muhabbetlerine şahit oluyoruz. Bazen, hizmetinde bulunan Enes(ra)oluyoruz. Bazen, namaz için gölünü ferahlatan Bilal (ra)oluyoruz. Bazen de kutlu hanesine varıp Aişe’si, Hatice’si olma cüretinde bulunuyoruz.

    Ama hayır!kendimizi nebinin hizmetine adanmış bir köle olarak görüp, Onun daim hadimi olan Enes olmak istiyoruz.

    Ya Rab ne büyük saadet! O Nebinin tebessümüne şahit olmak

    Ya Rab !ne büyük bahtiyarlık O Habibin rızasını almak.

    İstiyoruz ki, bizi de annemiz küçücükken Şanlı Misafire hediye versin.Küçücük ellerimiz ,körpe yüreklerimizle O Sevgilinin yanında olalım. O’nun gül yüzüne bakarak doyalım O’nun doyumsuz nefeslerini dinleyerek büyüyelim. O vefalı dostun abdest suyunu dökelim. Mübarek ellerine havlu sunalım. Önüne yemeklerini getirip, suyu için saatlerce ayakta bekleyelim.Nalinlerini biz tamir edelim. Yattığı yere hırkamızı serip ,ipek tenini koruyalım. Mekkelilere karşı önünde biz set olalım.

    Ayaklarına batan taşları, ellerimizle öğütelim. O yari ağlatan ,hüzünlendiren her şeyi yok edelim . Bütün geceler uğraşıp, didinip istediği bütün güzellikleri Ona verelim…

    Ama bizler Enes(ra)gibi yapmazdık.O’nun gözlerinin içine bakar,O daha emretmeden yerine getirir, özellikle bir iş buyurduğu zaman oyundan, eğlenceden ,arkadaştan yüz çevirir,canımızı feda etmek bahasına o işi yerine getirirdik.

    Yemek yemezdik O’nun yanında, ama binlerce kez doyar,su içmeden yaşar ama hiç susuzluk çekmezdik. Çünkü bizim ab-ı hayat kaynağımızın yanı başındaydık. Ne gerek vardı dünyevi gıdalara…

    Uyumazdık ,acaba kutlu Sevgilinin bir ricası olurda gecikir miyiz diye. Başucunda ellerimiz divan tutmuş bekler dururduk.

    Hatta bazen dizine bile baş koyamazdık, O gül nebiye rahatsızlık verir miyiz düşüncesiyle…Yunus gibi kapısında pas pas olur , ayak tozları olabilmek için uğraşırdık.

    Vahy geldiğinde üzerindeki ağır yükü almak için çabalar , O Sevgili ‘yi dinlendirmek için her şeyi seferber ederdik.

    Set olurduk savaşlarda ,Obüyük Önderin sağında solunda.O’na değil mızrak sert rüzgarların bile dokunmasına engel olurduk.

    Hoşnut olmadığı şeyleri, kimseleri yaklaştırmazdık O’nun yanına. Kötü sözlerden ,fena hallerden her beri tutardık.

    Gideceği yere O’ndan önce varır,yerini hazırlar ,havasını güllerle misklendirirdik.

    Ağzından çıkan sözleri hemencecik ezberler,günler gecelerce uzak diyarlara ulaştırırdık.

    O’nu izleyip yaptıklarını yapma bahasına, gözümüzü bile kıpmadan kopyalardık.

    Hele O Mübarek sohbete başladığında başımızda kuş varda kıpırdarsak uçuverecekmiş gibi donar kalırdık. Hayamızdan başımızı kaldırıp o engin gözlerine bile bakamazdık.

    İsmimizi mübarek ağızlarından bir kere duyma servetine neler vermezdik…

    Mecliste bir işi emredip “kim yapmak ister”diye buyurduğunda her seferinde “biz ya habib” diye haykırmak isterdik.

    Rabbimizin verdiği gücü, kanımızın son noktasına kadar adardık Rasul için.

    Sabah akşam ,anam babam,evladım,bu canım Sana fedadır ,eyGönüller Sultanımız diye ağıtlar yakar,inlerdik.

    Ya rab!O Sevgili hürmetine,bizi kendine layık kul,O Sultana layık ümmet eyle. Şu verdiğin canımızı O Gül nebinin yolunda şehit olanlardan eyle.amin!
    alıntı







  2. Gülehasret
    Devamlı Üye





    resim_626.jpg

    Ben Güle Hasret

    Sevdalandım ben bir güle yarenler
    Gül benden uzakta ben güle hasret
    Kimsecikler bilmez benim derdimden
    Ancak garip bülbül anlar halimden

    Islandı tüm sinem çeşmim selinden
    sakınırım namertten hoyrat elinden
    Hasret buram, buram gül demet, demet
    Lakin gül benden uzakta ben güle hasret

    Çiçekler içinde gülüm baştır baş
    Doluyor çilemiz bak yavaş, yavaş
    Ancak Vuslat olduğunda biter bu savaş
    Davet gelir kavuşursam gülümden

    İşte kurtuluruz o gün zulümden
    Farkı yoktur bu hasretin ölümden
    Hasret buram, buram gül demet, demet
    Lakin gül benden uzakta ben güle hasret

    Kokusu Efendimden kendi cennetten
    Armağandır bize yüce Samed’den
    Şeref’lendik şükür biz bu Nimet len
    Zillet ise hoşnudum ben böyle zilletten

    Nasılsa bitecek bir gün bu hasret
    Sabretmektir bize düşen Şeref’im sabret
    Hasret buram,buram gül demet, demet
    Lakin gül benden uzakta ben güle hasret

    Şerafettin Yıldız





  3. Gülehasret
    Devamlı Üye
    GÜL'E HASRET

    Kelâmlar Gül’ü yazdı
    Kelâmlar Gül’ü söyledi
    Gülün adı hasret
    Gül’ün ateşi firkat

    Gülü okuyan dilimde ilimler ilmiydi onu bilmek.
    Gül dokuyan kilimde nur ve ışıktı ilmek.
    Gece defterine yazılan yıldız yıldız cümlelerin nuruydu O..
    Kuytu köşelerde çileye soyunmuş gönüllerin süruruydu.
    Ayak ucuna basarak raksa kalkardı adını duyunca varlık.
    Sesi kesilmişti zindanda acımasız, zalim kırbaçların
    Gönül sofrasına nur konmuştu, ışık takdim edilmişti
    Kalbi susuzların, gönlü açların..

    Kızıl yelelerinden güneşler derlenecek küheylanlar onun
    Badiyelerde su olup akan ve baharlar yeşerten sular onun.
    Manevî turnalar, keklikler, metafizik üveykler onun ikliminde teyeranda..
    Öyleyse sevinç ve şenlikler boşansın üstümüze yağmur gibi..
    Kaderden kardelenler serpilsin beyaz, sarı, yaprak yaprak…
    Zira çiçeklerin şahı geldi dünyaya, bizim dünyamıza teşrif buyurdu
    Munisleşti yabanın vahşisi kurdu…
    Güle bezedi âlemi, bahar kokularıyla tütsüledi..
    Ve dedi:
    “Üzülmeyin, sıkılmayın, inanıyorsanız en üstünsünüz!”
    Öyleyse yola çıksın gül-i revanlar
    Yola çıksın, ona koşsun bütün dertli yürekler, garip canlar…
    Ta ki hasret burcuna gün düşsün.
    Son baharlar son yaprağıyla son kez görüşsün.
    Hicran ateşiyle kavruk yürekler yola çıksın
    Birer birer…
    Şehir şehir, köy köy yola çıksın..
    Örülsün gayri Uhutlar, Hendekler, Bedirler…
    Gönüllerde fer, yürekte metafizik zafer
    Ve solmayan seher…
    Ona kanatlanan gönüllerin beyaz nağmeleri semadan taşsın
    Sidrelere, Kab-ı kavseynlere ulaşsın…
    Ey gül
    Aşkınla, sevdanla donat bizi,
    Eğer hamsak bu yolda, ermemişsek
    Dert ve ızdırap çöllerine at bizi..
    Ama ne olur livahilhamd sancağının gölgesine giren
    Garipler, âşıklar, salihler kervanına kat bizide

    NECİP SARAÇOĞLU





  4. Buğlem
    Devamlı Üye
    Peygamber Efendimizi görmeyi Allah her ümmetine nasip eder inşallah çünkü onu görenler ona bakmaya doyamıyorlardı o kadar ki yüzü güzeldi ve nurluydu. Hiç bir kral, İmparator onun gördüğü sevgiyi ve hürmeti görememiştir çünkü o farklıydı o son Peygamberdi o güllerin efendisiydi, o Ümmetinin biricik Peygamberiydi.

+ Yorum Gönder