+ Yorum Gönder
Eğitim Arşivi ve Okul ve Eğitim Forumunda goriot babanın kahramanları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    goriot babanın kahramanları








    kahramanları bilmek istiyorum lütfen bulun







  2. HAYAT
    Devamlı Üye





    Goriot Baba Romanının Kişileri

    Goriot Baba: Asıl adı Jean-Joachim Goriot’dur. Devrim öncesinde basit bir şehriye işçisiyken becerikliliği ve tutumluluğu sayesinde patronunun işyerini satın almış, Paris’te kıtlık zamanında tahıl fiyatlarının yükselmesiyle servet sahibi olmuştur. Zengin bir çiftçinin kızıyla evlenmiş, karısına dinsel bir hayranlık ve sınırsız bir aşk beslemiş, yedi yıllık mutlu bir beraberlikten sonra karısını kaybetmiştir. Karısının ölümünden sonra bütün aşk ve sevgisini iki kızına yönelten Goriot Baba’nın babalık duygusu çılgınlık derecesindedir. Tüccar ve çiftçi arkadaşlarının tüm ısrarlı tekliflerine rağmen bir daha evlenmemiştir.

    “Kızlarının eğitimi de akıldışı olmuştu elbette. Yılda yetmiş bin lirayı aşkın geliri vardı, kendisine bin iki yüz franktan fazla harcamıyordu, tüm mutluluğu kızlarının isteklerini yerine getirmekti: iyi bir eğitimi belli eden yeteneklere kavuşturulmaları için en iyi öğretmenler bulunmuştu; kendilerine eşlik eden bir dadıları vardı; bereket versin, akıllı ve zevkli bir kadındı. Atla dolaşıyorlardı, arabaları vardı, yaşlı bir beyzadenin gözdeleri gibiydiler: bir kez söylediler mi babaları en pahalı isteklerini bile hemen yerine getiriyordu; sunularına karşılık olarak bir okşayıştan başka bir şey istemiyordu. Zavallı adam! Kızlarını melekler düzeyinde, dolayısıyla kendinden yukarıda görmekteydi, verdikleri acıyı bile seviyordu.” (s.98-99)

    Kızlarını istedikleriyle evlenmeleri konusunda serbest bırakır. Her iki kızı da yüksek çevreden kişilerle evlenir. Goriot Baba, kızlarına evlenirlerken sekiz yüz biner frank para verir. Soylu damatlar kayınbabalarının bir şehriyeci olmasını kendilerine yakıştıramazlar. Kocalarının baskısı yüzünden her iki kızı da kendisini evlerine almak istemez. Büyük bir umutsuzluğa kapılan Goriot Baba, yoksul bir muhite, Madame Vauquer’in pansiyonuna gelir.

    Pansiyona geldiği ilk günlerde ekonomik durumu iyi olduğu için pansiyondakiler Monsieur Goriot’ya saygı gösterirler. Giyim kuşamı yerinde, sağlıklı bir adamdır. İki kızı, yaşlı adamı burada da rahat bırakmaz, onu sömürmeye devam ederler. Ekonomik gücü günden güne zayıflayan, kılık kıyafeti bozulan, sağlık durumu kötüleşen Monsieur Goriot’ya bundan böyle Goriot Baba diye hitap ederler. Goriot Baba hitabı, saygınlığın, parasal gücün azaldığının göstergesidir.

    Kızlarının sorumsuz harcamaları yüzünden eski saygınlığını kaybeden Goriot Baba, soğuk kış aylarını ateş yakmadan geçirmek zorunda kalır. Ucuz pansiyon odasında, hiç hak etmediği sefil bir yaşam sürer. Goriot Baba’nın gönlü de, kızlarının hasretiyle, onları doyasıya görememenin, öpüp koklayamamanın acısıyla yanmaktadır. Ölüm döşeğinde yatarken, kızlarını yanı başında görmeyi çok ister, ancak kızları defalarca çağrılmalarına rağmen gelmezler. Yokluk içinde, kızlarının hasretiyle kıvranarak can verir.

