+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Odysseus in tüm hayatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Odysseus in tüm hayatı








    Odysseus in tüm hayatı

    Odysseus in tüm hayatı hakkında bilgi

    Odysseus in tüm hayatı1.jpg.

    Odysseia, Truva'nın düşmesinden 10 yıl sonra Odysseus'un İthaca'ya evine dönünceye kadar maceralarını anlatır. İlyada 10 yıl süren Truva Savaşı, Odysseia, 10 yıl boyunca Odysseus'un başından geçenlerden ibarettir. İlyada, bir olayı, Odysseia ise bir kişinin destanını anlatır. Truva Destanında olaylar birbirini izleyecek şekilde anlatılır. Halbuki, Odysseia'da olaylar anılar, geriye dönüşler, atlamalarla canlandırılır. Batı dillerindeki Ulysses'nin türediği Latince Ulyxes, yiğidin bir Yunan lehçesinden alınmış adıdır.

    Odysseus (Ulysses, Ülis), kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan İthaca (İthaka, İthake) adasında doğdu. Babasının adı Learthes, anasının adı Antikleia idi. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Learthes ile evlenmeden önce Sisyphos ile yattığı, Odysseus'un bu birleşmeden doğduğu da söylenir.

    Odysseus'un gençliği, Akhilleus'unki gibi hekim Kheiron'un yanında geçti. Birgün Odysseus, dedesi Autolykos'a konuk olarak gitti. Orada bir yaban domuzu avına katıldı ve bacağından yaralandı. İşte, Truva Savaşı sona erdikten sonra, bir 10 yıl daha türlü maceralar geçirerek İthake'ye döndüğünde, dadısı Eurykleia tarafından yaşlı Odysseus'un tanınmasını sağlayacak yara izi, bu yara izidir.

    Truva Savaşına katılmadan önce Odysseus, İthake tahtına çıktı ve kral oldu. Babası Learthes'in oğlunu tahta nasıl geçirdiği pek anlatılmaz. Ama kral olunca bir eş seçmesi olaylı oldu. Hemen dünyanın en güzel kızı Helena'ya (Helen) talip oldu ama güzel kızın taliplilerinin çokluğundan ürkerek ondan vazgeçip, Helena'nın babasının kardeşi İkarios'un kızı Penelope'u (Penelopeia) istedi. Tyndereos'un ise aklı karmakarışık olduğundan Odysseus'un bu yaklaşımını önce beğenmedi. Odysseus ise Penelope'u almak için şartını söyledi. Tyndereos'u düştüğü durumdan kurtaracak, bulduğu çözümle kimse arasında kavga olmayacaktı. Bu arada Tyndereos'un kızını türlü prensler, krallar ve savaşçılar istiyorlar, türlü hediyeler gönderiyorlardı. Tyndereos da onların kalplerini kırıp bir felakete yol açmamaya çalışıyordu. Sonunda Tyndereos, Penelope'u vermeye razı olunca Odysseus fikrini söyledi: Kocasını Helena kendisi seçsin ama her kimi seçerse diğer tüm talipliler bunu sorun etmeyecek ve Helena'nın kendine seçeceği kocaya her zaman arka çıkmaya ant içecekti. Tyndareos, fikri beğendi ve iş kızın seçimine bırakıldı. İkarios önce herkesi yemin etmeye çağırdı. Herkes yemin etti, Odysseus dahil. Dünyanın en güzel kızı Helena, kocası olarak Agamemnon'un kardeşi Menelaos'u seçti. Herkes karara saygı duydu ve kabul etti. Herkesçe edilen bu yemin, ileride on yıl sürecek olan "Truva Savaşı"na yol açacaktı.

    1. Odysseus İthake'den ayrılmak zorunda kalıyor
    Odysseus'un Penelope'yle olan evliliğinden Telemakhos isminde bir erkek çocukları oldu. Ama bu çocuk daha kundaktayken Helena'nın kaçırıldığı, kocası Menealos'un yardım istediği haberi geldi. Odysseus bu savaşa katılmamak için elinden geleni yaptı. İşler zorlaşınca delirmiş taklidi bile yaptı. Ama Palamedes bu yalanı açığa çıkardı. Deli rolündeki Odysseus, kendisini,
    Agamemnon'un ordusuna katmak üzere kendisini almaya gelen askerleri kandırmak için Odysseus, tarlasınına tohum yerine tuz ekiyor, sabana da öküz yerine kendisini koşuyordu. Askerlerin arasındaki Palamedes, bebek Telemakhos'u alıp sabanın geçeceği yere koydu. Ağzından tükürükler saçarak sürekli küfredip bağıran ve sabanı çeken Odysseus, sabanı biricik oğluna zarar gelmemesi için Telemakhos'un üzerinden aşırtınca yakayı ele verdi. Çaresizce zırhını kuşandı, eşiyle vedalaşıp mızrağını eline alıp askerlerin arkasına takılıp Agamamnon'un ordusunun bulunduğu Sparta'ya yürüdü. Böylece, Palamedes'e ileride korkunç bir öc almayla sonuçlanacak derin bir kinle sefere katılmak zorunda kaldı.

