+ Yorum Gönder
Eğitim Arşivi ve Öğrenci odası Forumunda Tiyatro ve 32 tane örnek skeç Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Tiyatro ve 32 tane örnek skeç








    Tiyatro skeçleri arşivi..

    NOT: LİNKLER SİLİNDİ VE YAZILI BİR KAÇ SKEÇ EKLENDİ..


    SAĞIRIN HASTA ZİYARETİ

    İHTİYAR : Ah, ah! Şu sağırlık ne kötü bir şeymiş yahu? Hayat çekilmez bir işkence oluyor insanın kulakları duymayınca. Bu hale de şükür, ya bir de kör olsaydım, felçli olsaydım, ne bileyim, çaresiz bir hastalığa yakalansaydım. Buna da şükür.

    KADIN :Efendi, efendi! Yine geldiler her halde… Kendi kendine ne konuşup duruyorsun böyle? Efendi beni duyuyor musun?

    İHTİYAR :Nee? Uyuyor muyum! Hayır, hayır uyumuyorum.

    KADIN : Allah, Allah, ne olacak bu adamın hali! Hanyayı Konya anlıyor.

    İHTİYAR :Ne dedin hanım Havva kolonyayı mı alıyor?

    KADIN : Tamam, tamam yok bir şey… Çattık yahu…

    İHTİYAR :Nee, çatıda yangın mı çıktı?

    KADIN :Neyse boş ver… Duydun mu komşu hastalanmış?

    İHTİYAR :Koşu başlamış mı? Ne koşusu bu hanım?

    KADIN : Komşu, komşu… Sabahtan beri yanlış anlıyorsun. Komşu hastalanmış diyorum.

    İHTİYAR :Nee?

    KADIN :Hastalanmış komşu diyorum

    İHTİYAR : Haşlanmış turşu mu yiyorsun? Yahu turşunun haşlanmışı nasıl oluyor ki!

    KADIN :İlahi efendi bir ömürsün. Bari yazarak anlatayım. Bak şimdi şu kağıda yazıyorum.

    İHTİYAR : Aşağıda kazı mı yapıyorsun, niye?

    KADIN :Bakburaya! Kom-şu has-ta-lan-mış he-men onu zi-ya-ret-et.

    İHTİYAR :Haa! Demek komşum hasta ha!.. Vah, vah! Hemen onu ziyaret edeyim. Ama benim kulaklarım iyi duymaz ki. Nasıl anlaşacağız onunla? Ama olsun, o dudaklarını kıpırdatınca ne dediğini tahmin ederim. “Nasılsın komşu ?” derim. “Hamd olsun biraz iyiyim.” diyecektir. “Şükürler olsun sevindim” derim. Sonra “Ne yiyip ne içiyorsun? derim? O da “şerbet içtim, yada çorba içtim” der. Ben de “afiyet olsun” derim. Sonra da hangi doktor geliyor? diye sorarım. O da bir doktor ismi söyler elbet. Bunun üzerine ben de “ooo çok iyi, çok iyi” derim. Hanım ben komşuyu ziyarete gidiyorum.

    KADIN : Efendi Allah yardımcısı olsun, selamlarımı da iletiver.

    İHTİYAR oğru, doğru saçlarımı da düzelteyim. Hadi ben çıktım.

    KADIN :Hadi bakalım.

    (Yan Komşu da) –

    İHTİYAR :Huu komşu… Komşu ben geldim. Nasılsın bakalım?

    KOMŞU : Sorma komşu ölüyorum, ölüyorum. Off, off!

    İHTİYAR : Oh, oh çok şükür olsun… Çok sevindim

    KOMŞU emek çok sevindin ha! Seni nankör!

    İHTİYAR : Söyle bakalım komşu, ne yiyip ne içiyorsun?

    KOMŞU :Zehir zıkkım yeyip içiyorum. Bu hastalık beni bitirdi…

    İHTİYAR : Afiyet olsun, afiyet olsun… Peki hangi doktor geliyor tedaviye?

    KOMŞU :Ne tedavisi be adam! Ölüyorum ben. Azrail geliyor, Azrail…

    İHTİYAR :Çok iyi, çok iyi… O gerçekten iyi bir doktordur. İşini iyi bilir. Bütün acıların son bulacaktır merak etme…

    KOMŞU :Bela mısın be adam! Yürü git işine! Hanım, hanııım şu sağırı defet evden!

    İHTİYAR : Doğru söyledin komşu. Sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Hadi artık ben gidiyorum. Hasta ziyareti kısa olur. Sağlıcakla kal…







  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Bu işinize yarar umarım

    Vatandaş Osman Emmi torunu için bir bilgisayar almaya gider.Torununu kıramayıp parayı zar, zor biriktirmiştir;

    OSMAN EMMİ:

    Kardaş bana bir bilgisayar ver eyisinden olsun.Şöyle torunuma layık olsun emme.İkinci sınıfa gidiyor.Proce mi ,perfomas mı ne ödevleri varmış ta, onlar için pek eyi olurmuş. Ne zamandır istiyodu zaten.

    UYANIK SATICI:

    Tabii amcacığım sen paradan haber ver yeterki .İşte elimdekilerin en iyisi bu.(Ceketinin koluyla bilgisayarın tozlarını siler.)

    OSMAN EMMİ:

    Ne kadar oluyo şinci bu alet?

    UYANIK SATICIenin için bin lira yaparız.

    OSMAN EMMİ :

    Çok pahalıymış kardaş. Elimde hiç para kalmayacak biraz indirsen

    UYANIK SATICI

    Katiyyen olmaz.Çok süper bir bilgisayar bu.En son madel .Bununla her şeyi yapabilir torunun. Başına oturdu mu okula gitmiş gibi olur.

    OSMAN EMMİ;

    Peki al bakalım.(Tıkır tıkır paraları sayar.)

    UYANIK SATICI;(Paraları sakalına sürer)Hayrını gör amca adresi ver de ben eve gönderirim.

    Adresi yazar Osman emmi soğol deyip uzaklaşırken. Arkasından bağırır :

    UYANIK SATICI

    Alan veren gavur olsun. Satılan mal geri alınmaz haaa (Kendi kendine söylenir Oh be kurtuldum şu hurdadan amca yaşlı, torunu da küçük bu hurda onlara yeter

    (İki gün sonra Osman Emmi bilgisayarcıda)

    OSMAN EMMİ:

    Kardaş verdiğin bilgisayar çürük çıktı.Hani her şey yapardı, en son modeldi.Açamadık bile.

    UYANIK SATICI

    Açmayı bilmiyorsan bana ne!

    OSMAN EMMİ

    Açmayı biliyoruz emme düğme içine kaçtı.Ya bana düzgün bir şey vir yada paramı vir

    UYANIK SATICI

    Tek kuruş vermem.Hem alan veren gavur olsun dedik.İkimizde gavur oluruz valla!(Satıcı sinirli hareketler yapar.)

    (Osman emmi çaresiz peki der kara kara düşünerek evine gider.Tam okulun önünden geçerken aklına öğretmen hanım gelir.)

    İçeriye bağırır;Ögretmen hanım kızııııım1

    ÖĞRETMEN HANIM

    Buyur Osman Emmi

    OSMAN EMMİ:

    Toruna bilgisayar aldıydım ya biliyon. Hem bozuk hem çürük çıktı.Bugün gittim. Ya paramı ya sağlam bilgisayar dedim ikisini de virmedi.Nirdeyse beni kovacaktı.Hanım kızım sen bilirsin,bana bi akıl vir.

    ÖĞRETMEN HANIM

    Üzülme Osman Emmi.Hakkını alacaksın.Anladığım kadarıyla senin bu satıcı kendini uyanık zannediyor.Bozuk bilgisayarı bilerek satmışa benziyor. İki yıl içinde hakkını arayabilirsin.Yarın git paranı iste.Vermezse Hakemler Heyeti ne şikayet edeceğini söyle.Yine vermezse Hakemler Heyetine git.Ama bence gerek kalmayacak.Paranı hemen verecek.

    OSMAN EMMİ:

    Sağol ögretmen hanım kızım.İçime su serptin.

    (OsmanEmmi gider.Satıcı yine mi ,sen amada yapışık adamsın be diye bağırır.)

    OSMAN EMMİ: Paramı vir,hakkımı sana yidirmem.Ben o parayı kolay biriktirmedim.

    UYANIK SATICI;Virmezsem ne yaparsın der dalga geçerek.

    OSMAN EMMİ:Şikayet ederim

    UYANIK SATICI:

    (Satıcı sırıtarak)Nireye

    OSMAN EMMİ:(Bu sefer Osman Emmi sırıtarak)Hakemler Derneğine

    (Uyanık satıcı birden panikler)

    UYANIK SATICIen orayı nerden biliyosun be!

    OSMAN EMMİ (gülümseyerek):Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp kardaş

    UYANIK SATICI:Tamam tamam hemen getir bilgisayarı der, parayı verir

    OSMAN EMMİ: (Parayı alır)Niye ben getirecekmişim.Gönderirken pek hevesliydin ya, bi zahmet aldırıver.




  3. Asel
    Bayan Üye
    FAYDASIZ İLİM

    AMELE : Off, of anam öldüm yorgunluktan. Şurada biraz dinleneyim bari. Ooh! Dünya varmış haa!.. Yav bu kovalar da amma ağır ha… Belim kırıldı neredeyse…

    FİLOZOF : Selamün aleyküm, ne yapıyorsun delikanlı?

    AMELE : Aleyküm selam. Şu kovaları eve götürüyorum ihtiyar. Yoruldum da, biraz dinleyim dedim.

    FİLOZOF : İyi etmişsin. Ben de baya yoruldum.

    AMELE : Gel otur da biraz dinlen, hem sohbet ederiz.

    FİLOZOF : Doğru… Biraz dinlensem iyi olur. Şurada oturayım da laflayalım seninle. Söyle bakalım ne iş yaparsın sen?

    AMELE : Ameleyim… Ne iş olsa yaparım.

    FİLOZOF : Ne taşıyorsun bu kovalarda?

    AMELE : Birinde buğday var, diğerinde kum…

    FİLOZOF : Buğdayı anladım da diğer kovadaki kumu ne yapacaksın?

    AMELE : Hiçbir şey… Kovanın birinde buğday olduğu için, öbür taraf boş kalmasın, dengeyi sağlasın diye kovaya kum doldurdum.

    AMELE : Ne oldu? Niye güldün ihtiyar?

    FİLOZOF : Kusura bakma delikanlı. Kumu boş yere taşıyarak kendini yormak yerine, buğdayın yarısını diğer kovaya koysaydın dengeyi yine sağlardın. Dolayısıyla yükün böyle ağır olmazdı.

    AMELE : Hay Allah! Hakikaten doğru yav. Ben de amma safım yaa… Kumu boş yere taşıyıp durmuşum buraya kadar. Yahu ihtiyar, sende bu zeka varken niçin bu haldesin? Yoksa kılık kıyafet değiştirip, halkın arasına çıkmış bir padişah falan mısın?

    FİLOZOF : Kılığıma bakıp da beni yargılama. Çul içinde aslan yatar, demişler. Ben sadece halktan bir insanım.

    AMELE : Peki kaç koyunun, kaç deven var?

    FİLOZOF : Ne devem var, ne de koyunlarım.

    AMELE : Dükkanın falan mı var?

    FİLOZOF : Nerde dükkan, nerde ev…

    AMELE : Öyleyse paran pulun çoktur senin. Böyle derin bilgilere sahip olan kişi para kazanmanın bin türlü yolunu bilir…

    FİLOZOF : Yok, yok… Öyle param pulum da yok delikanlı.Gördüğün gibi beş parasız, yarı çıplak biriyim. Bizim gibilere filozof derler. Böyle dolaşır dururuz işte. Gittiğimiz yerlerde insanlar birkaç dilim ekmek verirlerse kamımızı doyururuz.

    AMELE : Ya, demek öyle… Sen yoluna devam et ihtiyar. Bana olan nasihatini da kendine sakla. Gerçi ben bir kova buğdayı ikiye bölüp denge kurmak yerine, diğer kovaya kum dolduracak kadar saf akıllıyım. Ama Allah’a şüşür kimseden bir şey dilenmeden yaşayıp gidiyorum. Senin gibi, faydasız bilgiden Allah’a sığınırım..




  4. Asel
    Bayan Üye
    FATİH SULTAN MEHMET

    VEZİR : Padişahım yine kıyafetlerinizi değiştirmişsiniz

    FATİH : Vezir bir halk arasına karışalım. Ne yer, ne içerler, ne yaparlar bir görelim.

    VEZİR : Padişahım şimdi bu nereden icabetti, sebebini sorabilir miyim?

    FATİH : Vezir, biliyorsun bizim büyük hayallerimiz vardır.

    VEZİR : Biliyorum padişahım. Siz cihan padişahı Sultan Mehmet’siniz. Tabi ki büyük hayalleriniz vardır.

    FATİH : Milletimiz yeni yeni fetihler görme arzusunda. Biz yerimizde duramayız. Bilirsin vezir, durmak devrilmenin bir önceki halidir.

    VEZİR : Belli padişahım. Ama çok gençsiniz. Önünüzde uzun yıllar var.

    FETİH : Vezir sen neler söylüyorsun? Nereden biliyorsun önümüzde uzun yıllar olduğunu?

    VEZİR : Affedin padişahım. Onu demek istememiştim.

    FATİH : Ya ne demek istemiştin? Bak vezir, elbette öleceğiz bir gün. Ama biz yatakta ölme arzusunda değiliz. Bizi nerede beklediği belli olmayan ölümü, biz her yerde beklemekteyiz. Biz çınarlar gibi ayakta ölmeliyiz, anlıyor musun vezir?

    VEZİR : Anlıyorum padişahım.

    FATİH : Vezir tahta geçtiğim günleri hatırlıyor musun?

    VEZİR : Hatırlamaz mıyım padişahım? 14 yaşındaydiniz o zamanlar. Babanız Murat Han tahtı size bırakıp Manisa’ya çekilmişti. Avrupa “Osmanlı tahtında bir çocuk var, fırsat bu fırsat!” diye orduyu toplayıp üzerimize geliyordu. Ve siz yeniden tahta geçmek istemeyen babanıza şu cümleleri söylemiştiniz: “Eğer padişah isen gel tahtına geç ve milleti idare et! Eğer padişah ben isem, emrediyorum, tahtına geç ve milleti idare et!”

    FATİH : O günlerden bu günlere ne kadar zaman geçti?

    VEZİR : 6-7 yıl…

    FATİH : O halde neden hala bizi acemi görürsün?

    VEZİR : Estağfurullah padişahım.

    FATİH : Vezir,

    VEZİR : Buyurun sultanım.

    FATİH : Şu İstanbul, karasevdam İstanbul, artık gönlüm hasretine dayanamaz oldu. Bağrımda bir hançer gibi duruyor. Vatanımın tam ortasında.

    VEZİR : Sevdanızı bilirim padişahım. Peygamberimizin müjdelediği o kutlu kişilerden olmak hepimizin arzusu…

    FATİH : Peygamberimizin o sözünü bir daha okur musun vezir? O kadar tatlı bir duygu, o kadar tatlı bir söz ki bu…

    VEZİR : Peygamberimiz bundan 9 asır önce şöyle buyurdu: İstanbul birgün mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır…

    FATİH : Ah vezirim, hep dua ettim, bu komutan ben olayım diye.

    VEZİR : İnşaallah siz İstanbul’u fethedeceksiniz sultanım.

    FATİH : Neye dayanarak söylersin bu sözleri?

    VEZİR : Siz daha beşikteydiniz efendim. Babanız Murat Han, Hacı Bayram Veli hazretlerine”İstanbul’u ben fethedebilir miyim?” diye sormuştu.

    FATİH : O ne cevap vermişti peki?

    VEZİR : İstanbul’un fethinin size nasip olacağını söylemişti.

    FATİH : Bu ne güzel müjde! Ya ben “İSTANBUL’U ALIRIM,YA İSTANBUL BENİ!” VEZİR : Bir emriniz var mı padişahım?

    FATİH : Hadi bakalım şu halk ne yapıyor bir görelim.

    VEZİR : Görelim padişahım. Zaten sizi bu kıyafetle tanımazlar.

    FATİH : Selamün aleyküm, kolay gelsin usta.

    SATICI : Ve aleyküm selam ağalar. Buyurun.



    FATİH : Bize surdan bir kilo bal ver bakalım.

    SATICI : Buyrun.

    FATİH : Allah razı olsun. Bir kilo da peynir ver alalım.

    SATICI : Olmaz.

    FATİH : Neden?

    SATICI : Ben bugünkü ilk siftahımı yaptım. Ama yan taraftaki komşu dükkan henüz siftah yapmadı.Lütfen peyniri de oradan alın efendim.

    FATİH : Allah Allah, peki. Hadi kolay gelsin.

    SATICI : Sağolasınız. Güle güle gidin.

    FATİH : Vezir, vezir! Gördün mü dostluğu, kardeşliği, komşuluğu. Ben böyle birbirine bağlı, birbirini düşünen insanlarla, değil İstanbul”u, ömrüm olursa Dünya’yı dahi fethederim.

  5. Asel
    Bayan Üye
    8’LER NEDEN ÇILDIRDI?

    1. SAHNE
    ( Bir öğrenci ortada durmaktadır. Diğerleri onun üstüne doğru gelirler. Bir yandan da sert bir biçimde bağırırlar. )
    1. öğrenci: – Ödevini yaptın mı?
    2. öğrenci: – Televizyon yasak sana!
    3. öğrenci:- Kaç net yaptın?
    4. öğrenci: Sen adam olmazsın!
    5. öğrenci:- Çıkar ağzındaki sakızı!
    6. öğrenci:- Neden Türkçen üç?
    7. öğrenci:- Yazık emeklerimize!
    8. öğrenci:- Kafa yok sende.
    9. öğrenci:- Nerde defterin?
    10. öğrenci:- ders çalış!
    Hepsi:- Çalış! Çalış! Çalış!



    ( Herkes ortadaki öğrencinin üstüne giderek bağırmaktadır. Ortadaki öğrenci başını ellerinin arasına alarak, yavaş yavaş yere çöker. Müzik hızlı hızlı yükselerek çalar ve durur. Bütün öğrenciler seyirciyle bağ kurmaya çalışarak konuşurlar.)



    3. öğrenci:- Biz daha büyümedik
    4. öğrenci:- Bakmayın kuvvetli göründüğümüze…
    5. öğrenci:- Üşüyoruz…
    6. öğrenci:- Sarın, ısıtın bizi sıcacık sevginizle.
    7. öğrenci:- Okşayın saçlarımızı yumuşacık ellerinizle.
    8. öğrenci:- Kızmayın masum yaramazlıklarımıza.
    9. öğrenci:- İhtiyacımız var size…
    10. öğrenci.- Dinleriz sizi, konuşun bizimle.
    1. öğrenci:- Dinleyin yüreğimizi…



    ( Yere çöken öğrenci yavaş yavaş ayağa kalkar. Diğerleri ona yol açar. Öğrenci seyircinin önüne gelir)
    “Bakmayın boyumuzun büyük olduğuna. Hala size ihtiyacımız var. Bize güzel şeyler söyleyin. Bizi dinleyin. Bizi anlamanız için yardım ederiz size.”



    2. SAHNE
    ( Birinci sahnedeki öğrenciler ve diğerleri sınıf ortamındadır. Öğrenciler teneffüste oldukları gibi davranır.)
    1. öğrenci:- Hey gürültü etmeyin! Burası okul mu? Zati başım ağrıyo…
    2. öğrenci:- Trip yapma oğlum. Vur kafanı duvara, geçer.
    1. öğrenci.- Duvara vuracaksam senin kafana vurayım daha iyi. ( Eliyle arkadaşının kafasına vurur) Beton gibi maşallah!
    2. öğrenci:- Ha ha ha… Çok komik.
    3. öğrenci:- Offff… Çok sıkıldım. Bu hayatın ikinci kanalı yok mu?
    ( Ellerini iki yana açarak gerinir)
    4. öğrenci:- Kızım burası hayatın siyah beyaz kanalı. Kızım burası okul be okul… Doğrular ya da yanlışlar dünyası burası.
    3. öğrenci:- Aman be… Ev farklı mı sanki? Kızım açma şu müziğin sesini!( Annesini taklit eder.) Bugün hiç test çözmedin mi sen* Yazık değil mi dünya kadar para veriyoruz dersaneye… Şimdi sabrediyoruz, hadi bakalım şu sınava gir çık da sonra hesaplaşırız…
    5. öğrenci.- ( 3. öğrencinin yanında oturan) Kural biiir! BÜYÜKLER HER ZAMAN HAKLIDIR… Kural ikiii! BÜYÜKLERİN HAKSIZ OLDUĞU ZAMANLAR DA VARDIR; AMA HER ZAMAN KURAL BİR GEÇERLİDİR…
    3. öğrenci:- Doğru kız, bazen pek aklı laflar ediyorsun. Sık sık yapsana şunu…
    5. öğrenci:- Olur mu akıllım? Çok kullanırsam aklımın farkına kimse varmaz. Alışkanlık yapar.



    ( Zil çalar)
    Sınıf Başkanı:- Hooop beyler! Oturun yerinize! Zil çaldı! Zil çaldııı!
    ( Olanca sesiyle bağırır.)
    6. öğrenci:- Biz Pavlov’un köpekleri miyiz ki zil çalınca istediğini yapcaz? ( Köpek gibi dilini dışarıya çıkararak soluk alır.)
    Sınıf Başkanı:- Sayamıyorum! Yerinize oturun da sayalım!



