+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Makaleler Forumunda Felsefe-Modernizmin Evsizliği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. MaiEf_
    Devamlı Üye

    Felsefe-Modernizmin Evsizliği








    Feminist Öncülerden Danimarkalı Suzanna Brogger

    "Bizi Aşktan Koru" adlı kitabında, geleceğin insanının bir komün yaşantısı sürdürmek zorunda kalacağını öne sürerek, şöyle söylemişti:
    "Ben sıradan, ölü bir orta sınıf ailesinin çocuğuyum Çekirdek aile konusundaki kendi umutsuzluğum, çocukluğumu mutsuz bir aile içinde geçirmiş olmama dayanır Üstelik annem ve babam da mutsuz ailelerden geliyorlardı Onların etraflarındaki aileler de mutsuzdu Kendi arkadaşlarımın çoğunun aileleri de mutsuz

    Bugüne kadar hiçbir çekirdek ailenin evine ayak basıp da kendi kendime, "İşte ben aslında böyle bir yerde yaşamak isterdim" dediğimi hatırlamıyorum Her seferin de kendi kendime "Böyle bir hayat olamaz" diye düşünmüşümdür (Milliyet Sanat Dergisi, 15071983)

    Bu söyleşiden yaklaşık on yıl kadar sonra Brogger'in evlenmesi ve aile kurumunu savunmaya başlaması, Türkiye'deki feministleri şaşkınlığa düşürmüştür Yıllar sonra Brogger şu tesbitleri yapıyor:

    Kitabı yazdığımdan beri çok şey değişti O dönemde aile yapıları böyle değildi, içeriden yıkılıyor olmasına rağmen hala ayakta duruyordu Son yıllarda devlet ailenin bazı görevlerini üstlendi Ama görüyoruzki devlet bu işi pek de iyi yapamıyor

    Ayrıca yaşlılar ve çirkinler var Bu yaşam türü, özgür, önüne gelenle birlikte olduğun yaşam türü sadece genç ve zengin insanlar için iyidir Bugün söylemem gerekir ki aile çirkinlere, yaşlılara ve hastalara bakabilecek tek ünitedir

    Aidsten söz ediyorduk, sanıyorum ki son yıllardaki cinsel özgürlük, "cinsel terörizm" haline geldi Prosesi tam olarak tanımlayamıyorum ama bu bir trajedi Kişisel özgürlük hala hepimizin elde etmek için savaştığımız birşey
    Ama yaşla birlikte değişen şey, özgürlük tutkusu değil, özgürlüğün niteliği Gençlik yıllarında herşeye tepkisel davranıyorsun, aileye tepki, otoriteye tepkiYıllar sonra herşeyi tepkisel olarak yaşadıktan sonra aslında yine de özgür olmadığını farkediyorsun Çünkü sen hep kendini karşı olduğun şeylere göre tanımlamışsın
    İstediğin ilişkiyi seçme konusunda özgürsün mesela Ama o ilişkiyi kırmaya, bozmaya özgür değilsin

    İlk kitaplarımın hepsi, kişisel sorunlarımın dış dünyaya toplumsal sorunlar sunulduğu çatışmalar ile doludur Fakat başkaldırının insanın kendisine yönelmesi gerekiyor
    Ve maalesef buna "düşünceden vazgeçmek" diyorlar







  2. Ezlem
    Üye





    İnsanların düşünceleri zamanla değişebilir.Sevmediği bir insanı zamanla sevebilir.Biz buna alışkanlık ta diyebiliriz.Aslında bu alışkanlıktan ileride bir durumdur.Diyelimki hayatı boyunca sevmeyen bir insan zamanla en sevdiği yemek bamya olabiliyor.




+ Yorum Gönder