+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve İnanç ve Kültür Forumunda İnsan ırkları üzerine yapılan araştırmalar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. GÜLNUR
    Devamlı Üye

    İnsan ırkları üzerine yapılan araştırmalar








    İnsan ırkları üzerine yapılan araştırmalar

    İnsan ırkları üzerine yapılan araştırmalar hakkıdna bilgi

    IRKÇILIK ÜZERiNE.jpg

    insanlar arasında eşitsizliğin doğuştan temelleri olduğu görüşüne dayanan ırkçılık bir süredir yeniden yükselişe geçmiş durumda. Irkçılığın çeşitli tanımları görülür. Bir yaklaşıma göre ırkçılık, bir ırkı diğer ırklardan üstün kılan ayrıt edici karakteristik özelliklerin olduğuna duyulan inanç ya da ideolojidir. Başka bir anlayışa göre ırkçılık, insan ırklarının kültürel farkları yaratan ayırt edici özellikleri olduğuna ve bir ırkın diğer ırklardan üstün olduğuna bu yüzden onları yönetme www.alasayvan.net hakkının olduğuna duyulan inançtır. Bu tanımlarda ortak yan ise ırk temelli gösterilen bağnazlık, önyargı, şiddet, baskı, ayrımcılıktır. Irksal ayrımcılık, ırk, renk, köken üzerinden insan hakları ve temel özgürlükleri politik, ekonomik, kültürel, toplumsal yaşamın diğer alanlarında kısıtlamak amacıyla yapılan ayrım, dışlamadır.

    Irkçılığın temelinde olan ırk kavramına bakıldığında büyük bir bulanıkla karşılaşılır. Irkın ne olduğu konusunda bir uzlaşım yoktur. Hatta ırk kavramının belirgin bir gösterimi olmadığı bile söylenebilir. Irk, ekonomik, politik ve sosyal etkiler ortaya çıkan sosyal bir durum olmasına karşın değişmez, kalıcı bir olguymuş gibi ele alınmaktadır. Irk tasarımı eşitsizliği ve hiyerarşiyi içerir. Bir ırkın mensubu olunduğu durumda, kendini diğer insanlardan ayrıt ederek bir hiyerarşi yaratılır. insan gruplarını ırklara ayıracak bilimsel bir sınıflandırma yoktur. Geçmişte bu yünde yapılan çalışmaların tamamı bugün bilimsel açıdan değersizdir. Irk kavramının belirgin bir dayanağı olmadığından tarih boyunca kapsamı konusunda gelişi güzellikler görülür. Theodore Allen adlı tarihçinin sömürge kayıtları üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda, “beyaz ırk” düşüncesinin 18. yy’ın erken dönemlerinde, daha önce hiçbir ortak yanları olmadığını düşünen Avrupalı halkaları bir araya getirmek için icat edildiği saptamıştır. Noel Ignatiev’in araştırmalarına göre irlandalılar ancak 19. yy’da “beyaz ırk”a dâhil edilmiştir. Antropologlar ve biyologlara göre, insanlar arasında “ırksal” olduğu ileri sürülen farklar, genetik kökenli olmadığı gibi bilimsel açıdan anlamlı ve güvenilir değildir.

    Yaygın kullanımına rağmen ırk son derece belirsiz bir kavramdır. Irk terimi, insanları, ortak bir soydan ötürü bazı belirgin özeliklere göre belirmekle ilgilidir. En yaygın ırk kategorileri saç rengi, ten rengi, kafatası ölçüleri gibi fiziksel özelliklere dayanarak kurulur. Oysa bugün genetik bilimin verileri ışığında bu durumun belli bir insan grubu için ayırt edici yan olmadığı kesindir. Irk teriminin ingilizce karşılığı olan “race” terimi 16. yyda Fransızca’dan ingilizce’ye girdiği düşünülmektedir. Fransızca’ya ise italyanca “razza” sözcüğünden girer. Terimin o çağdaki anlamları, belirgin tadı olan şaraplar, aynı işle uğraşan insanlar, jenerasyon’dur. Terimin kökeni tam olarak bilinmediğinden bir başka açıklama da, “kafa”, “başlangıç”, “köken” anlamlarına gelen Arapça “ra’is” sözcüğünden geldiğine yöneliktir.

