+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve İslamda Aile Forumunda İnsanı Anne-Baba Yapan Çocuklar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    İnsanı Anne-Baba Yapan Çocuklar








    İnsanı Anne-Baba Yapan kimdir kısaca bilgi
    Anne baba olma konusunda büyüklerden, kitaplardan hatta ana-baba okullarından yardım alırken, yanı başınızda duran en büyük eğitimciyi unutuyor olabilirsiniz İlk insandan beri çocukların anne-babayı eğiten, yetiştiren önemli birer öğretmen olduklarını fark ettiniz mi? Her sözümüzü ve hareketimizi tekrar bize yansıtan çocuklarımız, sorumluluklardan kaçan, hayatı ciddiye almayan genç insanları eğitiyor, şefkat kahramanları haline getiriyor
    Genellikle “Ana-baba Okulu” şeklinde afişler, yazılar vs ile ana-baba adayı ya da bizatihi ana-baba olan eşlere, profesyonel bir ana-baba olma hususunda bilgiler veren, metotlar öğreten seminer programlarını duymuş ve belki de bunlara katılmışsınızdır
    Peki, evdeki çocuğunuzun sizi eğittiğini, size bir şeyler öğrettiğini hiç düşündünüz mü? Ya da böyle bir şeyin olabileceğini hiç hesaba kattınız mı? Cevabınız ne yönde olursa olsun, rahatlıkla söyleyebiliriz ki, insanlık tarihinin var oluşundan beri ana-babalar evlatlarını besleyip büyüttüğü, yetiştirip eğittiği gibi, çocuklar da ana-babalarının yetişmelerine önemli katkılar sağlamışlardır
    Dilerseniz gelin, tarihin sayfalarını birer birer çevirerek, geçmişte yaşamış en önemli örnek şahsiyetler olan peygamberlerin hayatlarından kesitler sunarak konuya açıklık getirmeye çalışalım

    Oğlunun sevgisiyle imtihan oldu

    Peygamberler, Allah Teala’nın kulları arasından seçtiği ve farklı özelliklerle donattığı üstün nitelikli insanlardır Ancak onlar, bu üstün özelliklere sahip olmakla beraber insandırlar ve insanlara örnektirler Dolayısıyla yaşadıkları ve karşılaştıkları olaylar esnasında sergiledikleri tavırlar bizim için son derece değerli eğitim prensipleridir Bu bağlamda, ilk örneğimiz Hz İbrahim’dir (as)
    İlerlemiş yaşına rağmen, kendisine bahşedilen evladı İsmail’i gün gelip de Allah yolunda kurban etmesi emredildiğinde, Hzİbrahim için, öncekilerden daha çetin bir sınav söz konusuydu Kısacası Hzİbrahim, ciğerparesinin sevgisiyle imtihan ediliyordu Verdiği söze sadakat ve karşılaştığı imtihana sabır, en yalın şekliyle tecelli etmişti Hzİbrahim’in hayatında… Ve onun yaşadığı sınavı başarıyla atlatmasına, oğlu İsmail (as) vesile olmuş, baba-oğlun, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için candan ve canandan vazgeçmeleri, anlamlı bir destana dönüşüp hatıra kalmıştı, sonraki nesillere… (Konuyla ilgili ayetler için bkz Saffât Sûresi, 101, 102 ayetler)
    Hz Yakub’u (as) bir düşünün… Gözbebeğinden aziz bildiği yavrusu Yusuf’u, üvey kardeşleri “kurt yedi” yalanıyla ayrı düşürmüştü kendisinden… Ve Hz Yusuf (as) da, babası için bir sabır imtihanı olmuştu Hz Yakub, gözlerine perde inmesine sebep olacak ağlayışlarla ağlamış, fakat isyan namına tek söz etmeden “Artık bana düşen ancak sabrın en güzeliyle sabretmektir” demişti… Günler ayları, aylar yılları kovalamış, sonunda gösterdiği sabır, Mısır’a sultan olan oğlunun tahtına oturduğu gün sona ermişti (bkz Yusuf Sûresi, 17, 18, 99, 100 ayetler)

    Efendimiz’e gözyaşı döktüren imtihan

    Asırlar sonra, peygamberler neslinden süzülerek gelen Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) de, evladı İbrahim ile aynı sınavdan geçirilmişti Hatırlayacağınız üzere, Hz Mariye’den dünyaya gelen oğlunun doğumuna çok sevinmiş ve “ona Peygamber babam İbrahim’in adını verdim” demişti
    Medine’nin kenar mahallesinde bir sütanneye verdiği küçük yavrusu İbrahim’i her gün görmeye gidiyor, varınca bağrına basıyor ve koklayarak öpüyordu Bir gün bebek İbrahim hastalanarak can çekişmeye başlayınca Peygamber Efendimizin gözlerinden yaşlar boşandı Daha süt emme çağında bir bebek olan İbrahim’in kabre konuluşu esnasında Sevgili Peygamberimizin dilinden dökülen şu sözler, evladı ile sınanan müminler için önemli bir örnekti
    “Gözümüz ağlıyor, gönlümüz mahzun… Fakat biz Rabbimize isyan olacak hiçbir şey söylemeyiz Ah İbrahim! Senden ayrılışımız bizi ne çok üzdü, bir bilsen…”

