+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Mardin'in Büyük iskender tarihi örf adet ve gelenekleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Mardin'in Büyük iskender tarihi örf adet ve gelenekleri








    Mardin'in Büyük iskender tarihi örf adet ve gelenekleri







  2. Asel
    Bayan Üye





    Mardin'in Büyük iskender tarihi örf adet ve gelenekleri


    Helenistik medeniyetin kurucusu olan Makedonyalı Büyük İskender’in amacı bütün dünyayı ele geçirmek ve tek bir bayrak altında toplamaktı.
    Bu amacını gerçekleştirmek için Makedonyalı Büyük İskender, M.Ö. 334 tarihinde Hindistan seferine çıktı. Bu arada İpek yolu üzerinde bulunan Mardin’e uğradı.Ancak Mardin’e bağlı Savur ilçesi ile bugün buraya bağlı bir köy olan Erbil’de Pers Kralı Darius (Dara) Yuvanişin ile savaştı ve bu savaşı kazanarak Mardin’i aldı.
    Büyük İskender, Pers kralı Dara’yı yendikten sonra, O dönemlerde Pers’lerin büyük kentlerinden sayılan ancak bugün Mardin’e bağlı tarihi bir köy olan Dara’da düzenlenen bir törenle ünlü Dara takı altından geçti.
    Bundan sonra Büyük İskender, belirli bir süre Mardin’in Vadi Safa adı da verilen Zınnar bahçelerinin arasında bulunan şahane bir konakta dinlenerek seferinin geri kalan kısımlarına ait plânlarını da yine bu konakta yaptı.
    Büyük İskender’in kalıp dinlendiği konak, BÜYÜK İSKENDER KONAĞI adıyla halen dimdik ayaktadır.
    Romalılar ve MARDİNOM
    Büyük İskender’den sonra çeşitli kavim ve toplulukların istilasına uğrayan Mardin’e M.S.560 yıllarında Romalılar egemen oldu. Romalılar. Mardin’e MARDİNOM derlerdi. Bu dönemde Mardin, Hıristiyanlığın Süryani Kadim mezhebine mensup olan, Kral Arsus ve Mardin’e ismini verdiği rivayet edilen kızı Meri tarafından yönetildi.
    (Mardin adının kaynağına dair bir başka rivayete göre ise “Mardin” sözcüğünün Süryanice’den “kaleler” anlamına geldiğidir. Gerçekten de kentin çevresinde Kartal Kalesi, Kız Kalesi, Kuş Kalesi, Arur Kalesi, Erdemeşt kalesi, Rabat Kalesi, Dara Kalesi, Hisarkaya Kalesi vb. gibi daha da bir çok kale bulunmaktadır. )

    Yaklaşık olarak miladi 640 yıllarında İslam aleminin büyük Halifesi Hz.Ömer’in değerli komutanlarından biri olan İlyas Bin Ganem Mardin’i fethetti. Süryanilerle bir anlaşma imzalayarak buranın idaresini Meri ile Amud’a bırakarak geri çekildi. Meri ile Amud ve bunların ardılları Mardin’e 100 yıl kadar bir süre hükmettiler.(Hz. Ömer’in Süryan-i Kadîmleri işaret ederek; “ Onlar, benim yetimlerimdir.Onları himaye ediniz ve onlara sakın dokunmayınız.” Anlamını taşıyan ve Mardin’e gelmiş İslam ordularına yönelik olarak yayınlanan ‘ahitnâmesi’’nin bu yıllara ait olduğu sanılıyor. Hz.Ömer’in bu ‘ahitnâme’si bugün Mardin Deyr ul zafaran Manastırı’nda koruma altındadır.”
    Mardin, bundan sonra yaklaşık 100 yıl kadar boş ve sahipsiz kaldı. Miladi 800’lü yıllardan sonra da sırasıyla Arap olan Emeviler ile Abbasiler’in egemenliğine girdi. Miladi 9.veya 10.yüzyıllarda da yani yaklaşık 1096’da Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve buna bağlı olarak yine Mardin’de Artuklu Beyliği kuruldu.(1105-1409) Daha sonra sırasıyla Türkmen aşiretleri olan; Karakoyunlular (1409), Akkoyunlular(1431), Safeviler (1507) ile 1517’de Osmanlıların egemenliğine giren Mardin, 1919’da Türkiye Cumhuriyeti’ne katıldı.




+ Yorum Gönder