    2. Kendisine verilen ilk görev: Akhilleus'u bul ve orduya dahil et
    Orduya dahil olduktan sonra kendisi gibi savaşmaktan kaçan ve saklanan Akhilleus'un aranması görevi verildi. Yanına birkaç kişi alarak, Akhilleus'un saklanabileceği düşünülen yerleri ziyaret etti. Akhilleus, Skyros adasında Lykomedes'in sarayında saklanıyordu ve genç bir kız kılığındaydı. Odysseus, dilenci bir satıcı kılığında saraya girdi ve çeşit çeşit gösterişli kumaş ve elbiseyi ortaya döktü. Sarayda bulunan tüm geç kızlar satıcının getirdiği incik boncuk ve elbiselerle ilgilenirken Odysseus da kızları inceliyor ve Akhilleus acaba içlerinden hangisi diye düşünüyordu. Elbiselerin altından çok güzel işlemeli, büyük savaşçılara layık bir kılıç çıktı ve diğer kızlar elbiselerle ilgilenirken, Odysseus sanki saraya bir saldırı varmış gibi "silah başına" diye askerleri bağırttı ve saldırı borusu çaldırttı. Diğer kızlar odalarına kaçışırken Akhilleus refleksle eline kılıcı alınca Akhilleus'un kimliği ortaya çıktı. Odysseus, kral Agamemnon'un onu istediğini söylediyse de Akhilleus kabul etmedi. Odysseus onu ikna için yalana başvurmak zorunda kaldı. Eğer Akhilleus savaşa katılırsa orduların kralı o olacaktı. Akhilleus savaşa katıldı ama orduların kralı olamadı. Daha sonra Odysseus, Kıbrıs kralı Kinyras'a da elçi olarak gitti.

