+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Makaleler Forumunda Türk Dilinin önemi Ile Ilgili Makale Örneği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Türk Dilinin önemi Ile Ilgili Makale Örneği








    türk dilinin önemi ile ilgili makale Örneği kısaca







  2. FERAY
    Devamlı Üye





    Türk Dilinin Önemi Hakkında Makale Örneği


    İster Türkçeye gönül vermiş bir kimse, isler dilimize saygısı olmayan, onun yoksulluğundan yakınan biri olsun, birçok kimsenin zaman zaman, hiç değilse kendi kendine sorduğu bir soru vardır: Türkçe zengin bir dil midir? Bu konuyu doğru değerlendirebilmek için elimizdeki ölçütler nelerdir?

    Bazı dilcilere göre bir dilin zenginliği, söz hazinesinin darlığına ya da genişliğine bağlıdır. Dil bir toplumun, bir ulusun aynası olduğuna göre yüzyıllar boyu bilim ve sanatın çeşitli dallarında ürünler vermiş ulusların dillerinde bireyin ve toplumun iç ve dış dünyasıyla ilgili en küçük ayrıntıları bile anlatabilecek kavramlar vardır. Genellikle dilin zenginliğinden söz edilirken bir türlü kavramlarla söz hazinesi genişlemiş ve kültür dili diye anılan Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca gibi diller örnek gösterilir. Ancak hemen eklemeliyiz ki söz hazinesinin genişliği, bir dilin zenginliğinin tek tanığı değildir. Asıl önemli sorun, dilin anlatım gücünde düğümlenmektedir. Burada önce Türkçenin söz hazinesinin zenginliği konusuna, sonra da anlatım gücüne değinmemiz gerekiyor.

    İlk olarak şunu özellikle belirtmek isteriz ki hiçbir zaman Türkçenin söz hazinesinin dar olduğu ileri sürülemez. Türkçe Sözlük'ün 30.000'lik söz hazinesi, bilim ve kültür dilindeki ayrıntı sayılabilecek kavramlar ve bugün artık unutulmak üzere olup bu sözlüğe alınmamış çeşitli yabancı ve yerli sözler de katılacak olursa bu sayının çok üstüne çıkar. Türk dilinin zenginliğine en önemli tanıklardan biri olan Anadolu ağızları söz hazinesi göz önünde tutulacak olursa bu sayı 50-60.000'in üstündedir. Anadoluda yerleşen, gelişen Türkçenin hak dilinde birçok kavrama dilin doğurganlığından yararlanılarak karşılıklar bulunmuştur. Aydınlarımızın yabancı tıp kitaplarından aktarıp dile yerleştirdikleri hastalık adlarına halkımız özellikle hastalığın belirgin niteliğinden yararlanarak adlar vermiştir: difteri için kuşpalazı ve kuşkuyruğu, varis için ordubozan, zatül-cenbe karşılık terletme, batak, vurgun, yanıkara gibi. Rumcadan alınan "anahtarın yerine halk dilinde "açkı, açkıç, açkaç, açar, açacak" gibi Türkçeden türetilme öğeler vardır. Farsçadan gelme "ayna" sözü dilde yerleşmişken halk dili onu "seçence, bakacak, gözgeç, gözgör, görgü, yüzgörgü, yüzgörgüsü, kılıklık" gibi otuz kadar adla karşılamıştır. Bu örneklerde olduğu gibi dilin somut ve soyut her çeşit kavramı karşılayacak geniş anlatım olanakları vardır ki bunların bir bölümü

    Türkçenin bağlantılı bir dil oluşundan, bir köke çeşitli görevler taşıyan eklerin kolaylıkla bağlanıp kaynaşarak yeni anlamlar yüklenebilme yeteneğinden güç alır.

    Bizce dilimizin üzerinde özenle eğilmemiz gereken yönü, ilk belgelerindeki kavramların, özellikle somut kavramların zenginliğidir. Kimi Hint-Avrupa kavimlerinin, yunan ve Lâtinlerin renklerle ilgili kelimelerinde görülen ve bazı dilcileri bu kavimlerin renk körü olup olmadıkları konusunda kuşkuya düşüren kısırlığa karşılık Türkçe, renk adlarında Orhun Yazıtlarından başlayarak büyük bir zenginlik gösterir.

    Organ adlarında, hayvan adlarında ve doğa ile ilgili öteki nesnelerde görülen zenginliğin yanı sıra, eski Türk yazıtlarında, o çağdaki dilimizin soyut kavramlarında da -birçoklarının sandığının tersine- zenginlik görülmektedir. Özellikle, dinle ilgili metinlerin çevirileri dolayısıyla pek çok yeni kavramın meydana geldiği Uygur yazı dili bir yana bırakılsa bile, Köktürkçedeki kavramların yine de geniş bir söz hazinesinin varlığına tanıklık edeceği kanısındayız. Örnek olarak, aynı kavram alanına giren, eşanlamlı sayılabilecek olan çeşitli sözlerin kullanışını gösterebiliriz: "ülüg" pay, bölüm, nasip, talih ile "kut" mutluluk, talih; "ayıp" kötü, fena ile yabız (aynı anlamda) ve yablak gibi.

    Dilimizin konulan çok sınırlı olan bu ilk ürünlerinde geçen akrabalık adlarının sayısı da şaşılacak kadar çoktur. Bu açıdan Türkçenin, çeşitli arabalık bağlarını ayrı kavramlar haline getirerek adlandıran, bu nedenle birçoklarının tersine, pek çok akrabalık adlarına sahip olan bir dil olduğu görülür.

    Eldeki ilk ürünleri, söz hazinesi yönünden zengin olan bir dil, üstelik Anadolu'da çeşitli edebiyat ve bilim ürünleri verdikten sonra nasıl olmuş da günün birinde, özellikle soyut kavramlar bakımından yoksullaşmış, kültür ve bilim konularında yazı yazanların, çevirmenlerin zaman zaman yetersizliğinden sızlandıkları bir dil durumuna girmiştir? Bu sorunun karşılığı, bilim alanında özellikle Arapça, sanat alanında Farsçanın etkisinde kalmasıdır. Dilin yüzyıllardan beri yerleşmiş öğelerinin yanı başında bitiveren yabancı öğelere önem verilmesi, bunların kullanılmasında hiçbir sakınca görülmedikten başka kimi zaman üstün tutulması bu sonucu doğurmuştur. Öz Türkçe "yazük" yerini Farsça "günah"a, "yanut" Arapça "cevab"a, "yağı" Farsça "düşman"a, "us" ve "ög, ök" gibi geniş kapsamlı kelimeler de Arapça "Ahıl"a bırakmıştır.

    Türkçenin anlatım gücünü artıran öğelerden biri de deyimlerdir. Türkçe, dile getirilmesi en güç olan, ayrıntı sayılabilecek kavramları son derece canlı anlatan, söz fırçasıyla insan zihninde canlı resimler çizebilen güçlü bir dildir. Söz sanatı sayılan somutlaştırma ile dilde çok anlamlılığa yol açan eğilim, Türkçede en güzel örneklerini bulur; en ince, ayrıntı sayılabilecek soyut kavramlar, somutlardan yararlanılarak ve en güçlü bir biçimde anlatılır. "Ağzına bir parmak bal çalmak, saman altından su yürütmek, kaşığıyla verip sapıyla göz çıkarmak, pişmiş aşa su katmak, tereciye tere satmak, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak, kel başa şimşir tarak" gibi deyimlerimiz son derece güçlü ve kendine özgü bir anlatımın örnekleridir.

    Sonuç olarak belirtebiliriz ki söz hazineleri yerli, yabancı pek çok öğeyle kabarmış, zengin dil, kültür dili olarak nitelenen dillerin yanında Türkçe, mayasından, yapısından gelen nitelikleriyle kendine özgü, çok güçlü ve şiirli anlatım olanakları, anlatım yolları bulunan zengin bir dildir.



    Doğan AKSAN




+ Yorum Gönder