+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Namaz kılarken gözlerimin yaşarması, kalbimin hüzünlenmesi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Namaz kılarken gözlerimin yaşarması, kalbimin hüzünlenmesi








    Namaz kılarken gözlerimin yaşarması, kalbimin hüzünlenmesi, kalbimin yumuşaması için neler yapmalıyım? Bu idealime ulaşmama neler engel olabilir?







  2. Asel
    Bayan Üye





    Namaz kılarken gözlerimin yaşarması, kalbimin hüzünlenmesi, kalbimin yumuşaması için neler yapmalıyım? Bu idealime ulaşmama neler engel olabilir?




    Değerli kardeşimiz;
    Önce şunu belirtelim ki, göz yaşları dökmek kişiden kişiye değişir. Bazıları daha duygusaldır, az bir tesirle ağlayabilir.

    Bu sebeple, önemli olan göz yaşı değil, kalbin hüznüdür, kalbin ağlamasıdır. Onun için, namazda -elimizde olmayan- göz yaşları döküp ağlamaya kendimizi zorlayacağımıza, Allah’ın huzurunda olduğumuzu, bizi yoktan var eden Rabbimize kulluk etmekte, divan durmakta olduğumuzu düşünmemiz ve bu uyanık şuurla ibadetimizi yapmaya çalışmamız çok daha ihlaslı ve samimi olur.

    Kalbin müteessir olup olmaması, kendi tercihine göredir. Kalbin tercihi ise, gördüğü hüzünlü manzaralara göre kendini gösterir. Eğer kalp, sevdiği, hoş gördüğü bir manzarayla karşılaşırsa, -sahibin iradesine bağlı kalmaksızın- kendi tercihini sevinç yönünde kullanır. Şayet karşılaştığı manzarayı hüzünlü, sıkıntılı görürse, -yine otomatikman- kendi tercihini üzüntü ve sıkıntı yönünde kullanır. Şuurumuz ersin - ermesin, bu kural her zaman geçerlidir.

    O halde, eğer kalbimizin üzülmesini istiyorsak, onu üzüntülü manzaralarla, tasavvurlarla karşılaştırmamız gerekir.

    Bu konuda bize düşen namaza başlamadan bir kaç dakika önce de olsa kusurlarımızı, günahlarımızı, bize bin bir nimetini lütfeden rabbimize karşı yaptığımız saygısızlıklarımızı hatırlamaya çalışmaktır.

    Tabii ki, Allah’a karşı saygısızlığın ne anlama geldiğini kavramak için de, öncelikle Allah’ı çok iyi tanımak lazımdır. “Hikmetin başı Allah korkusudur” (Kenzu’l-Ummal, h. no: 5873) manasındaki hikmet düsturu bu konuda çok şey anlatıyor. “Allah’tan gereği gibi korkanlar ancak alimlerdir” (Fatır,35/28) mealindeki ayetten de Allah’ı tanımanın ne büyük bir ilim hazinesi olduğunu anlamak mümkündür.

    Önemli bir nokta da şudur ki; hadiste “Allah korkusundan gözyaşı döken..” kimseleri öven hadiste (Kenzu’l-ummal, h. no:5874) vurgulanan husus, gözyaşından önce Allah korkusudur. Göz yaşı Allah korkusunun bir alameti olduğu cihetle önem taşır. Yoksa, Allah korkusu olmadan ağlayan bir gözün hiç bir değeri yoktur. Allah’a karşı saygı, korku hissetmeden, azameti karşısında mehabet ve haşyet duymadan, marifetullah’tan kaynaklanan bir zillet, bir tevazu, bir ürperti refleksinin kıvamına ermeden, zoraki bir ağlayışın ne kıymet-i harbiyesi var ki ..!

    Allah korkusu, O’nun emir ve yasaklarına riayet etmekle kendini gösterir. Buna riayet edenlerde Allah’a karşı mutlaka bir saygı, sevgi, korku ve kalbin gözyaşları söz konusudur.

    Her bir günah kalpte bir leke oluşturur. Her bir leke, kalbin Allah’a karşı göstermesi gereken duygulardan bazılarının irtibat pencerelerini kapatır. Bu pencerelerin kapanması ile saygı, sevgi, haya, korku, mehabet, haşyet gibi duygular köreltilmiş olur.

    Bu sebeple, kalbin ve gözün ağlaması için, her şeyden önce, sözlü, fiilî, hayalî her türlü gayri meşru tasavvurlardan ve haramdan kaçınmak gerekir.

    Selam ve dua ile
    ALINTI




+ Yorum Gönder