+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve İslamda Ahlak Forumunda Enaniyet sustukça ihlas konuşur.... Konusunu Okuyorsunuz..
  1. SessizPeri
    Devamlı Üye

    Enaniyet sustukça ihlas konuşur....








    Enaniyet sustukça ihlas konuşur kısaca

    Enaniyet, insanın Allah’ın karşısındaki aczini unutarak kibirlenmesi, diğer insanları kendinden aşağı görmesi ve büyüklük hissine kapılmasıdır. Halbuki İnsan; Allah’ın lütfetmesiyle görme, duyma, işitme vb. gibi birçok nimetlerle teçhiz edilmiş başkasının yaratmasına ihtiyaç duyan aciz bir varlıktır.
    İnsanın; kendisine verilen sayısız nimetler karşısında hakiki nimet vericiyi tanımaması,şükretmemesi büyük ölçüde yanılgıdır.

    Hakiki, nimet veren Allahu azimüşşandır ve yine verdiği nimeti geri almada da iradesi sonsuzdur. Şöyle ki; İnsan kendisine verilmiş hiçbir özelliği yine kendisine mal edemez…

    “Kün fe yekün” emri ilahisiyle; her şeyin onun emrin dahilinde olduğunu düşünen kimse, Allah’ın yaratışındaki hikmeti görüp, ona göre acizliğini bilen, dolayısıyla enaniyetten uzak duran güzel ahlaklı kimsedir.
    Bediüzzaman enaniyeti bırakmanın, ihlası kazanmada en önemli adım olduğunu şöyle ifade eder:

    “Ve hakkı, bâtılın saldırısından kurtarmak için… nefsini ve enaniyetini ve yanlış düşündüğü izzetini ve ehemniyetsiz rekabetkârane hissiyatını terk etmekle ihlası kazanır, vazifesini hakkıyla îfa eder.”(20. Lema)

    İhlas tohumlarının yeşermesi için enaniyetten uzak durmak şarttır. Çünkü Enaniyet; kişinin kendi özelliklerini; sözlerini davranışlarını sevmesine neden olur.Böylelikle insanları beğenmeyip kendinden aşağı görmesini beraberinde getirir.zamanla dışarıdan gelecek uyarılara aldırış etmez.bu durum ilerledikçe Taraf-ı ilahiden gelen uyarılara, ihtarlara boyun eğmeme neticesine gelir ki inkara yönelmiş olur. Kuran-ı Kerim de bu kimselerden şöyle bahsedilmiştir;

    “Ona: “Allah’tan kork” denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.” (Bakara Suresi, 206)

    Kendisine yakışanı ifa eden mü’minler;

    “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.” (Bakara Suresi, 207)

    Bu ihtara kulak verenlerdir…

    Makale : Bediüzzaman'ın Örnekleriyle Enaniyetten Sakınmak 1 - TÜRKÇE
    Temmuz 2007


    Enaniyet, dünyada ve ahirette insanı büyük yıkıma sürükleyen en önemli kötü ahlak özelliklerinden biridir. Enaniyetin, bir insanın ahlakında oluşturduğu en şiddetli tahribatlardan biri ise, kişiyi sevgisiz, egoist, zalim ve merhametsiz bir insan haline getirmesidir. Herkesten daha üstün olduğuna inanan bir kişi, herkesten çok kendisini sever ve kendisine saygı duyar. Bir başka insanın kendisinden daha iyi, daha doğru ya da daha isabetli düşünebileceğine ihtimal vermez. Bu nedenle de kendisini daha iyiye yöneltmek isteyen insanlara karşı sevgi, şefkat ve saygı yerine, öfke ve kibirle karşılık verir. Bu bakış açısı nedeniyle de karşısındaki insanlardaki güzel ahlak özelliklerini göremez. Kendinden başkasına saygı ve sevgi duyamaz, takdir edemez, övgü sözleri söyleyemez. Bu ahlakından dolayı, başkalarından istifade edemez ve ahlakını geliştirip güzelleştiremez.

    Bediüzzaman Said Nursi, Sözler adlı eserinde enaniyetli insanın durumunu bir yıldız böceğine benzeterek çok hikmetli bir örnek vermiştir. Bediüzzaman, yıldız böceğinin kendi ışığına güvenip gecenin karanlığında kalmasını, enaniyetli insanın kendi aklını beğenip, yalnızca kendi bildiğine uymasına benzetmiştir. Bal arısının ise, kendi aklına güvenmeyip gündüzün aydınlığından istifade ederek hareket ettiğini anlatarak, Kuran’a ve Allah (cc)’ın beğendiği ahlaka uyan kimsenin kurtuluşa ereceğini hatırlatmıştır:

    Gel ey hayata çok müştak (bağlı) ve ömre çok talib ve dünyaya çok âşık ve hadsiz (sınırsız) emeller ile ve elemler ile mübtela bedbaht nefsim! Uyan aklını başına al! Nasıl ki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder. Gecenin hadsiz zulümatında kalır. Bal arısı, kendine güvenmediği için, gündüzün güneşini bulur. Bütün dostları olan çiçekleri, Güneşin ziyasıyla (ışığıyla) yaldızlanmış müşahede eder. Öyle de: Kendine, vücuduna ve enaniyetine dayansan; yıldız böceği gibi olursun. Eğer sen, fâni vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın (Yaratıcı’nın) yolunda feda etsen, bal arısı gibi olursun. Hadsiz bir nur-u vücud (varlık nuru) bulursun. Hem feda et. Çünkü şu vücud, sende vedia (emanet) ve emanettir.

    Hem O’nun mülküdür. Hem O vermiştir. Öyle ise, minnet etmeyerek ve çekinmeyerek fena et, feda et; tâ beka bulsun (baki olsun) Öyle ise, ey nefsim! Hiç durma (Sözler, s. 213)

    İnsan, Allah (cc)'ın üzerindeki rahmeti, şefkati ve merhameti olmasa hiçbir şeye güç yetiremeyecek kadar aciz bir kuldur. İnsana sahip olduğu nimetleri veren tek güç Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah (cc)'tır. Allah (cc) dilemedikçe insan hiçbir şeye güç yetiremez. Hiçbir şeye sahip olamaz, ne kendine bir iyilik sağlayabilir ne de başına gelecek bir musibete engel olabilir. Müslüman bu gerçeğin şuuruna varmalı ve aczini bilerek Allah (cc)’a teslim olup Kuran ahlakını en mükemmel şekilde yaşamaya çalışmalıdır.

    (alıntı)








  2. Çisem
    Bayan Üye





    Kısaca enaniyet kibirlenmek anlamına gelmektedir. İnsanların her şeyi Allah tarafından verilmesine rağmen insanlar yaptıkları ya da güzelliklerine aldanarak büyüklük taslamaları demektir.




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Enaniyet demek dinimizde yeri olmayan ve en çok şeytana yakışan özellik olan kibirlenmek anlamına gelir. insanın kibrinin sustuğu yerde iyi ameller konuşmaya başlar. cennete gitmek ve allahın rızasını kazanmak istiyorsanız o zaman kibri kendinizden olabildiğince uzak tutun.




+ Yorum Gönder


enaniyet ile ilgili hadisler,  enaniyet ile ilgili sözler,  enaniyetle ilgili sözler,  enaniyet ile ilgili ayetler,  islamda enaniyet,  enaniyet ile ilgili hadis