+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Peygamberlerimiz – Siyer ve Hz.Muhammed Forumunda Peygamberimizin (sav) Hanımları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    --->: Peygamberimizin (sav) Hanımları

    Hz Reyhane (ranh)



    Peygamber efendimiz Hendek savaşından sonra, 626 senesinde, Medine’nin dışında bulunan ve bir kaleye sığınan Benî Kureyza yahudîlerinin üzerine yürüdü. Çünkü bunlar orada devamlı huzursuzluk kaynağı oluyorlardı.
    Benî Kureyza yahudîlerinin bulunduğu kale; muhasara ve kuşatmadan sonra müslümanların eline geçti. İçinde bulunan yahudîler malları, mülkleri, çocukları ve kadınları ile birlikte ganimet olarak alındılar.

    Benî Kureyza’dan alınan savaş ganimetleri ve esirler, müslümanlar arasında İslâm dinine uygun bir şekilde taksim edildi. Ganimetler taksim edilip, sıra esirlere gelmişti. Reyhane de savaş esirleri arasında bulunuyordu. Reyhane de Peygamber efendimizin hissesine düsmüştü. Bunun üzerine, Reyhane Ümm-i Münzir’in evine gönderildi.
    Resulullah efendimiz o zaman yahudîlik dinine inanan Reyhane’yi, dilerse kendi dininde kalmak, dilerse müslüman olmak hususunda serbest bırakmışlardı. Reyhane de, Peygamber efendimize şöyle arzetmişti:
    - Ben kendi dinimde kalmak istiyorum.
    Peygamberimiz bu hareket ve davranışıyla, “İIslâm dinine girmek için zorlamak yoktur” hükmünü bizzat kendileri tatbik etmişlerdir.
    Daha sonra Salebe bin Sâye’nin tavsiyesiyle Reyhane’nin kalbi İslâmiyete ısındı. Bunun üzerine Peygamberimiz daha sonra Reyhane’ye şöyle buyurdular:
    - Sen Allahü teâlânın ve Onun Resulünün yolunu tutmak ister misin? Ben böyle münasip görüyorum.
    Hz. Reyhane de; “Evet” dedi. Peygamber efendimiz, bu davranışından sonra Reyhane’yi azat ettiler. Kendilerini, bizzat Mehir vererek, nikâhına aldılar. Düğünleri de Ümm-i Münzir’in evinde oldu. Böylece bütün müslümanların annesi olmak şerefine kavuştu.
    Peygamber efendimiz, evlenmelerinin hepsini Allahü teâlânın emri ile yaptı. Bunlar dinî, siyasî veya merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Reyhane ile de olan evlenme böyledir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem, hepsi Cebrail’in Allahü teâlâdan getirdiği izinle olmuştur.)
    Hz. Reyhane sakin, temiz karaktere sahip, yumuşak huylu bir hanımefendi idi. Peygamber efendimizden önce vefat ettiği için naklettiği hadis-i şerif yoktur.
    Hz. Reyhane, Medine’de bulunan yahudîlerin Benî Kureyza kabilesindendir. İlk önceleri Hakem isimli biri ile evlenmişti. Adi Reyhane binti Semun’dur. Doğum tarihi kesin olarak belli değildir. Bakî kabristanlığına defnedilmiştir.


    Şamil islam ans.
    --->: Peygamberimizin (sav) Hanımları frmacil sayfa 2iki --->: Peygamberimizin (sav) Hanımları

