+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Makaleler Forumunda Sanat Ile Ilgili Makale örneği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Sanat Ile Ilgili Makale örneği








    sanat ile ilgili makale örneği kısaca







  2. Dilan
    Devamlı Üye





    Sanat Ile Ilgili Makale Hakkında Bilgi

    Kelebeğin Rüyası” filmi, iki şairin mutsuzluklarla geçen hayatı temelinde şekilleniyor. Şairlerin çalkantılı hayatını anlatırken II. Dünya Savaşı’na girmemesine rağmen ekonomisi bozulan Türkiye’nin Zonguldak üzerinden bir panoramasını sunuyor. Bir kanunla Zonguldak maden ocaklarında belli bir yaş aralığındaki erkeklerin çalışmasının zorunlu tutulmasıyla başlıyor film. O metni ekranda okuyoruz. Daha sonra iki genç şair sahneye çıkıyor ve dört fidandan üçünün ölümle sonlanan hayatıyla sahne kapanıyor.

    Ekmeğin karneyle alındığı o yıllarda Türkiye, sefalet içinde. Gençler savaş tehlikesine karşı silah altına alınıyor. Varlık vergisi gibi ek vergiler getirilerek savaşın yıkıcı etkisi azaltılmaya çalışılıyor. Böyle bir fotoğraf var.

    Aslında bu filmi deneme şeklinde kaleme almak yoktu aklımda. Yalnız, Levent Kırca’nın yazısını görünce kendimi tutamadım. Hemen öncesinde filmi izlediğim için görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

    Kırca, Aydınlık gazetesinin 3 Mart 2013 tarihinde yer alan “Cumhuriyetin Ömrü Kelebeğin Ömründen Kısa” başlıklı yazısında öz olarak filmin siyasal olarak AKP’nin ekmeğine yağ sürdüğünü anlatıyor. Kırca’ya göre, maden ocakları çevresinde gösterilen manzara tam da Başbakan Erdoğan’ın söylevlerine arka çıkıyor: “Filmde, Atatürk öleli dört-beş sene henüz olmuş, Zonguldak’ta temerküz kampı gibi gösterilen bir maden ocağında, işçiler madenlere yaşayan ölü gibi girmekteler ya da Hitler zamanı sabun olmak için, gaz odalarına giren Yahudiler’i anımsatıyorlar. Üstelik Türk Askerleri’nin faşizan baskıları da tepelerinde. Askerlerimiz tarafından coplanıyorlar, iteleniyorlar yani askerlerimiz bugünkü Hükümet’in istediği gibi gösteriliyor.”

    Olacak O Kadar programından tanıdığımız, bu programla Türk halkının beğenisini kazanan Levent Bey; kendi komedilerinde anlattığı olaylara, hikâyelere abartı katmaktan çekinmemiş ve olanı olduğu gibi vermek yerine güldürü unsurunu da katarak abarttıkça abartmıştır. Demek ki Levent Bey, abartıyı bir biçem olarak benimsemiş ve abartma sanatını her şekilde -sonuna kadar- kullanmıştır. Zaten sanatta mutlaka bir abartı vardır. Sanat, yaşamı olduğu gibi yansıtan bir ayna değildir. Öyle olsaydı çok sıkıcı olurdu. Olanı olduğu gibi anlatılsaydı şiir yazılamazdı, roman yazılamazdı. Levent Kırca bir sanatçı olarak bu gerçeği iyi biliyor olmalıdır. Ama iş Kelebeğin Rüyası olunca başka türlü düşünüyor. Bu filmi AKP hükümetinin tam da arayıp da bulamadığı bir filmmiş gibi gösteriyor. Bu filmin “mevcut hükümete yaranmaya çalışan” bir imasının olduğu savında bulunuyor.

    Olmamış Levent abi! Boğazına kadar siyasete bulaştığından olmalı, filmi “hükümete destek çıkmış mı, çıkmamış mı” gözüyle değerlermişsin. Mal bulmuş Mağribî gibi bu filmi yermişsin. Hem filmin ismini dahi doğru yazmamışsın; Kelebeğin Ömrü değil, Kelebeğin Rüyası olacak. Film bize -öz olarak- amansız bir hastalıkla boğuşan iki genç şairin şiire ve yaşama olan bağlılığını aksettiriyor. Bizim kalkıp bu filmi siyasal açıdan değerlendirmemiz yakışık almaz. Ayrıca, kömür madenlerinde çalışan insanların gülüp oynaya iş yapmalarını bekleyemeyiz herhalde. Tersine, gün geçmiyor ki maden ocaklarında çalışanların göçük altında kaldığı haberlerini duymayalım!

    Kömür madenlerinde çalışmak ağır bir iştir ve zaten bu yüzden devlet yıpranma paylarını göz önünde bulundurarak onlara erken emeklilik sağlıyor. Böylesine zor, kasvetli ve herkesin altından kalkamayacağı bir işi Yönetmen Yılmaz Erdoğan sinemaseverlere nasıl göstermeliydi? Hayatından bezmiş bu insanları şen şakrak göstermek ancak bir komedi filminde olur. Bu filmin AKP hükümetinin “üzerine mum koyup siyasal pastasını süslediği” savı, maalesef Levent Kırca’ya yakışmamaktadır.

    Filmi izlerken Millî Şef hükümetinin eleştirildiği düşüncesine zerre kadar kapılmadım. Böyle de olsa İsmet Paşa’nın “tek adam” olduğu devirler eleştiri üstü değildir. Belki o dönemleri hiç okumayanlar, o dönemlerde ne olup bittiğini hiç bilmeyenler uygulamalarından dolayı İsmet Paşa’yı eleştirebilirler. Ancak tarihin sayfaları karıştırıldığında görülecektir ki İsmet İnönü; Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’na sokmamak için epey çaba harcayarak daha fazla meşakkatin, darlığın, güçlüğün altına girilmesine engel olmuştur. Dolayısıyla bu filmde en ufak bir İsmet Paşa eleştirisi getirildiğini düşünmüyorum. Bu filmin AKP hükümetiyle bağını kurmak ancak pireyi deve yapmak, bin dereden su getirmek deyişleriyle açıklanabilir.




+ Yorum Gönder


sanat ile ilgili makaleler,  sanatla ilgili makale örnekleri ,  sanat ile ilgili makale örnekleri kısa,  sanat makale örnekleri,  sanat konulu makale örnekleri,  sanat makalesi örnek