+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Hz. İsa (as)'ın aslında milatdan üç yüz-dört yüz sene önce yaşadığı iddia edilmekte Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Hz. İsa (as)'ın aslında milatdan üç yüz-dört yüz sene önce yaşadığı iddia edilmekte








    Hz. İsa (as)'ın aslında milatdan üç yüz-dört yüz sene önce yaşadığı iddia edilmektedir; bunun aslı var mıdır?







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Hz İsa (as)'ın aslında milatdan üç yüz-dört yüz sene önce yaşadığı iddia edilmektedir; bunun aslı var mıdır?

    CEVAP
    Hz. İsa (as) Peygamberimiz (asv)'den yaklaşık altı yüz yıl önce dünyaya gelmiştir. Her peygamber gibi Hz. İsa (a.s) da insanları hakka, hakikate davet ediyor, onları Allah’ın varlık ve birliğine inanmaya, Ona kul olmaya çağırıyordu.

    Bu vazifesinde hiç tereddüt göstermiyor, korku ve endişeye kapılmıyordu. Davasında sebatkar ve sadıktı. Hz. İsa (as) tebliğ vazifesini taviz vermeden yapmaya devam ettikçe Yahudilerin haset ve kinleri artıyordu. Sonunda bir hileye girişerek vücudunu ortadan kaldırmaya kadar yeltendiler ve planlarını tatbik sahasına koydular. İçlerinden Tatyanos isimli bir münafığı Hz İsa (as)’ın yanına gönderdiler.

    Kendileri de dört bin kişilik bir kalabalıkla evinini etrafını çevirdiler. Tatyanos içeri girdiğinde Hz. İsa (as)’ı bulamadı. Haberi duyurmak üzere dışarı çıkarken, Cenab-ı Hak onun yüzünü Hz. İsa (as)’ın yüzüne benzetti. Yahudiler kendisini görür görmez, Hz. İsa (as) zannederek yakaladılar. Her ne kadar “Ben İsa değilim” diye feryat etse de kimse dinlemedi. Sonunda çarmıha gererek öldürdüler.

    Evet Hz. İsa (as) hâlâ hayattadır, ölmemiştir. Ahir zamanda ise yeryüzüne ineceğini pek çok sahih hadis bildirmiştir. Sahih-i Müslim’de Cabir bin Abdullah’ın rivayet ettiği hadis-i şerifin meali şöyledir:

    “Ümmetimden bir cemaat kıyamet gününe kadar hakka yardımcı ve hizmetçi olarak devam edecektir. Nihayet Meryemoğlu İsa iner, Müslümanların emiri O’na der: “Gel, bize namaz kıldır.” Hz isa der: “Hayır, Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğer kısmı üzerine emirlersiniz.” (1)
    Bu ve buna benzer rivayetleri Mektubat’ta tefsir ve izah eden Bediüzzaman şu hususlara dikkat çeker: Dünyayı saran dinsizlik cereyanı çok kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hristiyanlık, özüne, yani tevhide yaklaşarak hurafelerden ve tahriflerden kurtulacak ve İslamiyet ile birleşecektir.

    Bir bakıma, Hristiyanlık bir biçimde İslam’a inkılap edecektir. Hakiki Hristiyanlığın İslamiyet’e tabi olması neticesinde, hak din büyük bir kuvvet bulacak ve dinsizlik cereyanı karşısında ayrı ayrı iken mağlup olan İslamiyet ve Hristiyanlık dinleri birleşip büyük bir güç elde ederek onu bozguna uğratacaktır. Bu ittifakı gerçekleştirecek olan ahir zaman Hristiyanları hakkında sahih rivayetlerde büyük medihler vardır.

    Hz. İsa (as)’ın cismen yeryüzüne inmesi konusuna gelince, bu hususu Mektubat’tan dinleyelim:

    “Alem-i semavatta cism-i beşerisiyle bulunan Şahs-ı İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini bir Muhbir-i Sadık (Peygamberimiz) bir Kadir-i Küll-i Şey’in (Allah’ın) vaadine istinat ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadir-i Küll-i Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır."

    "Evet, her vakit semavattan melaikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretinde va’z eden (Hz. Cebrail’in Dıhye suretine girmesi gibi) ve ruhanileri alem-i ervahtan gönderip beşer suretinde temessül ettiren, hatta ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakim-i Zülcelal, Hz. İsa Aleyhisselamı, İsa dinine ait en mühim bir hüsn-ü hatimesi için, değil semay-ı dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hz. İsa, belki alem-i ahiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azime için O’na yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek, o Hakîm’in hikmetinden uzak değil, belki Onun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek."

    "Hz. İsa Aleyhisselam geldiği vakit, herkes Onun hakiki İsa olduğunu bilmek lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı (yakınları ve has dostları) nur-u iman ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.




+ Yorum Gönder