    Irkçı anlayışın içerdiği bir başka inanç, fiziksel farkların, kültürlerin ve toplumların şekillenmesinde belirleyici olmasıdır. Kuşkusuz toplumların kimi kültürel özelliklerinde genel fiziksel özelliklerin payı bulunur; ancak bunu toplumun şekillenmesinde başat yan olarak ortaya koymak anlamsızdır. Irk tanımlarında kimi fiziksel özelliklerin belli toplumlarda ya da coğrafyalarda yoğunlaşmasına dikkat çekilir. Bu durum belli toplumlarda bazı fiziksel özelliklerin belirgin olması dışında başka bir şey söylemez. Beyaz tenli olması bir toplumu diğerinden ne ileri ne de geri yapar. Dahası ırk tasarımı kurmaca olduğundan, herhangi bir toplumda idealleştirilmiş ırk tipine benzeyen tek bir birey bulmak olanaksızdır. Bilimsel bakış, ırk terimini belirsiz, yapay ve geleneksel inançların gölgesinde şekillenmiş bulur. Birçok antropologa göre ırksal kategoriler genetik özelliklere göre belirlenir buna karşın ırk düşüncesi sosyal yapılara göre saptanır.

    Tarih boyunca insanlar, bireysel ve insan topluluklarında görülen başkalıklar üzerine kafa yormuşlardır. Toplumlar bu ayrılıkları çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır. Sözgelimi eski Mısır Uygarlığı’nda 4 etnik kategoriden söz edilir. Bunlar: Mısırlılar, Asyalılar, Libyalılar ve güney Mısır bölgesinde yaşayan halk olan Nubyanlar. Mısırlılar söz konusu ayrımı fiziksel özelliklerin yanı sıra kabile kökenlerine göre yaparlar. Roma ve Çin gibi klasik uygarlıklar, fiziksel özelliklerden daha çok ailevi bağları göz önünde tutar. Bugün, ırk kavramının anlam yükü, keşifler çağında Avrupa emperyalizmi ve kolonileştirme sürecinin bir uzantısı olarak şekillenmiş düşüncelerden oluşur. Avrupalılar dünyanın çeşitli bölgelerinden farklı halklarla karşılaştıkça, fiziksel, soysal, kültürel özellikler üzerinde durmaya başlar. Köle ticaretinin başlamasıyla, köleciliğe meşruiyet kazandırmak için ırk kavramı üzerinde daha çok tartışılır. Fiziksel özelliklerden yola www.alasayvan.net çıkarak zihinsel süreçlere ilişkin çıkarım yapılır.

    insanları bilimsel olarak sınıflandırma ilkin 17. yy’da yapılır. Bu yüzyıl aynı zamanda etnik gruplara yönelik politik tartışmaların yapıldığı yüzyıldır. 17. yy’dan başlayarak 19 yy’a uzanan süreçte, insan toplulukları arasındaki farklara ilişkin yerel inançları bilimsel bilgiyle birleştirme çabası “ırk ideolojisi” adı verilen alanı yaratır. Buna göre ırklar, kalıcı, doğal, seçik ve özgündür. 19. yy’da antropoloji bilimin kuruluşuyla taksonomik açıklamadan biyolojik açıklamaya geçilir. Antropometri (insan vücudunu ölçme bilimi) aracılığıyla topluluklar arasındaki ayrımlar açıklanmaya çalışılır. Bu dönemin bilim insanları ırklarla ilgili üç sav ileri sürerler: Irk, insan topluluklarının doğal yolla bölümlenmesiyle ortaya çıkar, biyolojik ırklar ve insan fenomenleri arasında sağlam bir ilişki bulunur, bireysel ve toplumsal davranışları açıklamada ırk bir önemli bir kategoridir. Darwin’e göre güçlü insan kabileleri tarih boyunca zayıf insan kabilelerinin yerini almıştır. Darwin’in kendisi bir monogenisttir ve ırkların tek bir soydan geldiği görüşündedir. Irkçılık, sanayi devrimini izleyen yıllar boyunca köleleştirme seferlerinin ideolojik temellerinden biri olur.








  2. GÜLNUR
    Devamlı Üye





    Çağdaş fiziksel antropologlar, ırk kavramının geçerli bir biyolojik kavram olup olmadığı konusunda ikiye bölünmüş durumdalar. Irk kavramına karşı olanlar -özellikle popülasyon genetikçileri- evrim kuramıyla, ırk kavramının uzlaşamayacağı görüşündeler. Bugün bütün insanlar Homo sapiens sapiens türü olarak sınıfladırılmaktadır. Homo sapiens’in homo erectus’tan evrimleştiğine kesin gözüyle bakılmaktadır. Tartışılmalı yan ise homo sapiens’in homo erectus’tan farklı coğrafyalarda farklı farklı mı evrimleştiği yoksa doğu Afrika’da evrimleşerek başka coğrafyalara mı dağıldığı konusundadır. Ancak çağın bilimsel verilerinin ağırlıklı olarak işaret ettiği homo sapiens’in Afrika’da 200000 yıl önce evrimleştiği, buradan farklı coğrafyalara dağıldığıdır. Bu savın dayandığı bilimsel veriler mitokondiriyel DNA (mtDNA) adı verilen bir organel üzerine yapılan çalışmalara dayanır. Mitokondiriyel DNA, hücrede çekirdekten daha çok sitoplâzmada bulunmaktadır. Mitokondiriyel DNA, çekirdekte bulunan DNA’dan daha hızlı evrimleşmekte ve yalnızca annenin genetik özelliklerini taşıdığından türlerin kökeniyle ilgili yapılan çalışmalarda kolaylık sağlamaktadır. Afrika, Avrupa, Asya, Avusturalya’da, 145 denekten alınan örnekler üzerinde yapılan araştırmalar 133 mt DNA aynı kökenden geldiğini göstermiştir. Bu araştırmanın en önemli sonucu deneklerin Afrikalı bir kadının soyundan geldiklerinin saptanmasıdır. Bunun yanı sıra insandaki 3 milyar nukleotidden, yaklaşık 3 milyonu farklıdır. Farklı olanlardan bir kısmı insanlardaki görünüş çeşitliliğiyle ilgili olanlardır.

    19.yy’da, ırkçı söylem geliştirilerek, insanlar, “bilimsel ırkçılık” savıyla, bilimsel veriler gerekçe gösterilerek, ırksal sınıflara bölünmeye çalışılır. Burada dikkat çekici yan, ekonomik sarsıntıların derinleştiği dönemlerde, insanlar ırklara bölünerek, dikkatlerin emek mücadelesinden kaçırılmasıdır. işte bu yüzden gelir ağır geçim koşullarına rağmen, gerici ideolojilerin egemen olduğu bilinçlerde sınıf mücadelesi puslar içinde kalmıştır. II. Dünya savaşı sonrası Sovyetler Birliği ve Çin etkisiyle ırkçılık olgusu etkinliği yitir gözükse de küreselleşme çağı ırkçılığın yeni dalgası olmuştur.

    Emperyalist ülkelerde şimdi demokrasi, insan hakları yaygarası kopartılması aldatıcı olmamalıdır. Dünya üzerinde kimi bölgelerde kısıtlı ekonomik kaynaklardan ötürü yabancıya hoş gözle bakılmaması eski bir olgudur. Fakat emperyalist devletler ve onların etkisi altındaki bölgeler dışında dünyanın hiçbir yerinde tarih boyunca ırkçılık düşüncesi olmamıştır. insanlık tarihi boyunca kabileler arasında savaşlarda kitlesel ölümler olmuştur; ancak son 300 yılda yaşanılan biçimiyle vahşet hiçbir zaman yoktur. 19. yy’da Amerika’da ırksal eşitsizliği biyolojik farklılığın kaçınılmaz bir sonucu olarak görme çok yaygındır. Beyazlar ve siyahlar arasında varolan eşitsizlikler, tarihi ve kültürel farkların yanı sıra geçmiş köleleştirme ve ırkçı uygulamaların bir sonucudur. Hiçbir bölgede ayrımcılık Avrupa ve Amerika’da yaşanan aşağılık boyutlara ulaşmamıştır. Kanlı Avrupa tarihinden birkaç örnek durumun korkunçluğunu anlatmak için yeterli olacaktır. Sözgelimi Amerika’da Joice Heth adında, kör ve engelli bir kadın köle 1836 yılında, diğer insanlar görsün diye sanki bir ucubeymiş gibi “sergilenir”. Bu türden sergilere yeni emperyalizm çağında sık sık rastlanır. Kongolu Otto Benga, 1906 yılında New York hayvanat bahçesinde bir orangutanın yanında, orangutanın akrabası olarak tanıtılarak “sergilenir”.

    Irk kavramı böylesine tartışmalı ve belirsizken bu kavram yerine başka bir kavram bulmak insanlık adına daha iyi bir seçenek gibi görünmektedir. Elbette ırk kavramı kullanımdan kalkınca, ırkçılık ortadan kalkmayacak; ancak bu yolda dilin temizlenmesinde katkı sağlayacağı kesindir. insanları kendilerinin belirleyemeyeceği özelliklerden dolayı ayrımcılığa www.alasayvan.net tutmanın savunulacak yanı yoktur. insanı insan kılan, doğuştan getirdikleri değil; yaşarken ortaya koyduklarıdır. Tüm insanların doğmuş olmakla eşit hakları olduğu ve farklılıklarından dolayı insanların ayrım görmediği yeni bir yaşam özlemiyle…





+ Yorum Gönder


en güçlü insan ırkı