+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve İnanç ve Kültür Forumunda Ihtilâl öncesinde burjuvazinin durumu neydi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Ihtilâl öncesinde burjuvazinin durumu neydi








    Ihtilâl öncesinde burjuvazinin durumu hakkında bilgi

    Burjuvazi, üçüncü sınıfın (ordre) içinde ağır basan, iktisaden üstün sınıftır. Imtiyazlı sınıflardan (ordres) farkı, hukukî imtiyazlardan yoksun oluĢudur. Yani burjuvazi vergiden muaf değildir, her devlet memuriyetine giremez. Oysa zenginliği ve bilgisiyle toplum içinde sivrilmiĢ durumdadır.
    «Burjuva», kentte oturan anlamını taĢımaktadır. «Burgensis» sözcüğü ilkin 1007 yılında kullanılmaya baĢlanmıĢ, bir müstahkem mevki olan Burg’da oturana bu ad

    verilmiĢtir. Onbirinci yüzyıldan sonra burjuva artık kentte oturan anlamını taĢımaya baĢlamıĢtır.
    Burjuva toprağa bağlı değildir; geçimini ticaret ve zanaatla sağlamaktadır. Zamanla bu sınıfın çıkarları, hem feodal toprak düzeniyle, hem de kentlerdeki zanaat erbabının iliĢkilerini düzenleyen korporasyonların sıkı disipliniyle çeliĢmeye baĢlamıĢtır.

    Fransa’da onbeĢ ve onaltıncı yüzyıllarda geliĢmeye baĢlayan burjuvazi, asiller sınıfına girmek çabasındaydı. Oysa Fransız asilleri (daha önce belirttiğimiz gibi, bu tür iĢlerle uğraĢırlarsa imtiyazlarını kaybetmeleri tehlikesinin de etkisiyle), Ingiltere ‘dekilerin tersine, ticaretle uğraĢmaya, manüfaktürlere yatırım yapmaya yanaĢmamıĢlardır. Bu yüzden, gittikçe güçlenen burjuvaziyle, feodal toplum düzeninin sürmesinden yana olan asiller ve kilise arasında uzlaĢmazlık, onsekizinci yüzyılda ĢiddetlenmiĢtir.
    Burjuvaları, iktisadî hayatta oynadıkları role ve toplum içindeki yerlerine göre çeĢitli kategorilere ayırmak gerekir. Bu konuda Ģöyle bir sıralama yapmak mümkündür: gayrı menkul kirasından geçinen pasif burjuvalar, serbest meslek sahipleri (avukatlar, noterler, doktorlar v.b.), orta ve küçük burjuvaziyi meydana getiren esnaf ve zanaatkarlar, geliri meta üretimiyle ticarete dayanan, kâr yoluyla iktisadî üstünlüğü ele geçirmiĢ olan büyük burjuvazi.
    Burjuvalar üçüncü sınıf (ordre) içinde azınlıktadırlar. Fransız ihtilâlinin sosyalist tarihini yazan J.Jaures, burjuvazinin zenginleĢme kaynakları arasında, ticaret, manüfaktür üretimi ve faizciliğin yanında, vergi mültezimliğinin de önemli bir yeri olduğunu, onsekizinci yüzyılda burjuvaların malî yönden devlete hâkim duruma geldiklerini belirtmektedir. Jaures’e göre bu zengin sınıf, Ondört ve OnbeĢinci Louis’lerin Ingiltere , Avusturya ve Prusya’ya karĢı yürüttükleri savaĢları, devlete açtığı kredilerle desteklemiĢtir. Böylece devlet hazinesinden alacağı gittikçe kabaran burjuvaziye, siyasî iktidarın kapıları açılmıĢtır.
    Feodal düzen içinde iktisaden güçlenmeye baĢlayan burjuvazinin, asiller ve ruhbanın yanında, imtiyazsız bir sınıf olan Tiers Etat içinde yer aldığını biliyoruz. IĢte Tiers Etat içinde yer alan ve feodal üretim iliĢkilerinin gevĢemeye baĢlaması sonucunda iktisadî gücü yavaĢ yavaĢ ele geçirmiĢ olan burjuvazi, imtiyazlılarla mutlak monarĢiye karĢı çıktığı zaman, Tiers Etat’nın büyük bir kısmını yanında bulmuĢtur. Bunun içindir ki Fransız devrimini sosyal yönden, imtiyazlı sınıflara karĢı bir halk hareketi olarak değerlendirmek mümkün olabilmektedir.
    Ancak, daha devrim esnasında, halkın içinden çıkmıĢ olan birçok siyasî lider ve yazar, halkın da kendi içinde iki sınıfa ayrılmıĢ olduğunu görmüĢ ve açıkça ortaya koymuĢtur. Örnek olarak, halkın dostu unvanını kazanmıĢ olan, Fransız devrimcilerinden Marat’ya göre Fransa’da onsekizinci yüzyıl sonunda, üç sınıf değil, dört sınıf vardır. Yazar Ģövalye Moret de 1789 yılında Tiers Etat’nın bir sınıf olarak ele alınmasının yanlıĢlığını belirtmektedir. Moret’ye göre Halk sınıfı (Tiers Etat), çıkarları çatıĢan iki ayrı sınıfa ayrılmaktadır.
    1792′de Paris Belediye Reisi ve daha önce «Etats Generaux» üyesi olan Petion ise bu ayrıma Ģöyle değinmektedir: «Devrimden önce, asillerle ruhban dıĢında kalanlara ‘Tiers Etat’ denilirdi. Tiers Etat’nın, bire karĢı yirmi oluĢundan gelen, karĢı konulmaz bir gücü vardı. Kendi içinde birlik halinde olduğu zamanlar, asiller ve ruhbanın ona karĢı çıkması mümkün değildi. KarĢılaĢtığımız kötülüklerin gerçek nedeni, Tiers Etat’nın kendi içinde bölünmüĢ olmasıdır. Sayıları bir hayli kabarık olan, refah içindeki burjuvalar halktan kopmuĢlardır. Kendilerini halktan üstün, asillerle aynı seviyede görüyorlar. Asilleri aĢağılamak, gururlarını kırmak için fırsat kolluyorlar.»
    Görüldüğü gibi, daha ihtilâl içinde, üçüncü sınıfın (ordre) iki ayrı sosyal sınıfı kapsadığı, birçokları tarafından anlaĢılmıĢtı, öte yandan burjuvazinin içinde de farklı çıkarları olan tabakların varlığı, ihtilâl boyunca, herkesin kabul edebileceği tutarlı bir sosyal programın ortaya konulabilmesini önlemiĢtir. Çıkarları büyük burjuvazi ile çatıĢan küçük burjuvalar (esnaf, zanaatkarlar) kent emekçilerini peĢlerinden sürükleyerek, ileride göreceğimiz gibi, ihtilâl içinde birtakım dalgalanmalara yol açmıĢlardır.
    Burjuvazi, kendi amaçlarını gerçekleĢtirmek safhasında, halkı peĢinden sürükleyebilmiĢ. feodal düzene karĢı duyulan nefretten yararlanmasını bilmiĢtir, ilerde ise, zaman zaman kendi amaçlarını aĢan halk hareketlerini —proletaryanın

