+ Yorum Gönder
Kuranı Kerim ve Kuran Ayetleri Forumunda Kur'an-ı Kerimde şeytanla Ilgili Ayetler Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Kur'an-ı Kerimde şeytanla Ilgili Ayetler Nedir








    kur'an-ı kerimde şeytanla ilgili ayetler nedir kısaca







  2. Ebru
    Devamlı Üye





    Kur'an-ı Kerimde Şeytanla Ilgili Ayetler

    Ve onlar Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz yalnızca bir fitneyiz sakın inkâr etme" demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla 'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar bunu satın alanın ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (2/102)

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise derler ki: "Şüphesiz sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz." (2/14)

    Ey insanlar yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o sizin için apaçık bir düşmandır. (2/168)

    Ey iman edenler hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. (2/208)

    Şeytan sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. ise size Kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. (rahmetiyle) geniş olandır bilendir. (2/268)

    Faiz (riba) yiyenler ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa alışverişi helal faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse artık geçmişi kendisine işi de 'a aittir. Kim (faize) geri dönerse artık onlar ateşin halkıdır orada sürekli kalacaklardır. (2/275)

    Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise diretti ve kibirlendi (böylece) kafirlerden oldu. (2/34)

    Fakat şeytan oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır" dedik. (2/36)

    İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün sizden geri dönenleri kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki onları affetti. Şüphesiz bağışlayandır yumuşak olandır. (3/155)

    İşte bu şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın eğer mü'minlerseniz Ben'den korkun. (3/175)

    Fakat onu doğurduğunda - onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: "Rabbim doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım." (3/36)

    Onlar O'nu bırakıp da (birtakım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar. (4/117)

    Ve onlar mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler 'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan kime arkadaş olursa artık ne kötü bir arkadaştır o. (4/38)

    Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar tağut'un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister. (4/60)

    İman edenler yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (4/76)

    Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı onlardan 'sonuç-çıkarabilenler' onu bilirlerdi. 'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (4/83)

    Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve 'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim 'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse kuşkusuz o apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Şeytan) Onlara vaadler ediyor onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan onlara bir aldanıştan başka bir şey va'detmez. (4/119-120)

    Ey iman edenler içki kumar dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek sizi 'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (5/90-91)


    Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar
    . Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (6/112)

    Üzerinde 'ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin; çünkü bu fısk'tır (yoldan çıkıştır). Gerçekten şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli-çağrılarda bulunurlar. Onlarla itaat ederseniz şüphesiz siz de müşriklersiniz. (6/121)

    Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O'dur). 'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. (6/142)

    Onlara zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi. (6/43)

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa bu durumda hatırlamadan sonra artık zulmeden toplulukla beraber oturma. (6/68)

    De ki: "Bize yararı ve zararı olmayan 'tan başka şeylere mi tapalım? bizi hidayete erdirdikten sonra şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları arkadaşlarının da: "Doğru yola bize gel" diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç şüphesiz 'ın yolu asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk." (6/71)

    Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O bundan sıyrılıp-uzaklaşmış şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu. (7/175)

    Andolsun Biz sizi yarattık sonra size suret (biçim-şekil) verdik sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o secde edenlerden olmadı. () Dedi: "Sana emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın onu ise çamurdan yarattın." ( "Öyleyse ordan in orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen küçük düşenlerdensin." O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi. ( "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi. Dedi ki: "Madem öyle beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım." "Sonra muhakkak önlerinden arkalarından sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." () Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun onlardan kim seni izlerse cehennemi sizlerle dolduracağım." Ve ey Adem sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. Şeytan kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması yalnızca sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir." Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti. Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" (7/11-22)

    Ey Ademoğulları şeytan anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini sıyırtarak onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları inanmayacakların dostları kıldık. (7/27)

    Kimine hidayet verdi kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar 'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar. (7/30)

    Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse hemen 'a sığın. Çünkü O işitendir bilendir. ('tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler ('ı zikredip-anarlar) sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Şeytan'ın) Kardeşleri ise onları sapıklığa sürüklerler sonra peşlerini bırakmazlar. (7/200-202)

    Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak sizden şeytanın pisliklerini gidermek kalblerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. (8/11)

    O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: "Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım" demişti. Ne zaman ki iki topluluk birbirini görür oldu (karşılaştı) o iki topuğu üstünde geri döndü ve: "Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum ben 'tan da korkuyorum" dedi. (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (8/48)

    Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Ey babam bu daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra (O) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen hüküm ve hikmet sahibi O'dur." (12/100)

    İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki: "Efendinin Katında beni hatırla." Fakat şeytan efendisine hatırlatmayı ona unutturdu böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı. (12/42)

    (Babası) Demişti ki: "Oğlum rüyanı kardeşlerine anlatma yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insan için apaçık bir düşmandır." (12/5)

    İş hükme bağlanıp-bitince şeytan der ki: "Doğrusu size gerçek olan va'di va'detti ben de size vaadde bulundum fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu yalnızca sizi çağırdım siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki zalimlere acı bir azab vardır." (14/22)


    Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir. Andolsun gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik. Ve onu her kovulan şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa onu da parlak bir ateş izler. (15/15-18)

    "Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna." () Dedi ki: "İşte bu bana göre dosdoğru olan yoldur." "Şüphesiz kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur." (15/40-42)