    3. Odysseus'un üzerindeki lanet
    On yıl sürecek olan Truva Savaşında Akha'lı Odysseus, savaşçı, ordu komutanı, danışman, elçi ve arabuluculuk gibi görevler üstlendi. Savaş süresince evinden 10 yıl ayrı kaldı. Savaş bittikten sonra bir 10 yıl daha evine dönemedi, toplam 20 yıl evinden ayrı kaldı. Odysseus'un adı İlyada'da hemen her sayfada geçer. Odysseus'un Truva Savaşındaki belki en önemli görevi, Akhilleus'u saklandığı yerden bulup getirmesiydi. Çünkü kahinler savaşın onsuz kazanılamayacağını söylemişlerdi. Odysseus üzerindeki lanet ise ordunun Aulis şehrinden uygun rüzgâr bulup aylarca denize açılamaması sırasında gelir. Kahin Kalkhas'a bu durumun çözümü sorulduğunda ise, kahin şöyle der: "Tanrıça Artemis kendisine adanmış kutsal dişi geyiği av sırasında öldürdü diye Agamemnon'un ordularının açılmasını sağlayacak rüzgârları önlemekteydi. Agamemnon bu geyiği donanma toplanırken vakit geçirmek için Aulis civarında çıktığı bir avda öldürmüştü. Bu yüzden de Agamemnon'a kin duymaktaydı. Artemis'in kızgınlığının geçmesi İphigenia'nın kurban edilmesine bağlıdır" der. Agamemnon kızını kurban etmeye yanaşmadı. Günler haftalar geçti ve özellikle Menelaos ve Odysseus'un ısrarları sonucunda istemeye istemeye kızının kurban edilmesine onay verdi. Agamemnon karısı Klytaimnestra'ya haber göndererek kızını istetti. Güya kızını Akhilleus'la nişanlayacaktı. Kurban olayından haberi olmayan Akhilleus bu hileye katıldı ama sonradan öğrenince olayı engellemeye çok çalıştı. Engellemede başarısız olunca da Agamemnon'a çok kızdı. Kızın kurban edilmesi ve bu işte Odysseus'un Akhilleus'u kandırması ilk lanettir. Odysseus'un üzerindeki ikinci lanet, Truva Şehrinin ele geçirilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, parlak zekasını kullanarak tahta at fikrini ileri sürmesiydi. Atın yapımından sonra atın içine ilk girenlerden birisi de o oldu. Truva şehri düştükten sonra yakılıp yağmalandı. Yağmadan sonra ganimetler paylaşıldı. Fakat Akhilleus'un yenilmezliğini pekiştiren Hephaisthos'un yaptığı güçlü silahlar kimde kalacak diye Akha komutanları arasında bir kargaşa yaşandı. Halbuki Thetis, Akhilleus'tan sonraki en yaman savaşçı kimse o alsın istemişti. O adam da Telemon'un oğlu Aias (Ajax) idi. Ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp edip bu benzersiz silahları Odysseus'a verdiler. Daha sonra, Akha yiğitleri belli süreler ve serüvenler geçirerek yurtlarına döndüler. İçlerinden çoğu öldü, bazıları evlerine dönebildi. Sadece Odysseus bir türlü evine dönemedi ve bir on yıl daha denizlerde süründü. Odysseus'un başına musallat olan bu ikinci laneti bazı mitologlar şöyle yorumlar. Truva Savaşında Odysseus, Truva Şehrine dehlizlerden gizlice girerek, şehri koruduğu düşünülen Athena'nın bizzat büyülediği bir heykeli (Palladium) çalarak Agamemnon'a sunmuştu. Odysseus'un başındaki diğer lânetler;Truva Savaşı sırasında tezgah kurarak Palamedes'in taşlanarak öldürülmesi ve Rhesos'u uyurken atları için katletmesi diğer yaptıklarıdır. Ayrıca, Poseidon'un oğlu olan dev kiklop Polyphemus'un tek gözünü kör etmesi de başlı başına bir lânetti. Tüm bu lanetler Athena ve Poseidon tarafından kendisine türlü belalar şeklinde yollandı. Ama sonunda Odysseus 20 yılını evinden ayrı geçirdikten sonra lanetler Zeus tarafından kaldırıldı ve Odysseus sevgili karısına kavuşabildi.

    4








  2. Leyla
    Devamlı Üye





    Odysseus Palamedes'ten öcünü nasıl aldı?

    Odysseus Palamedes'ten öcü hakkında kısa bilgi

    Truva Savaşına katılmasına sebep olduğu ve oynadığı deli rolünü açık ettiği için Odysseus, Palamedes'e kin duyuyordu. Truva Savaşı sırasında Odysseus, Palamedes'in hayatına son vermek için bir plan yaptı. Truva'lı bir tutukluya zorla bir mektup yazdırdı. Mektupta Palamedes'e teşekkür





  3. Leyla
    Devamlı Üye
    ediyor ve tutukluluğunun sona ermesi için yolladığı altınları alıp almadığını soruyordu. Odysseus tutukluyu öldürdü ve mektubu alarak Palamedes'in çadırına gitti. Bir miktar altını çadırın içinde toprağa gizlice gömdü. Mektubun bulunması ve Agamemnon'a götürülmesi işini de tezgahladı. Agamemnon mektubu okur okumaz Palamedes'in çadırını arattı. Altın bulununca da Palamedes vatan haini olarak taşlanarak öldürüldü.

    5. Truva Savaşı sona erdikten sonra katılacağı filo ile ilgili kararsızlık
    Truva yakılıp yıkıldıktan sonra, Truva'dan bir filoya katılarak ayrılmayı tercih etmedi. Yola çıkış günü Agamemnon ile Menelaos arasında görüş ayrılığı vardı. Menelaos, Nestor ile birlikte denize açıldı. Odysseus ise arkalarından başka bir gemiyle onları izledi. Tenedos'ta onlardan ayrıldı ve Truva'ya geri döndü. Böylece, Menelaos'un gemisini takip etmek yerine Agamemnon'un filosuna katılmış oldu.

    6. Kikon'ların ülkesi
    Odysseus 12 gemisiyle çok güzel bir havada, uygun bir rüzgârda yurtlarına dönmek üzere denize açıldı. Açıldıktan bir süre sonra çıkan kuvvetli bir fırtına Odysseus'un gemileriyle Agamemnon'un gemilerini ayırdı. Odysseus'un filosunda, kendisinden sonraki 2. komutan olan Eurylochus, kıyı kıyı giderlerken ilerideki bir şehri gördü ve şehri yağmalama fikrini söyledi. Fikir Odysseus tarafından kabul edildi ve Trakya'daki (Bugün Bulgaristan'da bir bölge) olan Kikon'ların ülkesinde karaya çıktılar. Gelen savaşçıları gören halk şehri boşaltarak dağlara kaçtı. Herhangi bir koruması, kalesi ve suru bulunmayan İsmaros (İsmara, İsmarus) kentine girip yağmaladılar, yakaladıkları halkını öldürdüler ve yalnız Apollon'un rahibi Maron'u sağ bıraktılar. Ondan 12 küp İsmaros şarabını armağan olarak aldı. Bu şarap çok kuvvetliydi ve suyla sulandırılarak içiliyordu. Bu şarap sonraları tek gözlü dev Polyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. Yağma akşam bitince Odysseus adamlarına derhal gemilerine binip denize açılmalarını söyledi. Adamları ağızbirliği ederek yemek yemeğe ve zafer sarhoşluğuyla şarap içmeye başladılar. Hepsi sahilde uyuyup kalınca sabaha karşı, toplu olarak dağdan inen Kikon halkının saldırısına uğradılar. Truva Savaşı sırasında Truva halkına yardım eden savaşçılarıyla birlikte Odysseus'un adamlarına saldırdılar. Odysseus acele olarak denize açılmak zorunda kaldı. Her gemiden 6 kişi kayıp vermiş oldular.

    7. Lotüs Yiyenlerin Adası
    Güney'e doğru yol Girit adasının kuzeyinden geçti. Mora yarımadasının ucuna varmak üzereyken sert bir poyraz fırtınası onları önce Kythera adasına attı. Burası Lotüs yiyenlerin adasıydı. Yerliler Odysseus'un arkadaşlarına lotüs denen bitkiden yedirmek istediler. Odysseus ise adamlarından gönüllü olan 3 tanesinin bundan yemesini emretti. Adamlar uyuşup uyumaya ve hiçbirşeyi iplememeye başlayınca Odysseus bu bitkiyi yasakladı. Ama adamları bir şekilde bu bitkiden yediler ve sonunda bu bitki onlara dönüş planlarını, isteklerini unutturdu. Adamları hep orada kalmak istedi. Odysseus uyuşmuş adamlarını zor kullanarak gemilere bindirdi ve kuzeye doğru yola devam ettiler. Adamlarını da kendilerine gelinceye kadar gemide bağlı tuttu. Çünkü adamlar sürekli olarak denize atlayıp adaya dönmek için yalvarıyorlardı.

    8. Kyklop'ların Adası Sicilya'daki Polyphemus
    Yolda keçilerle dolu bir adaya çıktılar ve burada et kumanyası hazırladılar. Etleri kavurup kendilerine yolluk hazırladılar. Odysseus yanına Misenus'u ve 12 adamını alarak bu adanın az ötesinde bulunan Kyklop'ların yani Tepegöz'lerin yaşadığı bölgeye gitti. Buldukları büyük bir mağaraya girdiler. İçeride sakin sakin duran büyük bir mandıra onları sevindirdi. Akşam olunca bir dev olan kyklop Polyphemus sürüsüyle birlikte mağarasına döndü. Sürüsünü gütme amacıyla yerden kopardığı kocaman bir çam ağacı da elindeydi. İçeri girer girmez davetsiz konukları farketti ve girişe büyük bir kaya yerleştirdi. Sonra da yakalayabildiği Odysseus'un arkadaşlarını birer birer yemeye başladı. Odysseus, devi, yanlarında getirdikleri İsmaros şarabını sulandırmadan vererek sarhoş etti. Şarabın karşılığında da dev ona söz verdi, en son Odysseus'u yiyecekti. Ama Polyphemus iyice sarhoş olup uyuyakalınca Odysseus, Polyphemus'un sürüsünü güderken kullandığı çam ağacını yontarak bir mızrak yaptı ve bunu arkadaşlarının da yardımıyla tek gözüne savurarak onu kör etti. Odysseus ve kalan adamları, mağaradaki sürünün arasına karışıp devin bacaklarının arasına saklandılar. Sabah olunca Polyphemus sürüyü dışarı çıkarmak için kocaman taşı mağaranın önünden çekti. Ama dışarı çıkan koyunlarını tek tek eliyle yokladı kör dev. Odysseus ve adamları koyunların altına saklanarak dışarı çıktılar ve gemilerine koştular. Kör Polyphemus, kıyıya gelerek sesin geldiği tarafa doğru olmak üzere Odysseus'un gemilerine büyük taşlar atmaya başladı. Kör olduğundan isabetli bir atış yapamadı. Gemi iyice uzaklaşınca kollarını kaldırarak babasına yalvardı ve şöyle dedi: "Babacığım, bunlar beni kör ettiler. Bunların evlerine dönmesine izin verme. Eğer Odysseus denen adam bir şekilde evine dönmeyi başarırsa gemilerdeki ,
    tüm adamları ölmüş olsun ve evine de başkasına ait bir gemiyle tek başına dönsün." Polyphemus, denizler tanrısı Poseidon'un oğluydu. Poseidon, oğlunun kör edilmesine çok kızdı ve ileride Odysseus'un eve dönüş yolundaki gecikmelerine sebep oldu. Diğer Kyklop'lar limandan söktükleri kocaman taşları arkalarından denize attılarsa da çok geç kalmışlardı. İlk çağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepegözlerin adasından, yeller tanrısı Aiolos'un adasına çıktılar.