    Anastasie de Restaud: Goriot Baba’nın büyük kızıdır. Soylu bir aileden olan Monsieur Restaud ile evlidir. Krala takdim edilmiş, soylular tarafından kabul görmüştür. Anastasie de Restaud, kocasını Maxim de Trailles adında kumar düşkünü bir adamla aldatır. Sevgilisinin borçlarını ödemek için kaynanasının hatırası olan elmasları gizlice satar. Maxim de Trailles’in borçlarını ödeyemediği için bunalıma girdiğini görmüş, intihar etmesinden korkmuştur. Kocası elmasların satıldığını öğrenince, karısının bütün mal varlığına, paralarına el koyar. Kumarbaz sevgili Maxim de Trailles, başka bir kadınla ilişki yaşamaya başlar. Hem kocasından hem de sevgilisinden darbe yer.

    Babası ölüm döşeğinde kendisinin ve kız kardeşinin adını sayıklarken, Anastasie de Restaud kocası izin vermediği için pansiyona, babasını görmeye gidemez. Pansiyona geldiğinde babasının bilinci yerinde değildir. Goriot Baba bir süre sonra ölür. Anastasie de Restaud, babasının cenaze işlemleriyle hiç ilgilenmez. Babasının cenaze törenine bile gelmez, ancak içi boş olan arabasını göndererek babasına olan son görevini yerine getirmiş olur. Kendisini yıllarca el üstünde tutan, sevgisiyle şımartan, her şeyini veren bir babaya, gösterilen sevgi bu kadardır.

    Delphine de Nucingen: Goriot Baba’nın küçük kızıdır. Zengin bir banker olan Marsay de Nucingen’le evlidir, fakat ayrı dairelerde kalırlar. Kız kardeşi kendisinden daha zengin olduğu, soylular sınıfına kabul edildiği için onu kıskanır. Delphine de Nucingen’in en güçlü tutkusu yüksek çevreye girebilmektir. Soylu bir kadın olan Madame de Beauseant, akrabası Eugene de Rastignac’a Delphine de Nucingen’deki bu hastalıklı tutkuyu şu sözlerle anlatır: “Madame de Nucingen benim salonuma girebilmek için Saint-Lazare Sokağı ile Grenelle Sokağı arasındaki bütün çamurları şapur şupur yutabilir.” (s.88)

    Delphine de Nucingen, banker bir kocası olmasına rağmen, cebinde harcayacak parası yoktur. Paraların idaresi kocasındadır. Varlık içinde yokluk çekmektedir. Kocası, Prenses Galathionne ile ilişki yaşar.

    Kocasının başka bir kadının peşinde koşmasını kıskanır. Madame de Beauseant’ın akrabası olan genç hukuk öğrencisi Eugene de Rastignac’la tanışır, ondan etkilenir. Delphine de Nucingen’in genç öğrenciden etkilenmesinde kocasının ilgisizliği ve bir kadının akrabası olmasının büyük etkisi vardır. Eugene de Rastignac, Madame de Beauseant’ın akrabası olduğu için, Delphine de Nucingen’in gözlerini kamaştırmıştır. Delphine de Nucingen’de yükselme hırsı, her türlü duygunun önüne geçmiştir. Bu yönüyle Eugene de Rastignac’a benzer.

    Delphine de Nucingen, tıpkı kız kardeşi gibi babasını ölüm döşeğinde yalnız bırakır. Babasının cenaze törenine gelmez, sadece içi boş olan arabasını gönderir.




  3. HAYAT
    Devamlı Üye
    Madame Vauquer: Elli yaşlarında dul bir kadındır. Goriot Baba’nın kaldığı Maison-Vauquer adıyla tanınan küçük bir pansiyonun sahibidir. Madame Vauquer, pansiyonerlerine, aldığı ücret oranında ilgi gösterir. “Bu yedi pansiyoner Madame Vauquer’in şımarık çocuklarıydı, kendilerine gösterilecek özen ve saygıyı, ödedikleri ücretlere göre, bir astronom kesinliğiyle ölçerdi.” (s.22-23)

    Pansiyona ilk geldiği yıllarda yaşlı olmasına rağmen bakımlı, giyim kuşamı yerinde ve zengin bir adam olan Goriot Baba, kocasını yıllar önce kaybetmiş olan Madame Vauquer’in kalbinde hoş kıpırdanmalara sebep olur. Dul kadın, bir süre bu yaşlı adamın ilgisini çekebilmek için peşinde dolanır. Fakat Goriot Baba’nın kalbinde iki kızından başka kimseye yer yoktur. Madame Vauqure, Goriot Baba’nın genç ve güzel kadınlarla ilişkisi olan, uslanmaz bir çapkın olduğunu düşünür. Goriot Baba’dan yüz bulamayınca, ona olan öfkesini nefrete dönüştürür.

    Madame Vauquer insanlık duygusundan yoksun, cimri, açgözlü, çıkarcı bir kadındır. Goriot Baba ölüm döşeğinde kıvranırken, Madame Vauquer yaşlı adamın ödenmeyen birkaç günlük ücretini alabilmek için Eugene de Rastignac’ı sıkıştırır. Yıllarca pansiyonunda kalmış bir müşterisinin ölecek olması, Madame Vauquer’in kalbinde en ufak bir etki yapmaz. Kalbi bu derece katılaşmış, duygusuz, acımasız bir kadındır. Goriot Baba’nın göğsünde taşıdığı, kızlarının bebeklik saçlarıyla örülmüş, altın çerçeveli madalyonu, cesedin üzerinden alabilecek derecede açgözlü bir kadındır.

    Eugene de Rastignac: Paris’e hukuk okumaya gelmiş yoksul bir öğrencidir. Yirmi iki yaşındadır. Madame Vauquer’in pansiyonunda, en ucuz odaların bulunduğu üçüncü katta kalmaktadır. Goriot Baba da aynı katta başka bir odada kalmaktadır. Genç öğrencinin babası, annesi, iki erkek ve iki kız kardeşi, halası yılda 3000 frank getiren küçük bir toprakla kıt kanaat geçinmektedirler. Ayrıca bu paranın 1200 frankı Eugene de Rastignac’a ayrılmaktadır. Yoksulluk, Eugene de Rastignac’ın içindeki yükselme hırsını kamçılamıştır.

    Eugene de Rastignac, soylu akrabası Madame de Beauseant’ın araladığı kapıdan yüksek çevreye adımını atar. Zengin insanların salonlarında gördüğü lüks ve ihtişam gözlerini kamaştırır. Kıt kanaat geçinen bir öğrenci olmasına rağmen yüksek çevrenin balolarına, davetlerine katılır. Genç öğrencinin içinde bulunduğu konumla düşlediği, arzuladığı konum arasında tam bir zıtlık vardır. Çok ilginçtir, milyonluk insanların bulunduğu lüks evlerdeki davetlere, balolara katılır, yoksul pansiyonuna cebinde arabaya verecek parası olmadığı için yaya olarak döner.

    Eugene de Rastignac’ın tek tutkusu, tek aşkı yükselme hırsıdır. Yüksek çevreye girebilmek için kadınları bir araç olarak kullanır. Önce Anastasie de Restaud’ya ilgi duyar, daha sonra Delphine de Nucingen’e sözde âşık olur. Goriot Baba ile aralarında çok içten bir dostluk bağı vardır. Goriot Baba, bu genci oğlu yerine koyar. Küçük kızını sevdiğini öğrenince, genç öğrenciye duyduğu sevgi katlanır.

    Madame de Beauseant: Zengin, soylu bir kadındır. Portekiz’in en ünlü ve en zengin beyzadelerinden Marki d’Ajuda ile üç yıldır birliktedir. Eugene de Rastignac’ın uzaktan akrabasıdır. Eugene de Rastignac, soylu akrabası sayesinde, gittiği yüksek çevrelerde göz kamaştıran, saygı gösterilen, değer verilen biri konumuna yükselir.

    Eugene de Rastignac, henüz hayatı tanımayan, yoksul, saf bir gençtir. Madame de Beauseant, genç akrabasının gözlerini açar, yabancısı olduğu bu çevreyi tanımasında ona yardımcı olur. Madame de Beauseant’ın yaşam tecrübesi oldukça fazladır. Bu çevrenin insanlarını çok iyi tanır.

    “Yükselmek istiyorsunuz, size yardım edeceğim. Kadınların çürümüşlüğünün derinliğini araştıracak, insanların sefil gururunun genişliğini ölçeceksiniz. Dünya kitabını çok iyi okumuştum, ama gene de bilmediğim sayfalar kalmıştı. Şimdi hepsini biliyorum. Hesabınızı ne kadar soğuk bir biçimde yaparsanız, o kadar ileri gideceksiniz. Acımadan vurun, sizden korkarlar o zaman. Erkekleri ve kadınları her konak yerinde gebermeye bırakacağınız birer at olarak benimseyin, arzularınızın doruğuna ulaşırsınız. Size ilgi duyan bir kadından yoksunsanız, hiçbir şey olamazsınız burada. Ama bu kadın, genç, zengin, zarif olmalı. Gerçek bir duygunuz olursa, bir gömü gibi saklayın; hiçbir zaman sezdirmeyin, yoksa mahvolursunuz. Cellat olmaktan çıkar, kurban olursunuz… Goriot Baba Madame Delphine de Nucingen’in kapısını açsın size. Güzel Madame de Nucingen bir tabela olacak sizin için. Onun seçtiği erkek oldunuz mu kadınlar sizin için çıldıracaktır… Başarılar kazanacaksınız. Paris’te başarı her şeydir, iktidarın anahtarıdır. Kadınlar sizi akıllı, yetenekli buldular mı erkekler de inanacaktır buna, gözlerini açmazsanız elbette… Dünyanın ne olduğunu o zaman öğreneceksiniz: bir dolandırıcılar ve dolandırılmışlar yuvası.” (s.87-89)




  4. HAYAT
    Devamlı Üye
    Vautrin (Jacques Collin, Azrail-Çatlatan): Madame Vauquer’in pansiyonunda kalan, kırk yaşlarında, eski bir tüccar olduğunu söyleyen, kara bir peruka taşıyıp favorilerini boyayan bir adamdır. Bozulan kilitleri söker, yağlar, tamir eder. “Her şeyi bilirdi zaten: gemileri, denizi, Fransa’yı, dış ülkeleri, iş dünyasını, insanları, olayları, yasaları, otelleri ve hapishaneleri. Biri fazla dert yanacak oldu mu yardıma hazır olduğunu bildirirdi hemen. Birkaç kez Madame Vauquer’e ve kimi pansiyonerlere borç vermişti; ama iyilikte bulunduğu kimseler onun parasını geri vermemektense ölmeyi yeğ tutarlardı, öyle ya, babacan görünüşlü olmakla birlikte, derin ve kararlı bakışı insanın ödünü koparırdı… Sert bir yargıç gibi, gözleri bütün sorunların, bütün bilinçlerin, bütün duyguların canevine işlerdi sanki.” (s.27)

    Hem beden hem de kişilik yönünden çok güçlü biridir. Hemen herkes hakkında bilgi sahibidir. Gizemli ve ürkütücüdür. Karşısındaki insanı sert ve ezici bakışlarıyla etkisi altına alır. Pansiyona gece yarısı gelir, kapıyı maymuncukla açar. Gizli kapalı işler çevirir. Uşak Christophe ile aşçı Slyvie’ye sus payı verir. Geceleri odasına yabancı adamlar gelir. Goriot Baba’ya saygı göstermez, onunla dalga geçer. Kaba kuvvetiyle yaşlı adamın gözünü korkutmaya çalışır.