  2. Mineli
    Devamlı Üye
    Hz. Meymune Binti Haris (ranh)

    Hz. Meymune, Hz. Abbas’ın hanımı Ümm-i Fadl’ın kızkardeşi idi. İlk önce cahiliyye devrinde Mesud bin Amr ile evlenmişti. Ondan ayrılınca, Ebû Rühüm bin Abdiluzza ile nikâhlandı. Bu da vefat edince dul kaldı.
    Resulullah efendimiz, Hicretin yedinci senesi Hayber’in fethinden sonra, Zilkade ayında, umre niyeti ile yola çıktı. Cuhfe’de bulunduğu sırada Hz. Abbas ile buluşunca, Hz. Abbas, “Ya Resulallah! Meymune binti Hâris dul kaldı.
    Onu kendine hanımlığa alsan olmaz mı” diye teklifte bulundu. Bunun üzerine Peygamber efendimiz Ebu Rafi ile ensardan bir zatı Mekke’ye dünürlüğe gönderdi.
    Hz. Meymune, Resulullahın kendisine dünür olduğu haberini deve üzerinde iken alınca, dedi ki:
    - Deve de, üzerindeki de Resulullahındır.
    Peygamber efendimizin teklifini severek kabul etti. Bu işin gereğinin yapılmasını da ablası Ümm-i Fadl’a, o da kocası Hz. Abbas’a bıraktı.
    Böylece Hz. Abbas, Hz. Meymune’nin nikâhlanmasında vekil oldu. Resulullah efendimiz Mekke’de umreyi tamamladıktan sonra, Medine’ye dönerlerken Şerif mevkiine gelince, Hz. Abbas, dörtyüz dirhem mehir ile Hz. Meymune’yi Resulullaha nikâhladı. Burada düğün merasimi de yapıldı.
    Hz. Meymune, Resulullahın nikâhı ile şereflenen, son hanımı oldu. Peygamberimiz bundan sonra bir daha evlenmedi.
    Hz. Meymune çok hayır yapar, ibadette bulunurdu. Dinî emir ve yasaklara da son derece dikkat ederdi. Hz. Aişe onun hakkında buyurmuştur ki:
    - Meymune bizim hepimizden fazla Allahü teâlâdan korkan ve sıla-i rahmi, yani yakın akrabaları gözeten bir hanım idi.
    Hz. Meymune bazan borç alır ve hayır işlerine harcardı. Bir ara çok borçlanmıştı. Bunu nasıl ödeyeceğini sordukları zaman dedi ki:
    - Resulullah efendimizden işittim. Buyurdu ki: “Herkes iyi niyetle borçlanırsa, Allahü teâlâ onun borcunu öder.”
    Hz. Meymune 671 senesinde Mekke’de hastalandığında dedi ki:
    - Beni Mekke’den çıkarınız! Çünkü Resulullah efendimiz, benim Mekke’nin dışında vefat edeceğimi haber verdi.
    Kendisini çıkardıkları zaman, Resulullaha nikâhı yapılmış olduğu yerde vefat etti. Cenaze namazını yeğeni Hz. Abdullah bin Abbas kıldırdı. Cenazesi kaldırılacağı zaman Hz. Abdullah şöyle dedi:
    - Bu Resulullahın hanımıdır. Cenazeyi fazla sallamayın ve edeple yola devam edin.
    Hz. Meymune, Resulullahın son nikâhı olduğu gibi, hanımlarının da en son vefat edeni idi.
    Kendisinden 46 hadis-i şerif veya başka bir rivayete göre 76 hadis-i şerif rivayet edilmiştir. Bunlardan 7 tanesi Buhârî ve Müslimde, diğerleri de çeşitli hadis ve fıkıh kitaplarında vardır.
    Hz. Meymune’nin ismi daha önce "Berre" iken, Resulullah efendimiz değiştirerek “Meymune” yaptı.




