+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve İslamda Ahlak Forumunda Mü'min Kardeşlerle Münasebet Âdabı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    Mü'min Kardeşlerle Münasebet Âdabı








    Mü'min Kardeşlerle Münasebet Âdabı ile ilgili genel bilgi

    Mü'minin mü'mine karşı bağı, irtibatı yalnız kardeşliktir. Rabbimiz Mü'minlerin birbirlerine karşı durumlarının ne olduğunu ve birbirlerine nasıl davranmaları gerektiğini ferman buyurmuştur. Bu hususla ilgili âyet-i kerimelerden bazılarına meâlen bakalım:
    "Mü'minler kardeştirler; siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, rahmet erişesiniz." (Hucurat sûresi/10) "Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver; bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir." (Fussılet /34) "Birbirinizle iyilik ve takvada yardımlaşın; günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Muhakkak ki Allah'ın azabı pek şiddetlidir." (Maide/2) "Ey imân edenler! Babalarınızı ve kardeşlerinizi, eğer küfrü îmâna tercih etmişlerse, dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerin tâ kendisidir." (Tevbe/23)
    Bu âyet-i kerimelerde de beyan buyurulduğu üzere, insanlar arasındaki kardeşliği ancak "imân bağı" tesis etmektedir. Yoksa aralarında imân bağı olmayanlar, neseben kardeş olsalar dahi aralarında gerçek kardeşlik bağı yoktur.

