+ Yorum Gönder
Tekerleme Fıkra ve İngilizce ve Almanca Fıkralar Forumunda The Big Sleep İngilizce Fıkra Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    The Big Sleep İngilizce Fıkra








    The Big Sleep İngilizce Fıkra

    THE BIG SLEEP


    Sue always insisted that her husband Jack take her to the theater
    once a month, but Jack hated the theater.
    "Sue," he complained, "I would rather stay home and watch the ball game."
    "Is that all you can think about-ball games?" countered Sue.
    "Think about me once in a while-cooped up in the house alone all day."
    So they went to the theater that night with friends.
    At the end of Act II a loud snoring sound startled them.
    Everyone looked and there was Jack sound asleep. Sue turned crimson red with shame.
    "How dare he make a spectacle like this! I'll never live it down."
    "Don't bother him," laughed one of the nearby spectators. "He's the ohly one enaying himself.".








  2. Ziyaretçi





    The Big Sleep İngilizce Fıkra

    komik İngilizce Fıkra

    KISA İNGİLİZCE FIKRALAR

    Arogones: Doctor, will I be able to play the piano after the operation?
    Doktor bey, ameliyattan sonra piyano çalabilecekmiyim?

    Bosque: Yes, of course.
    Evet, Tabiki

    Arogones: Great! I never could before!
    Harika! Daha önceden hiç çalamıyordum !!!

    İNGİLİZCE FIKRALAR VE ANLAMLARI 1

    Teacher: Maria please show America on the map.
    Öğretmen:Maria haritada Amerikayı göster.

    Maria: Here it is.
    Maria:İşte burada

    Teacher: Good. Then kid, who discovered America?
    Öğretmen:Aferin.Şimdi çocuklar,Amerikayı kim buldu?

    Class: Maria did ,teacher.
    Sınıf:Mariya buldu öğretmenim.

    İNGİLİZCE FIKRALAR VE TÜRKÇE ANLAMLARI 2

    A Scotsman who was driving home one night, ran into a car driven by an Englishman.
    Bir gece evine arabasıyla dönen İskoç bir İngilizin tarafından kullanılan arabaya çarptı.

    The Scotsman got out of the car to apologize and offered the Englishman a drink from a bottle of whisky. The Englishman was glad to have a drink.
    İskoç özür dilemek için arabasından çıktı ve İngilize yanındanki bir şise viskiden bir içki içmesini teklif etki.

    “Go on,” said the Scot, “have another drink.”
    “Devam ” dedi İskoç.”Bir tane daha iç”

    The Englishman drank gratefully. “But don’t you want one, too?” he asked the Scotsman.
    İngiliz memnuniyetle içti.”Ama sende bir tane daha neden içmiyorsun” diye sordu İskoça.

    “Perhaps,” replied the Scotsman, “after the police have gone.”
    “Belki”diye cevapladı İskoç,”Polis gittikten sonra.”

    İNGİLİZCE FIKRA 3

    Andy: Aren’t you wearing your wedding ring on the wrong finger?
    Andy:Evlilik yüzüğünü yanlış parmağına takmıyormusun?

    B: Yes I am, because I married the wrong woman
    Berg:Evet takıyorum,çünkü yanlış kadınla evlendim.

    İNGİLİZCE TÜRKÇE FIKRALAR - 4

    “Am I the first man you have ever loved?” John asked.
    “Ben senin aşık olduğun ilk kişimiyim “diye sordu John.

    “Of course,” Linda answered “Why do men always ask the same question?”.
    “Tabiki”diye cevapladı Linda “Niçin erkekler hep aynı soruyu soruyor?”!

    İNGİLİZCE KOMİK FIKRALAR - 5

    When I was young I didn’t like going to weddings.
    Gençken evlilik törenlerine gitmek istemezdim.

    My grandmother would tell me, “You’re next”
    Büyükannem “Sıradaki sensin” derdi.

    However, she stopped saying it after I started saying the same thing to her at funerals.
    Ama cenazelerde ona aynı şeyi söylemeye başladıktan sonra onu demeyi bıraktı.

