+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Meslek Rehberi Forumunda Nasıl Gazatecilik Yapılır ? Gazetecilik İle İlgili Gerekli Bütün Yararlı Bilgiler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Nasıl Gazatecilik Yapılır ? Gazetecilik İle İlgili Gerekli Bütün Yararlı Bilgiler








    Nasıl Gazatecilik Yapılır ? Gazetecilik İle İlgili Gerekli Bütün Yararlı Bilgiler

    Gazetecilik Hakkında Gerekli Tüm Bilgiler

    Hiç kimse yolda bir doktoru çevirip, nasıl doktor olunabileceğini sormaz. Çünkü bunun yolu belli*dir. Ama gazeteci olmak için diploma gerek*mediğinden, çoğu zaman tecrübe de aranmadığın*dan, akşamları yaşıtlarını televizyonda haber kova*larken gören pekçok genç “benim onlardan ne ek*siğim var” diye düşünüp, “şu işi bir deneyeyim” ka*rarına varır ve uygun adres araştırmaya başlar.

    “Ne yapmak istiyorsun” diye sorduğunuzda, yanıt genellikle “ne iş olsa yaparım”dır -ki bu ço*ğunlukla “hiçbir iş yapamam” anlamına gelir-. Mesela “iyi fotoğraf çekerim,” “metin yazarım” diyen çıkmaz ya da Osmanlıca bildiğini söyleyen yoktur. Her “alaylı” gibi, “hele bir girelim, işi çabuk sökeriz” düşüncesindedirler. Arada bir, “bu işin okuluna gitsek bir yararı olur mu” diye soran çıkar. Ama mezunların halini görünce genellikle vazgeçer*ler.
    Doğrusu ben de mesleğe aşağı yukarı bu ha*vada başladım.
    Hem de tam yirmi yıl önce bu hafta…
    Gazeteciliğe merakım vardı. SBF Basın Yayın Yüksekokulu’na isteyerek girmiştim. Ancak ilk sene teorik ders*lere boğulunca, pratiği piyasada öğrenebileceğimi fark ettim. Pi*yasada çalışanlarda da “mektep” eksikliği hissediliyordu. İkisini bir*likte götürmem gerektiğine inandım.

    Artık gazeteci olabilmek için tek bir şey gerekiyordu: “Bir tanı*dık…”
    Sınıf arkadaşım Aydın Özdalga, dönemin itibarlı haber dergisi Yankı’nın yazıişleri müdürü Ömer Tarkan’a rica etti. Ertesi gün işe başlamıştım bile…
    Bu kadar kolay olmasına şaş*tım, ama nedenini sonradan anla*dım. Yankı bir okuldu. Ama disip*linli bir okul… Dişini sıkıp kalan*lar iyi bir eğitim alıp mezun olabiliyorlardı. Ama çoğu ağır disip*line dayanamayıp diplomasız kaçıyorlardı.
    Kimler yoktu ki kadroda: Hıncal Uluç, Ahmet Taner Kışlalı, Mehmet Yılmaz, Artun Unsal, Nihat Subaşı… ve hepimizin ba*şında “ömürboyu muhabir kalabilmiş” bir gazeteci: Mehmet Ali Kışlalı…
    İşe başladıktan birkaç hafta sonra 24 – 30 Eylül 1979 tarihli derginin künyesinde adım yayınlandı. Daha bunun keyfini yaşayamadan “üretim içinde eğitim ‘ başladı. Tam bir “kışla” eği*timiydi bu… Masaların üstü düzenli, mesai saatleri belirli, telefon konuşmaları sınırlı, ücretler düşüktü. Buna karşın okul cıvıl cıvıldı ve dışarıdan ılık bir sonbahar iş*veyle göz kırpıyordu. Yani kaçmak için her bahane vardı.
    Sıktım dişimi,kaçmadım.
    İlk yazdığım yazı, Kışlalı’nın ünlü kırmızı kalemiyle orası burası çi*zilmiş bir şekilde geri gelince du*rumun vahametini anladım. Ay*nı kırmızı kalem, sayfanın üzerine kâğıdı delecek kadar sert bir not da düşmüştü: “Yeniden yaz!”
    O yazıyı hâlâ saklıyorum.
    Yeniden yazdım. Ama ikinci kopyayı saklayamadım, çünkü yırtılıp çöpe atıldı. Kışlalı ilk satırda bir sözcüsün yanlış yazıldığını görmüş ve okumamıştı bi*le… Özen göstermediğimi düşünü*yordu. Henüz bilgisayar yoktu, tü*münü baştan yazmak zorundaydım. Boğazım düğüm düğüm yeniden yazdım, sonra yeniden… yeniden… yeniden… Aylar sonra bir gün “fena değil” sözcüğünü duyunca dünyalar benim oldu. Bu, Kışlalı dilinde “mükemmel” demekti.
    Hem haber yazıyor, hem röportaj yapıyor, fotoğraf çekiyor, fotoğrafları karta basıyor, mizanpajını yapıyor, dereni baskıya götürüyordum.
    Bu arada okul takıntısız bitti. Mezun olduğum yaz, Kışlalı, yazıişleri müdürlüğü önerdi. Gururla kabul ettim. Ama henüz yirmibir yaşımı doldurmamıştım. Yirmibirinci yaş günümde “müdür” oldum.
    Yankı serüvenim tam beş yıl sürdü. O beş yıl içinde hem üni*versitede teorik, hem Yankı’da pratik eğitim gördüm, hocam Ahmet Taner Kışlalı ile odalara kapanıp günde üç – dört yazı yazdığımız günleri şimdi keyifle anımsıyorum. İlk ustam Meh*met Ali Kışlalı’ya bir meslek borçluyum.
    Döve döve öğrendik yazı yazmasını; deneyerek, korkarak. özenerek, imrenerek, severek…
    Çetin Altan Milliyet’te Filiz Aygündüz’le yaptığı söyleşide diyor ki:
    “Kilitle adamın üstüne kapıyı. Bir kâğıt bir de kalem ver. ‘Ekmek, süt, ev kirası, okul masrafları, hepsi buradan çıkacak’ de… Yazının ne olduğunu o zaman anlar.”
    Ben, tam anlamıyla öyle anladım yazının ne olduğunu…
    Yaşamadım yazdım; ekmeğimi kalemden kazandım. Yirmin*ci yılda hâlâ öğreniyorum.
    Buna hazır olan varsa, meslek kolay.







  2. Acil

    Nasıl Gazatecilik Yapılır ? Gazetecilik İle İlgili Gerekli Bütün Yararlı Bilgiler isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


gazetecilik nasıl yapılır,  gazetecilik nasil yapilir