+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Misafir Soruları Arşiv Forumunda doğu anadolu bölgesinin tarihi eserleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    doğu anadolu bölgesinin tarihi eserleri








    lütfen doğru bir şey çıksın







  2. Mine
    Devamlı Üye





    van tarihi eserleri

    Van ili târihî ve tabiî güzellikleri çok zengin bir ildir. Başlıca târihî eserleri şunlardır:

    Ulucâmi: 1389-1400 seneleri arasında Karakoyunlu Kara Yûsuf zamanında yapıldığı mimari tarz ve bezemelerinden anlaşılmaktadır. Yıkık vaziyettedir. 1970-1973 arasında yapılan kazılarla câminin toprak altındaki bölümleri ortaya çıkarılmıştır.

    Hüsrev Paşa Câmii: Kânûnî Sultan Süleyman Hanın vezirlerinden Koca Hüsrev Paşa tarafından 1567’de yaptırılmıştır. Mîmar Sinân’ın eseri olup, beş kubbelidir. İki renkli kesme taşlarla değişik görünüşlü ve göz alıcıdır. Yapı günümüzde yıkıktır.

    İzdipar Câmii: Van beylerbeyi İzzeddin Şir Beyin yaptırdığı tahmin edilmektedir. Tâmir edilen kesme taştan yapıyı, medrese odalarının sıralandığı avlu çevreler.

    Van Kalesi: M.Ö. 9. asırda Birinci Sarduri tarafından yaptırılmıştır. Defâlarca tâmir edilmiştir. Van Gölüne 2 km uzaklıkta Van şehri yakınında yalçın kayaların üzerinde kurulmuştur. Çekici ve muhteşem bir görünüşü vardır. Uzunluğu 1800 m, genişliği 120 m, yüksekliği gölden 80 metredir. Kale içinde cami, depolar, kuyular, dükkanlar ve kışla bulunmaktadır. Kaleden aşağıya bin basamaklı bir merdivenden inilir.

    Norgûh Kalesi: Gürpınar ilçesinin 10 km kuzeydoğusunda Erek Dağlarının alçak uzantılarından biri üstündedir. Sitadel veAşağı kent olarak iki bölüme ayrılır.

    Hoşap Kalesi: Gürpınar ilçesindeki kitâbesinden 1643’te Sarı Süleyman Mahmudi Bey tarafından yaptırılmış Selçuklu eseri olduğu anlaşılmaktadır. Başkale yolu üzerindedir. Kalenin altından ve kayalar arasından Hoşap Suyu akar. Kalenin içinde 360 hücre, iki câmi, üç hamam, zindan ve kuyular vardır. Üç surla çevrilidir.

    Toprak Kale: Van şehrinin kuzeyinde olup, aynı yerde Urartu şehir kalıntıları vardır. M.Ö. 734’ten Urartuların yıkılışına kadar başşehirlik yapmıştır. Kalede mâbet ve taş merdivenle inilen sarnıç vardır.

    Çavuştepe Harâbeleri: Hoşap yolu üzerindeki bu tepede Urartulardan kalma bir şehir kalıntısı vardır. 1963’te bulunan bir kitâbede şehrin Kral İkinci Sarduri tarafından kurulduğu yazılıdır. Bu kalıntılar arasında kaleler, saraylar ve çeşitli kalıntılar vardır.

    Şamran Kanalı: Urartular zamânında yapılmış olup, Gürpınar ilçesinden Van Gölüne kadar uzanır ve 56 km uzunluktadır.

    Akdamar Adasındaki târihî Manastır: M.S. 915-921 yılları arasında Gagik tarafından yaptırılmıştır. İçinde freskler ve dışında kabartmalar vardır. Kilisede Bizans sanatından çok doğu etkisi görülür.

    Anzaf (Ansaf) Kalesi: Târihî bir açık hava müzesidir. Urartulardan kalmadır. Van şehrini korumak için yapılmış bir kaledir. Van-Özalp karayolu üzerindedir.

    Hoşap Köprüsü: Hoşap Suyu üzerinde 1671’de yapılmıştır. Üç gözlü olup, ortadaki büyük yandakiler küçüktür. Yapıda iki renk taş kullanılmıştır.




