+ Yorum Gönder
Bilgi Arşivi ve Nedir Ne Demektir Forumunda Sosyolojiyi kim buldu , sosyoloji ne demek Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Sosyolojiyi kim buldu , sosyoloji ne demek








    Sosyolojiyi kim buldu

    Sosyoloji, insan gruplarının yapılarını, fonksiyonlarını, bu yapı ve fonksiyonlardan meydana gelen değişmeleri, bu değişmeler sonucu
    meydana çıkan sosyal problemleri, kısaca, her türlü sosyal hadise, vaka ve teşekkülü kendine has metodlarla inceleyerek kanunlara, prensiplere bağlayan ve sosyal problemlere çözüm arayan pozitif bir ilim dalıdır.

    Bir ilim olarak sosyolojinin doğuşu çok eskideğildir. Bununla beraber, sosyal hayatın yorumlanmasıyla ilgili çalışmalar çok eskidir. Eski Yunan’da, Hıristiyan ve İslam dünyasında yetişen pekçok fikir adamı toplum hayatıyla ilgili görüş, düşünüş ve yorumlarını ortaya koymuşlardır. Eflatun, Aristo, Saint Augistin, Thomas Moodrus, Thomas Campenella, Niccola Machiavel gibi Yunan ve Hıristiyan fikir adamlarının yanında 9. yüzyılda yaşayan Türk filozofu Uzlukoğlu Muhammed Farabi, Biruni ile 15. yüzyılda yaşıyan Tunuslu tarihçi Abdurrahman İbn-i Haldun sosyolojinin önemli bilginleridir.

    Sosyoloji ilminin kurucusu İbn-i Haldun; metodunu ortaya koyan Auguste Comte’tur. Farabi El-Medinet-ül Fazıla (Faziletli Şehir) isimli kitabında toplumla ilgili görüşlerini belirtir ve bugünkü Birleşmiş Milletler fikrini ileri sürerek toplumların birbirlerini tamamlamaları gerektiğine inanır.

    İbn-i Haldun ise, insan toplulukları hakkındaki görüşlerini Mukaddime isimli iki ciltlik ünlü eseriyle ortaya koymuştur. Bu kitap, yazdığı tarih kitabının önsözü mahiyetindedir. İbn-iHaldun tarihte ilk defa sosyal hayatın objektif ve determinizme bağlı bir yorumunu yaparak, oradan genellemelere varmaya çalışmış ve dolayısıyle sosyoloji ilminin temellerini atmıştır. O, sosyoloji ilmine İlm-i Tabiat-i Umran adını vermiştir. İnsanların cemiyetler halinde birbirleriyle yardımlaşarak memleketleri imar etmelerini ve yaşayışları için gereken geçinme vasıtalarını, sebeplerini, aletlerini hazırlamalarını“Umran” kelimesiyle ifade etmiştir. Ancak bu ilmin siyaset, ahlak, hitabet ve başka ilim ve fen cümlesinden olmayıp, kendi başına bir ilim olduğunu açıklamıştır.

    Sosyoloji terimini ilk defa kullanan, 19. yüzyılda yaşıyan Fransız sosyoloğu Auguste Comte’tur. Auguste Comte, ferdin psikolojik davranışlarını dahi, sosyal kaynaklı kabul ederek, ferdî ruhları inkar edici bir metodla sosyolojisini kurmaya çalıştı. Batı dünyasında, Auguste Comte, sosyal hayatın ilk pozitif ve objektif yorumcusu olmak önceliğine de sahiptir. Auguste Comte’un ferdin her şeyini cemiyete bağlayan bu aşırı anlayışı diğer sosyologlar tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. Karl Marx ise cemiyetleri, her türlü bağlantıdan ayrı, yalnızca maddî bağlarla birbirine bağlamış insan grupları şeklinde ele almıştır. Bu ikisinin insanlığın geçmişi ve toplumlar hakkındaki görüşleri tamamen farklıdır. Karl Marx’tan sonra Almanya’da yetişen Weber eski Çin, Hindistan ve Modern Avrupa’nın dini ve sosyal sistemleri hakkında çalışmalarda bulundu. Elde ettiği bilgileri Marx’tan daha detaylı olarak ortaya koymuştur. Weber, üretimin sosyal organizasyonu hakkında Marx’ın yolunu takip ettiyse de, sonunda bir toplumun politik ideolojisiyle sistemlerinin ayrı hürriyetlere sahip olduğunu belirtti. Fransa’da Emile Durkheim, Auguste Comte’u takip ederek sosyoloji ilmini geliştirmeye çalıştı. Özellikle “kollektif ruh” ile “ferdî ruh”u birbirinden ayırıp birincisini ikincisine üstün tutarak, sosyolojiyle psikolojinin konularını birbirlerinden ayırmayı denedi. Auguste Comte’unun hatalarını düzeltmeye başladı ve bunda da başarılı oldu.

    Fransız sosyologlarından deneysel sosyolojinin kurucusu F. Le Play (1806-1882) ise, sosyoloji terimini beğenmeyerek yerine Science Social teriminin kullanılmasını tavsiye etti.

    Günümüzde sosyoloji alanında herbiriyle boğuşan, ters düşen ve çatışan birçok ekoller bulunmaktadır. Sosyal olayları ve toplumları açıklayış tarzına göre ekollerin arasında farklılıklar meydana gelmiştir. Bu ekollerin bir kısmı şunlardır: Coğrafyacı ekolü, mekanik ekolü, demografi ekolü, antropoloji ekolü, Darwinci ekolü, pozitivist teori ekolü, Durkheimciler, Strüktüralistler, ekonomist ekolü, hukukçu ekolü, dîni temel alanlar, töreyi-adeti-ahlakı temel alanlar, Le Playciler, Bilimsel sosyoloji ekolü, bütüncü (geştalt) ekolü.

    Ayrıca psikolojiden etkilenen ekoller olarak şunlar sayılabilir: İçgüdüyü temel alanlar (Freud, Hans Blüher…), içebakış ekolü, davranışçı ekolü.

    Sosyolojinin konusunu tayinde, konularını yorumlamada, farklı görüş ve sistemler, bu ilim alanında ağırlığını duyurmaktadır. Sosyoloji ilmi kısa zamanda başarılı adımlar atarak gelişmiştir. Çağdaş sosyologlardan P.Sorokin, A.Toynbee, Prof. C. Zimmerman gibi sosyologların bu ilim konusunda çalışmaları dikkati çekmektedir. Özellikle P. Sorokin Çağdaş Sosyoloji Teorileri adlı kitabında, bütün
    klasik sosyologları tenkit etmekte, mevcut sosyoloji ekollerinin yetersizliklerini ortaya koymaktadır.

    Sosyolojinin konusu

    Sosyoloji, insanın sosyal hayatını inceler. İnsanlar yaratılışlarının bir gereği olarak toplu olarak yaşarlar. Toplu halde yaşayan insanların karşılıklı olarak birbirine etki etmesi sonucu toplumda birtakım ortak ilişkiler meydana gelir. Sosyoloji, topluluk halinde yaşayan insanların birbirlerini karşılıklı olarak etkilemesinden meydana gelen sosyal kuruluş ve ilişkileri inceler. Sosyolojinin konusunu teşkil eden sosyal hayata sosyal gerçek denir. Sosyal gerçeklik incelenirken grup kavramı üzerinde önemle durulur.








  2. SuSKuN bELa
    Devamlı Üye





    Sosyoloji insanların sorunlarını problemlerine çözüm arayan pozitif bir bilim dalıdır sosyoloji hakkında bir sürü bilim adamı bilgiler vermiştir ama en önemli kişi Abdurrahman İbn-i Haldun'dur.




+ Yorum Gönder