+ Yorum Gönder
Peygamberlerimiz – Siyer ve Hz.Muhammed Forumunda Hz. Peygamber'in ehl-i kitapla diyalogu nasıl olmuştur Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Kadir
    Devamlı Üye

    Hz. Peygamber'in ehl-i kitapla diyalogu nasıl olmuştur








    Hz. Peygamber'in ehl-i kitapla diyalogu nasıl olmuştur?


    islâm dini, Hz. Adem'den (aleyhis selâm) bu yana gelen bütün Peygamberlere ve gönderilen ilâhî mesaja (vahiy) inanmayı "iman esasları" arasına almıştır. Buna göre Hz. Nuh, ibrahim, Musa ve Isa (aleyhimüsselâm) ve diğerleri islâm inancına göre birer peygamberdir ve onlara Yüce Allah'ın bildirdiği vahiy mesajı orijinal şekli bakımından doğrudur. Diğer yandan, her peygamber, kendisinden sonra gelecek peygamberi haber verdiği gibi, Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Muhammed'in son peygamber olduğu açıklanmıştır. Ayette şöyle buyrulur: "Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak o, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi çok iyi bilendir." (Ahzâb, 33/40)

    Nitekim Hz. Isa da kendisinden sonra Ahmed adında bir peygamber geleceğini şöyle büdirmiştir: "Meryem oğlu İsa da; Ey İsrail oğulları! Ben size gönderilen, Allah'ın elçisiyim. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek olan Ahmed adında bir Peygamber'i müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, apaçık deliller getirince: Bu, apaçık bir büyüdür, dediler." (SaÇ 61/'5-6)

    Hz. Peygamber'in bir adı da Ahmed'tir. Ahmed ve Muhammed, "hamd" kökünden; övgüye lâyık olan ve çok övülmüş demektir. Hadiste şöyle buyrulur: "Benim çeşitli isimlerim vardır. Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben toplayıcıyım Ben sonuncuyum."114

    Günümüz İncil metinlerinde, Hz. İsa'nın diliyle bir peygamberin geleceği şöyle haber verikr: "(Isa şöyle dedi): Ben, Baha'ya dua edeceğim ve O size başka bir önder (imam) gönderecektir."115 Hıristiyanların "tesellici" diye tercüme ettikleri "parakletus" kelimesi aynı zamanda "önder-imam" anlamına gelir. Daha açık olarak Yuhanna XVI, 13'te şöyle denir: "Gerçeğin ruhu olan Önder (imam) gelince, o sizi yönetecektir. Çünkü o, kendiliğinden konuşmayacaktır." Hıristiyan kökenli rivayetler daha bunun gibi İşaya'nın ağzından ve aynı gerekçeyle, Hz. İsa'dan kendisinden sonrasına ilişkin pek çok haber nakletmişlerdir.116

    Hz. Peygamber Medine'ye hicret edince, çevrede bulunan Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Benî Kurayza gibi Yahudi kabileleri ile görüşmeler yapmış, onlarla Medine Vesikası adı altında ortak anayasa metni üzerinde anlaşmıştır. Böylece bir çeşit Medine federe devletinin temelleri atılmış, her kabile iç işlerinde serbest olmakla birlikte, dış saldırıya karşı ortak hareket etmeyi kabul etmiştir. Yahudi toplulukları bu antlaşmayı ihlal etmedikçe Allah'ın Rasûlü bunu uygulamaya devam etmiştir.

    Allah Rasûlü'nün Mekke ve Medine döneminde üç kez de Hıristiyan toplumlarıyla görüşmeleri olmuştur. Şöyle ki:

    a) Bunlardan ilki Habeşistan Hicreti sırasında gerçekleşmiş ve Habeş Krak Necâşî'nin İslâm'a girmesi ile sonuçlanmıştır.

