+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Mustafa kemal paşa'nın erzurum kongresi'nin açılışı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Mustafa kemal paşa'nın erzurum kongresi'nin açılışı








    Mustafa kemal paşa'nın erzurum kongresi'nin açılışı

    Mustafa kemal paşa'nın erzurum kongresi'nin açılışı hakkında bilgi

    1.jpg.
    Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın ,
    örgütlenme aşaması ( 19 Mayıs 1919- 23 Nisan 1920 ) içinde yer alan,
    Erzurum Kongresi, Amasya Bildirgesi’nden sonra ikinci önemli aşamayı oluşturmaktadır.
    19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasını takiben görev bölgesi içindeki asker-sivil idarecilere yayınladığı bildirgelerle iletişim kuran Mustafa Kemal Paşa, Harbiye Nezareti’ni bilgilendirerek 25 Mayıs’ta karargahı ile birlikte Havza’ya,
    geçer. Ancak, tutuklanması konusunda İngilizlerin sarayı baskı altına almaları yolunda bilgilerin gelmesi üzerine Anadolu’nun ,
    derinliklerine ilerleyerek 13 Haziran’da karargahı ile Amasya’ya ulaşır. Burada, 21-22 Haziran akşamı yaveri Cevat Abbas’a
    Amasya,
    Bildirgesi’ni dikte ettiren Paşa, buraya gelmiş olan Ali Fuat Paşa,Rauf ve Refet Bey’lere de imza ettirdikten sonra ertesi gün bildirgeyi yayınlatır.

