+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Cumhuriyetin kuruluşu döneminde çıkan isyanlar nasıl bastırıldı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Cumhuriyetin kuruluşu döneminde çıkan isyanlar nasıl bastırıldı








    Cumhuriyetin kuruluşu döneminde çıkan isyanlar nasıl bastırıldı

    Cumhuriyetin kuruluşu döneminde çıkan isyanlar hakkında bilgi

    Cumhuriyet Döneminde İsyanlar

    C- Cumhuriyet Döneminde İsyanlar
    Cumhuriyetin ilanından 1938’e kadar 17 Kürt ayaklanması çıktı. Bu ayaklanmalar tarih sırasına göre şöyledir:

    1. Nasturi (1924),
    2. Şeyh Sait (1925),
    3. Raçkıtan ve Raman (1925),
    4. Sason (1925),
    5. Ağrı (1926),
    6. Koçuşağı (1926),
    7. Mutki (1927),
    8. İkinci Ağrı (1927),
    9. Bicar (1927),
    10. Asi Resul (1929),
    11. Tendürük (1929),
    12. Savur (1930),
    13. Zeylan (1930),
    14. Oramar (1930),
    15. Üçüncü Ağrı (1930),
    16. Pülümür (1930),
    17. Dersim (1937-1938).

    Bu ayaklanmalara 20 binden fazla silahlı isyancı katıldı. İsyanlar; Ağrı, Tunceli, Bingöl, Diyarbakır, Siirt, Şırnak ve Hakkari ve çevrelerinde gelişti. Bu isyanların genel karakterini yansıtan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni en çok uğraştıran dört isyanı incelemekle yetineceğiz.

    Nasturi İsyanı
    Nasturiler Süryani mezhebine bağlı Hıristiyan Kürtlerdir. Suriye’den Mısır’a kadar yayılan Nasturiler, Türkiye sınırları içinde Hakkari bölgesinde yaşamaktaydılar.

    Nasturi İsyanı doğrudan doğruya İngiltere’nin çıkardığı bir ayaklanmadır. Musul konusunda İngilizlerle yaşanan gerginlik, 19 Mayıs 1924’te İstanbul’daki Haliç toplantısında ele alınır. İngilizler, Musul’daki haklarından vazgeçmek bir yana, bir de Nasturî sorununu ortaya atmışlardır ve Hakkari’yi de istemektedirler. Toplantı 5 Haziran’da biter. İki ay sonra da ayaklanma başlar.

    Nasturiler Hangediği bölgesinde Hakkari Valisi Halil Rıfat Bey’i yaralayarak tutsak almışlar ve jandarma komutanını öldürmüşlerdir.

    Nasturilerin İngilizler tarafından ayaklanmaya sevk edildiklerine dair pek çok gösterge ve kanıt vardır. Bunlardan birkaçını sıralayalım:

    a) Ayaklanmadan hemen önce Hakkari bölgesinde İngiliz misyonerleri görülmüştür.

    b) Ayaklanmayı bastırmak üzere görevlendirilen Cafer Tayyar Bey’e bağlı 21. Süvarı Alayı’na Musul’dan kalkan üç İngiliz uçağı ateş etmiştir.

    c) Başbakan İsmet İnönü, Nasturi ayaklanması ile ilgili Mustafa Kemal’e verdiği raporda şunları yazmıştır:

    “İngilizlerle vaki olan temasımız, 1. Süvari Tümenini Hazil Suyu batısındaki toplanma yerinden Habur Suyu üzerindeki toplanma bölgesine hareketinde sağ yancı olarak ayırdığı bir bölük süvari ve aşiret erlerinden mürekkep kuvvetin İngilizlerin sınır karakolu yaptıkları Birsivi civarına 12 Eylül 1924’te yaklaştıkları vakit bu karakoldan ateş yemelerine karşılık taarruz ederek karakol erlerini tart etmelerinden ibarettir… İngilizlere ait Banona Karakolu erleri de merkezi Banona olan ve ordumuza arzı hizmet eden Güli aşiretleri reisi Sadık Ağa tarafından kıtalarımızın gelmesinden üç-dört gün önce ellerinden silahları tart edilmiştir.

    ç) İsyanı bastırmaya giden birliklerden kaçan ve Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya’nın kardeşi Teğmen Rıza’nın da aralarında olduğu subaylardan biri Zaho’daki İngiliz birliklerine katılmıştır.

    Bir ayrıntı daha belirtelim: “Turkish Petroleum” şirketi 25 Temmuz 1923 günü İngiltere Dışişleri Bakanlığına başvurarak Musul’un Türklere bırakılmamasını istemişti. İngiltere 6 Ağustos 1924 günü Cemiyet-i Akvam’a başvurarak Musul sorununun ele alınmasını talep etmişti. Nasturi ayaklanması bu başvurudan bir gün sonra başladı!

    İsyan 28 Eylül günü kesin olarak bastırıldı. İsyanın liderleri Irak’a doğru kaçtılar. İsyanın bastırılmasında kimi aşiretlerden de faydalanıldı.

    İsyanın bastırılmasından sonra Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Milli Savunma Bakanlığına bir rapor göndererek, Musul sorununda hâlâ bir belirsizlik olduğunu, İngilizlerin bu konuda çok ısrarcı olduklarını ve bölgeyi karıştırabileceklerini belirterek, yalnız siyasal görüşmelerle yetinilmemesini, savaşa hazır olunmasını istemiştir.

    Bu raporun yazılmasından üç ay sonra Şeyh Sait İsyanı patlak verdi.

    Şeyh Sait İsyanı
    Nasturi ayaklanmasının üzerinden altı ay geçmiştir. Genç Cumhuriyet, Lozan ile Misak-ı Milli sınırlarını önemli ölçüde dünyaya kabul ettirse de Musul meselesi yüzünden İngiltere ile gerginlik yaşamaktadır. Ayrıca Hilafetin kaldırılması ve çağdaşlaşma yolunda atılan adımlar da gerici-yobaz kesimi hareketlendirmiştir. Bu kesimler, Terakiperver Cumhuriyet Fırkası’na girerek seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. Şeyh Sait İsyanı böyle bir dönemde çıkar.

    Uğur Mumcu’nun “Kürt-İslam” olarak nitelendirdiği ayaklanmanın lideri Şeyh Sait’i ilk olarak Kürt Azadi (İstiklal) Cemiyetinin Erzurum’daki ilk kongresinde görüyoruz (1924). Bu kongrede iki karar alındı.

    a) En geç Mayıs 1925 tarihine kadar bir ayaklanma başlatılacak.

    b) Gerekli dış destek İngiliz, Fransız ve Ruslardan sağlanacak.

    Yabancılardan yardım alma önerisine bazı üyeler karşı çıkınca Şeyh Sait yabancılardan yardım almanın mübah olduğunu anlatmıştır.

    Şeyh Sait, Erzurum ve çevresinde tanınan ve sevilen Nakşibendi şeyhidir. Bitlis Kürt milletvekili Yusuf Ziya, Kürt İstiklal Cemiyeti’nin verdiği görev üzerine Şeyh Sait’in yanına, Hınıs’a gider. TBMM’ye hainlik yapan Yusuf Ziya ile Şeyh Sait anlaşırlar.

    1924 yılı Ağustos ayında Şeyh Sait, Hamidiye Alaylarını oluşturan Cibranlı ailesinden Cibranlı Halit Bey ve Mutki Aşireti Reisi Musa Bey, Erzurum’da bir araya gelirler. Kürt İstiklal Cemiyeti’nin başkanlığına Şeyh Sait seçilir. Şeyh Sait Erzurum-Hınıs’tan ayrılarak yaz boyunca Kürt ağaları ve beyleri ile görüşür. Ayaklanma için tarih belirlenmiştir: 21 Mart 1925.

    1








  2. Leyla
    Devamlı Üye





    5 Kasım günü Şeyh Sait’in oğlu Ali Rıza İstanbul’a giderek Kürt Teali Cemiyeti Başkanı Seyid Abdülkadir ile görüşür. Abdülkadir, ayaklanmanın daha çok dinsel motiflerle yapılması gerektiğini söyler. “Bütün gücümle ayaklanmayı desteklerim” diyen Seyid Abdülkadir’, Mustafa Kemal aleyhine yazılmış bildirileri Ali Rıza’ya dağıtması için verir.

    Nakşibendi tarikatını Kürtler arasına yayan iki kol vardır. Bu iki koldan Seyit Taha kolu Şeyh Abdülkadir aracılığıyla Kürt Teali Cemiyeti’ni, Şeyh Ali Sebdi kolu da Şeyh Sait aracılığıyla Kürt İstiklal Cemiyeti’ni yönetmektedir. Şimdi ikisi de ortak hareket etmektedir.

    Ocak 1925’te Şeyh Sait imzasını taşıyan ve elden ele dolaşan bildiri şöyle başlamaktadır: “Kurulduğu günden beri İslam dininin temellerini yıkmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti Reisi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Kuran Ahkâmına aykırı hareket ederek Allah ve Peygamberi inkar ettikleri ve İslam Halifesini sürdükleri için gayrımeşru olan bu idarenin,
    yıkılmasının bütün İslamların üzerine farz olduğu…”

    Eski Genç milletvekili Hamdi Bey olan biteni İçişleri Bakanlığına iletir. Alevi Hormek aşireti de Şeyh Sait’in ayaklanma hazırladığını Mustafa Kemal’e gizli bir mektupla bildirir. Hamdi Bey ise, Cibranlı Halit ve Yusuf Ziya’nın faaliyetlerini aktarmaktadır. Ayrıca Bucak Müdürü Tayyib’in İngilizlerle haberleştiğini de bildirmektedir. Hamdi Bey Diyarbakır Valiliğine de bir dilekçe yazarak, İngilizlerin din sömürüsü ile halkı kışkırttığı ve Cumhuriyet aleyhine, hanedan lehine propagandalar yapıldığını belirtir.

    İngiliz büyükelçisi Mr. Lindsay’ın 27 Şubat 1925’te İngiltere’ye gönderdiği telgrafta, “ayaklanmayı hazırlayanların İngiliz yetkililerinden yardım sağlama girişimlerinin karşılıksız kaldığı ve yardım isteklerinin geri çevrildiği”ni belirtmesi ayaklanmacıların İngiltere ile ilişkide olduklarını ve destek istediklerini göstermektedir.

    Şeyh Sait hareketi bugün Kürtçü çevrelerce Kürt ulusal mücadelesinin önemli bir parçası olarak saygıyla anılıyor. Öyle bir ulusal hareket ki, hem İngiliz desteği arıyor, hem de şeriatçı.

    İsyan planlanandan önce 13 Şubat’ta başlar. Asker kaçaklarını aramak için Şeyh Sait ve kardeşi Abdürrahman’ın Piran’daki evini saran jandarma teğmenleri esir edilir. Bir er şehit düşer. Aynı gece 350 atlı ile yola çıkan Şeyh Sait, Genç ilçe merkezine doğru yola koyulur. Evlerden jandarmaya ateş edilmektedir. Genç’ten sonra Lice’ye de hakim olan Şeyh Sait yanlılarının hedefi Diyarbakır’dır. Ergani, Palu ve Piran’ı ele geçiren isyancılara karşı Ankara’da tedbir alınmaya çalışılmaktadır. Etkin bir tavır alamayan Fethi Bey’in yerine 2 Mart’ta İsmet Paşa Bşbakanlığa getirilir. Olağanüstü hal ilanı da yetersiz kalınca hükümete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılır. 35 binden fazla silahlı asker demiryoluyla bölgeye sevkedilir.

    Şeyh Sait kuvvetleri Diyarbakır’a saldırarak Türk kuvvetlerine kayıplar verdirirler, ancak Nisan’ın ikinci haftasından itibaren Türk Ordusu duruma hakim olur. Şeyh Sait İran’a kaçmak üzereyken yakalanır. İsyanın diğer liderleri de teslim olurlar ya da yakalanırlar.

    İsyana son noktayı Hava Kuvvetleri koyar. İsyan bölgelerine havadan yapılan saldırılarla bölge isyancılardan temizlenir.

    Şeyh Sait İsyanı, Cumhuriyet,
    tarihinin en büyük isyanıdır. 3000’den fazla kişinin katıldığı isyandan sonra kurulan İstiklâl Mahkemelerinde 5010 kişi yargılanmış, Şeyh Sait ile birlikte 420 kişiye idam cezası verilmiş ve bunlar infaz edilmiştir. 1811 kişi de çeşitli cezalar almıştır.

    Hoybun Cemiyeti ve Ağrı İsyanları
    Ağrı’da ilk isyan Mayıs 1926’da, ikinci isyan Eylül 1927’de, üçüncüsü de Eylül 1930’da gerçekleşmiştir. İsyanların arkasında Kürt-Ermeni dayanışmasını temsil eden Hoybun Cemiyeti vardır. Hoybun Cemiyeti’nin kuruluş tarihi ve kurucuları tam olarak belli olmamakla birlikte, Şeyh Sait İsyanından sonra yurtdışına kaçan asilerin liderlerince kurulduğu tahmin edilmektedir. Bir İngiliz raporuna göre ise, Hoybun, Taşnak Merkez Komitesi Üyesi Papazyan’ın bürosunda kurulmuştur.

    Hoybun’un ilk geniş toplantısı İngiltere’nin Irak Fevkalade Komiser Muavini Edmods tarafından organize edilmiş ve İngilizlerin Revandiz kaymakamlığına getirdikleri, 1880 isyanı lideri Ubeydullah’ın oğlu Seyyid Taha’nın evinde yapılmıştır. Toplantıya çeşitli aşiret reislerinin yanında İngiltere’yi temsilen Yüzbaşı Moltfoltre da katılmıştır. Toplantıda Türkiye’de yapılması düşünülen isyanla ilgili şu kararlar alınmıştır:

    a) İngilizler Kürtlere para yardımı dışında lüzumu halinde silah ve mühimmat yardımı yapacaklar.

    b) Nasturiler, Kürtlerle birlikte hareket edecekler.

    c) Hoybun, isyanı Yüksekova’dan başlatacak ve hedef Van’ın ele geçirilmesi olacak. Van’ın düşmesinden sonra İngiltere vaat ettiği silah ve para yardımını yapacak.

    Hoybun’un 1927’de Lübnan’da yapılan kongresinde Başkanlığa Ermeni Wahan Papazyan getirilmiştir. Genel Sekreter ise Celadet Bedirhan olmuştur.

    Hoybun’un faaliyetlerinde İngiliz ve Fransızların ,
    rolü konusunda uzun yıllar İran Kürdistan Demokratik Partisi Başkanlığı yapmış olan Abdurrahman Ghassemlou’nun düşünceleri oldukça önemlidir:

    “





+ Yorum Gönder


cumhuriyet döneminde çıkan isyanlar