    ( Kargaşa sürerken sınıfa öğretmen girer. Herkes bir şekilde- sıralardan atlayarak- yerine oturmaya çalışır.)
    7. öğrenci:- Oturun yerlerinize beyler, hoca geldi! Hocam, oturmuyorlar yerlerine!
    Öğretmen: ( sinirlenerek) – Sen sınıf başkanı mısın?
    7. öğrenci:- Hayır hocam da, ben sınıf başkan yardımcısının en yakın arkadaşıyım.
    Öğretmen( daha da sinirlenir) – Yardımına ihtiyacım yok, sen otur yerine!
    7. öğrenci:- Hocam ben size yardım ediyorum…
    Öğretmen:- Yardımına ihtiyacım yok! Çabuk otur yerine( 7. öğrenci isteksizce yerine oturur.)
    Öğretmen:- Günaydın çocuklar!
    Sınıf:- Sağol!
    Öğretmen:( Masaya yönelir, defteri imzalar) – Sınıf tamam mı başkan?
    S. Başkanı: Tamam hocam!
    ( Öğretmen defteri kapatırken kapı çalınır. İçeriye bir öğrenci girer. Üstü başı dağınıktır. Elinde top vardır.)
    Öğretmen:- Hasan, neden bir kez de olsa derse vaktinde gelmiyorsun? Bir değişiklik olur fena mı?
    ( Sınıf gülüşür, Hasan gülümseyerek önüne bakar.)
    Öğretmen: ( Başkana dönerek) – Yoklamayı bir gün olsa doğru yapsan n’olur?
    Sınıf:- Değişiklik olur fena mı?
    Öğretmen: – Aslında yoklamayı benim yapmam gerekiyor. Ama çok zaman alıyor. Size güvenmek istiyorum. Ama hep beni hayal kırıklığına uğratıyorsunuz.
    ( Kapı çalınır, bir öğrenci başını kapıdan uzatarak)
    Nöb. Öğr. – Hocam, özür dilerim Ahmet arkadaşımızı idareden istiyorlar…
    Öğretmen: – Teneffüste gönderirim oğlum.
    N. öğrenci: – Hocam şimdi istiyorlar.( Sınıftan içeriye sırıtarak girer)
    Öğretmen: – Sen çık dışarı!
    Ahmet: – Hocam belki önemli bir iş için çağırıyorlardır.
    Öğretmen: – Gitmeye bu kadar can attığına göre, daha önce yaptığın numaralardan biridir bu. Aynısı iki kez yapılır mı oğlum? Biraz yaratıcı olsana…
    ( Ahmet çaresiz yerine oturur. Öğretmen ön sıradaki bir kız öğrenciye bir süre bakar. Öğrenci sakız çiğnemektedir.
    Öğretmen:- Ödevini kimler yaptı?
    ( Üç öğrenci parmak kaldırır. Sakız çiğneyen kız arkadaşıyla konuşmaktadır. Öğretmen bu öğrenciye)
    – Kızım, aynı anda iki işi birden nasıl yapabiliyorsun?
    3. öğrenci:( şaşırır)- Nasıl yani hocam?
    Öğretmen:- Aynı anda hem sakız çiğneyip hem de arkadaşınla konuşabiliyorsun sen( sesi alaycıdır) Hayretim şaştı valla( öğrencileri taklit ederek konuşur.
    ( Kız sakızı yutar, bütün sınıf güler)
    1. öğrenci:- Hocam, resmen şoklardayız. Siz hiç böyle konuşmazdınız… N’oldu birdenbire?
    Öğretmen:- N’olsun resmen size benzemeye karar verdim.( sesi gene alaycıdır) Size Türkçeyi doğru konuşmayı öğretemediğime göre…
    2. öğrenci: – Hocam, bugün sinirlisiniz galiba…
    3. öğrenci:- Hocam unutmayın tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış…
    Öğretmen: – Sonra da yılan onu sokarmış… Tatlı dilin fazlası zarar.
    ( Sınıf sessizleşir ve öğrenciler birbirlerinin yüzüne bakar)
    Öğretmen Hasan’ın defterine bakar.
    Öğretmen: – Ödevini niye yapmadın Hasan? Yoksa yine elektrikler mi kesildi?
    Hasan: – Keşke kesilse hocam… Geçenlerde bir saatliğine elektrikler kesildi, bizim evde bir muhabbet bir muhabbet… Uzun zamandır konuşmuyorduk. Şöyle ailecek bir araya toplaştık. Ablam evleneli iki ay olmuş, benim haberim yok. ( sınıf güler) Bu arada babam da emekliye ayrılmış. Annem de gün arkadaşı Serpil Teyzeyle küsüşmüş. Artık annem kimsenin dedikodusunu yapamayacak… ( sınıf gülmeyi artırır.)
    Öğretmen: – Yaaa Hasan, gördün mü bak, ben size her zaman teknolojik gelişmeler insan ilişkilerini öldürür demez miydim?
    9. öğrenci:- Hocam, acaba Edison elektriği bulmasaydı insanoğlu daha mı mutlu olurdu?
    Öğretmen: – Onu bilmem ama, ben kesinlikle daha mutlu olurdum. Elektrik parası belimi büküyor çünkü…( Bütün sınıf güler)
    10. öğrenci:- Öğretmenim, bana göre öğretmenlerin elektrik giderlerini devlet ödemeli. Bilgisayardan ve internetten istediği kadar faydalanmalı öğretmenler…
    11. öğrenci: – Hatta gazete ve kitap bedava olmalı öğretmene…
    Öğretmen: – Anlaşıldı, anlaşıldı beni gaza getirip dersi kaynatmak istiyorsunuz. Çocuklar, bu yıl ne oldu size? Bir gün olsun ağız tadıyla ders yaptırmadınız bana. Ne olacak haliniz?
    12.öğrenci:- Hocam yaaaa… 4. sınıftan beri bunaldık. Dersane,okul,özel ders… Bu yıl son senemiz. Okulda bari dinlenelim diyoruz…
    5. öğrenci: – Valla doğru hocam. Evde annemiz babamız canımıza okuyor valla. Çıldıracak gibiyiz.
    6. öğrenci: – Çok yoruluyoruz, bunalıyoruz hocam.
    7. öğrenci: – Hocam dünyanın neresinde böyle bir sistem var acaba? İnsanı en güzel yaşında bunalıma sokuyorlar.
    8. öğrenci: – Doğru ya hocam. Biz “a” şıkkı mı “b” şıkkı mı derken Amerika Irak’ı işgal ediyor. AB bizi bir okşayıp bir dövüyor… Bunlardan bi haber ödevlerle testlerle boğuşup duruyoruz. İyi de biz bunları bilmezsek gelecek nasıl olacak?
    Öğretmen: – Oğlum, biz bunları bildik de n’oldu? Bilmeyin daha iyi… Bazen bilmemek akıl sağlığımız için daha iyidir.
    1. öğrenci:- Hocam, Aziz Hoca bir haftadır derse gelmiyor. Yoksa çok mu hasta?
    Öğretmen: – Yok canım, Aziz Hocanın akıl sağlığı yerinde. Merak etmeyin. Yalnız önemli bir hastalığı var. Aslında bir aydır tedavi görüyordu; ama derslerini aksatmamak için ihmal etti kendini. Şimdi hastanede yatıyor. Dilerim kısa zamanda iyileşir ve aramıza katılır.
    2. öğrenci: – Ama hocam, onu haksız yere kırmıştım ben… Hem de çok kırdım. Özür bile dilemedim. Yaaa niye böyle şeyler yapıyorum ben (Ağlamaya başlar)
    Öğretmen: – Ağlama kızım( başını okşar) Siz bizim çocuklarımız gibisiniz. Anneler, babalar çocuklarını her zaman affeder. Ziyaretine gider özür dilersin.
    Hasan: – Hocam biz annemize babamıza bile yapamadığımız kaprisleri bazen size yapıyoruz. Oysa sizleri yeterince dinlesek ne çok şey kazanırız…
    Öğretmen: – Bir de şöyle düşünün… Elli ila altmış çocuklu bir ailede böyle şeyler olur elbet… Sizler öyle bir yaş dönemindesiniz ki büyükler ne derse tersini yapmak hoşunuza gidiyor. Galiba sizin yaşınızdayken biz de öyleydik.
    3. öğranci:- Öğretmenim, her şeye rağmen mezun olunca bizi özler misiniz?
    Öğretmen: – Elbette çocuklar. Sizler gideceksiniz, yerinize yenileri gelecek. Bizler de her yıl taze başlangıçlarla yolumuza devam edeceğiz.
    3. öğrenci: – Ne güzel bir mesleğiniz var hocam. Her zaman genç kalıyorsunuz.
    Öğretmen: – Evet. Ama bazen çocuklaşabiliyoruz… Şimdi de bu konuşmalar beni çocuk gibi ağlatabilir.
    7. öğrenci: – Hocam sizleri çok seviyoruz.
    Sınıf: – Eveeeet, sizleri seviyoruz!
    Öğretmen: – Biz de sizi seviyoruz. Bizler aynı geminin yolcularıyız. Rakip değiliz ki…



    ZİL ÇALAR ( Müzik hafiften başlar)
    ( Öğrenciler ayağa kalkarlar. Hepsi seyirciye döner)
    1. öğrenci:- Sevgi varsa emek vardır.
    2. öğrenci: – Çünkü sevgi emek ister.
    3. öğrenci:- Biz sevilmeyi isteriz.
    4. öğrenci: – Hep isteriz, hep isteriz.
    5. öğrenci: – Bırakmayın elimizi( elini seyirciye doğru uzatır)
    6. öğrenci: – Üşüyorsak, ısıtın içimizi…
    7. öğrenci: – İhtiyacımız var size.
    8. öğrenci: – Bakmayın boyumuza, yükümüz ağır.


    HEPSİ: – MUHTACIZ HEPİNİZE!



    Müzik yükselir. Öğrenciler birlikte selam verir. En son öğretmen selam verir.
    NOT: BU PİYES LİSELER İÇİN DE OYNANABİLİR.

  6. Asel
    Bayan Üye
    EV SAHİBİ -Huuu! Komşuuu!
    KİRACI -Buyur komşu,bir isteğin mi var?
    EV SAHİBİ -Ne isteğim olsun.Evde ekmek kalmamış da sizde var mı, diyecektim.
    KİRACI -Bir bakayım vardır belki.
    EV SAHİBİ -Peki peynir var mı?Bizim evde kalmamış da…
    KİRACI -Tamam,bir bakayım vardır belki.
    EV SAHİBİ –(Kendi kendine)Allah ,Allah! Bu da evinde ne var ne yok, hiç bilmiyor.
    KİRACI -Al varmış.
    EV SAHİBİ -İlahi komşu!”Bir bakayım vardır belki,” deyip duruyorsun.İnsan evinde ne var ne yok bilmez mi? Bak ben evimde ne var ne yok,biliyorum.
    KİRACI -Bilir bilir de…
    EV SAHİBİ -Eeee!
    KİRACI -Eeeesi yok.
    EV SAHİBİ- Komşu,bir şey daha diyeceğim.
    KİRACI –Buyur, söyle.
    EV SAHİBİ -Sizin evde sabun var mı?Bizim evde kalmamış da…
    KİRACI -Bak komşu!Şu eksiklerini bir liste yap da öyle ver bari. Her defasında beni uğraştırma.
    EV SAHİBİ -Ayyy, komşum kusura bakma.Liste yapmak hiç aklıma gelmemişti.İyi ki hatırlattın.”Akıl akıldan üstündür,” diye boşuna söylememişler.Bundan böyle elimde listesiyle çalarım kapını.Sen hiç merak etme.
    KİRACI -(Kendi kendine)Yüzsüzlüğün de bu kadarı olmaz doğrusu.
    EV SAHİBİ -Efendim, komşum! Bir şey mi dedin?
    KİRACI -Yok, yok bir şey demedim.Başka eksiğin varsa sen onu söyle.
    EV SAHİBİ -Şimdilik bu kadar.Çok sağ olasın komşum.İyi ki benim evimi kiraladın.Bak hem ev sahibin hem de komşun oldum.Çok memnun kalacaksın çook!
    KİRACI -Hııı!Doğru,doğru… İyi ki senin evini kiralamışım.Böyle komşu dostlar başına. Bir de benim senden bir isteğim var ama.
    EV SAHİBİ -Komşuluk öldü mü? Söyle bakayım ne istiyorsun?
    KİRACI -Bugün baklava açacağım da.Oklavam kırıldı.Senden oklavanı isteyecektim.
    EV SAHİBİ -Olur mu komşu?İnsan kırılan oklavasının yerine yenisini almaz mı?
    KİRACI -Haklısın tabii.Kırılan oklavamın yerine daha sağlam bir oklava almalıydım.
    EV SAHİBİ -Bak ne diyeceğim:İstersen para ver, ben sana bir oklava alayım.Bugün pazara çıkacağım da.
    KİRACI -Boş ver, bugün de baklava açmayıveririm.Sen de istersen pazara çıkıp yorulma. Sebze ve meyve eksiğin varsa söyle onu da tamamlayayım.
    EV SAHİBİ -Ayyy, komşuuum! Sen ne iyisin.Hiç aklıma gelmemişti.
    KİRACI –Valla komşu, bir an unuttum. Benim evde de kalmamıştı.Sen en iyisi pazara çık,bana da şöyle sağlam bir oklava alıver.
    EV SAHİBİ -Akşama bize de getirisin herhâlde birkaç dilim, değil mi?
    KİRACI -Valla getiririm getiririm de baklava mı olur getirdiğim yoksa oklava mı,bilmiyorum. Bu nasıl komşuluk yahu?Şuraya taşınalı henüz bir hafta oldu,evimde bir şeycikler kalmadı.Sen komşu değil de bir bela mısın başıma?
    EV SAHİBİ -Ne belası? Ben senin ev sahibinim, unuttun mu?Çok ayıp ama…
    KİRACI -Hasbinallah! Çekil git karşımdan!Şimdi elimden bir kaza çıkacak.Senin komşuluğunu da ev sahipliğini de istemiyorum.
    EV SAHİBİ – Ayyy,ne kadar ayıp! Atalarımızın kemikleri sızlayacak şimdi.Hani komşu komşunun külüne muhtaçtı?
    KİRACI -Senin gibi bir komşu tanımış olsalardı herhâlde böyle bir söz söylemezlerdi. Sen benim evimi market mi sandın?Şimdi çabuk buradan uzaklaş ve de sakın bir daha kapımı çalma!
    EV SAHİBİ –Aaaa! Delinin zoruna bak!Sen de yarından sonra kendine yeni bir ev ara o zaman! Tamam mı?
    KİRACI -Yüzsüz şey! Senin evinde oturacağıma, çadırda yaşarım daha iyi be!Komşu komşuya muhtaç olur da bu kadar mı olur? Pes doğrusu.Haksız mıyım ama?

    Ülkü DUYSAK

  7. Asel
    Bayan Üye
    MUHAFIZ :Padişahım üç adam geldi. Bir davaları varmış. Huzurunuza çıkmak istiyorlar.
    PADİŞAH :Gelsinler bakalım.
    MUHAFIZ : Geçin bakalım şöyle. Padişahımız sizi bekliyor.
    PADİŞAH :Hoşgeldiniz ağalar. Anlatın bakalım derdinizi.
    SAKALLI :Efendim biz üç arkadaştık. Üçümüz beraber bir iş yaptık. Ve iyice bir para kazandık. Birbirimize de hiç güvenmiyorduk.
    PADİŞAH :Ee
    PALABIYIK: “Paramızı hepimizin güveneceği birine verelim” dedik ve bu arkadaşa teslim ettik.
    PADİŞAH : Sonra ne oldu peki?
    SAKALLI : Parayı bu arkadaşa emanet ederken « üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme » diye sıkı sıkı tembih ettik.
    PALABIYIK: Tembih etmemize rağmen emanete ihanet etti bu adam.
    SAKALLI :Evet ihanet etti. Parayı tek başına gelen diğer arkadaşımıza verdiğini söylüyor.
    PADİŞAH : Doğru mu söylüyor bunlar efendi?
    KESE : Doğru efendim ama eksik anlattılar.
    PADİŞAH :Nasıl yani?
    KESE :Evet, bunlar bana bir kese para bıraktılar. „Üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme.“ dediler.
    PADİŞAH :E niye verdin o zaman paraları diğer adama?
    KESE :Ama padişahım, henüz elli adım bile gitmemişlerdi ki içerden biri geri geldi ve paraları istedi. Bu ikisine uzaktan bağırdım. “Bakın bu arkadaşa veriyorum.” dedim.
    PADİŞAH : Bunlar ne yaptı peki?
    KESE :Vallahi ikiside kafa sallayıp “Tamam ver” dediler.
    PADİŞAH iz söyleyin bakalım, bu beyefendi doğru mu söylüyor?
    SAKALLI :Valla padişahım, keseyi emanet edip gidiyorduk ki şimdi burada olmayan arkadaşımız aniden durdu. “Akşam yiyeceğimiz yemeğin parasını alalım.” dedi. Biz de “yemek parası al gel, bekliyoruz dedik..” Meğer adam tüm parayı almış.
    PADİŞAH : Demek arkadaşınız parayı alıp kaçmış ha?
    PALABIYIK :Evet ama bu emanetçiye “Biz üçümüz birlikte gelmezsek, hiçbirimize parayı verme” demiştik. O da kabul etmişti.Vermeseydi. Versin bizim paramızı
    PADİŞAH :Ne diyorsun efendi? Adamlar paralarını istiyorlar.
    KESE : Doğru, paralarını vermem gerekiyor ama anlaşmaya bağlı kalıyorum ben. Bu yüzden şu an paralarını vermem.
    PADİŞAH :Ne demek o?
    KESE :Şu demek padişahım. Anlaşmaya göre, bunlara parayı vermem için üçünün birlikte gelmesi gerekiyordu. Getirsinler diğer arkadaşlarını da vereyim paralarını!
    PADİŞAH oğru. Hadi bakayım, getirin üçüncü arkadaşınızı, alın paranızı!Bir daha da güvenmediğiniz insanlarla iş yapmayın.

+ Yorum Gönder


tiyatro örnekleri,  tiyatro ile ilgili örnekler ,  3 kişilik tiyatro skeçleri,  örnek tiyatrolar,  2 kişilik tiyatro skeçleri,  örnek skeçler