  3. Mine
    Devamlı Üye
    Türbeler: Van ilinde bulunan türbelerin başlıcaları şunlardır: Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerinin türbesi. Müküs’ün Arvas (Doğanyayla) köyündedir. İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. Binlerce mâsumun şehit edildiği Zeve şehitleri Sultan-ı Yekpa Türbesi, Başeti Mehendan Türbesi, Van Kalesi yanında Şeyh Abdurrahmân Baba Türbesi, Güzelsu’da Seyyid Abdurrahman-ı Kutp, Görentaş köyünde Şeyh Muhammed Tayyar Türbesi.
    Mesire Yerleri: Van ili tabiî güzellikler bakımından oldukça zengindir. Bölgede bulunan çok sayıdaki göl, ilin tabiî, güzelliğini arttırmaktadır. Mesire yerleri bakımından Van ili Doğu Anadolu bölgesinin en zengin illerindendir. Başlıca mesire yerleri şunlardır:
    Van Gölü: Türkiye’nin en büyük gölü olup, çevresinin tabiî güzelliği çok fevkalâdedir. Gür yeşilliklerle mavi sular âdetâ kucaklaşır.
    Bendimahi Çağlayanı: Van Gölüne dökülen Bendimahi Suyu üzerindedir. Çağlayanın çevresi eşsiz bir güzelliğe sâhiptir. İl merkezine 100 km mesâfededir. Murâdiye-Çaldıran yolu üzerindedir.
    Akdamar Adası: Gevaş ilçesine iki km uzaklıkta, Van Gölünde bulunan bir adadır. Ada, bâdem ağaçları ve fundalıklarla kaplıdır. Adada eski bir târihî kilise vardır. Yaz aylarında düzenli gemi seferleri yapılır.
    Çatak: Tabiî güzelliği bakımından dünyânın en güzel yerlerinden biridir. Çatak Deresi kenarı meşe, ceviz, meyve ağaçları ve ormanlarla süslü bol av hayvanı bulunur.Çatak girişindeki Ganisipi Şelâlesi haziran sonuna kadar akar.
    Amik: Van-Erciş karayolunun 20. kilometresinde ayrılan yollarla ulaşımı sağlanan Amik Gölü kıyısında bir dinlenme yeridir Süphan Dağına bakan meyve bahçeleri ve tabiî plajlarıyla meşhurdur.
    Kaplıca ve İçmeler: Van yeraltı su kaynakları bakımından oldukça zengindir. Hemen hemen ilin her bölgesinde şifâlı su kaynağı vardır. Fakat bunların bir çoğunda tesis yoktur ve ulaşım imkânı olmadığından sâdece bölge halkı tarafından kullanılır. İldeki başlıca mâdensuları ve kaplıcalar şunlardır: Erciş Hasanabdal Zilan Kaplıcası, Başkale Hagi Mâdensuyu, Başkale Kanlıbudak Mâdensuyu, Başkale Kiloğlan Kaplıcası, BaşkaleZereni Kaplıcası, Erciş Akbaş Köyü Mâdensuyu, Gürpınar Yoldüştü Köyü Mâdensuyu, Murâdiye Aşağı Şerefhâne Mâdensuyu, Muradiye Deftriş Kaplıcası, Murâdiye Dergezin Kaplıcası Özalp Bolbölük Mâdensuyu.
    A ğrı değişik medeniyetlere merkez olmuş bir ilimizdir. Bu yüzden tarihi ve turistik zenginliklere sahiptir. Bunlardan bazıları şunlardır:
    İshak Paşa Sarayı: Ağrı ilinin Ağrı Dağından sonra en çok ilgi çeken yeri İshak Paşa Sarayıdır. Bu saray Doğu Bayezid’in 5 km kadar uzağında eski Doğu Bayezid yanında Sarp kayalar üzerinde kurulmuş ve kartal yuvasını andıran 116 odalı bir saraydır. İçinde cami, hamam, atlar için ahırlar, su ve erzak depoları vardır.
    Türk, Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Sarayda Selçuklu üslubu hakimdir. Dünyada kalorifer, su ve kanalizasyon teşkilatı olan ilk binadır. Bu sarayın yapılmasını 1685’te Doğu Bayezid Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa başlatmış, oğlu Çıldır Valisi İshak Paşa ve onun oğlu Mehmed Paşa tarafından 1784’te bitirilmiştir. 7600 metrekarelik bir sahada yapılan bu sarayın inşaatı 99 sene sürmüştür.
    Ruslar, Doğu Bayezid’i işgal ettiklerinde burasını karargah ve kışla olarak kullanmış ve kıymetli eşyalarını çalmışlardır. 13x6.5 metre ebadında som altından yapılan kapısı Moskova müzesindedir. Ayrıca binanın mühim yerlerini kasten tahrip etmişlerdir. Saray son senelerde yapılan tamirat ile tamamen yıkılmaktan kurtulmuştur.




  4. Mine
    Devamlı Üye
    Doğu Bayezid Kalesi: On dördüncü asırda yapılmıştır. Kayalıklar üzerindedir. Timur Han’ın zorlukla ele geçirdiği bir kaledir. Bugün tamamen harabe halindedir. Doğu Bayezid’in 8 km güneydoğusundadır.
    Kan Kalesi: Tutak’ın 20 km güneydoğusunda bulunan Kalekulu köyü yakınlarındadır. Ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bugün sadece temelleri kalmıştır.
    Toprakkale: Eleşkirt ilçesine bağlı, Toprakkale köyündedir. Yıkık durumda olan kalenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Önünde bulunan cami, 1887’de yaptırılmıştır.
    Küpkıran Kalesi: İl merkezine 20 km uzaklıktadır. Hanebegül Kalesi diye de bilinir. Yıkık durumdadır.
    Havran Kalesi: Hamur yakınlarında olup, Selçuklu Devleti’nin son devirlerinde inşa edilmiştir. Yıkık durumdadır.
    Diyadin Kalesi: Diyadin ilçesindedir. Kaleden günümüze çok az şey kalmıştır.
    Ahmed Han Türbesi: İshak Paşanın katibi olan ve “Hani Baba” olarak tanınan bir İslam büyüğünün kabridir. Bu türbenin yanında Evlad-ı Resul’e ait bir çok seyyid ve seyyidenin türbe ve kabirleri vardır. Seyyid Abdurrahim bin Abdullah Arvasi, Seyyid Muhammed Emin, Seyyid Şeyh Baba (Seyyid Abdülaziz), Seyyid İbrahim, Seyyid Muhammed, Seyyid Fehim, Seyyid Resul, Seyyide Hatice ve Seyyide Çiçek en çok ziyaret edilen kabirlerdendir. Aşağı Doğu Bayezid’in ise Seyyid Abdülkadir ve Seyyide Hanım türbeleri ziyaret edilen yerleridir.
    Halidi Mabedi: Patnos’ta Anzavur tepede Halidi Mabedi isimli harabeler vardır.
    Kaya Mezarları: Taşlıçay civarında kayalar içinde bulunan mezarlardır.
    Yeraltı Kilisesi: Tutak’ın 20 km uzağındadır.
    Meteor Çukuru: 90 sene önce düşen bir akanyıldızın (meteor) açtığı çukurdur. Derinliği 60, genişliği 25 metredir. Büyüklük bakımından Alaska’dan sonra dünyanın ikinci büyük meteor çukurudur. Doğu Bayezid’in Gürbulak bucağı ile Sarıçavuş köyü arasındadır.
    Fışkıran Su: Doğu Bayezid yakınındadır. Yerden 12 m yüksekliğe su fışkırır.
    Balık Gölü: Doğu Bayezid’in sinek yaylasında 2241 metre yükseklikte bir göldür. Yüzölçümü 25 kilometrekaredir. Alabalık ve sazan balığı boldur. Taşlıçay’a 40 kilometredir. Sandalla gezilir.
    Ekşi Su: Doğu Bayezid’deki bu su hazmı kolaylaştırır. Müshil etkisi yapar. Kızıldere köyündeki Ekşi sudan başka Murad Su İçmeleri de sağlığa faydalıdır.
    Diyadin Kaplıcaları: Yılanlı Davud, Köprü ve Tazekent kaplıcaları (çermikleri) binlerce seneden beri kullanılmaktadır. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaeddin Bey bu kaplıcaların civarında ilk tesisleri kurmuştur.
    prü kaplıcasının tortuları Murat Nehri üzerinde tabii bir köprü meydana getirdiği için bu isim verilmiştir. Demir, kükürt, sülfat, kalsiyum ve bikarbonat bakımından zengin olan bu kaplıcalar, romatizma, cilt hastalıkları ile nefrite iyi gelir. Suyun sıcaklığı 60-70 derecedir.
    Diğer eserler: Meya (Günbuldu) Mağaraları, Karlıca, Kız Kulesi, Havran Kalesi, Eski Kümbetler ve Patnos Höyüğünde Urartu Sarayı kalıntıları vardır.
    Efsaneler: Bir kültür köprüsü olan Ağrı ile ilgili pek çok efsane vardır. Tarihin derinliklerinden bugünlere uzanan masallara, hikayelere ve şiirlere konu olan “Kerem ile Aslı”nın birbirini görüp aşık olmaları, Doğu Bayezid ile İshak Paşa Sarayı arasındaki “Keşiş Bahçesi”nde cerayan etmiştir. “Aslı”ya kavuşamayan “Kerem” çektiği bir “Ah” ile tutuşup kül olur. Bu külün başında günlerce bekleyen “Aslı” da külü saçı ile süpürürken tutuşup yanar külleri birbirine karışır.
    Nuh Tufanı: Hazret-i Nuh’un gemisi Ağrı Dağına değil, Cudi Dağına inmiştir: Nuh Tufanı, başta Kur’an-ı kerim olmak üzere diğer mukaddes kitaplarda ve eski destanlarda yer almıştır. Kur’an-ı kerimin Hud suresi, Kamer suresi ve Mü’minun suresi “Nuh Tufanı” ile ilgili teferruatlı bilgileri haber vermektedir.
    Yahudi din adamlarınca değişikliğe uğratılan “Tevrat”da hazret-i Nuh’un gemisinin Ağrı Dağına (Ararat dağına) indiği ifade edilir. Hak kitap ve hiç bir değişikliğe uğramıyacağı Allahü teala tarafından buyrulan Kur’an-ı kerimin Hud suresinin 44. ayetinde hazret-i Nuh’un gemisinin “Cudi Dağı”na indiği açıkça beyan edilmektedir. Bu açık ifadeye rağmen Nuh aleyhisselamın gemisinin başka yere indiğini söylemek bu ayet-i kerimeye uygun olmamaktadır. CudiDağının yeri ihtilaflıdır. Musul, El- Cezire, Şam, Nusaybin ve Amid (Diyarbakır) diyenler olmuştur. Ağrı Dağı diyenler olmadığı gibi, delil de yoktur. Ağrı Dağında hazret-i Nuh’un gemisini arama çalışmalarının altında başka gizli gayeler vardır. Hıristiyan emperyalizmi ve dış Ermenilerin kötü niyetleri gizlidir. Nitekim hazret-i İsa Allahü teala tarafından gökler alemine alındığından 6 sene sonra ahlak, fazilet, namus ve iffet timsali annesi hazret-i Meryem Kudüs’te vefat etti. Mübarek kabri Kudüs’te olduğu ve bu husus İslam kaynaklarında (eserlerinde) açıkça belirtildiği halde, Anadolu’yu bir Hıristiyan ülkesi olarak göstermek isteyen Hıristiyan emperyalizmi, bir kadının rüyasına dayanarak, Efes’i dini bir merkez haline getirmiştir. Efes ile hazret-i Meryem arasında bir bağ olmadığı gibi, Ağrı Dağı ile Nuh Tufanı'ndan kurtulan gemi arasında da hiçbir ilgi yoktur. Nuh Tufanından; Sümerlerin “Gılgamış Destanı”ndan, Amerika’daki Hopi Kızılderililerinin destanlarına kadar bütün eski destanlar da bahseder.
    Eski Türkler, hazret-i Nuh’un gemisinin Altay Dağlarında, Uludağ’da, Hindular Veda’larda (dini kitaplarında) Himalayalarda, eski Yunanlılar Parnas’ta, Asuriler Nizir Dağında, Hıristiyan ve Yahudiler Ağrı Dağında olduğunu iddia ederler. Araplar, Ağrı Dağına “Haris”; Küçük Ağrı Dağına “Hırvayris” derlerdi.
    --------------
    Erzurum'daki Tarihi Eserler

