+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Okul dersleri Forumunda Hamilelikte gelişme geriliği ne demektir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Hamilelikte gelişme geriliği ne demektir








    Hamilelikte gelişme geriliği ne demektir







  2. Mine
    Devamlı Üye





    Hamilelikte gelişme geriliği ne demektir

    rAHİM İÇİ GELİŞME GERİLİĞİ

    Rahim içi gelişme geriliği (=Intrauterine Growth Retardation, IUGR veya =Intrauterin Gelişme Geriliği, IUGG olarak da anılır) anne rahmindeki bebeğin gebeliğin yaşına göre olması gerekenden küçük olduğu anlamına gelir.

    Aslında "gerilik" kelimesini "azlık, kısıtlılık" gibi kelimelerle ifade etmek belki daha doğru olacak. Nitekim bebeğin burada kilo ve fizik olarak normalden daha az büyümesi ve gelişimi kastedilmektedir, zeka olarak geri olması ise kesinlikle değil.

    Risk Grubu nedir?
    Daha önceden düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma öyküsü
    Kötü beslenme koşulları (malnutrisyon)
    Çok genç yaşta gebe olan (adolesan gebelik)
    İleri yaşlarda gebelik (35 yaş üstünde)
    Hamilelikte sigara kullanımı
    Hamilelik süresince süregelen (kronik) strese maruz kalma
    Hamile kalmadan önce kilosu çok az olan kişiler (kaşektik gebeler)
    Düzenli olarak madde ya da belirli ilaçları kullanan gebeler
    Trombofili (Damar içi pıhtının artması ile birlikte giden bir takım hastalıklar)
    Sistemik veya kronik hastalık sahibi olanlar: Hipertansiyon, böbrek hastalığı, diabet, kalp hastalıkları, SLE (Sistemik lupus eritematosus) veya bir takım tiroid hastalıklarında olduğu gibi otoimmun hastalığı olanlar, bebeği rahimiçinde etkileyen bazı enfeksiyonlar, konjenital anomaliler ve genetik hastalıklar bebeğin rahim içinde gelişmesine engel olabilir.

    Bazen tüm bu risk grubu faktörlerinin bulunmamasına rağmen gebelerde Intrauterin Gelişme Geriliği (IUGG) ortaya çıkabilmektedir. Buradaki kesin nedenler bilinmemektedir.

    Mekanizma
    IUGG; bebeği anne rahminde besleyen "plasenta" da (eş kısmında), damar hasarı oluşarak bebeğin beslenmesini kısıtlanması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu mekanizma ile gerçekleştiği, IUGR’lı doğan bebeklerin plasentalarının incelenmeleri sonucunda ortaya çıkarılmıştır.

    Tanı
    Tanı gebelik kontrollerinde rahim büyüklüğünün olması gerekenden küçük olarak saptanması sonrasında ultrasonografide bebeğin gebelik haftasına göre olması gerekenden daha düşük doğum ağırlıklı olması ile konur.

    Bebeğin gebelik haftasını gösteren bir takım büyüklük kriterileri yani "persantiller" vardır ve bebeğin yapılan ölçümleri normal değerlerin alt ve üst sınırları arasında olmalıdır (%10-90 arasında). Bu persantillerin %10’un üzerinde olması bebeğin içeride bir gelişim azlığını ve %90’ın üzerinde olması ise normalden iri olmasını (makrozomi) ifade etmektedir.

    Bazan IUGR tanısı koymak çok kolay olmayabilir. Özelikle ölçüm hatalarından kaynaklanan sorunlar hatalı olarak IUGR tanısı koydurabilir.

    Özelikle son adet tarihinin doğru olarak bilinmemesi (misdate), daha önceden rutin kontrollerin olmaması sonucunda aslında normal olan bir bebeğin IUGR olarak teşhis edilmesine neden olabilir.

