+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Silifkede yaşayan uygarlıklar, silifke de yaşayan medeniyetler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Silifkede yaşayan uygarlıklar, silifke de yaşayan medeniyetler








    silifkede yaşayan uygarlıklar, silifke de yaşayan medeniyetler







  2. Asel
    Bayan Üye





    Silifkede yaşayan uygarlıklar, silifke de yaşayan medeniyetler


    Silifke, Mut'a 73 km, Mersin'e 85 km ve Gülnar'a 70 km mesafede, Toroslarla Akdeniz arasına kurulmuş Mersin'e bağlı ilçedir. Adrese dayalı nüfus sayım sistemine göre 2009 yılı toplam nüfusu 113.404'dir. Silifke'nin nüfusu, yazları Susanoğlu, Taşucu, Kızkalesi gibi önemli turistik yerlere gelen yazlıkçılarla nüfusu 500.000'i geçer. Antalya ve Mersin'i İç Anadolu'ya bağlayan Silifke önemli yollar üzerindedir. Yapımı süren Akdeniz Sahil Yolu, Silifke'den geçmektedir. Silifke, 16 km kesintisiz kumsalı (plajı) ile tamamen patlamaya hazır bir turizm yeridir. Ne var ki, ilçede bir havalimanı olmaması (ilçeye en yakın havalimanı Adana havalimanı olup Silifke'ye 200 km. uzaklıktadır) ve Antalya yolunun aşırı virajlı olusu nedeniyle gerekli ilgiyi görmemektedir. İlçe çok fazla göç almamakla birlikte, ilçede oturup da Adana nüfusuna kayıtlı 1.420, Konya nüfusuna kayıtlı 940, Ankara nüfusuna kayıtlı 473, Hatay nüfusuna kayıtlı 704, Kahramanmaraş nüfusuna kayıtlı 629, Karaman nüfusuna kayıtlı 547, Osmaniye nüfusuna kayıtlı ise 481 kişi bulunmaktadır.

    Silifke, Mersin'in Tarsus'dan sonra en büyük ikinci ilçedir. Doğusunda Erdemli, batısında Gülnar, kuzeyinde Mut ilçesi ile güneyinde Akdeniz bulunan ilçenin merkez nüfusu 1980'de 25.000'i bulmazken, 1990'da 38.000'e, 1997'de 45.000'e dayanmıştı. İlçenin nüfusu 2000 yılı nüfus sayımına göre 41.000'e düşmüştür. 2008 yılı sayımına göre merkezde nüfus 50.000 olup genelde ise 114 bine yaklaşmıştır.

    Silifke ilçesini Göksu (Kalykadnos) ırmağı ortadan ikiye ayırmaktadır. Göksu Irmağı'nın denize ulaştığı delta ve bu deltada oluşan Akgöl ve Paradeniz lagünleri, dünyanın önemli kuş toplanma merkezlerinden ve sulak alanlarından biridir. Bu nedenle Ramsar alanı ilan edilmiştir.

    Turizm, ilçenin önemli sahip olduğu önemli değerlerdendir.Silifke Kalesi, Cennet-Cehennem Obrukları, Jüpiter Tapınağı, Astım Mağarası, Uzuncaburç, Hamamlar, Ayetekla, Tokmar Kalesi, Liman Kalesi ve o masmavi Akdenizi görmeden gitmek olmaz. Büyük İskender'in komutanlarından ve Suriye Krallığı'nın kurucusu Selevkos I Nikator, şimdiki Taşucu'nun olduğu yerde, İonluların "Holmi" adıyla kurduğu koloniyi ele geçirip halkını da kıyıdaki Holmi (Akliman)'dan 12 km içeriye bugünkü Silifke'nin bulunduğu yere yerleştirmiş ve "Selevkos'un Şehri" anlamına gelen Seleucia kentini kurmuştur.

    Selevkos I Nikator'un kurduğu 9 adet kendi adındaki şehrin adını devam ettirdiği Seleucia, Helenistik dönemde Selefkoslar ve Ptolemeos (Mısır) krallıkları arasında sıkça el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğunun MS. 395 yılında ikiye bölünmesinden sonra Bizans yönetimine giren Seleucia, Ayatekla'nın varlığından dolayı önemli bir hac merkezi durumuna gelmiştir.

    Tespitlerine göre Helenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu anlaşılan kale, geçirdiği onarım ve değişiklikler sonucu bugün bir Ortaçağ kalesi görünümündedir.

    Silifke'ye hakim, 185 m yüksekliğinde bir tepe üzerinde yapılmış olan ve etrafı kuru hendekle çevrili oval biçimdeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır.

    Ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatname'sinde, 17. yüzyılda Silifke Kalesi’nin 23 burcu olduğunu, içinde bir cami ve 60 ev bulunduğunu yazar. Ancak, burçların bir kısmı ve kale içi tamamen yıkık durumda olduğundan bunun tam tespitini yapmak mümkün olmamıştır. Halen görülebilen 10 adet burç mevcuttur. Tarihi köprü şehir merkezinin ortasından geçen Göksu (Kalykadnus) Nehri’nin üzerindedir. MS 77-78 yıllarında Kilikya Valisi L.Octavius Memor tarafından dönemin imparatoru Vespasianus ve oğulları Titus ile Domitianus adına yaptırılmış olduğu 1870 yılında yapılan bir onarımda bulunan taş kitabeden anlaşılmaktadır. Yedi gözü bulunan ve Roma uygarlığı örneklerinden biri olan Taşköprü, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde onarım görmüştür. Modern dönemde(!) yapılan yol düzenlemesi neticesi köprünün 3 ya da 4 gözü yok olmuştur. MS 2. yüzyılda yapılmış olduğu anlaşılan Roma tapınağı 5. yüzyılda planında önemli değişiklikler yapılarak kiliseye dönüştürülmüştür.Şehir merkezinde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanlıkları orijinal şekilde korunmuş olan tapınağın uzun kenarında 14’er, kısa kenarında 8’er sütun bulunmaktaydı. Ancak, her biri 10 m boyundaki Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta kalmış olup 3 tanesi de yıkılmış durumda yerdedir. Tapınağın çok sayıdaki mermer sütunları Reşadiye Camii'nin bahçe eklemesinde, anıt tabiri kullanılan alanda ve bazı evlerin bahçe kapılarında süsleme olarak kullanılmak üzere, sütun tabanları ve sütun üstleri resmi daireler ve ikametlerin bahçelerini ve Kapı önlerini süslemek için yerlerinden alınmıştır.

    1980 yılında Kültür Bakanlığı’nca başlatılan kazı çalışmaları son bulmuştur. MS 5. yüzyılda yaşamış tarihçi Zosimos “Tapınak, ovadaki ürünlerine musallat olan çekirgelerden kurtulmak için Güneş ve Sanat Tanrısı Apollon’dan yardım isteyen ahali tarafından, çekirgeler Apollon’un gönderdiği kuş sürüsünce yok edilince O’na bir şükran ifadesi olarak yaptırılmıştır” diyorsa da Zeus adına yaptırıldığı da söylenmektedir. Silifke Kalesinin eteğinde, Bizanslılardan kalma bu su deposu 46 m uzunluğunda, 23 m genişliğinde ve 14 m derinliğinde olup, içine doğu köşesindeki helezonik merdivenle inilmektedir. Sarnıç, bütün bir kaya parçasının hayret verici bir şekilde anılan ölçülerde oyularak oluşturulmuştur. Anadolu sarnıç mimarisinde örneği az görülen Tekirambarı su sarnıcının tüm duvarları su sızmasını önlemek ve ayrıca anıtsal bir özellik vermek için düzgün kesme taşlarla desteklenmiştir, alan uzun kenarında 8; kısa kenarında 5 yuvarlak kemerli niş oluşturulmuştur. 1980 yılında Kültür Bakanlığı’nca şehir merkezinde yapılan bir kazıda, gymnasium olabileceği tahmin edilen “opus-sectile” tekniğinde yapılmış renkli mozaik tabanlı bir mekân ortaya çıkarılmıştır. MS 2. yüzyıl Roma dönemine ait olduğu belirlenen bu kalıntıda ayrıca üzeri yazıtlı iki heykel altlığı ile 2 m boyunda başı kopmuş mermer bir imparator heykeli de bulunmuştur. Heykelsiz altlıkların biri üzerindeki yazıtta Silifkeli T. Aelius Aurelius Maron adındaki bir güreşçinin başarıları anlatılmaktadır. Mozaik tabanın ortasında bulunan 1,80 m çapındaki mermer levhada sekiz satırlık bir kitabe vardır. Burada, mermer konuşturularak bir onarım anlatılmakta ve şöyle denilmektedir: “Zamanın aşındırdığı ben taban döşemesini, kadınların sultanı, Ares-sever Zenon’un eşi, düşünceleri ve yaptıklarıyla fevkalade bir insan olan Paulina cömertçe süsledi ve ilgisini esirgemedi benden. Yaşlılık nedeni ile etkileyici özelliğimi yitirmiştim; oysa şimdi bu akıllı ve kusursuz kadın sayesinde mermer süslemeler içinde daha da ışıldıyorum ve külfetli bir yaşlılıktan sonra gençliğe geri dönüyorum”. Günümüzde, çok eskilere dayanan şehir merkezinin tarihi dokusu tahrip edilmiştir. Kaya mezarları ve Roma döneminde yapılan anıtsal yapılar üzerine betonarme yapılar kondurularak eski şehir yok edilmiştir. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra İçel ili merkezi (1924-1933) olan Silifke, 1933'ten sonra Mersin ili ile birleştirilerek adı İçel konulan ilin ilçesi haline getirilmiştir. Ayrıca Silifke'ye eskiden Bizans döneminde "Selefkos" denildiği için bazı turistler Silifke yerine hâlâ bu ismi kullanırlar.




+ Yorum Gönder


Akdeniz bolgesi silifkede hangi uygarlik yasamis,  akdenizde yaşayan uygarlıklar,  mersinde yaşayan uygarlıklar,  mersinde hangi uygarlıklar yaşamıştır,  silifke de yaşamış medeniyetler,  Silifke hangi imparatorluk yasadi