    Erzurum Kalesi

    Şehrin ortasında kalan Erzurum kalesinin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.Kalenin varlığın milattan öncesine dayanmaktadır.yapılışından sonraki devirlerde Urartu,Roma,Bizans ve Sasanilerin hakimiyeti altında kalan kale,11.yy.dan itibaren Türklerin hakimiyeti altına girmiştir.Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Erzurumla birlikte Kaleden de söz etmekte ve iki katlı sur duvarlarıyla çevriliş olduğunu ,içindede toprak damlı 1700 adet ev olduğunu belirtmektedir.

    İç kale

    İç Kale'nin bu günkü girişi ikinci bir kapıdan sağlanmaktadır.Kale kapısının açıldığı avlu kısmen harap olmuştur.Bu bölümde eskiden hamam ,arabalar,savunma odaları bulunmaktaydı.



    Kale Mescidi

    İç Kale'de bulunan mescit ,12yy.da Saltuklular tarafından yapılmıştır.Evliya Çelebi,seyahati sırsında (1610) bu mescitte cemaat bulunmadığını yazmaktadır.

  5. Mine
    Devamlı Üye
    Saat Kulesi(Tepsi Minare)
    Saat Kulesi ve kesik kule adlarıyla da anılan Tepsi Minare,Erzurum'a hakim konumundaki iç kalenin güney batı köşesinden yükselir.
    Kısmen tahrip olmuş kitabesine göre,Saltuklu hükümdarı Emir Muzaffer Gazi tarafından yapılmıştır.12.yy. ortalarından kaldığı sanılmaktadır.16.yy.ın başlarında üst kısmı yıkılan minareye önce 1843,ardından da 1881 yıllarında saat yerleştirilmiş ve saat kulesi haline getirilmiştir.Halk arasında yaygın olarak Saat Kulesi kullanılmaktadır.Minare aynı zamanda gözetleme kulesi olarak ta kullanılmıştır.
    Çifte Minareli Medrese
    Erzurum'un sembolü haline gelen Çifte Minareli Medrese'nin kitabesi olmadığından ,gerçek adı ile ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad'ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedanı'ndan Padişah hatun tarafında yapılabileceği düşüncesiyle Hatuniye Medresesi diye adlandırılmaktadır.genel olarak 12.yy sonlarına doğru yaptırıldığı kabul edilmektedir.Sultan 4.Murat tarafından bir süre tophane olarak kullanılan daha sonra kışla olarak kullanılmıştır.
    Tebrizakapı'daki medrese açık avlu medreselerinin Anadolu'daki en büyük örneğini teşkil etmektedir.Tüm mimari ihtiş.. rağmen,süslemeleri yarım kalmıştır.Buna rağmen duvarlarındaki taş oymaları göz kamaştırmaktadır.
    Yakutiye Medresesi
    Cumhuriyet caddesi üzerinde bulunan medrese ,taç kapısında bulunan kitabesine göre İlhanlı hükümdarı sultan Olcayto zamanında Gazan han ve Bolugan hatun adına,Cemaleddin Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır.17.yy dan sonra askeri amaçlarla kullanılan medresenin çevresi geçtiğimiz yıllarda temizlenmiş ve ağaçlandırılmıştır.Medrese, bugün İslam eserleri müzesi olarak kullanılmakta ve meraklıları tarafından ilgiyle gezilmektedir.Binanın taş oymalarındaki ustalık,inceleyen herkesi şaşkına çevirmektedir.
    Üç Kümbetler
    Çifte minareli medrese ile ulu caminin güneyinde,eski mezarlık içinde yer alan kümbetlere Üç Kümbetler denilmektedir.
    Emir Sultan Kümbeti
    Üç Kümbetler'in en büyüğüne bu ad verilmektedir.Ne zaman yaptırıldığı kesin olarak bilinmeyen Emir Sultan Kümbetinin 12.yy sonlarına doğru Saltuklu sultanı İzzeddin Saltuk adına yaptırıldığı sanılmaktadır.
    Küçük İki Kümbet
    Üç Kümbetlerin diğer iki ayağını oluşturan küçük kümbetlerin 16. yy dan kaldığı sanılmaktadır.
    Diğer Kümbetler
    Erzurum'da Üç Kümbetler dışında Cimcime sultan,Karanlık,Gümüşlü,Rabia Hatun ,Ahi baba,Mehdi Abbas kümbetleri bulunmaktadır.
    Ulu Camii(Kutabey Camii)
    Tebriz kapı semtinde Çifte minareli medresenin kuzey batısında ve çok yakınında yeralmaktadır.Caminin yapılış tarihi kesin olarak belli değildir.Günümüze ulaşmamış kitabesine göre,1179 tarihinde Saltuklu Hükümdarı Nasreddin Muhammed tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.Caminin çeşitli defalar onarımdan geçmesi,mimari yapısının bozulmasına sebebiyet vermiştir.Ulu camii 1629,1787,1860 yılları ile 1965-68 yılları arasında önemli onarımlardan geçmiştir.
    Osmanlılar döneminde Erzurum'da çok sayıda cami ve türbe yaptırılmıştır.Camilerin en önemli özelliği hepsinin tek minareli olmasıdır.son yıllarda Atatürk Üniversitesi ile

  6. Mine
    Devamlı Üye
    Yenişehir Semtinde yapılan Solakzade camilerinde çift minare kullanılmıştır.
    Erzurum'daki Diğer Camiler
    Erzurum'daki diğer tarihi camiiler şöyle sıralanabilir.
    Muratpaşa Camii
    1573 yılında Kuyucu Muratpaşa tarafından yaptırılmıştır.
    Gürcükapı Camii
    1608 yılında yaptırılmıştır.
    Boyahane Camii
    1621 yılında İlyas Ağa tarafından boyahane hamamının bir bölümünün camiye çevrilmesiyle ortaya çıkmıştır.
    Caferiye Camii
    1645 yılında Hacı Cafer tarafından yaptırılmıştır.
    Kurşunoğlu Camii
    1700 yılında Erzurumlu ünlü Şeyhülislam Feyzullah Efendi Tarafından yaptırıldı.
    Pervizoğlu Camii
    1716 yılında Pervizoğlu Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır.
    Dervişağa Camii
    1717 yılında Hacı Derviş Ağa tarafından yaptırılmıştır.
    Gümrük Camii
    1718 yılında Hacı Bektaşoğlu Derviş Hacı İbrahim tarafından yaptırılmıştır.
    Bakıcı Camii
    1720 yılında Hacı Mustafa tarafından yaptırılmıştır.
    Caferiye Camii
    1738 yılında Hacı Yusuf Efendi tarafından yaptırılmıştır.
    İbrahimpaşa Camii
    1748 yılında Vali İbrahim paşa tarafından yaptırılmış.
    Şeyhler Camii
    1771 yılında Fehim adlı bir usta tarafından yapılmıştır.
    Cennetzade Cami
    1785 yılında İsmail Efendi tarafından yapılmıştır.
    Rüstempaşa Kervansarayı(Taşhan)
    Erzurum'daki kervansarayların en önemlisi Rüstempaşa Kervansarayı diğer adıyla Taşhan'dır.Yapı,büyük ihtimalle Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri Rüstempaşa tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır.Tarihi Rüstempaşa Kervansarayı günümüzde çarşı olarak kullanılmaktadır.İç avlunun etrafında yer alan bölümler,dükkan olarak kullanılırken,üskattaki bölümlerde yer alan esnaf Oltutaşı işlemeciliği yapmaktadır.
    Erzurum'daki Diğer Kervansaraylar
    Rüstempaşa Kervansarayı'ndan başka Erzurum'da Gümrükhane(Kongre meydanında),Cennetzade Hanı ve Kamburoğlu Hanı bulunmaktadır.İçlerinde en faal durumdaki Taşhan'dır.
    Tarihi Hamamlar
    İklimi bakımından Anadolu'nun en soğuk şehirlerinin başında gelen Erzurum'da Türk devrinin ilk yıllarından itibaren çok sayıda hamam yapılmıştır.Şehrin her yerinde bol miktarda su kaynağının olması da hamam sayısını artırmıştır.Çok eski devirlerde yapılan hamamlar suyun getirdiğinden ve tahribat yüzünden günümüze kadar ulaşamamıştır.Günümüze kadar ulaşabilenleri;
    Lalapaşa Hamamı
    Tebrizkapı semtinde bulunan Lalapaşa Hamamı'nın yapılış tarihine ışık tutacak bir kitabesi bulunmamaktadır,ancak hamamın dönemin beylerbeyi Lala Mustafa paşa tarafından yapıldığı zannedilmektedir.
    Boyahane Hamamı
    1566 yılında Hacı Emin Paşa tarafından yaptırılmıştır.
    Murat Paşa Hamamı
    Erzincankapı Semti'nde bulunan Muratpaşa Hamamı,1572 yılında Hacı Muratpaşa tarafından yaptırılmıştır.
    Kırkçeşme Hamamı
    Ayazpaşa mahellesindedir.Çehresi tamamen değişerek günümüze ulaşmıştır 16. yüzyıl sonları ve 17.yüzyıl başları civarı yaptırıldığı sanılmaktadır.
    Saray Hamamı
    Emirşeyh mahallesinde Üç Kümbetler'in yanında bulunmaktadır.Girişinde bulunan kitabesine göre saray Hamamı 1707 yılında bir cami ve türbesi bulunan Derviş Ağa tarafından yaptırılmıştır.
    Gümrük Hamamı
    Gümrük Camii ile aynı tarihte yani 1718 yılında Derviş Hacı İbrahim tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.
    İki Göbek Hamamı
    Yapım tarihi 18. yüzyılın sonlarına rastlamaktadır.Hamam planlarının içinde değişik bir görünüme sahiptir.Yeğenağa mahallesindedir.
    Şeyhler Hamamı
    Şeyhler Camii yanındadır.1720 yılında yaptırılmıştır.
    Fuadiye Hamamı
    Gürcükapı Semtinde bulunan bu hamamın mimari özellikleri çok değişmiştir.18.yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.
    Tarihi Çeşmeler
    Erzurum önemli su kaynakları üzerine kurulmuş bir şehirdir.Hemen her köşe başında bir çeşme bulunmaktadır.Erzurum'da çeşitli yerlere dağılan 13 ayrı su yolu bulunmaktadır.
    Erzurum'un çeşmelerinden bazıları
    Erzurum'daki çeşmelerden bazıları şunlardır:

  7. Mine
    Devamlı Üye
    Cennet çeşmesi(Boyahane hamamı karşısındadır.),Hacı Mehmet Çeşmesi(Gürcükapı Semti'ndedir),Hüseyin Çeşmesi(Yukarı Habip Efendi Mahallesindedir),Kırkçeşme(Kırkçeşme Hamamı yanındadır),Şabahane Çeşmesi(Taşmağazalar'ın üst kısmındadır),Dabakhane Çeşmesi(Tebrizkapı Semti'ndedir),Akpınar(Mahallebaşı'ndadır).Dörtgüll ü Çeşmesi(Muratpaşa Çeşmesi).
    --------------
    Erzincan tarihi eserleri.

    Pazaryeri Çeşmesi (Kemah) Erzincan Kemah ilçesinde bulunan Pazaryeri çeşmesi kesme taştan yapılmıştır. Çeşmenin kitabe yeri olmasına rağmen kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Bu bakımdan ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.
    Silmeli hafif sivri kemer içerisine ayna taşı yerleştirilmiş, bunun iki yanına da su taslarının konulması için iki hücre yapılmıştır. Ayrıca silmelerle çeşmeye ikiye ayrılmış görüntüsü verilmiştir.
    --------------
    Bingöl Tarihi Eserleri Ve Turistik Bilgiler
    --------------------------------------------------------------------------------
    Tarih boyunca yayla vazifesi gören Bingöl'de tarihi eser diğer illere oranla azdır.
    Kığı Camii: 1401-1402 senelerinde Akkoyunlu Pir Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. Kığı ilçesindeki bu cami, bölgede günümüze kadar gelebilen Türk-İslam eserlerinin en eskidir. 1734, 1767 ve 1797'de tamir görmüştür.
    Kığı Kalesi: Kığı'ya 6 km uzaklıkta sarp ve yüksek bir kaya üzerinde, inşa edilmiştir. Buraya çıkmak oldukça zordur. Kaleyi İslam orduları kumandanı hazret-i Halid bin Velid fethetmiştir. Bizans dönemi yapısı olduğu tahmin edilmektedir.Kalenin büyük bir bölümü yıkılmıştır.
    Seritarius Kalesi:Murad Irmağı vadisinde olup, Bingöl merkezine 20 km uzaklıktadır. Urartular tarafından yapılmıştır. Günümüzde taş yığınları durumundadır.
    Kral Kızı Kalesi (Dara-Hini): Genç ilçesinde olup, Pers Kralı Dara'nın kızı için yaptırılmıştır. Diyarbük Çayı ile Kansper Çayının birleştiği yerde bir tepe üzerindedir. Günümüzde yıkıntı halindedir.
    Mesire Yerleri: Bingöl'ün mesire yerleri çok güzeldir. Gerekli turistik tesisler yapıldığı takdirde, Bingöl turizm bakımından eşsiz bir merkez olmaya namzeddir. Güneşin doğuşunun en güzel manzarası Himalayalardan sonra Bingöl'dür. Bu iki yerden başka üçüncü bir yer yoktur.
    Kaletepe: Karlıova ilçesinde Bingöl Dağları üzerindedir.Kaletepe'de (3250 m) güneşin doğuşunu ve binlerce irili ufaklı gölcükleri seyretmek insana çok haz verir.
    Kırevi: Bingöl'e 10 km uzaklıkta Elazığ karayolu üzerindedir. Ormanlık ve buz gibi kaynakları ile eşsiz bir mesire yeridir.
    Kayakevi: Bingöl-Elazığ karayolu üzerindedir. Bingöl'e 20 km uzaklıktadır. Her türlü konfora haizdir. Kış sporları için gerekli olan bütün tesisler vardır.
    Kaymakevi: Kayakevine 5 km uzaklıktadır. Kaymak ve balı meşhurdur. Güzel bir manzarası vardır.
    Soğuk Çeşme: Bingöl-Karlıova yolu üzerinde olup,Bingöl'e 30 km uzaklıktadır. Ormanlık bir yerdir. Buz gibi su kaynakları, leziz etlerden yapılmış tavaları ile meşhurdur.
    Kerek Deresi: Kığı ilçesinin yakınında çevresi ağaçlarla kaplı bir mesire yeridir.
    Kaplıcaları: Birçok sıcak su kaynağı bulunan Bingöl'de Kös Kaplıcası dışında modern kaplıca tesisi yoktur.
    Kös Kaplıcası: Fahran bucağına 18 km uzaklıktadır. Banyoları, ağrılı hastalıklarda, romatizmada, kol ve bacak damarlarındaki dolaşım bozukluklarında damar açıcı faydası vardır. İçmeler, karaciğer, safra kesesi, mide barsak hastalıklarına, özellikle de şeker hastalığına faydalıdır.
    Dikpınar Ilıcası: Genç ilçesine 30 kilometredir. Cilt hastalığına iyi gelir.
    Horhor (Sabırtaşı)Kaplıcası: Kığı ilçesindedir. Suyu kükürtlü ve çok sıcaktır. Cilt hastalığına iyi gelir.
    Çerme Kaplıcası: Karlıova'nın Çerme köyündedir. Romatizmaya iyi gelir.
    --------------
    K ars tabiî güzellikleri ve târihî eserleri bakımından zengindir. Târihî eserlerin çoğu yıkık durumdadır. İlk yapılış şeklini koruyan eser çok azdır.
    Kars Kalesi: 1152’de Saltukoğullarında Sultan Melik İzzeddin tarafından Mîmar Firuz Ağaya yaptırılmıştır. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde büyük ölçüde tamir ettirilmiştir. İçkale günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir. Dışkale surlarının kalıntıları vardır. Kalede 220 burç ve kule 2000 mazgal bulunur.
    Evliyâ Câmii: 1579’da yapılmıştır. Bu devirde yapılan camilerin en önemlilerindendir. 1628’de yıkılmışsa da sonradan tâmir ettirilmiştir.
    Beylerbeyi Sarayı: 1579’da devrin Beylerbeyisi için yapılmış iki katlı bir binâdır. Osmanlı devri sivil mîmârîsinin güzel örneklerindendir. 1828’de Osmanlı-Rus savaşında yıkıldı ise de yeniden yapılmıştır.
    Havarîler Kilisesi: 932-937 seneleri arasında yaptırılmıştır. 1579’da câmiye çevrilmiş ve Kümbet Câmii ismini almıştır. 1778’de Ruslar tarafından tâmir ettirilerek tekrar kiliseye çevrilmiştir. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
    Mesire yerleri: Kars ili, yaylaları, gölleri ve temiz havası bakımından çok zengin illerimizdendir. Sarıkamış ilçesine 4 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeri olan Soğuksu ilin önemli mesire yerlerindendir. Sarıkamış ormanları gezilmeye değer güzel yerlerdir.
    Kaplıcalar: Kars, şifalı su kaynakları bakımından da zengin ise de, gerektiği şekilde faydalanılmamaktadır. Şifalı su kaynaklarının çoğunda tesis yoktur. İlin çeşitli yerlerinde maden suları çıkmaktadır.
    KARS DESTANI
    İslâm ehli olan işitsin, bilsin,
    Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.
    İsterse Urus il ne ki var gelsin,
    Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.
    Kuşanın kılıcı, giyinin donu,
    Kavga bulutları sardı dört yanı.
    Doğdu koç yiğidin şan alma günü,
    Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.
    Asker olan bölük bölük bölünür,
    Sandınız mı Kars Kalesi alınır?
    Boz atlar üstünde kılıç salınır,
    Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.
    Kavga günü namert sapa yer arar,
    Er olan göğsünü düşmana gerer.
    Cümle ervah bizle meydana girer.
    Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.
    ŞENLİK, ne durursuz atlara binin
    Sıyra kılıç düşman üstüne dönün.
    Artacaktır şanı, şanlı vatanın,
    Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.
    AŞIK ŞENLİK

+ Yorum Gönder


doğu anadolu bölgesinin tarihi eserleri ,  doğu anadolu bölgesinin tarihi yerleri,  doğu anadolu bölgesindeki tarihi eserler,  doğu anadolu bölgesi tarihi eserleri,  doğu anadolunun tarihi eserleri,  doğu anadolu bölgesi tarihi eserler