+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Medeniyetler Forumunda Arı Medeniyeti Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Arı Medeniyeti Hakkında Bilgi








    arı medeniyeti hakkında bilgi kısaca







  2. Ebru
    Devamlı Üye





    Arı Medeniyeti Hakkında Bilgi

    ARI MEDENİYETİ

    Bazı eski yazılarda bizim zaman kavramımızın Mars'tan çok etkilendiği belirtilir. 19. yüzyıl sonlarında kurulan "Altın Şafak" OTO ve Teozofi örgütleri de Mars gezegeni ile çok ilgilenmişlerdi.

    İddialara göre Mars'ın yörüngesi her 108 yılda bir dünya'ya yaklaşmaktaydı. Bu yakınlaşma dolayısı ile Mars'taki kanalların gözlemlendiği bile iddia edilmiştir. Yine iddialara göre Mars'ın bu periyodik yaklaşımı dünya üzerinde bir seri teröre ve felakete sebep olmaktaydı. Bu nedenle anti-halklar Marsı savaşçılar gezegeni olarak adlandırmışlardı.

    Bazı bilim adamları yaşamın genetik olarak Mars'tan dünyaya geldiğini iddia etmişlerdir. Pireneler ve İtalya'nın St. Angeles bölgesine göç eden Gali ırkların %60-90 oranlarında Rh negatif kan taşıdıkları tespit edilmiştir. Rh pozitif kana mensup insanlar bu dünyalıdır bu dünyada yaratılmışlardır. Halbuki Gali ırklar ve/veya kim Rh negatif kana sahipse o pekala Mars'lı olabilir. George Hunt Williamson ve George Adamski 1940'lı yıllarda ABD'de UFO2larla temas kurduklarını iddia eden ilk şahıslardı. Williamson Colarado Üniversitesi'nde Arkeoloji profesörü idi. UFO'larla ilgili aykırı görüşleri yüzünden bu unvanını kaybetmişti Williamson'un aykırı iddiaları daha çok dünyaya gönderilen bir Mars kolonisi hakkındadır. Williamson'un iddiasına göre başlangıçta dünyaya yerleşen bu ırka "Yaşlılar ırkı" veya Elohim deniyordu. Elohim'in niyeti dünya gezegeni üzerinde gelişmekti. Onların dünyaya geldikleri tarihte mevcut insan ırkı fazla gelişmemişti. Elohimler dünyaya gelmek için dinozorların tamamen ortadan kalkmasını beklemişti. Elohimler ruhsal bakımdan fazla tekamül etmemiş olmakla beraber çok ileri bir teknik düzeydeydiler. Williamson'un iddialarına göre Elohimler dünyadan evvel Mars'ı kolonileştirmişti ve bu gezegendeki yaşamları ile ilgili yazılı bir tarih bırakmışlardı. Mars o zamanki yörüngesinde iken gezegenin yüzeyinde muhtelif yaşam formları mevcuttu. Gezegenin yörüngesinin değişmesi ile Mars'ta iklimlerde büyük değişiklikler gözlemlenmeye başladı. Buzlanma ve havanın buzları eritecek kadar ısınması çok hızlı olarak birbirini takip etti ve bunun sonucunda seller mevcut kanalları genişlettiler. Bu olaylardan sonra gezegenden yaşayanlar buradan göç etmeye karar verdiler. Ruhsal olarak tekamül etmiş olan Mars'lılar gezegenden ayrılmayarak başka bir boyuta geçtiler. Psişik olarak bu kadar gelişmemiş bir grup ta zaman makinelerini veya uzay araçlarını kullanarak fiziksel formları ile dünyaya göç ettiler.

    Bu göç Marslı bir bedenden dünyalı bir bedene reenkarne olmak şeklinde de sürdü. Williamson bu inanılmaz hikayesini bu varlıkların bilgilerini kristallerde sakladıklarını söyleyerek bitiriyordu. Onun iddiasına göre bu kristallerden bazıları And dağlarındaki "Yedi Işın" mabedinde saklanıyordu. Williamson dünya dışı varlıklarla temas kurduğunu iddia ettiği zamanlarda gezegenin bir başka tarafında Mars'la ile ilgili ani bir canlanma olmuştu. Naziler Tibet'teki arkeolojik araştırmalarının sonucunda Mars tarihinin bir diğer yüzünü keşfetmişlerdi. Bu araştırmalarda bulunan muhtelif eşyalarda Mars'taki bir medeniyetin izlerine rastlanmıştı. İlginçtir ki bu buluntular Williamson'un bu kayıtlardan bazıları günümüzden 450.000 yıl daha eskileri ise 1 milyon yıl geriye gidiyordu. Williamson And yerlilerinin çanak ve çömleklerine Mars haritası çizmelerinden çok etkilenmişti. Uzakdoğu'da ve Güney Amerika'da bulunan tarihi eşyalar içinde en önemlisi insanların şuurluluğunu yükseltmek için yapılan kristal tabletlerdi. Bu tabletler 2 boyutlu olmakla beraber üç boyutlu bir görüntü verebiliyor ve 4. boyut deneyimini veya aşkınlık sürecini yaşatıyordu. Bu çeşit malzemeler "Aslanın gizli yerleri" adı verilen yerlerde saklanıyordu. Bu tip yerlerde giriş kapılarını (Mısır'daki Sfenks'te olduğu gibi) aslan heykelleri koruyordu. Bütün bu yerler en kutsal yerler olarak iliniyordu. Bu yerlere fiziksel olarak veya boyutlar arası bir giriş yapmak mümkün değildi. Günümüzde bu yerlerden en önemlisi Çin'de bulunan Şensi piramitleridir. Şensi'de 10 tane büyük 3 tane küçük piramit ve 3 tip Sfenks vardır. Mao'nun ordusu Tibet'i ele geçirdiği zaman Nazilerin buradaki etkisi sona erdi. Bu bölge günümüzde de ziyaretçilere yasaktır. Williamson'a göre Şensi piramitleri gezegenimizdeki açılacak son mühürdür. Eğer onlar açılabilirse dünyanın enerji (Ley) hatları ile temas kurmak yani kayıp bir bilimi yeniden keşfetmek mümkündü. Bu enerji hattının keşfi yalnız "Serbest Enerji"nin temininde değil insanların şuurluluğunda da büyük bir değişime yol açabilirdi. Naziler Tibetli rahiplerden işte bu sırrı öğrenmişlerdi. Fakat bu sırrı veren Tibetli rahipler de ne yazık ki Mao'nun askerlerinin kurbanı olmuşlardı.





+ Yorum Gönder