    9. Rüzgârların Kralı Aiolos'un Adası Aiolia
    Aiolos (Aeolus), bir ölümlü olduğu halde tanrılar ona rüzgârları kontrol etme gücü vermişlerdi. O yüzden kendisini tanrı gibi görüyordu. Aiolos, onları orada kaldıkları bir ay boyunca çok iyi ağırladı ve Odysseus'un her gece anlattığı birbirinden ilginç hikâyelere bir karşılık vermek düşüncesiyle, içinde bütün rüzgârların saklı olduğu bir tulum hediye etti. Veda günü de arkalarından bir veda yeli salarak gemileri uğurladı. Odysseus'un tulumun başında günlerce uyumadan nöbet tuttuğunu gören adamları aralarında konuşarak, tulumda gizli bir hazine olduğuna karar verdiler. En sonunda Odysseus yorgunluğa yenilip uyuyakalınca Eurylochus, tam Yunanistan kıyıları görünürken, yolculuklarının sonu bu kadar yakınken, tulumu aldı. Eurylochus, bunu diğerlerinin yanına götürdü ve hep birlikte usulca alıp açtılar. Bütün yellerin bir anda serbest kalmasıyla çok korkunç bir fırtınanın esmesine sebep oldular. Yunanistan kıyılarından süratle uzaklaşıp kayboldular ve gerisin geriye Aiolia adasının açıklarına sürüklendiler. Aiolos adasına ikinci çıkışlarında ise sebep oldukları büyük tayfun sebebiyle kovalandılar. Çünkü, halk Poseidon'un öfkesinden korktu. Odysseus'un filosu altı gün boyunca kürek çekerek, fırtınalı denizde daireler çize çize kuzey yönünde yol aldı. Bu süre boyunca Odysseus kalbinin kırıldığını ve üzüntüsünü arkadaşlarından sakladı. Sonunda Laistrygonianların ülkesine vardılar.

    10. Laestrygon'ların Ülkesindeki Yamyamlar
    İtalya'daki bu kayalık bölgenin Telepylos adlı limanına filo yaklaştığında Odysseus kendi gemisini yarımay şeklindeki limanın dışındaki yüksek kayalıkların dibinde uygun bir yere bağlattı. Filonun gerisini ise içeriye gönderdi ve kendisinin adamları ile patikadan yürüyerek geleceklerini söyledi. Diğer tüm gemiler limana girdikten sonra adamlarıyla karaya çıkarak patikalardan kayalıkların tepesine yol bulmaya çalıştılar. Epey bir zaman sonra kayalıkların üstüne vardıklarında limanı ve demirlemiş gemilerini gördüler. Ayrıca limanın hemen arkasından gelen dumanları da görüp merak ettiler. Bunun ne sebebini öğrenmek için aşağı doğru inerlerken karşılarına iri yarı, uzun boylu genç bir kız çıktı. Kendisini buranın kralı Antiphates'ın kızı olarak tanıttı ve onları krala götürmek için yolu göstereceğin söyledi. Onu takip ettiler ve kız onları dev bir kadının yanına getirdi. Bu kadın kral Antiphates'in karısıydı ve gelenleri görür görmez hemen kocasını çağırdı. Kocası gelir gelmez Odysseus'un adamlarından kendisine en yakın duranı eliyle kaptığı gibi öldürüp yemeye başladı. Odysseus'un ve diğer 2 adamı korkup kaçınca da Antiphates haykırıp yardım istedi. Bağırtıyı duyup





+ Yorum Gönder


odysseia,  odysseusun dadısı tarafından tanınması