    m-min-karde-lerle-m-nasebet.jpg
    * Yani sevgi ve kardeşlik için temel ölçü îmandır, İslâmiyettir.
    İşte bu şekilde birbirleriyle gerçek mânâda kardeş olan Mü'minler bir vücudun uzvu gibidirler. Nasıl vücudun bir yerine diken batsa, vücudun tamamı o acıyı hissederse, bir Mü'minin başına üzücü bir hâdise gelse, bütün mü'minlerin onun üzüntüsüne ortak olması gerekir. Bir mü'min zulme mâruz kalsa, bütün mü'minlerin o zulmü ortadan kaldırmak için gayret göstermesi icap eder.
    Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: "Mü'minler birbirlerini sevmek; birbirlerine şefkat göstermek ve iyilik yapmakta bir vücut gibidir. O vücudun bur uzvu hastalanırsa, diğer uzuvlar da hastalığın acısını duyar, uykusuzluk ve ateşine iştirak eder." (Buhâri, Edeb:37)
    Şayet Mü'minlerde bu hassasiyet kaybolmuşsa, bir beldede Müslümanlar koyun boğazlanır gibi boğazlanırken, evleri yakılıp yıkılırken diğer Mü'minler bu zulmü kılları kıpırdamadan seyrediyorsa, o vakit bu durumda olanların îmânlarının sıhhatini yeniden gözden geçirip tevbe etmeleri, hakiki îmânı elde etmek için gayret göstermeleri gerekir.
    * Bir kimse Müslüman kardeşini sevdiğini ona bildirmelidir. Bu hususla ilgili hadis-i şeriflere bakalım:
    (Hz. Mücâhid r.a.) naklediyor: "Sizden birisi kardeşini Allah yolunda sevdiği zaman kendisine bildirsin. Zira bu , ülfette daha kalıcı, muhabbette sebat vericidir." (Ramûz, c. 1/25/9)
    * Birbirlerini, maddî menfaat veya herhangi bir çıkar için değil, sadece ve sadece Allah rızâsı için sevenler, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından methedilmiş ve onlar Âhirette pek çok lutfa ve ihsana mazhar olmakla müjdelenmişlerdir. Bu hususla ilgili hadis-i şeriflerden bazılarına bakalım:
    Abdullah b. Mes'ud'dan (r.a.) şöyle rivayet olundu. Resûlullah (s.a.v.): "İmânı kâmil olan, sevdiği kimseyi, ondan menfâat gördüğü için değil, sırf Allah rızâsı için sever. Gerçek imân da budur." buyurdu. (Tergib ve Terhib, c. 6/25-6)
    Abdullah b. Amr (r.a.) Resûlullah'ın şöyle dediğini rivayet etti: "Bir adam, birini Allah için sever de ona: 'Seni Allah için seviyorum' derse, ikisi de Cennete girerler. Sevenin derecesi daha yücedir." (a.g.e., c.6/27-10)
    Samit oğlu Ubade (r.a.) Resûl-i Ekrem'den (s.a.v.) hadisi kudsisinde Allah Teâlâ'nın şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Allah Teâlâ: 'Benim için birbirlerini sevenlere, birbirleri ile ilgilenenlere, ziyaretleşenlere ve yardımlaşanlara muhabbetim, rahmet ve mağfiretim vacip oldu, (Onları mutlaka bağışlayıp Cennetime koyacağım) buyurdu." (a.g.e., c.6/30-15)
    * Şu bir vakıadır, insanlar ancak ruhlarının uyuştuğu kimselerle ünsiyet ve arkadaşlık ederler. Peki kiminle arkadaşlık etmeliyiz? Görünce Allah'ı hatırladığımız, konuşunca dini bilgimizi arttıran, ameli âhireti hatırlatan kimselerle arkadaşlık etmeliyiz.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine'ye hicretten sonra, muhacirlerle Ensarı birbirleriyle kardeş eylemişti. Evsiz, barksız muhacirler Ensar kardeşlerinin evlerine yerleşmişlerdi.
    Onlar arasındaki dostluk o kadar ileri derecede idi ki, birbirlerini kısa bir müddet için görmeseler, birbirlerini özlerlerdi. Her zaman birbirlerinin hatırını sorar, birbirlerinin yardımına koşarlardı.
    İslâm orduları zaferlerden zaferlere koştuktan sonra, imkanlar da artmıştı. İşte o zaman Peygamber Efendimiz, Ensar ve Muhacire, isterlerse ganimet mallarını aralarında eşit olarak taksim etmeyi, isterlerse ev ve iş kurmak için muhacirlere vermeyi teklif edince, Ensar topluluğu şu cevabı vermişti: "Yâ Resulallah Sen, bizim hissemize de düşen ganimeti Muhacir kardeşlerimize ver. Ancak onlar yine bizim evlerimizde, bizim yanımızda kalsınlar."
    İşte onların bu fedakârlığı, kardeşlerine bu şekilde bağlılıkları Allahu Teâlâ tarafından methedilmiştir. Rabbimiz bu davranışı Mü'minlere örnek göstererek meâlen şöyle buyurmaktadır: "Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendi nefislerine tercih ederler." (Haşir sûresi/9)








    Hakkında Kısaca Yazılar

  2. Suskun Karizma
    Devamlı Üye





    * İşte tıpkı Ensar ve Muhacirin kardeşliği gibi birbirleriyle kardeş olan kimseler, sık sık birbirlerini ziyaret etmelidirler. Enes (r.a.) Resülullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Herhangi bir kul, kardeşini Allah rızâsı için ziyaret etmeye gelirse, ona semada bir melek 'iyi yaptın, Cennet sana helâl oldu' diye seslenir, Allah da yüce arşında 'kulum benim rızâm için ziyarette bulundu, ona ikram ve ihsan bana aittir' der, ve onun için Cennetten başka hiçbir sevaba razı olmaz." (Tergib ve Terhib, c.5/199-3)
    Büreyde'den (r.a.) Peygamber'in (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Cennette öyle köşkler vardır ki, içinden dışı, dışından içi görülür. Allah bunları kendi rızâsı için birbirini, seven, birbirini ziyaret eden ve mallarını Allah yolunda harcayan kimseler için hazırlamıştır." (a.g.e., c.5/200-7)
    * Kardeşliğin mühim bir vasfı da kardeşini, ona yönelik saldırılardan, zararlardan korumaktır. Bu hususla ilgili hadis-i şeriflere bakalım: Sehl bin Muâz bin Esed el-Cühenî'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (a.s.m.) şöyle buyurur: "Kim bir mü'mini, bir münafığın şerrinden korursa, Kıyamet gününde Allah ona vücudunu Cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim bir müslümanı kötülemek maksadıyla ona laf atarsa, söylediği sözü ispat edinceye kadar Allah onu Cehennem köprüsü üzerinde tutar." (Ebû Dâvud, Edeb:39)
    Ebû Derdâ'dan (r.a.) Resûlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: "Kim bir mü'min kardeşinin aleyhinde konuşulduğunda onun şeref ve namusunu savunursa, Allah da Kıyamet günü onu Cehennem ateşinden korur." (Tirmizî, Birr:20)

    Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Mü'min, mü'minin aynasıdır. Mü'min, mü'minin kardeşidir. Onun malını, mülkünü korur. Bulunmadığında da ona ait herşeyi korur." (Ebû Dâvud, Edep:49)
    * Kardeşlik vazifelerinden birisi de, kardeşinin ihtiyaçlarını karşılamaktır. "Dünyanın bin türlü hali var" denilmiştir. Hastalık, kaza, iflas vs. gibi türlü hâdiselerde, maddî ve manevî yardıma ihtiyaç duyulan her yerde yardıma koşmak bir "kardeşlik görevi"dir. Bu hususla ilgili hadis-i şeriflere bakalım: İbni Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (a.s.rn.) şöyle buyurur: "Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona haksızlık yapmaz. Tehlikeli bir durumda kalsa yalnız bırakmaz. Kim, bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah'da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın üzüntüsünü giderirse, Allah da Kıyamet günü onun ayıbını örter." (Ebû Dâvud, Edeb:38)


    Hz. Câbir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Zâlim de olsa mazlum da olsa, kişi kardeşine yardım etsin. Eğer din kardeşi zâlim ise, zulmüne mâni olsun. Çünkü, mâni olmak ona yardımdır. Şayet mazlum ise onu koruyarak yardım etsin." (Buhârî, Mezâlim: 4)