    İNGİLİZCE FIKRALAR VE TÜRKÇELERİ - 6

    Ashly: I’m in a big trouble!
    Başım büyük belada

    Jason: Why is that?
    Nedenmiş o?

    Ashly: I saw a mouse in my house!
    Evimde bir fare gördüm

    Jason: Oh, well, all you need to do is use a mouse trap.
    Öylemi tüm yapman gereken bir kapan kullanman.

    Ashly: I don’t have one.
    Yokki kapan

    Jason: Well then, buy one.
    O zaman bir tane al

    Ashly: Can’t afford one.
    Param yok alacak.
    Jason: I can give you mine if you want.
    İstersen benimkini sana verebilirim.

    Ashly: That sounds good.
    İyi fikir

    Jason: All you need to do is just use some cheese in order to make the mouse come to the trap.
    Farenin kapana gelmesini sağlamak için tüm yapman gereken sadece biraz peynir kullanman.
    Ashly: I don’t have any cheese.
    Peynir yokki

    Jason: Okay then, take a piece of bread and put a bit of oil in it and put it in the trap.
    Taman o zaman bir parça ekmek al ve üstüne biraz yağ dök ve bunu kapana yerleştir.

    Ashly: I don’t have oil.
    Yağ yokki.

    Jason: Well, then put only a small piece of bread.
    O zaman sadece bir parça ekmek kullan.

    Ashly: I don’t have bread.
    Ekmekte yok

    Jason: Then what is the mouse doing at your house?!
    O zaman farenin evinde ne işi var.

    FIKRALAR -7

    The First 3 Years of Marriage
    Evliliğin ilk üç yılı

    In the first year of marriage, the man speaks and the woman listens.
    Evliliğin ilk yılında adam konuşur ve kadın dinler.

    In the second year, the woman speaks and the man listens.
    Evliliğin ikinci yılında kadın konuşur ve adam dinler.

    In the third year, they both speak and the neighbors listen
    Evliliğin üçüncü yılında her ikiside konuşur ve komşuları dinler.

    FIKRALAR 8

    A man inserted an ‘ad’ in the classifieds: “Wife wanted”.
    Bir adam reklam verdi : “Bayan eş aranıyor.”( karı )

    The next day he received a hundred letters. They all said the same thing: “You can have mine.”
    Ertesi gün yüzlerce mektup aldı.Hepsi aynı şeyi söylüyordu :”Benimkini alabilirsin.”

    İNGİLİZCE FIKRALAR 9

    Love is one long sweet dream, but marriage is the alarm clock.
    Aşk uzun tatlı bir rüyadır ama evlilik çalar saatdir.

    Son bir tane daha …

    Two factory workers are talking.
    İki fabrika işçisi konuşuyor.

    The woman says, “I can make the boss give me the day off.”
    Kadın derki “Patronu bana izin vermeye zorlayabilirim.”

    The man asks, “And how would you do that?”
    Adam sorar ”Bunu nasıl yapacaksın?”

    The woman says, “Just wait and see.” She then hangs upside-down from the ceiling.
    Kadın derki “İzle ve gör.” Sonra tavanda baş aşağı asılı sallanmaya başlar.

    The boss comes in and screams, “What are you doing?”
    Patron içeri gelir ve çığlığı basar”Ne yapıyorsun?”

    The woman answers, “I’m a light bulb.”
    Kadın yanıtlar “Ben bir ampülüm”

    The boss then adds, “You’ve been working so much that you’ve gone crazy. I think you need to take the day off.”
    Patron sonra ekler”Öyle çok çalışıyorsunuzki delirdiniz artık.Sanırım bugün istirahate ihtiyacınız var.”

    The man begins to follow her and the boss shouts, “Where are you going?”
    Adam kadını takip etmeye başlar ve patron bağırır”Sen nereye gidiyorsun?”

    The man says, “I’m going home, too. I can’t work in the dark.”
    Adam derki”Bende eve gidiyorum.Karanlıkta çalışamamki





+ Yorum Gönder