+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Okul Öncesi Eğitim Forumunda Çevreye Duyarlılık Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Çevreye Duyarlılık








    Çevreye Duyarlılık



    Genel olarak trenin kaçmasına çok az bir süre kalana kadar boşvercilik anlayışını alışkanlık haline getirmiş bir toplum oluşumuz yadsınmamalıdır. Ancak tehlike ile burun buruna gelince olayın ciddiyetinin farkına varıyoruz. Trafikte “bana bir şey olmaz” zihniyeti adeta ölüme atlar gibi çılgınlıkların temelini oluştururken bir gün kötü sonucu yaratacağını çağrıştırmıyor. Bir başka örnek ise tüm dünyanın yıllardır tehlikeli geleceği vurguladığı küresel ısınmanın dünya devletleri ile ülkemiz ve vatandaşlarımız ancak farkına varır oldular. Sanırız bu yıl kış ayları ılıman ve yağışsız geçince yakın bir gelecekte su sıkıntısı çekeceğimiz düşünülmeye başlandı. Bu düşüncelere koşut olarak, sulama yapılamayan tarım alanlarının verimlilik sıkıntısı, hızla ısınan denizlerdeki balık göçlerinin durma aşamasına gelmesi, kuzey küredeki buzulların hızla erimesi ile yaşanması olası felaket, özellikle cilt kanserinin ozon tabakasındaki yırtığın büyümesi ile günden güne artış göstermesi, bizlere ileride olabilecek olumsuzlukların sinyallerini vermektedir.
    Küresel ısınma, insan oğlunun doğanın özel dengesini bozmak için elinden geleni ardına koymamasının sonucu olarak düşünülebilir. Pek çoğumuzun, özellikle de çocuklarımızın, bütün bu olan bitenden ya da gelecekte olacaklardan habersiz olarak günü gün etme düşüncesinde olduğu görülmektedir. Örneğin; evlerimizde gerekenden fazlasını harcamayı alışkanlık durumuna getirdiğimiz su, ısınma, aydınlanma ve ısıtmada kullanılan elektrik enerjisi ile yakıt, genellikle toplu taşıma araçları dışında tek kişi ile kullanılma alışkanlığının kazanıldığı arabalarımızda harcanan akaryakıt vb. kendi ekonomimize olduğu gibi ülke ekonomisine de zarar vermektedir. Zarar gündeme gelince, çevreyi koruma ya da çevre duyarlılığı konularının önemi öne çıkmaktadır. Çok eski yıllarda kendini birden bire savaşın içinde bulan ülkemiz tutumluluk önlemleri almak yolunda ister istemez önemli dersler almıştır. Ülkelerin savaşla iç içe kalmaması herkesin dileği olsa da, aniden yaşanan savaş sonrasında olanları dinlediğimiz büyüklerimizin anlattıklarına ve okunan kitaplardan öğrendiklerimize göre alınan derslerden en önemlisi savaştan kurtulduktan sonra beliren yokluk savaşıyla nasıl baş edileceğidir. Yoklukları giderebilmek, düze çıkabilmek için tutumluluk konusu, zorunlu kural olarak ağırlık kazanmıştır. Yokluktan kurtulup varlığı yakalama dengesini kurabilmek için yenilen ve içilen her şeyin bir nimet olduğu görüşü egemen olmuştur. Buna koşut olarak da insanların çevre duyarlılığı, çevre korumacılığı belirmeye başlamıştır. O günlerde yere düşen bir parça ekmek bile önem kazanmıştır. Ve ekmeğe saygı başlamıştır. “Ekmek parası kazanmak” deyimi de böylece gündeme oturmuştur. Bir odada yakılan elektrik, odadan çıkılırken mutlaka söndürülür, ikincisini, üçüncüsünü almamak için giysiler atılmayıp onarılarak kullanılır, tabaklara yeterinden fazla yiyecek konmaz, kahvaltılarda zeytin, peynir gibi ekmek katıklarının ancak yeteri kadar tüketildiği anlatılır. Tutumlu olma alışkanlığı yanında çevreye duyarlılık ve koruma bilincinin uzunca bir süre alışkanlık kazandırarak sürmesinden daha sonraki süreçlerde ipin ucu yavaş yavaş kaçarak gündeme bomba gibi düşen sıkıntılar kendini göstermeye başlamıştır. Eskiye göre kapital sıkıntısı yaşamayan ya da kolay kazanç sağlayan kesim gerektiğinden fazlasını edinmek, biri varken ikincisini almak, yediğinden birazcık koparıp geri kalanı çöpe atmak, onarıp kullanma yerine hemen yenisini almak gibi oldukça lüks yaşantı içindedir. Dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan bu tür savurganlıkların devamı olarak insanın insana ve doğaya karşı olan sevgi ve saygısının da genel savurganlığa koşut olarak ortadan kalktığı görülmektedir. Kolay kazanma hırsı denizleri tüketmiş, doğal tadında besin bulunamaz olmuş, ormanlık alanlar talan edilerek köşe dönücülerin egemenliğine bırakılmıştır. Gözü dönen insanlar her koşulda birbirini boğazlayacak kini yaşamaya başlamışlardır. Sonunda dünya bu duruma gelmiştir.

    Çocuklar? . . Çocukların örnek alarak tutum ve davranış geliştirdiklerini bilmeyenimiz var mıdır?. Günümüzde yetişen çocuğun durumunu hiç düşünmez miyiz? . . Üzüm üzüme baka baka kararmaz mı? . Büyüklerin yaptığı her şeyi aynen kapmazlar mı?. Onlara göre, büyüklerin her yaptığı şey doğru değil midir?

    Günümüzde anne-babalar ya da diğer yakınların egemen düşüncesi; çocuğun istekleri ya da isteklerinden fazlasının hemen karşılanması yönündedir. Onlar; küçükken elde edemedikleri şeylerin sıkıntısını çocuğun yaşamamasını isteyerek gereğinden fazlasını ona vermekte birbiriyle adeta yarışır durum yaratmaktadırlar. Bu durumda olan çocuk, istediğini elde etme alışkanlığını kazandığından, gerekli-gereksiz diye bir kavram tanımaz. Alınanları kısa sürede kullanılamaz duruma getirir, çünkü yenisinin alınacağını bilir. Bu koşullarda yetişen bir çocuk, zamanı geldiğinde oldukça önemli çalışmaları ve eğitimi olan bir okula verilir. Bu okulda öğretmenler genellikle çevre duyarlılığı ve çevreyi koruma konularına değer vererek çocuklara da bu bilinci aşılama yöntemlerini uygularlar. Örneğin; tuvaletin kullanılmasından sonra rezervuarı çalıştırma, musluğu ve kağıt havluyu yeterinden fazla kullanmama, yemek yeme sırasında masaya konulan yemeği yemek alışkanlığı kazanma, gün içinde kullanılan oyuncak ve diğer materyali dikkatli kullanıp zarar vermeme, el işi etkinliklerinde kullanılan ve küçülmüş kağıt parçalarını atmayıp daha sonra kullanmak için bir kutuda saklama, küçülmüş pastel boya ve tükenmek üzere olan sulu boyayı da atmayıp bitinceye kadar kullanma, burnu aktığında kağıt mendil paketinden bir tek mendil alarak kullanma, tuvalette kağıt rulosundan ancak yeteri kadar alarak kullanma yolları okullarda öğretilmektedir. Okuldaki çocuklar bahçedeki bitkilerin bakımını yapmakta, ekmeyi öğrenmekte, buraya gelen kedilere sempati duymakta, karınca ve böcekleri incelemektedir. Burada öğrendiklerinin özünde arkadaş sevgisi ile insanları sevme alışkanlığı kazanmak, doğa sevgisi ile tutumluluğun önemi vardır.

    Oysa bugünlerde yaşanan küresel ısınma, çevrenin yok oluşu, savurganlığın baş edilemez durumu ile ileride yaşanması olası büyük sıkıntıların mimarı ne yazık ki bizleriz. İçinde bulunduğumuz sıkıntılı doğayı bizler bu günlere yetiştirdik. Ama bizlerin yetiştirmekte olduğu başka şey de var. Çocuğumuz ya da çocuklarımız. Onları yetiştirirken örnek alma özelliklerini unutmadan bir şeyler yapma gereğini duyarsak, ileride onlar için daha mutlu olacakları bir dünya bırakmamız hiç de zor olmaz. Belki onların iyi birer birey olarak yetişmeleri ile yaşanan korkunç durum tersine dönebilir.