    bilinçlenmesini sağlayacak olan objektif koĢullar daha tamamlanmadığından — durdurabilmiĢtir.
    Burjuvazi herĢeyi halk adına yapmıĢ, her zaman halkın arkasına saklanmıĢtır. Onun içindir ki onsekizinci yüzyılda burjuvazinin getirdiği halk anlayıĢı üzerinde ileride ayrıca duracağız.
    Iktisadî gücü ele geçiren burjuvazinin artık siyasî iktidara göz koyduğunu, bunu da halk adına yaptığını, Fransız ihtilâlinin liderlerinden Barnave, «Fransız ihtilâline giriĢ» adlı eserinde çok açık olarak ortaya koymuĢtur. Barnave’a göre, «Sanayi ve ticaret halkın arasında yayılmaya baĢlayıp, çalıĢan insanlar yeni bir zenginlik kaynağı sağladığı zaman, siyasî alanda da devrim hazırlanıyor demektir. Yeni bir servet dağılımı, iktidarın da el değiĢtirmesini gerektirir. Toprak sahipliği aristokrasiyi yükseltmiĢtir; sanayi mülkiyeti de halkın gücünü arttıracaktır.»
    Burjuvazinin temsilcisi olarak Barnave, toplum içindeki geliĢmeyi çok tutarlı bir biçimde ortaya koymaktadır. Ona göre sanayi mülkiyetinin yükselttiği sınıf, aristokratların, yani imtiyazlıların karĢısındaki halkın, ,yani Tiers Etat’ın bütünüdür. Üretim araçlarının özel mülkiyetinin doğurduğu iktisadî farklılaĢma onu ilgilendirmez.
    Onsekizinci yüzyılda olgunlaĢan burjuva dünya görüĢünün ana çizgileri üzerinde durmayı daha ileriye bırakarak Ģimdi, üçüncü sınıf (ordre) içinde yer alan kent emekçilerinin durumunu ele alalım.







  2. Acil

    Ihtilâl öncesinde burjuvazinin durumu neydi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder