+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve İnanç ve Kültür Forumunda Tarih felsefesi, tarih yazıcılığı, türk tarih nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Tarih felsefesi, tarih yazıcılığı, türk tarih nedir








    Tarih felsefesi,tarih yazıcılığı,türk tarih nedir

    Tarih felsefesi,tarih yazıcılığı,türk tarih hakkıdna bilgi


    Tarih felsefesi,tarih yazıcılığı,türk tarih nedir1.jpg.

    “Modern Dönem” ve “Postmodern Dönem” olarak ele almak mümkündür.
    a) Modern Öncesi Dönem
    Bu dönemin temel niteliği tarihsel metinlerin ,
    hikâyeci, didaktik özellikler ta-şımasıdır. Tarih insan topluluklarının başından geçenleri kaydetme yoluyla orta-ya çıkan bir bilgi anlamında ilk kez Heredotos tarafından kullanılmıştır.Heredotos,
    yazdığı kitaba “istorias apodesis” yani “tanık olunan ve haber alınanşeylerin anlatılması” adını vermiştir. Habercilik biçimindeki bu dönem tarih al-gısına en önemli katkıyı yapan ise Thukidides olmuştur. Thukidides anlatıyıdaha farklı biçimde algılamış ve insani/toplumsal olayların değerlendirme ve yo-rumlama etkinliği ile anlatıyı birleştirmiştir (Özlem, 1996).Modern öncesi dönemde tarihsel anlayış zamansal açıdan döngüsel olarak ta-nımlanabilir.
    Yani tarih rastlantısal olarak belirli formlara göre tekrar eden birsüreçti. Diğer bir tanımlamayla tarih tekerrürden ibaretti.Modern öncesi dönemde en önemli değişim kaynağı tek tanrılı dinlerden baş-ka bir şey değildi. İlk tarih filozofu olarak da adlandırılan Augustinus,Hıristiyanlık öğretisi ile Antik Çağın tarih anlayışını yeniden biçimlendirdi. Ogüne kadar belirli bir döngüselliğe sahip olan tarih, Hristiyanlığın da etkisiyleçizgisel hâle geldi. Tanrı’nın insanı yaratması ve ilk günah kavramını temellen-diren Augustinus, Eskaton’da kıyametle sona ereceğini belirterek aslında tarihinbir başlangıcının ve sonunun olduğunu ifade etmiş ve klasik tarih anlatısınıHıristiyanlıkla birleştirmişti.Benzer bir dönüşüm Türk tarih anlatısında da yaşandı. Göçerlerin yaşantıla-rından etkilenerek ortaya çıkan döngüsel tarih anlayışı İslamiyet’le birlikte çizgi-sel hâle geldi. İbni Haldun’la birlikte rivayetçi anlayış; izah etme, açıklama özel-likleri eklemlenerek Batı ,
    tarih algısıyla benzerlik gösterdi. Çizgisel tarih algısınıngetirdiği bir diğer yenilikse nedensellik ilkesinin tarih anlatısına katılmasıydı.İslam tarih yazımında yer alan rivayetçi tarih algısı vakayinamelerde kendini bul-du. Bu algının Osmanlı Devleti örneğinde vakanüvis tarihçilik anlayışı olarak de-vam ettiği görüldü.Modern öncesi dönemde tarih algısı aslında pozitivizmin ortaya çıkmasıylakırıldı. Böylelikle çizgisel tarih anlayışı ilerleme paradigması ile birleşerek,
    kesin-lik değeri kazandı


    b) Modern Dönem
    Modern dönem tarih anlayışının tam olarak tarihlemesi yapılamasa da aydın-lanmanın ve modern tinin ortaya çıkmasının bunda etkili olduğu söylenebilir.Burada değişen şey Tanrısal tarihin yerine insan merkezli bir tarih algısının yer-leşmesidir. Descartes’le başlayan bireysel akılcı tutum ( Cogito ergosum/Düşünüyorum öyleyse varım) ve aydınlanma tininin Tanrıyla olan sorunsa-lı doğal olarak insan merkezli bir tanımlamayı ortaya çıkarmıştı.Bilindiği gibi Pozitivizm; Newton’la birlikte doğanın yasalarının olabileceğisorunsalının, bu yasaların varlığı ve insan tarafından bilinebilirliği biçiminde ce-vaplanmasıydı. Buna göre “doğanın bir takım yasaları varsa, ve bu yasalar deter-minist (belirlenimci) özellikler gösterebiliyorsa (kesinlik değeri taşıyorsa ve aynıkoşullarda tekrar ediyorsa) sosyal bilimlerde de bu kesinliğin var olması” gere-kirdi. Bu Comte’un “sosyal fiziğiydi”. Comte ile birlikte başlayan sosyal bilimler-deki bu kesinlik tanımlaması tarih algısının da değişmesini beraberinde getirdi.Pozitif bilim anlayışından hareket eden Ranke ile birlikte tarih, artık geçmişinaçık ve net bir biçimde “olduğu gibi yeniden tanımlanması ve aktarılması” anla-mını taşımaktaydı (Iggers, 2000). Bu bağlamda tarih diğer disiplinler gibi kendi-ne has kanunları olan ve nedensellik ilkesi bağlamında geleceğe dair çıkarımlar-da bulunabileceğimiz bir alan oluverdi.Kanıt olmadan oluşturulan tarih, tarih olabilir miydi? Bu bakış, sadece tari-hin baş aktörlerinin bıraktıkları üzerinden tarih yapmayı kabul etti. Bu bağlam-da tarihin kahramanlar bağlamında ele alınmasını eleştiren tarihsel materyaliz-min ekonomi temelli tarih anlayışı bile mevcut tarihsel paradigma ile örtüşmek-teydi. Yani anlatının kanıtlar üzerindeki hassasiyeti yanında pozitivist tarih algı-sının “tarihi daha çok büyük adamların tarihi” olarak tanımlaması bile herhangibir problem oluşturmadı. Çünkü, iktidara dair belgeler daha fazladır. Yani tari-hin öznesi iktidar veya iktidara yakın olanlardı. Kaybedenler veya ötekiler değil-di.Geçmişin tarihçi tarafından yeniden olduğu gibi inşa edilmesine yapılan ikieleştiri dikkati çekmektedir. Bunlardan ilki yine Alman ekolü tarafından temsiledilen Hermeneutik ve diğeri de Fransız ekolü olan Annales’dır. “Hermeneutik”eilk defa Schleiermacher’in İncil yorumlarında rastlanır. Schleiermacher için her-meneutik bir anlama çabası ve sanatıdır. Daha geniş ve daha evrensel bir yöntemolarak, düşünce ürünlerini, onları ortaya koyanları ile özdeşleştirerek ve onlarlaözdeşlikler kurarak yeniden zihnimizde yaratma biçimidir. Burada dikkati çekenhusus, düşünceyi oluşturan kişiyle bireyin arasında bir etkileşimin kurulmaya
    arih Nasıl Öğretilir?
    24
    çalışılmasıdır. Yani tarihçi tarihsel metinleri yazanlarla özdeşlik kurarak olup bi-teni anlamlandırmaya çalışır. Bu anlamlandırma sürecinde tarihçiyi bilmek ve ta-rihçinin temayüllerini, ön yargılarını geniş anlamda onu tanımakla anlama ulaş-maya çalışır. Bu ekol pozitivist tarih algısını, geçmiş olayları anlamak için sade-ce maddesel kanıtların yetmeyeceği, tüm bunlara ek olarak tarihsel yapıyı anla-manın tarihi inşa etmede etkili olacağı varsayımından hareket ederek eleştirir.Başka bir tabirle, tarihçi o dönemin insanı olmaya çalışmalıdır. O dönemin kav-ramlarını, o dönemdeki anlamlarıyla ortaya koymalıdır. Bu çizgi Dilthey ile bir-likte sözel anlama yönelir (Dilthey, 1999). Çünkü yazılı yapıtların sözel anlamı-nı bir filolojik çözümleme ile ortaya çıkarmak yeterli olmaz; onların belli dönemya da,
    çağın sahip olduğu tinsel yaşam altında yüklendikleri tinsel anlam da ay-dınlatılmalıdır. Ancak bu anlamlar sayesinde o döneme ait tinsellik kavranabilir(Özlem, 1996). Dilthey’den sonra hermeneutik Gadamer’le birlikte insanın var-lığa temel yöneliş biçimi sayılmış ve tin felsefesinin adı olmuştur. Annales ekolü ise “salt belgeci ve bir üst anlatı olarak kurulan siyasi tarih”ağırlığını eleştirmekle yola koyuldu. Burke’ye (2006) göre bu ekolün ortaya çı-kışındaki öncü fikirler şöyledir;1- Olaylardan oluşan geleneksel anlatımın yerini, sorun odaklı bir analitik ta-rih almalıdır.2- Esasen siyasete odaklanan bir tarih yerine insan faaliyetlerinin tamamınaeğilen bir tarih olmalıdır.3- Bu iki amacı gerçekleştirmek için öbür disiplinlerle (coğrafya, sosyoloji,psikoloji, ekonomi vb.) iş birliği yapmaya önem verir.Braudel’in Akdeniz Dünyası isimli eseriyle daha da tanınan bu ekol, pozitivisttarih yazımının büyük adamların tarihi oluşunu, belge fetişizmini eleştirerek as-lında farklı perspektiflerden yararlanarak tarihsel anlatıyı ortaya koymaya çalış-mıştır. Farklı disiplinlerden faydalanarak anlamlı olan anlatıyı ortaya çıkarmagayretinde olmuştur.Bahsedilen bu iki akımın modern tarih yazımına yaptığı eleştiriler bilim fel-sefesi bağlamında yaşanan değişimle birlikte güç kazanmıştır. Şöyle ki fizikte varolduğuna inanılan kesinlik kavramının ve doğa yasalarının varlığı inanışınınHeisenberg tarafından yerle bir edilmesi ile tartışılmaya başlanması, genelde sos-yal bilimler ve özelde de tarih yazımının tartışılmaya başlamasıyla paralellik gös-terir. Böylelikle modern tarih yazımı ve onun alternatifi veya tamamlayıcısı ola-rak görülen postmodern tarih yazımı tartışılmaya başlanmıştır.








  2. Acil

    Tarih felsefesi, tarih yazıcılığı, türk tarih nedir isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


tarih nedir,  eskaton nedir,  modern tarih anlayışı