    ( 18 Nisan 2007 - Psikolog Acar PİJİ / Zürafa Yuva (Acıbadem-Çamlıca) )








  2. Hılful Fudul
    Devamlı Üye





    Çevreye Duyarlılık, Uluslararası Başarı Getirdi

    Akyaka Plajı'nın çevreye gösterilen duyarlılık nedeniyle Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı'nın İspanya'daki toplantısında ''örnek plaj'' olarak tanıtıldığı bildirildi.

    Akyaka Beldesi Belediye Başkanı Ahmet Çalca, AA muhabirine, Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı'nın (FEE) İspanya'da düzenlediği ''Mavi Bayrak'' etkinlikleri kapsamında Akyaka Plajı'nın çevreye gösterdikleri duyarlılık ve yaptıkları çevre düzenlemeleri nedeniyle ''örnek plaj'' olarak gösterildiğini söyledi.
    İspanya'daki toplantıda çeşitli ülkelerdeki mavi bayrağa sahip çok sayıda plajın incelendiğine işaret eden Çalca, ''Akyaka Plajı, çok iyi derecedeki çevre düzenlemesi ve mavi bayrak kriterlerini tam anlamıyla yerine getiren bir halk plajı olma özellikleri nedeniyle de örnek plaj olarak gösterildi. Bu gelişme bizi çok sevinirdi'' dedi.

    AKYAKA'DA ÇEVREYİ KORUMA TEDBİRLERİ
    Akyaka Plajı'nın ''mavi bayraklı'' olduğuna dikkat çeken Belediye Başkanı Çalca, çevreyi korumak için bir dizi tedbir aldıklarını belirterek, şunları söyledi:
    ''Aldığımız tedbirler kapsamında mavi yolculuk yaptıran tekneler, fosseptiklerini Akyaka'daki arıtma tesisimize bırakacak. Özel Çevre Koruma Kurumu (ÖÇK)tarafından yaptırılan arıtma tesisimiz 25 bin kişinin fosseptiğini bir günde biyolojik ayrışımla bertaraf edebilme özelliğine sahip. Balık tutulan koylarımız bundan sonra fosseptik atığı ile kirlenmeyecek. Balık yakalanan yerler temiz kalacak. Yasağa uymayanlara ise Çevre Kanunu kapsamında çeşitli miktarlarda para cezası kesilecek.''
    Çalca, turizm sezonunda beldelerine gelen ziyaretçilere sağlıklı bir kum üzerinde güneşlenmenin ve temiz denize girmesinin önemini broşür ve el kitapçıklarıyla anlattıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
    ''Kumun üzerine daha önce araçlar çıkıyordu. Esnaflar, işletmelerindeki kirli suları kumun üzerine bırakıyordu. Aldığımız önlemlerle, kumsala araç girişini yasakladık. İşletmelerden çıkan kirli suların sahile ulaşmasını önledik. Ayrıca, sahilde güneşlenen insanların sigara izmaritlerini kuma atmadan küllüklere koyarak sağlıklı bir ortamda güneşlenmesini sağlamak amacıyla şezlongların arasına çok sayıda sigara küllüğü yerleştirdik.''

    MAVİ BAYRAKLI KUMSAL VE MARİNALAR
    Muğla'da 62 mavi bayraklı plaj ile 7 adet mavi bayraklı marina bulunuyor. Türkiye genelinde ise toplam 286 mavi bayraklı plaj, 14 adet ise mavi bayraklı marina bulunmakta.
    Muğla'daki 62 adet mavi bayraklı plajın 33'ü Bodrum'da, 17'si Marmaris'te, 5'i Fethiye'de, 2'si Ortaca'da, 4'ü Datça'da, 1'i ise Akyaka'da yer alıyor.





  3. Eleman
    Devamlı Üye
    Çevreye duyarlılık küçük yaşlarda kazandırılması gereken önemli bir konu. Her yeri evimizmiş gibi görmeli ve gerekli özeni göstermeliyiz. Çevreye zara verecek çöpleri doğaya atmamalı, cevreye zarar veren insanlar gördüğümüzde uyarmalıyız.




+ Yorum Gönder


çevreye duyarlılık,  çevre duyarlılığı ile ilgili kompozisyon,  çevreye duyarlılık nedir,  çevre duyarlılığı nedir,  çevre duyarlılığı ,  çevreye duyarlılık ne demek