    Çocuk, hayatı öğretiyor

    Yukarıda sıralanan örnekler, çocuklarımızın öğretmen oldukları ana-baba okulunda vazgeçilmez ön şartın zorluklar ve sınamalar karşısında sabır göstermek olduğunu ortaya koyuyor Aslında Allah Teala, her zorlukla beraber kolaylığını da ihsan ediyor Bu kolaylık sebebiyledir ki anneler-babalar, doğumuyla birlikte yuvalarına ayrı bir hava getiren, gönüllerine sürûr bahşeden bebeklerinin, kendilerine yaşattığı farklı zorlukları hiç şikayet etmeden aşabiliyor, gecenin bir vaktinde ağlayıp da anne-babasını tatlı uykularından uyandıran bebeğin rahatı ve huzuru için seferber oluyorlar
    Yapılan birtakım araştırmalar, anne baba olmadan önceki hayatlarında sorumluluk almayan, daha ziyade ferdiyetçi bir anlayışla “hayatını yaşamak” isteyen pek çok kişinin, evlenip yuva kurduktan sonra dünyaya gelen evlatlarıyla birlikte sorumluluk almaya başladıkları ve evlatları vesilesiyle kişiliklerindeki eksik tarafları tamamlayıp, potansiyel olarak sahip oldukları özellikleri ise geliştirdiklerini gösteriyor

    Önce anne baba düzelmeli

    Bu itibarla diyebiliriz ki, evlatlar, anne babaları için bir okul gibidirler Ebeveyn bir bakıma kendi nefsinde gizli duran, pek açığa çıkmayan, türlü türlü huysuzlukları, inatçılıkları, çekememezlikleri, kıskançlıkları, o çok sevdikleri yavrularında en açık ve yalın haliyle seyretme imkanını buluyorlar Doğrusunu söylemek gerekirse, her anne baba, aynı başarıyla bu eğitimi tamamlayamıyor
    Bu konuda başarının olmazsa olmaz ön şartlarından biri de anne-babanın çocuğunda gördüğü olumsuzlukların, kendi nefsiyle ilişkisinin ve bağlantısının ne kadar olduğunu sorgulamasıdır Onların ne kadarının kendisinde de bulunup bulunmadığını kontrol etmesidir

    Çocuğa karşı edepli olmak

    Bize bir anlamda hayatı öğreten çocuklarımızla ilişkimiz hem onun hayatını hem de kendi hayatımızı şekillendiriyor Ebeveyn-çocuk ilişkisinde ebeveynin her hareketi, çocuğundan kendisine yansıyor Bu nedenle her hareketin belli bir bilinçle, düşünerek yapılması gerekiyor
    Çocuğun anne babasıyla, büyükleriyle muhatap olurken uyması gereken bir adab-ı muaşeret, diğer adıyla görgü kuralları olduğu gibi, ebeveynin de çocuğa karşı dikkat etmesi gereken edeb kuralları vardır Kur’an ve hadislere baktığımızda bu konuda orijinal hususlarla karşılaşırız Hayatın tamamını kuşatan İslam dini, kişinin kendisi, ailesi ve toplumuyla alakalı ilişkilerde birtakım kurallar belirlemiş, bunu gerek Kur’ân-ı Kerim ayetleri, gerekse Hz Peygamberin hadisleriyle ortaya koymuştur
    Sözgelimi, ebeveynin evladına hitap şekli Kur’ân ayetleriyle belirlenmiştirİstisnasız her hitapta, evlada “Yavrucuğum/ Oğulcuğum” anlamına gelen “Yâ Büneyye” ifadesi yer almaktadır Bu ise, şefkat ve muhabbetin en anlamlı ve en yalın ifadesidir (Örnekler için bkz M Emin Ay, Ailede ve Okulda İdeal Din Eğitimi, s61)
    Aynı uygulamayı Sevgili Peygamberimizin (sav) hayatında da görmekteyiz Kâinatın Efendisi de çocuklara hitap ederken sevgi ve şefkat dolu ifadeler kullanmıştır








  2. Fatma
    Administrator





    Ana-babasına hizmet edenin ömrü bereketli ve uzun olur. Mümin anne-baba da, İslâm’ın ebeveynlerden istediği vazifeleri bilir ve evladını terbiye ederken buna göre davranır.




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    İnsanı anne ve baba yapan çocuklarımız bizlerin her şeyleridir. onlar aileye bereket ve huzur getirirler. ayrıca vefalı çocuklar anne ve babaları yaşlandıktan sonra anne ve babalarının yaptığı gibi onları kimseye muhtaç etmezler. anlayacağınız çocuklarımız hem geçmişimiz hemde geleceğimizdirler.




+ Yorum Gönder