    IUGR tanısı koyarken ultrasonografide bebeğin baş çevresi (HC), baş çapı (BPD), karın çevresi (AC) ve uyluk kemiği (FL) ölçümleri bir arada değerlendirilmektedir. Bu ölçümlerden özellikle karın çevresinin (AC) olması gerekenden 2 hafta geride olması IUGR tanısını güçlendirir. Takiplerde bu gerilik artarak devam ediyor ise tanı kesinlik kazanmaya başlar.

    Bazen de anne-babanın yapısı nedeni ile bebeğin normalden küçük olması hatalı olarak IUGR olarak yorumlanabilir.

    IUGR ve riskli gebeliklerde oldukça yardımcı bir tanı yöntemi de halk arasında "renkli ultrason" olarak da bilinen "doppler ultrasonografi" dir. Burada bebeğe giden damarlardaki kan akımları değerlendirilir, IUGR tanısı ve gebeliğin izleminde son derece önemlidir.

    Non Stress Test (NST) de yine rahim içi gelişme geriliğinin hem teşhisinde hem de izleminde diğer önemli bir testtir.

    Son yıllarda gelişen 4 boyutlu ultrasonlar ile yapılan özel ölçümlerle de IUGR tanısı konulabilmektedir.

    IUGR Türleri
    IUGR simetrik veya asimetrik IUGR olarak ikiye ayrılmaktadır.

    Asimetrik gelişme geriliğinde; bebeklerin merkezi sinir sistemini ön planda koruyan mekanizmalar nedeniyle kafa çapının normal olmasına rağmen (beynin korunmasına rağmen), özellikle karaciğerin yeterince büyüyememesi sonucunda karın çevresindeki büyüme sınırlı kalmaktadır. (Büyük kafa ama ince karınlı bebekler)

    Asimetrik tip, genelde hamileliğin son dönemlerinde aniden ortaya çıkan yüksek tansiyon veya diyabet gibi hastalıkların etkisiyle bebeğin yağ depoları azlığı ile gelişmektedir.

    Simetrik IUGR durumda ise, tüm vücut kısımlarının büyümesi orantılı olarak geri kalmaktadır. Daha ciddi sonuçları olan bu durum, genelde fetusu etkileyen kromozom kusurlarına veya rahim içi enfeksiyonlara (TORCHES enfeksiyonları) bağlıdır.

    Tedavi ve İzlem
    Rahim içi gelişme geriliğinden şüphelenildiği durumlarda ilk önce rahimin boyu ölçülür ve bebeğin büyüklüğü tahmin edilir. Daha sonra ultrason incelemesi ile bebeğin ölçümleri (fetal biyometri) yapılır.

    Eğer IUGR şüphesi kuvvetli ise gebeye yatak istirahati, sigarayı bırakması ve dietini düzenlemesi önerilir. Olası bir enfeksiyon açısından da incelemeler yapılır. Gebelik takiplerinde haftada 1 ya da 2 kez Non Stress Test (NST) yapılır. NST izlemlerine "doppler ultrasonografi" de kombine edilebilir.

    Bebeğin kalp atımlarının bozulması ve 2-3 hafta süreyle büyümenin duraklaması bebeğin ciddi tehlike altında olduğunun belirtisidir. Böyle bir durumda gebeliğin sonlandırılmasının bebek için yaşam şansını yükselteceği sonucuna varılırsa sezaryen kararı verilebilir.

    Komplikasyonlar
    IUGR'da bebeği gebelik süresince bekleyen riskler; fetal distres (bebeğin rahim içinde sıkıntıya girmesi) ve ani bebek ölümleridir. IUGR ile doğan bebeklerin erken dönemlerdeki ölümleri 8 kat artmaktadır. Bu nedenle bu tür durumda annede daha çok benimsenen doğum şekli olan sezaryen oranları da artmaktadır.