    Andolsun 'a senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azab vardır. (16/63)

    Öyleyse Kur'an okuduğun zaman kovulmuş şeytandan 'a sığın. Gerçek şu ki iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle onunla O'na ('a) ortak koşanlar üzerindedir. (16/98-100)

    Çünkü saçıp-savuranlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (17/27)

    Kullarıma sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. (17/53)

    "Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun." Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. "Benim kullarım; senin onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur." Vekil olarak Rabbin yeter. (17/64-65)

    (Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü kayaya sığındığımızda ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan'dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu." (18/63)

    Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir. Göklerin ve yerin yaratılışında da kendi nefislerinin yaratılışında da Ben onları şahid tutmadım. Ben saptırıcıları yardımcı-güç de edinmedim. (18/50-51)

    Görmedin mi Biz gerçekten şeytanları kafirlerin üzerine gönderdik onları tahrik edip kışkırtıyorlar. (19/83)

    "Babacığım şeytana kulluk etme kuşkusuz şeytan Rahman'a başkaldırandır." "Babacığım gerçekten ben sana Rahman tarafından bir azabın dokunacağından korkuyorum o zaman şeytanın velisi olursun." (19/44-45)

    Andolsun Rabbine Biz onları da şeytanları da mutlaka haşredeceğiz sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız. Sonra her bir gruptan Rahman'a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız. Sonra Biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz. Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. Sonra takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (19/68-72)
    Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?" (20/120)

    Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik). Biz onların koruyucuları idik. (21/82)

    İnsanlardan kimi hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur ve her azgın-kaypak şeytanının peşine düşer. Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir." (22/3-4)

    Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki o bir dilekte bulunduğu zaman şeytan onun dilediğine (bir kuşku veya sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama şeytanın katıp-bırakmalarını giderir sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırıp-pekiştirir. gerçekten bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara ('ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler. (22/52-53)

    Ve de ki: "Rabbim şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım." (23/97)

    Ey iman edenler şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer 'ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak dilediğini temize çıkarır. işitendir bilendir. (24/21)

    "Çünkü o gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı 'yapayalnız ve yardımsız" bırakandır." (25/29)

    'ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. (25/55)

    Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir. (26/210)

    Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar 'gerçeği ters yüz eden' günaha düşkün olan her yalancıya inerler. Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler. (26/221-223)

    "Onu ve kavmini 'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar." (27/24)
    (Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da "Bu şeytanın işindendir; o gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır" dedi. (28/15)

    Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi. (29/38)

    Onlara; "'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde derler ki; "Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)? (31/21)

    Andolsun İblis kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu böylelikle iman eden bir grup dışında ona uymuş oldular. (34/20)

    Ey insanlar hiç şüphesiz 'ın va'di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da sizi ile ('ın adını kullanarak) aldatmasın. Gerçek şu ki şeytan sizin düşmanınızdır öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendi grubunu ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır. (35/5-6)

    "Ey adem oğulları ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır;" (36/60)

    Onun tomurcukları şeytanların başları gibidir. (37/65)

    Şüphesiz Biz dünya göğünü 'çekici bir süsle' yıldızlarla süsleyip-donattık. Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk; Ki onlar Mele'i A'la'ya kulak verip dinleyemezler her yandan kovulup atılırlar; Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azab vardır. Ancak (sözü hırsızlama) çalıp-kapan olursa artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder). (37/6-10)

    Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı. (38/37)

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti. (38/41)

    Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti. "Onu bir biçime sokup ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın." Meleklerin hepsi topluca secde etti; Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. () Dedi ki: "Ey İblis iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?" Dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın onu ise çamurdan yarattın." () Dedi ki: "Öyleyse ordan (cennetten) çık artık sen kovulmuş bulunmaktasın." "Ve şüphesiz din (kıyametteki hesap) gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir." Dedi ki: "Rabbim öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı." Dedi ki: "O halde süre tanınanlardansın." "Bilinen vaktin gününe kadar." Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun ben onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım." "Ancak onlardan muhlis olan kulların hariç." () "İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim" dedi. "Andolsun senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım." (38/71-85)

    Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa hemen 'a sığın. Çünkü O işitendir bilendir. (41/36)

    Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu onun bir yakın dostudur. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar) onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. Sonunda Bize geldiği zaman der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)." (Bu söylenmeleriniz) Bugün size kesin olarak bir yarar sağlamaz. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz azabta da ortaksınız. (43/36-39)

    Şeytan sakın sizi ('ın yolundan) alıkoymasın. Gerçekten o sizin için açıkça bir düşmandır. (43/62)

    Şüphesiz kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra gerisin geri (küfre) dönenleri şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır. (47/25)

    Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis) iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa 'ın izni olmaksızın o onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü'minler yalnızca 'a tevekkül etsinler. (58/10)

    Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara 'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (58/19)

    Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar yaptıklarının sonucunu tadmışlardır. Onlara acı bir azab vardır. Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkâr et" dedi inkâr edince de: "Gerçek şu ki ben senden uzağım. Doğrusu ben alemlerin Rabbi olan 'tan korkarım" dedi. Sonunda onların akibetleri şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur. (59/15-17)

    Andolsun Biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip-donattık ve bunları şeytanlar için taşlama-birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık. (67/5)

    O (Kur'an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir. (81/25)





+ Yorum Gönder