+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve İlahi sözleri Forumunda Dursun Ali Erzincanlı- yağmur Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    Dursun Ali Erzincanlı- yağmur








    Yağmur ilahisi dinle

    Dursun Ali Erzincanlı Yağmur İlahi Sözleri

    Vareden’in adıyla insanlığa inen nur

    Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından

    Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur

    Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından



    Rahmet vadilerinden boşanır abı hayat

    En müstesna doğuşa hamiledir kainat..





    Yıllardır boz bulanık suları yudumladım

    Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları

    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım…



    Hasretin alev alev içime bir an düştü

    Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü

    Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde

    Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü



    İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi’nin

    Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla

    Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin

    Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla

    Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak

    Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak



    Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım

    Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı

    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım..



    Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü

    Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü

    Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe

    Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü



    Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden

    Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına

    Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden

    Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına

    Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin

    Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin



    Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım

    Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide

    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım



    Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü

    Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü

    Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin

    En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü..



    Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan

    Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar

    Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra’dan

    Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar

    Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri.

    Paramparça, ateşler şahının hayalleri..



    Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım

    O mücella çehreni izleseydim ebedi

    Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım..



    Sarardı yeşil yaprak dal koptu; fidan düştü

    Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü

    Katil sinekler deldi hicabın perdesini

    İstiklal boşluğuna arılar nadan düştü…



    Dolaşan ben olsaydım Save’nin damarında

    Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin

    Ebedi aşka giden esrarlı yollarında

    Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin

    Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü

    On asırlık ocağın savururdum külünü



    Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım

    Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak

    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım…



    Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü

    Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü

    Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara

    Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü…



    Badiye yaylasında koklasaydım izini

    Kefenimi biçseydi Ebva’da esen rüzgar

    Seninle yıkasaydım acılar dehlizini…



    Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar

    Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya

    Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

    Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım

    Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu

    Bahira’dan süzülen bir yaş da ben olsaydım



    Haritanın en beyaz noktasına kan düştü

    Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü

    Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi

    Hakların temeline sanki bir volkan düştü



    Firakınla kavrulur çölde kum taneleri

    Ahuların içinde sevdan akkor gibidir

    Erdemin, bereketin doldurur haneleri

    Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir

    Şemsiyesi altında yürürsün bulutların

    Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların








  2. Hatice
    Bayan Üye





    1969 Erzurum doğumlu Dursun Ali Erzincanlı, Erzurum İmam Hatip Lisesi, sonrasında da İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Edebiyat bölümünden mezun olmuştur.




+ Yorum Gönder