    Yine; doğum sonrası ise bu bebeklerde kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi), kandaki kalsiyumun azalması (hipokalsemi), uzamış sarılık, solunum sıkıntısı, asfiksi ve artmış mortalite (ölüm) hızı en önemli komplikasyonlardır. Deri altı dokularındaki yağ ve karaciğerdeki şeker depolarının yetersizliği, doğum sonrası erken dönemde sık olarak vücut ısısı ve kan şekeri düşmesine neden olmaktadır.

    Plasental kan akımının azlığına bağlı olarak bebeğin rahim içinde gelişememesi bebekte ani veya süregen (kronik) sıkıntıya sebep olabilir. Bu nedenle gebeliğin miada ulaşması beklenmeden erkenden sezaryen ile sonlandırılması düşünülebilir. Buradaki mantık bebeklerin iyi beslenemeyen rahim içi ortamdan alınarak küvöz ortamında desteklenerek gelişimlerinin sürdürülmesidir. Bu şekilde rahim içindeki ani ölümler de önlenmiş olur. Ancak bu kez de bebeğin doğduğu erken gebelik haftasına bağlı olarak "prematürite" sorunları baş gösterebilecektir.

    Uzun Dönemli Bebeklerdeki Etkiler
    İyi olan taraf odur ki bu bebekler doğduklarından sonraki ilk yıllarda kendi akranlarını kiloca yakalayabilir, hatta geçebilirler. ("adeta kıtlıktan çıkmış gibi beslenebilirler")

    Çok erken sezaryen ile doğurtulmak zorunda kalınan prematür bebeklerde ise bir takım nörolojik problemlerin görülme olasılığı bulunmaktadır. Nörolojik problemlerle daha çok kastedilen öğrenme ve davranış bozukluklarıdır. Gebelik haftası ilerledikçe bu riskler azalmaktadır.

    Önlemler
    Gelişme geriliğine neden olan faktörler her zaman tam anlamı ile kontrol edilemeyebilir. Ancak yine de kontrol edilebilen faktörlere dikkat edilmelidir. Anne adayının gebeliği süresince dengeli beslenmesi, bol su ve sıvı içmesi, sigara kullanmaması, stres yaratacak olaylardan kaçınması, düzenli olarak hafif egzersiz yapması, düzenli uyku uyuması ve dinlenmesi son derece önemlidir.

    Ayrıca herhangi bir şikayet olmasa bile düzenli olarak kontrollere gidilmesi olayın erken dönemde tanınması ve önlem alınmasına yardımcı olabilir.
    Özellikle gebeliğin ilk üç ayında yapılacak bir ultrason tetkiki ile bebeğin ileriki dönemlerdeki gebelik haftası ve doğum tarihi net bir şekilde tahmin edilebilmektedir. Çünkü bu dönemlerde ultrasonun gebelik haftasını belirlemedeki yanılma payı 3-5 gün ile sınırlı olup son aylarlara göre çok daha azdır (15-20 gün).

    Daha önceki gebeliğinde veya gebeliklerinde düşük doğum kilolu bebek doğuran gebelere gebeliklerinin ilk günlerinden itibaren aspirin tedavisi; yani "düşük dozlu (80-100 mg) aspirin" (bebek aspirini) başlanabilir. Eğer sigara kullanımı varsa mutlaka kesilmelidir.

    Gebeliğinde IUGR yönünde gelişim gösteren (gebelik haftası olması gerekenden yavaş giden) gebelerin erken doğum yapma risklerinin düşünülerek gebeliklerin belirli haftalarında doktoru tarafından "kortizon uygulaması" yapılabilir. Burada anneye kalçadan yapılan kortizon iğnelerinin amacı bebeğin akciğerlerinin gelişimlerinin sağlanmasıdır (akciğer maturasyonu). Çünkü prematür bebeklerdeki en sık ölüm sebeplerinden birisi akciğerlerin yeterince olgunlaşmaması sonucu yaşanan solunum sıkıntılarıdır.

    Her türlü gebelikte gelişebilecek olan IUGR riskini minimalize etmek için düzenli gebelik takipleri şart olarak görülmelidir.




+ Yorum Gönder