  3. Mineli
    Devamlı Üye
    Hz.Mariye (ranh)

    Peygamberimizin İbrahim adındaki oğlunun annesi.
    Hicretin yedinci yılında Hz. Muhammed (s.a.s), İslâm'a davet için bazı ülkelerin hükümdarlarına mektuplar yazmıştı. Bu mektupların birini de Mısır hükümdarı Mukavkıs'a göndermişti. O da bu mektuba bir cevap ile birlikte bazı hediyeler ve Mâriye, Sirin adlarında iki kızkardeşi cariye olarak göndermişti. Hristiyan olan bu iki Mısırlı kız, Medine'ye gelirken bazı kişilerden İslâm dini hakkında bilgi almış ve bu dini kabul etmişlerdi. Mukavkıs'ın gönderdiği hediyeler Hz. Peygamber (s.a.s)'e ulaşınca, bu iki kızdan Sirin'i şair Hasan b. Sabit'e vermiş, Mâriye'yi de kendisine almıştı.
    Bu iki kızkardeş cariye statüsünde idiler. Hz. Peygamber, Mâriye'yi bir cariye olarak tutmuştu. Zira böyle bir hayat cariyeler için nimet olacak sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Mâriye ile kurulan bu hayatın sonucu olarak Peygamberimizin şu beyanı bir hukuk kaidesi halini almıştır: Şayet bir cariyenin efendisinden bir çocuğu dünyaya gelecek olursa, bu efendi onu daha önce azat etmemiş olsa bile, onun vefatı ile o kadın kendiliğinden azatlı (hür) hale gelir.
    Hz. Muhammed (s.a.s)'ın ilk hanımı Hz. Hatice'den dünyaya gelen erkek çocuğundan sonra Mâriye'den doğan ve İbrahim adı verilen bir diğer erkek çocuğu olmuştur. Hicrî sekizinci yılda doğan İbrahim, 1,5-2 yaşında vefat etti. Hz. Muhammed (s.a.s)'e oğlu İbrahim'in hastalığı haber verildiğinde, Abdurrahman b. Avf ile birlikte yanına gitmiş, çocuğunun ölüm pençelerinde kıvrandığını görerek üzülmüş ve ağlamıştır. Ayrıca İbrahim'in vefatı anında güneş tutulmuştu. Halk, güneşin de Hz. Peygamber'in matemine iştirak ettiğini söylemiş, ancak O bu duruma hemen müdahale ederek: "Güneş ve ay, Allah'ın birliğine ve büyüklüğüne iki şahittir. Onlar hiç kimsenin ölümü ve dirimi ile ilgili değildir" buyurarak oğlunun ölümünden dolayı güneşin tutulmadığını belirtmiştir.
    Öte yandan İbrahim'in doğması sebebiyle Resulullah (s.a.s), "Ebu İbrahim" künyesini almıştı. Bazı tarihçilerin kanaatine göre ise, hediyeler gönderildiğinde Mâriye'yi kendine alan Hz. Peygamber (s.a.s), onu azat ederek kendine nikâhlamıştı. Bu haliyle Mâriye, Peygamberimizin cariyesi değil hanımıydı. Hz. Mâriye'nin doğurduğu İbrahim, Arabistan'da âdet olduğu üzere bir süt anne tarafından emzirilmişti. Böyle bir uygulama cariye olmayan hür ve asil kadınların çocuklarına yapılırdı.
    Diğer bazı tarihçiler ise, birinci gruptaki tarihçilerin düşüncelerini esas almakla birlikte, farklı düşünceler ileri sürmüşlerdir. Bunlara göre, Hz. Mâriye hediye olarak gönderildiğinde Hz. Muhammed (s.a.s), diğer hanımlarına yaptığı gibi azat edip nikâhına alma teklifinde bulunmuş, ancak Mâriye efendisinin nezdinde bir cariye olarak kalmayı tercih etmişti. İşte bu noktada bazı ihtimali sebepler ileri sürmüşlerdir:
    Birinci sebep; Mâriye Mısır'da Mukavkıs'ın sarayında cariye idi. Bundan dolayı da cariye olarak yaşamaya alışmıştı. Hayatının akışını değiştirmek istememişti.
    İkinci sebep; Mâriye'nin itaati teşvik eden ve bir tür münzevî bir hayatı hedef alan Hristiyanlık kurallarının etkisi altında kalmasıdır. Bu nedenle hür bir kadının evlilik vecibesini üstlenme sorumluluğunu gösterememiş olmasıdır.
    Üçüncü bir sebep de -bir ihtimal- Mukavkıs'ın Mâriye'yi Hz. Peygamber (s.a.s)'e casus olarak göndermesidir. Bu sebepler ihtimali olan sebeplerdir. Bütün bu düşüncelere rağmen Hz. Mâriye, cariye olarak kalmak istedi. Karşılaştığı hayat onu çok etkiledi. Mâriye, Mukavkıs'ın sarayında şahane bir hayat sürerken, birden bire küçücük bir odada yaşayacağı Medine'ye gelmişti. Hz. Peygamber'in hayatı ona çok garip gelmişti. O müreffeh olmayan bir hayat yaşıyor, bazen aç karnına yatıyordu. Giydikleri alelâde olup yatağı sertti. Ev işlerinde kendisine yardımcı oluyor, ahlâkı en yüksek seviyede yaşıyordu. Mâriye, O'na vahyedilen ayetleri dinleyince Hz. İsa (a.s.)'nın gerçek durumunu öğrendi. O'nun, Hristiyanların iddia ettikleri gibi bir ilâh olmadığını, Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu gördü. Sonuçta İslâm'ı kabul etti.
    Bütün bu ifadelerin dışında gerçek olan şudur ki, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Mâriye ile evlenmesi, bütün Mısırlılar üzerinde gerçekten güzel bir etki bırakmıştı. Araplar Mısır'a hücum edip Bizanslılarla savaşa girdikleri zaman Mısırlıların tarafsız kalmalarının sebeplerinden biri de bu olmuştur. Mısırlılar, Hz. Muhammed (s.a.s)'in bir Mısırlı kadınla evlendiğini bu münasebetle hatırlamışlardı.
    Hz. Mâriye, hicretin on altıncı senesinde vefat etmişti (İbn Sa'd, Tabakat, I, 134, 260; VIII, 187 vd.; Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, II, 745 vd.; Mevlana Şibli, Asrı Saadet, II, 154; M. Asım Köksal, Hz. Muhammed ve İslâmiyet, VII, 81-82; VIII, 565-568).




  4. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Peygamberimizin Hanımları




    Ayse-i Siddiyka (ra.)
    Cuveyriye Bint-i Haris (ra)
    Hafsa (ra.)
    Hatice-yi Kübra (ra)
    Meymune bint-i Haris (ra)
    Safiye Bint-i Hayy (ra.)
    Sûde Bint-i Zem'a (ra)
    Ümm-i Habibe (ra)
    Ümm-i Seleme (ra)
    Zeyneb Bint-i Cahş(ra)
    Zeyneb Bint-i Huzeyme (ra),,

    Peygamberimizin Kızları

    Fatıma (ra)
    Rukiyye (ra)
    Ümmü Gülsum (ra)
    Zeynep (ra)

  5. Nesrin
    Devamlı Üye
    Peygamber efendimiz hayatı boyunca toplamda 13 eşle evlenmiştir. peygamber efendimiz gerçek anlamda hazreti hatice ile hazreti aişe ile evlenmiş ancak diğer hanımlarla sadece onları korumak için evlenmiştir.

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12