    Vautrin, genç hukuk öğrencisi Eugene de Rastignac’ın gözlerindeki yükselme hırsını görür. Genç öğrencinin saflığından ve toyluğundan faydalanmak ister, pansiyonda kalan Victorine Taillefer adındaki genç kızla evlenmesi için çok dil döker. Victorine Taillefer, milyonluk babası tarafından inkar edilen bir kızdır. Eugene de Rastignac bu kızla evlenecek olursa, bir anda milyonlara konacak, düşlediği yaşama kavuşacaktır. Genç öğrencinin bu konudaki zaafını çok iyi bilen Vautrin, onu zayıf olduğu noktadan vurmaya çalışır. Vautrin, 200 bin frank karşılığında bir milyonluk servete kondurmayı vaat eder.

    Vautrin, sinsi bir plan yapar, milyoner Taillefer’in tek oğlunu öldürtür. Mirasını bırakacak kimsesi kalmayan Taillefer, inkar ettiği kızı Victorine’i yanına çağırtır. Eugene de Rastignac, Vautrin’in etkisiyle iç dünyasında büyük bir çatışma yaşar. Bir tarafta hoşlandığı, sevdiği Delphine de Nucingen, öte tarafta milyonluk servete konan Victorine Taillefer. Bir süre bocalayan, tehlikeli gelgitler yaşayan Eugene de Rastignac, Victorine Taillefer’le hiçbir zaman evlenmeyeceğini söyler.

    Romanın en gizemli kişisi olan Vautrin’in asıl adı Jacques Collin’dir. Toulon zindanından kaçmış, Azrail-Çatlatan lakabıyla tanınan bir kürek mahkumudur. “Bu lakap giriştiği son derece gözüpekçe işlerde canından olmamış olmasından ileri geliyor.” (s.175)

    Vautrin mahkumlar arasında saygınlık kazanmış biridir. Üç zindanın paralarını işletir. On Binler Şirketi adıyla bilinen, çok büyük soygunlar yapan hırsızlardan oluşan bir topluluğun da akıl hocasıdır. Polis tarafından pek çok kez kıstırılmış olmasına rağmen bir türlü yakalanamamıştır. “Azrail-Çatlatan buraya gelirken dürüst bir adam postuna bürünüp iyi bir Parisli burjuva oluverdi, hiç dikkati çekmeyen bir pansiyona yerleşti; tilki gibi kurnazdır, hiçbir zaman apansız yakalanamaz. Vautrin büyük işler yapan, saygı gören bir adamdır.” (s.177)

    Madame Vauquer’in pansiyonunda kalan Mademoiselle Michonneau ile Poiret, polis şefi Gondureau ile görüşürler, kaçak mahkum olduğundan şüphelenilen Vautrin’in yakalanması için işbirliği yaparlar. Vautrin polisler tarafından yakalanır.

  5. HAYAT
    Devamlı Üye
    Victorine Taillefer: Madame Vauquer’in pansiyonunda, Madame Couture ile kalan genç bir kızdır. Başına gelen tatsız olaylardan dolayı talihsiz, ümitsiz ve hüzünlüdür. Çok zengin bir babası olmasına karşın “Babası birtakım nedenlere dayanarak onu kendi kızı olarak tanımıyor, onu yanına almaya yanaşmayıp kendisine topu topu yılda altı yüz frank veriyordu, servetini de olduğu gibi oğluna bırakmak için türlü yollar bulmuştu.” (s.25)

    Victorine Taillefer’in sevgi dolu, yumuşacık bir kalbi vardır. Babası tarafından inkar edilir, yıllarca biricik kardeşi kendisini görmeye gelmez. Tüm bu haksızlıklara rağmen Victorine Taillefer, hem babasını hem de erkek kardeşini çok sever. Dinî duyguları çok güçlüdür. Babasının ve kardeşinin yüreklerinin yumuşaması, ölen annesinin aklanması için dua eder.

    Genç ve tecrübesiz bir kız olan Victorine Taillefer, duygusal yönden kararsızlık yaşar. Bazen iri cüsseli, güçlü, sert bakışlı Vautrin ilgisini çeker; bazen de gönlü genç hukuk öğrencisi Eugene de Rastignac’a kayar.

    Erkek kardeşi Vautrin’in adamları tarafından öldürülen Victorine Taillefer, babası tarafından çağırtılır. Madame Vauquer’in pansiyonundaki sıkıntılı günler sona erer. Madame Couture’u da yanına alarak babasının evine gider. Milyonluk servetin tek mirasçısıdır artık.

    Madame Couture: Madame Vauquer’in pansiyonunda Victorine Taillefer’le birlikte kalan yaşlı bir kadındır. Genç kızın ölen annesinin uzaktan akrabasıdır. Victorine Taillefer’in annesi, zamanında Madame Vauquer’in evinde kalmış, umutsuz bir şekilde acı çekerek can vermiştir. Annesi öldükten sonra da genç kızı ortada bırakmamış, ona kol kanat germiş, kendi kızı gibi bakmıştır. Ölmüş kocasından kalan dul aylığından başka bir geliri olmadığı, kendisi öldükten sonra genç kıza bakacak kimse olmadığı için endişe duyar. Genç kızın dindar biri olarak yetişmesi için onu düzenli olarak kiliseye götürür. Romanın sonunda Victorine’in erkek kardeşi öldürülünce, genç kız babası tarafından çağrılır. Victorine Taillefer, kendisine annesi gibi ilgiyle bakan Madame Couture’u da yanına alır.

    Mademoiselle Michonneau: Madame Vauquer’in pansiyonunun üçüncü katındaki ucuz odalardan birinde kalan oldukça zayıf, yaşlı bir kızdır. “Renksiz bakışı insanı dondurur, bir deri bir kemik kalmış yüzü ürkütürdü. Kışa doğru çalılıklarda bağıran bir ağustosböceğinin ötüşünü andıran, cırtlak bir sesi vardı.” (s.24) Mademoiselle Michonneau, polis şefi Gondureau ile işbirliği yaparak 3000 frank karşılığında, Madame Vauquer’in pansiyonunda kalan ve kendisini Vautrin olarak tanıtan kaçak bir mahkumu yakalatır. Para karşılığında pansiyonda kalan bir kişiyi güvenlik görevlilerine ispiyonladığı için pansiyondan kovulur.

    Poiret: Madame Vauquer’in pansiyonunun ikinci katında kalan, yaşlı bir adamdır. Oldukça zayıftır. Geçmişte ne iş yaptığı belli değildir. Mademoiselle Michonneau ile birlikte Vautrin’i yakalatırlar.

    Bianchon: Yoksul bir tıp öğrencisidir. Eugene de Rastignac’ın arkadaşıdır. Madame Vauquer’in pansiyonuna akşam yemeği için gelir. Goriot Baba’nın ölüm döşeğinde kıvranırken bakımı, ihtiyaçları, tedavisi, ilaçları; öldükten sonra da cenaze işleriyle yakından ilgilenir. Arkadaşı Eugene de Rastignac’a bu konuda yardımcı olur.

    Christophe: Madame Vauquer’in pansiyonunda uşaktır. Pansiyonun üçüncü katının üzerindeki çatı odalarından birinde kalır. Goriot Baba’nın mektuplarını, kızlarına götürür. Bunun karşılığında yüklü bahşişler alır. Vautrin’in gizli kapaklı işlerini, belli bir sus payı karşılığında görmezden gelir.

    Slyvie: Madam Vauquer’in pansiyonunun şişko aşçısıdır. Pansiyonun üçüncü katının üzerindeki çatı odalarından birinde kalır.

+ Yorum Gönder


goriot baba kahramanları,  goriot babanın ana fikri nedir,  goriot baba ana fikri nedir,  goriot baba ile ilgili test soruları,  goriot ana fikri nedir