    Mekke'de büyük bir baskıya uğrayan ilk Müslümanlar, Hz. Peygamber'in izniyle Habeşistan'a hicret etmişti. Mekke Ku-reyş müşrik yönetimi, bu ilk muhacirlerin iade edilmelerini Habeş Krak'ndan istemişti. Habeş Krak Necâşî, keşiş ve rahiplerle bir toplantı yaparak, Kureyş heyetini ve Müslümanları bu toplantıya çağırmıştı. Müslümanlara seslenerek: "Kitabınızda Hz. Meryem'den söz ediliyor mu?" diye sormuş, Ca'fer ibn Ebî TâHb, "Evet, O'nun adına nispet edilen Meryem sûresi var." demiş ve sûreyi baştan başlayarak, 34. ayet olan "İşte Meryem oğlu İsâ budur" ayetine kadar okumuş, arkasından Tâhâ sûresinin de baştan ilk dokuz ayetini okumuştur. Bunları dinleyen Necâşî gözyaşları içinde, "yemin olsun ki İsa'ya gelenle, bunlar aynı kaynaktandır." demiştir. Bundan sonra Necâşî, Medine'ye Hz. Muhammed'e (sai-îaiiahu aleyhi ve sellem) yetmiş kişilik bir heyet göndermiş, Rasûlüllah onlara Yasin sûresini okumuş, aynı şekilde onlar da gözyaşları içinde iman etmişlerdi.117

    Mâide sûresi 5/82-85 arası ayetlerin Habeş Kralı Necâşî ve arkadaşları hakkında indiği rivayet edikr. Şu ayet anlamlıdır: "Sen, onların, peygambere indirileni dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı, gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bizleri de, gerçeğe tanıklık edenlerle birlikte yaz!" (Mâide, 5/83)

    b) ikincisi Necran Hıristiyanları temsilcileri ile Allah elçisinin görüşmesi olayıdır.

    Necran Hıristiyan topluluğu, Arabistan'ın güney kısmında yaşayan ve İstanbul (Kostantin) kilisesine bağlı olan bir topluluktu. İslâm'ın Hicaz bölgesi dışında yayıldığını görünce, Hz. Muhammed'le (sallallahu aleyhi ve sellem) özel bir görüşme yapmak istediler. Aralarından seçtikleri 60 kişilik bir heyede Medine'ye geldiler. Mescid-i Nebevî'de ikindi namazı kdınırken içeri girdiler. Mescid-de Hz. Peygamber'in izni ile kendi namazlarını kıldılar ve üç kişilik temsilci heyeti birkaç gün Medine'de kalarak kendisiyle görüştü. Görüşme sırasında Hz. İsa'dan (aieyhisseiâm) söz ederken hâşâ "Allah", "Allah'ın oğlu", "Üçün üçüncüsü" gibi sözler söyleyince Hz. Peygamber kendilerini uyarmış, bu ifadelerin ve bu inancın yankş olduğunu bildirmişti. Onları bu inanca iten delillerini sorunca da; Hz. İsa'nın çamurdan kuş şekli yapıp canlandırmasını, ölüleri diriltmesini, gözleri görmeyeni ve alacatenlik hastakğını iyileştirmesini, gaipten haber vermesini" delil getirmişlerdi. Hz. Peygamber bu söylecüklerinin doğru olduğunu, ama bunların, bir ilâhkk beHrtisi değil, Hz. İsa'nın elinde, Allah'ın izniyle gerçekleşen birer mucize olduğunu bildirdi ve bununla ilgili olarak aşağıdaki ayetleri okudu: "Allah, İsa'ya, kitabı, hikmeti/bilgeliği, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek, onu israil oğullarına bir elçi olarak (gönderecektir). O da, onlara şöyle diyecektir: Size Rabbinizden bir mucize getirdim. Size çamurdan kuş şeklinde bir şey yapacağım, sonra ona üüeyeceğim, o da, Allah'ın izniyle bir kuş olacaktır. Yine ARah'ın izniyle körü ve alacaten hastalığını iyileştireceğim, ölüleri dirilteceğim. Evlerinizde yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi de size haber vereceği." (Âi-i imrân, 3/49)118 İslâm, İncil'de de bildirilen ve insan toplulukların gözü önünde Hz. İsa'nın elinde gerçekleşen bu olayları Allah'ın izniyle gerçekleşen birer mucize olduğunu bildirirken, Hıristiyanlar bunların, ilâhkk gücüyle gerçekleştiğini öne sürerek, farklı bir yorum ortaya koymuşlardır. Doğru olan aynı olaya, bu iki farkk yorum yüzünden, yüzyıllar boyunca anlamsız ve gerekçesiz bir Müslüman-Hıristiyan ayrışması sürüp gelmiştir.