  3. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    * Müslüman, her zaman Müslüman kardeşini sevindirmek, onun gönlünü almak için vesileler bulmalıdır. Bunun için her fırsatı değerlendirmelidir. Müslümanı sevindirmekle ilgili hadis-i şeriflere bakalım: (Hz. İbni Mes'ud r.a. rivayet ediyor) "Bir kimse benden sonra, bir Müslüman! sevindirirse, beni kabrimde sevindirmiş olur. Beni kabrimde sevindireni de Allah Teâlâ Kıyamette sevindirir." (Ramûz, c.2/423-9)
    * Müslümanlara her zaman iyi muamelede bulunmak, onlarla hoş geçinmek lazımdır. Güzel ahlak sahibi bir kimse, güzel geçimi prensip edinmiş demektir. O kimse, herkesle iyi geçinir, başkalarıyla konuşurken yumuşak söz söyler, sert ve haşin davranmaz. Ancak şayet muhatap ,ehl-i Hak mesleğine aykırı görüş taşıyorsa, onun görüşünü tasvip edici söz söylemez.
    Allahu Teâlâ, Hz. Musa ile Hz. Harun'u Firavun'a yollarken meâlen şöyle buyurdu: "Ona yumuşak konuşun; belki aklını başına alır veya korkar." (Taha sûresi/44) Bakara sûresinin 83. Ayetinde, "İnsanlara güzel söz söyleyiniz" buyurulmaktadır.
    * Güzel söz söylemek, konuşurken kırıcı olmamak da "güzel geçim" in temel şartıdır.
    Resûlullah (s.a.v.) Hz. Âişe'ye (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Kötü sözlü olma. Kötülük bir adam şeklinde olsaydı; en kötü biçimli olurdu." (Tenbîhü'l Gafilin, c.2/812)
    * Müslüman Müslümana dargın olmaz, küs durmaz. Dargınlık, küskünlük yasaklanmıştır. Dargınlık, kardeşliği zedeleyen çirkin bir davranıştır. İslâm dünyasının uzun zamandan beri, İslâm düşmanlarının baskısı altında inim inim inlemesinin temel sebeplerinden birisi de Müslümanların birbirleriyle küs oluşudur.
    Küs durmakla ilgili hadis-i şeriflere baktığımızda, dargınlığın ne kadar tehlikeli ve mesuliyetli bir davranış olduğunu görürüz. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: "Müslümanla alâkayı kesmek onun kanını dökmek gibidir." (Ramûz, c. 2/454-2) "Birbirinize karşı buğz etmeyin, münâsebetlerinizi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, çekememezlik yapmayın. Ey Allah"n kulları Allah"n emrettiği gibi kardeş olun. Bir Müslümanın, kardeşini üç günden fazla terk etmesi helâl olmaz." (a.g.e., c.2/466-5)
    * Faziletli ve güzel ahlâklı bir kimse, bir kötülükle karşılaştığında ona iyilikle karşılık verir. Müslüman kardeşinden ne kadar hoş olmayan davranışlar da görse, onunla dargın olmaz.
    Rabbimiz kötülüğe karşı iyilikle mukabele edilmesini emretmektedir. Fussilet sûresinin 34. Âyetinde meâlen şöyle buyruluyor: "İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver; bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir."
    * Kusurları, hataları, bağışlamamak, özrü kabul etmemek kötü huylardandır.
    * Küslüğe yol açan davranışlardan birisi de münakaşadır. Onun için münakaşadan sakınmak lazımdır.
    İbni Abbas'ın (r.a.) rivayet ettiğine göre Resûlullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinle münakaşa etme, aşırı bir şekilde şakalaşma, yerine getiremeyeceğin vaadde bulunma." (Tirmizî, Birr: 58)
    * Dargınları barıştırmak, küslüğü ortadan kaldırmak için arabuluculuk yapmak çok güzel ve faziletli bir davranıştır. Bu davranışı teşvik eden hadis-i şeriflerden bazılarına bakalım: Ebû Derda (r.a.) anlattı: Resûlullah (s.a.v.): "Size oruçtan, namazdan, sadakadan, daha üstününü öğreteyim mi?" deyince, Ashap: "Evet, öğret yâ Resûlullah!" dediler. Resûlullah (s.a.v.): "İki kişinin arasını düzeltmektir. Şüphesiz iki kişinin arasını açmak ise tıraştır." (dini kökünden kazımaktır.) buyurdu. Tirmizî hadis sahihtir dedi ve şöyle nakletti:




  4. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğu nakledildi: "O, tıraştır. Ama saçı tıraş etmektir, demiyorum, dini tıraş etmektir diyorum." (Tergib ve Terhib, c.5/379-2)
    Ukbe İbn Ebi Muayt kızı Ümmü Gülsüm'den (r.a.) Resûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edildi: "İki kişinin arasını düzeltmek için yalan da söylese, yalanı sayılmaz." Bir rivayet de şöyledir: "İnsanların arasını düzelten, iyi niyetle yalan da söylese günaha girmez. Yalanı sayılmaz." (a.g.e., c.5/379-3)
    Bu hadis-i şerifte belirtildiği üzere, iki kardeş arasındaki, karı-koca arasındaki dargınlığa son vermek için söylenen yalana cevaz verilmiştir.
    * Kardeşlik münâsebetlerinde mühim bir husus ta ayıbı, kusuru yüze vurmamaktır. O ayıp görmezlikten gelinmeli, münasip bir lisanla, muhataba o ayıbı işlediği sezdirilmeden îkaz edilmelidir.
    Ayıp, hata, kusur fiilleri tıpkı kardeşimizin omuzundaki akrep gibidir. En güzeli, onu ürkütmeden o akrebi oradan uzaklaştırmak, yahut omuzunda "akrep olduğu"nu ürkütmeden, incitmeden söylemektir.
    Müslümanın ayıbını örtmenin fazileti ve ayıpları yaymanın ağır mesuliyetiyle ilgili hadis-i şeriflere bakalım: Ebû Hüreyre (r.a.) Nebi'nin (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet etti: "Kim bir Müslümanın, dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Kim Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve âhirette onun ayıbını örter. İnsan (mü'min) kardeşine yardımcı olduğu müddetçe Allah da onun yardımcısı olur." (Tergib ve Terhib c.4/529-1)
    İbn Abbas (r.a.) Nebi'nin şöyle dediğini rivayet etti: "Kim (Mü'min) kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter. Kim Müslüman kardeşinin ayıbını açığa vurursa, bu yaptığından dolayı Allah da onun ayıbını açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder." Bu hadis-i şeriflerde açıkça görüldüğü üzere "ayıp ve kusur araştırmak" çok kötü bir huydur. Müslümanların ayıbını araştırmak, onlara kötülük yapmak veya onları kötülüğe itmek demektir.
    * Kardeşlik bağını kuvvetleştirici güzel âdetlerden ve davranışlardan birisi de hediyeleşmektir. Karşılıklı hediyeleşmek sünnettir. Hediyeleşmekle ilgili hadis-i şeriflerden bazılarına bakalım: Hz. Âişe (r.a.) naklediyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Yâ Âişe (r.a.), kim sana sen istemeksizin bir hediye verirse onu kabul et. Zira o Allah'ın sana sunduğu bir rızıktır." (Ramuz, c. 2/500-9)
    Hz.Âişe (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: "Peygamber (a. s.m.) hediye kabul eder, karşılığında da bir şey verirdi." (Buhâri, Hibe: 11)
    Ebû Hüreyre (r.a.) Resûlullah'ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Hediyeleşiniz. Çünkü hediye kalpteki kini giderir. Hiçbir kadın, komşu kadına vermiş olduğu hediyeyi, koyun paçası bile olsa, küçük görmesin." (Tirmizî, vela:6)
    Hediyede ölçü, imkanlar ölçüsünde olması, bütçeyi zorlamaması, karşı tarafın aynıyla mukabelesine imkan verecek değerdi olmasıdır.
    Hediyeleşmekte dikkat edilmesi gereken bir husus ta hediyeden dönmemektir. Bu hususla ilgili şu hadis-i şerife bakalım: İbni Abbas'ın (r. a.) rivayetine göre Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur: "Birisinin bir hediye verip veya bir ikramda bulunup, tekrar bundan dönmesi helâl değildir. Ancak, baba çocuğuna yaptığı bağıştan dönebilir. Verdiği hediyeyi geri isteyen kimsenin durumu köpeğe benzer. Köpek yemek yer; karnı doyduktan sonra kusar, sonrada dönüp kendi kustuğunu yer." (Ebû Dâvud, Büyu:81)

  5. Fatma
    Administrator
    Dostluk iki gönlün birbirine karşı muhabbet dolu olmasından ibarettir. İslamiyette arkadaşlık çok önemli. Ve hadisi şerifte '' Müslümanların birbirinden 3 günden fazla küs kalması günahtır'' diye geçiyor. 3 günlük dünyada kalp kırmanın küs kalmanın hiç kimseye faydası olmaz.

  6. Nesrin
    Devamlı Üye
    Bir müslüman bir diğer müslümanın kardeşidir. bu yüzden kardeşler arasındaki bağlar nasıl olması gerekiyorsa müminler arasındaki bağlarda öyle olmalıdır. her insan müslüman kardeşiyle sohbette bulunmalı ve yaptığı her şeyi adaba uygun olarak yapmalıdır.

+ Yorum Gönder