    Bilindiği üzere, Amasya Bildirgesi’nde içinde bulunulan durumun analizleri yapıldıktan sonra çözüm için ulusal bir kongrenin toplanmasının kaçınılmazlığı vurgulanmış ve yer olarak Sivas düşünülmüştü. Ancak,Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin itirazı üzerine Mustafa Kemal Paşa karargahı ile birlikte Tokat,Sivas,Erzincan üzerinden 3 Temmuz’da Erzurum’a ulaştı.
    Mustafa Kemal Paşa Erzurum’da
    5 Temmuz’da bütün komutanlıklara İstanbul hükümeti tarafından yapılması olası girişimlere karşı dikkatli ve hazırlıklı olmalarını bildirdi. Hemen çalışmalarına başlayan Mustafa Kemal Paşa düşüncesi ”… her vilayette bir cemiyet olur ve böyle ayrı ayrı harekete girişilirse başarı şüphelidir. Memleketin kurtarılması amacı ile hareket eden cemiyetleri birleştirmek, onlara genel bir şekil vermek, bir merkezden idare etmek lâzımdır.” şeklinde idi.
    Aslında bunlar daha İstanbul'daki ikameti sırasında yaptığı ve gerçekleştirmek istediği değerlendirmelerdi. Bir iki gün sonra da Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nen çe¬kirdeğini teşkil edecek olan asker-sivil lider kadro ile yaptığı ilk toplantısında durumu şöyle özetledi: "Büyük bir vatan ve millet davasına atılıyoruz; bütün bir milletin maddi ve manevi seferberliği, mücadelesi. Böyle muazzam bir dava gizlice görülemez ve yürütülemez. Millet davası ancak millet huzurunda görülüp yürütülebilir.
    Bunun için ortaya çıkmak, bir millet ferdi olarak çalışmak icap edecektir." Toplantıya: 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir, Hüseyin Rauf Bey, Erzurum Valisi Münir Bey, İzmit Mutasarrıfı Süreyya Bey, Ordu Müfettişi Kâzım Bey, Erkânı Harp Binbaşısı Hüsrev Bey, Doktor Binbaşı Refik Bey katılmış ve Mustafa Kemal Paşa’yı şef olarak seçmişlerdir.
    Bu arada Mustafa Kemal'i bertaraf etmek için İstanbul'daki yöneticiler boş durmamış her yola başvurmuşlardı. Önce görevini bırakıp dönmesini istediler,sonra hakkında fetva yayınladılar ve sonunda Ali Galip’e tutuklamaya kalktılar. Bunların hiç biri istenilen sonucu vermemiştir. Hükümetin Mustafa Kemal'den kurtulmak için yapaca¬ğı tek şey kalmıştı; o da azletmek
    O’nun için tek seçenek kalmıştı:Görevinden azledilmiş bir komutan olmak yerine istifa etmiş bir komutan olmak. 7-8 Temmuz akşamı telgraf makinasının başında,İs¬tanbul'un kararını beklemeden ordudan istifa etti ve ertesi gün bu kararını Türk ulusuna yayınladığı bildirge ile iletti. O’nun yanında ilk yer alan ise 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa olmuş ve 13 Temmuz'da çektiği bir telgraf ile "Kolordusu ile birlikte mukaddes gayeye ulaşmak, vatan ve millet için yapılacak her işte beraber olacaklarını" arz etmiştir.
    Bu gelişmeler karşısında kongrenin toplanmasını engellemek için Erzurum'da Mondros Bırakışması koşullarının uygulanışını denetleme ile görevli memur olan Albay Rawlinson girişimlerde bulundu ise de sonuç elde edememiştir. Ayrıca, İngilizler Samsun’a Batum’dan bir tabur asker getirerek kongreyi baskı altına almaya çalışmışlarsa da başarılı olamamışlardır.
    Erzurum Kongresi:
    Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Er¬zurum Şubesi'nin isteği üzerine kurulan heyetin başkanlı¬ğına seçilen Mustafa Kemal Paşa’nın, kongreye katılabilmesi için delege olması gerekmiştir. Erzurum delegeleri Binbaşı Kazım Bey ve Cevat Bey’in (Dursunoğlu) istifası üzerine Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey delege olmuşlardır.İstanbul hükümetinin ve İtilaf Devletleri’nin bütün engellemelerine karşın 10 Temmuz'da toplanması plânlanan Erzurum Kongresi 23 Temmuz'da
    toplanabilmiştir. Bitlis, Erzurum, Sivas, Trabzon ve Van'dan gelen 56 delegenin katıldığı Kongre¬nin başkanlığını, bu göreve seçilen Mustafa Kemal yaptı. Kongre çalışmalarını tamamlayarak 7 Ağustos'ta aşağıdaki kararları yayınlamıştır :
    1. Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz.
    2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı Hükümetinin dağılması halinde, millet topyekün kendisini savunacak ve direnecektir.
    3. İstanbul Hükümeti vatanı koruma ve istiklâli elde etme gücünü gösteremediği takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri Millî Kongrece seçilecektir, Kongre toplanmamışsa bu seçimi Heyet-i Temsiliye yapacaktır.
    4. Kuva-yı Milliye’yi tek kuvvet olarak tanımak ve millî iradeyi hakim kılmak esastır.
    5. Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
    6. Manda ve himaye kabul olunamaz
    7. Millî Meclis’in derhal toplanmasını ve hükümetin yaptığı işlerin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.
    Yine Erzurum Kongresi, Kongre kararlarını yürütmek üzere dokuz üyeyi görevlendirerek Heyet-i
    Temsiliye’nin ilk bölümünü oluşturmuştur. Diğer bölümü Sivas Kongresi sonrasında saptanarak üye
    sayısı 16’ya çıkarılacaktır.
    Mustafa Kemal Paşa, Erzurum
    Hoca Raif Efendi Erzurum
    Mutki Aşireti Reisi Hacı Musa Efendi Bitlis
    Sadullah Bey (eski mebus) Bitlis
    Rauf Bey ( eski Bahriye Nazırı) Sivas
    Bekir Sami Bey ( eski Beyrut Valisi) Sivas
    Servet Bey (eski mebus) Trabzon
    İzzet Bey (eski mebus) Trabzon
    Şeyh Hacı Fevzi Efendi Erzincan
    Yukarıda isimleri yazılı Heyet-i Temsiliye’nin 5 üyesi ile Erzurum’dan 29 Ağustos tarihinde hareket eden Mustafa Kemal Paşa 2 Eylül’de Sivas’a gelmiştir..
    Sonuç
    Erzurum Kongresi’ne kadar İngilizler ve işbirlikçi İstanbul Hükümeti’nin kendisi hakkında tutuklanmasına kadar varan bütün oyunlarını bozan ve sonunda görevlerinden istifa etmiş bir asker olarak sivil elbisesiyle Kongreye kendini başkan seçtirerek otoritesini ve gücünü Anadolu’nun her tarafından ve toplumun değişik katmanlarından gelen temsilcilere kabul ettiren Mustafa Kemal Paşa bir bağlamda ulus desteğini arkasına alarak girişimleri için gerekli olan meşru zemini de sağlamış oluyordu.
    Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın daha başında İrade-i Milliye (Ulusal İstenç) ve Hakimiyet-i Milliye (Ulusal Egemenlik) ısrarla vurgulanan bu kavramlar, hareketin meşruiyetini beraberinde getirirken diğer taraftan İstanbul’daki yönetimin geleceğini belirlemekteydi.
    Bunlardan İrade-i Milliye Sivas’ta, Hakimiyet-i Milliye ise Ankara’da çıkarılacak gazetelere başlık oluşturmuştur.
    Erzurum Kongresi’nin 3.maddesi Mustafa Kemal Paşa’nın olayları değerlendirmesi ve ileri görüşlülüğünü göstermesi açısından üzerinde durulması ve düşünülmesi gerekmektedir. Çünkü maddede yer alan hususlar sekiz ay sonra gerçekleşmiştir. Şöyle ki,
    - İstanbul Hükümeti görevini yapamamıştır.Çünkü İstanbul 16 Mart 1920’de İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmiş ve Meclis-i Mebusan dağıtılmış tutuklanan milletvekilleri Malta’ya sürülmüştür.Ülke ve topluma sahip olacak bir yönetim yoktur.
    - Hükümeti kurması düşünülen Ulusal Kongre (Sivas Kongresi) çoktan dağılmıştır.
    - Dolayısıyla geçici hükümeti kurma işi Heyet-i Temsiliye’ye kalmaktadır ki o da bu görevini başarıyla yaparak BMM’nin açılışını sağlayarak dağılacaktır.
    Büyük Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü göstermesi açısından bu sadece küçük bir örnektir.
    Devlet adamı niteliği ancak,vision sahibi olan yüksek kişiliklere nasip olur, burnunun ucunu görmekten aciz olanlara sadece sıradan siyasetçi denir.








  2. Acil

    Mustafa kemal paşa'nın erzurum kongresi'nin açılışı isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder