+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Su-i zan, kötüye yormak Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Su-i zan, kötüye yormak








    Su-i zan, kötüye yormak







  2. Asel
    Bayan Üye





    Su-i zan, kötüye yormak

    Değerli kardeşimiz;
    Kardeşlerimizden gelen tenkit ve eleştirlere karşı hüsn-ü zan etmek ibadettir. Ayrıca bazı eksiklerimizi ve kusurlarımızı görmemize neden olabilir.

    Her şeyde bir hayır olduğuna göre, bunlar enaniyetimizin kırılmasını ve daha dikkatli olmamızı sağlar. Böylece nefis ve şeytanımızın oyununa gelmemiş oluruz.

    Diğer taraftan görüşlerimizi ya da davranışlarımızı eleştirmeleri, bizi gururdan kurtarır. Bu ise, övünmemizden ve enaniyetimizin kabarmasından daha iyidir. Konunun bu yönlerine bakarsak daha rahat edeceğimiz kanaatindeyiz.

    Hüsn-ü zan: “kesin hüküm bulunmayan bir şeyi iyiye yorumlamak.”

    Su-i zan: “Kesin hüküm bulunmayan bir şeyi kötüye yorumlamak.”

    “Ey iman edenler. Zandan çok sakının. Çünkü zannın bazısı ağır günahtır.” Hücurât Sûresi, 12

    Zan, “sanmak, tahmin etmek” mânâsına geliyor. Hüsn-i zan, iyiye de kötüye de yorumlanabilecek bir işe, güzel yönünden bakmak demektir. Bunun zıddı su-i zan olup “her şeye menfi yönden bakmak, insanların fiillerini ve davranışlarını kötüye yorumlamaktır.”

    Bir hadisede kesinlik varsa orada zanna yer olmadığı açıktır. Meselâ, bir insan alenen küfrü savunuyorsa burada zan söz konusu olamaz ve o adamın küfrüne hükmedilir; ama bir mü’minin ağzından küfür sözleri çıktığında, ona hemen kâfir damgası vurmak yerine, hüsn-ü zan yolunu tutmak ve o sözü küfründen değil, cehaletinden söylediğini düşünmek tedbir ve temkine en uygun olanıdır.

    İnsanı su-i zanna sevk eden en önemli sebep, kendi mizacının bozukluğu yahut kendi hayat düzeninin çarpıklığıdır. Daima karşısındakileri aldatan bir insan, herkesin sözlerini şüphe ile karşılar ve her işin altında bir hile, bir oyun arar.

    Nur Külliyatından bu mânâyı ders veren ibretli bir parça:

    “Evet insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan sû-i ahlâkı, sû-i zan saikasıyla başkalara teşmil etmesin. Ve başkaların bazı harekâtını, hikmetini bilmediğinden, takbih etmesin.” Mesnevî-i Nuriye, 66

    Hüsn-ü zannın en önemli bir istimal yeri, insan iradesini aşan musibet ve felâketlerde kaderin bir hikmet ve rahmet yönü olduğunu düşünüp şikayet ve isyandan sakınmaktır. Allah Resulü(a.s.m.) bu mânâyı şu hadis-i şerifiyle ders veriyor:

    “Bizler için şimdi herşeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki mânâsız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celbedip kalbimizi meşgul etmesin.” Şualar, 509

    Hüsn-ü zan, güzel ahlâkın önemli bir şubesidir. Nefis ve şeytan bu güzel hasletin de düşmanıdırlar. Öyle ise biz de tercihimizi hüsn-ü zanna yönlendirmeye ve nefsimizi su-i zandan menetmeğe bütün gücümüzle çalışmak mecburiyetindeyiz.

    Tebliğ ve İrşatta Enâniyeti Terk

    Kendisine hak ve hakîkat anlatılan muhatapla ikili konuşma anında, meselenin münazara zeminine çekilmemesine dikkat edilmelidir. Zira münazarada konuşan, haktan ziyade enaniyet ve benliklerdir. Bu sebeple konuştuklarımız ve konuşacaklarımız ne denli ikna edici ve edebî olursa olsun, muhatabımızda zerre kadar tesiri olmayacak ve hüsn-ü kabul de görmeyecektir.

    Meseleye psikolojik açıdan baktığımızda, münazaranın yersiz ve yetersizliği ortaya çıkacaktır. Zira, biz münazaraya hazırlanırken nasıl hasmımızı mağlup edecek fikir ve düşüncelerle kendimizi techiz etmeye çalışmışsak, muhatabımız da en az bizim kadar aynı hazırlık içindedir. Bizim getireceğimiz delillere muhakkak o da karşı bir delille mukabele edecek ve konuşma öyle bir kısır döngüye girecektir ki, günlerce konuşulsa dahi hiçbir neticeye ulaşılamayacaktır.

    İnsan, iç aleminde meydana gelen kötü düşünceleri açığa çıkarmadıkça inşallah sorumlu olmaz.
    Selam ve dua ile
    ALINTI




+ Yorum Gönder