+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve İnanç ve Kültür Forumunda Bengütaş edebiyatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Bengütaş edebiyatı








    Bengütaş edebiyatı



    Köktürkler çağında çok değişik bir edebiyat vücuda geldi. Bengü taş edebiyatı diye ad-landırdığımız bu edebiyat, Türklerin ilk yazılı ede-biyatıdır. Bengü taş; ebedî, sonsuz taş demektir. Terim olarak "âbide, anıt" mânâsında kul-lanılmıştır. Bilhassa kağanların ve devletin ileri ge-lenlerinin ölümünden sonra, onlar adına bir anıt mabet inşa etmek, içini dışını bezetmek ve anıt mabedin bahçesine de "taş tokıtmak" (yazılı taş diktirmek) Köktürk kağanlığında bir gelenek hâlini almıştı. Diktirilen taşlar üzerine kağanlar, "gö-nüllerindeki sözleri vurdururlar", bütün milletin ona göre davranmasını isterlerdi. Bu sözlerin taşlar üzerinde ebedî olarak kalacağını ve Türk milletinin sonsuza kadar bunlardan ders alacağını dü-şündükleri için diktirdikleri taşlara "bengü taş" adını vermişlerdi. Geleneği devam ettiren Uygurlar bengü taş yerine daha çok "bitig" ve "belgü" ke-limelerini kullanmışlardı. "Bitig" kelimesi "kitabe, yazıt" mânâsında, "belgü" kelimesi de "nişan, iz, anıt" mânâsmdadır. Uygurlar da bu anıtların ebe-diyen kalacağını anlatmak üzere "bin yıllık, on bin günlük bitiğimi, belgümü inşa ettirdim" ifadelerini (Moyun Çor Kağan Bitiği, D 21) kullanmışlardır.
    Çekoslovakyalı bilgin Lumir Jisl'in arkeolojik keşiflerine göre âbideler bir külliye halinde dü-zenlenmiştir. Buna göre, meselâ Köl Tigin bengü taş ve anıt mabedinin vaziyeti şöyledir:
    Bengü taş, heykeller ve anıt mabet, etrafı du-varlarla çevrili bir alan içindedir. 1900 metrekarelik alanın uzun kenarı 67.25 metre, kısa kenarı 28.25 metredir, alanın doğusunda, 3-4 kilometre öteden başlayan, ikişer buçuk metrelik arayla dikilmiş taş balballar zinciri bizi alana götürür. Duvarın etrafını da dolanan taş balballar, Köl Tigin'in öldürdüğü düşmanları temsil eder. Alan, doğudan batıya doğru uzanır. Balbalları takip ederek doğu du-varına yaklaştığımız zaman 33.5 cm. genişliğindeki kaldırıma çıkarak, iki yanında mermerden iki koç heykelinin bulunduğu 2.90 metre genişliğindeki ka-pıdan alana gireriz. Alanın tabanı, pişmiş topraktan döşeme taşlarıyla döşenmiştir.
    Giriş kapısından 8 metre ötede mermerden bir kaplumbağa üzerinde mermerden bengü taş yük-selmektedir. Kaplumbağa ile birlikte yüksekliği beş metreyi aşan bengü taşın üzerinde kiremitle kaplı bir çatı bulunur. Çatıyı, kaplumbağa kaidenin dört
    Bengütaş edebiyatı.gif


    köşesine yerleştirilmiş ağaç sütunlar tutmaktadır. Bengü taşın üzerindeki ebedi yazıları okuduktan sonra batıdaki anıt mabede doğru uzanan ihtiram yoluna gireriz. Yolun iki yanında Köktürk asillerini temsil eden insan boyundaki erkek ve kadın hey-keller, diz çökmüş ve ellerini göğüslerine götürmüş vaziyette büyük kumandanlarının huzurunda saygı duruşunda bulunmaktadırlar. Köktürk asil-lerinin ortasından ihtiram yolu üzerinde 10-15 metre kadar batıya doğru yürüdükten sonra, 100 metrekare genişliğinde, iki damlı, üzeri kırmızı ki-remitlerle örtülü, kare şeklindeki anıt mabede ge-liriz. Köktürklerin "bark" dedikleri mabedin içine girince kendimizi birdenbire bir savaş sahnesinin ortasında buluruz. Duvarlar boydan boya Köl Tigin'in kahramanlığını gösteren fresklerle ve ka-bartma resimlerle süslenmiştir. Duvarlara ayrıca, pişmiş topraktan yapılmış ejder ve insan maskları asılmıştır. Mabedin tam ortasında, yine kare şek-linde 20 metrekarelik bir iç bina vardır. Burası mu-kaddes ocaktır. Mukaddes ocağı dolaşarak mabedin arka (batı) tarafına gelince kabartma re-simlerle süslenmiş granitten bir lâhitle karşılaşırız. Yine orada bir kurban çukuru ve kurban çu-kurunun arkasında mermer bloklar üzerinde Köl Tigin'in ve karısının beyaz mermerden yapılmış heykelleri vardır. Mabedin iç duvarlar ma da-yanmış olan iki yaver onlara bakmaktadır. Köl Tigin ve karısı sol ellerini sol dizlerine dayamış va ziyettedirler. Köl Tigin'in başında beş dişli bir tac ve tacın üzerinde kanatlarını açmış bir kartal ka-bartması vardır.
    Bengü taşlarda kullanılan yazı; İskandinavya'nın eski run yazısına benzediği için batı ilim âleminde "runik" diye adlandırılan Köktürk yazısıdır. Yu-karıdan aşağıya veya sağdan sola doğru yazılır. Harfler bitiştirilmez. Kelimeler, bazen de kelime grupları, üstüste konmuş iki nokta ile birbirinden ayrılır. Köl Tigin ve Bilge Kağan bengü taşlarında metinler, yukarıdan aşağıya doğru yazılmış ve sa-tırlar sağdan sola doğru dizilmiştir. Alfabe, dördü ünlü (sesli) olmak üzere otuz sekiz harften mey-dana gelmiştir. A-e sesleri bir harfle, ı-i, o-u, ö-ü sesleri de birer harfle gösterilir. Kaim ve ince ün-lüler (a-e, ı-i) için birer harf olmasma karşılık; b, d, g, k, 1, n, r, s, t, y sesleri için kalınlarda ve incelerde ayrı olmak üzere ikişer harf vardır. Böylece meselâ








  2. AYPARE
    Devamlı Üye





    Göktürklerde Kağanların, Beylerin ölümünden sonra onların adına dikilmiş olan Taşlardır ve Bu taşları dikenler bunların üzerine yazdıkları yazıların sonsuza kadar silinmeyeceğini düşündükleri için bu taşlara Bengütaş yani sonsuzluk demişlerdir.




+ Yorum Gönder


bengutas edebiyatı