    Necran heyetinden kimisi İslâm'a girmişse de, kimisi Kur'ân'da yer alan "Hz. İsa'nın Allah'ın kelimesi ve O'ndan bir ruh olduğu" nitelemesini,119 kendi anlayışları yönünde yorumlayarak, müslü-man olmadılar ve özel statüde bir topluluk olarak varlıklarını sürdürdüler. İşte bu görüşme sonunda, Hz. Peygamber doğru olanı bulmak için "lanedeşme" teklif etmiş, fakat Hıristiyanlar buna da cesaret edememişti.120

    c) Üçüncüsü Bizans İmparatoru Herakliyus'a Şam'da bulunduğu sırada, Dıhye ibn Ebî Halîfe'nin (radr/aiiahu anh) elçi olarak gönderilmesidir. Hz. Peygamber (saikUahu aleyhi ve sellem), Dıhye'ye verdiği mektuba şu ayeti yazdırmıştır: "De ki: Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda eşit olan bir söze gelin: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım; Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi R.ıblcr edinmesin." Sonra, yine yüz çevirirlerse, "şahit olun, biz Müslümanlarız, deyin." (Âi-i imrân, 3/64)

    Bu ayette bütün semavi dinlerin ve peygamberlerin davet ettiği ortak ilkeler yer almıştır.121 Nitekim Hz. Muhammed (saiiaikhu aleyhi ve seiiem) Şam'da bulunan Herakliyus'a şunları yazmıştı: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Allah'ın elçisi Muhammed'ten Rum büyüğü Herakl'e. Doğru yola uyana selâm olsun. İslâm'a gir, kurtul. İslâm'a gir, Allah sana karşılığını iki kat olarak verecektir. Eğer yüz çevirirsen, sana uyanların günahı da senin üzerindedir." Bundan sonra mektup yukarıdaki ayetle sona ermiştir.122 Ticaret için o sırada Şam'da bulunan Ebu Süfyan'm da Hz. Muhammed hakkında güzel sözler söylemesi üzerine Herakl inancını açıklamak üzere iken, üst düzey komutanlarından sesler yükselmesi üzerine, mektup amacına ulaşamamıştır.

    Sonuç olarak İslâm, önceki bütün semavi dinleri birleştiren, onların insan eliyle değiştirilen yerlerini açıklayan evrensel bir mesaja sahiptir. Hıristiyanlıkla ve Yahudilikle ilgili doğru bilgiler öz olarak Kur'ân ve sünnette yer almıştır. Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde, kilise ve havralarla yüzleşmede, konuları müzakere etmede, müminlerin elinde sağlam bir Kur'ân mesajı ve Hz. Peygamber'in elimize ulaşan sünneti mihenk taşı vazifesi görecektir. Elimizde değişikliğe uğramamış böyle ilâhî bir mesajın varkğı, misyonerlerin zayıf tezlerini çürütmeye yeterlidir. Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır.


    114 Buhârî, tefsîru sûre, 61/1, menâkıb, 17; Tirmizi, edeb, 67; Dârimî, rikik, 59: Muratta', esmâü'n-Nebî, 1; Ahmed ibn Hanbel, age, IV, 80, 81, 84.
    115 bk. Yuhanna, XIV, 16.
    116 bk. İşaya, VIII, 22, XLII, 1-4 Matta, IV, 15/16, VIII, 17; Kur'ân, Âl-i İmrân, 3/81; M. Hamidulkh, Aziz Kur'ân, Saf, 61/6.
    117 Elmalılı, Azim baskısı, III, 328.
    118 Ayrıca bk. Mâide, 4/110.
    119 bk. 3/39, 45; 4/171.
    120 bk. ÂH İmrân, 3/61.
    121 bk. Enbiyâ, 210 25; Nahl, 16/36.
    122 bk. Kurtubî, Âl-i İmrân 3/64. ayet tefsiri.







  2. Acil

    Hz. Peygamber'in ehl-i kitapla diyalogu nasıl olmuştur isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder