+ Yorum Gönder
Vücudumuzu Tanıyalım ve Organlarımız Forumunda Burun - Burnun Yapısı (İnsan Anatomisi) Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    Burun - Burnun Yapısı (İnsan Anatomisi)








    Burun - Burnun Yapısı (İnsan Anatomisi)


    Burun, güzel kokulu çiçeklerin ya da iştah açıcı yemeklerin kokularını algılamamızı sağ­lamanın ötesinde çok önemli işlevleri olan bir organımızdır. Soluduğumuz hava ile havadan aldığı oksijeni vücudumuzun bütün hücreleri­ne taşıyan kan arasındaki temel bağlantı yollarından biri burundur. Kısacası burnumuz hem koklama organı, hem de solunum yolla­rının başlangıcı olarak büyük önem taşır.
    Soluduğumuz hava akciğerlere ulaşmadan önce, etkili bir klima aygıtı ve hava filtresi görevini üstlenen burundan geçer. Gerçekten de burun deliklerinin içinde, havayla birlikte giren iri toz ve kum parçacıklarını tutarak havayı süzen kıllar vardır. Tozlarını burada bırakan hava, daha sonra, her burun deliğin­de üçer tane bulunan kıvrımlı yapıların üstün­den geçer. Boynuzcuk denen bu kıvrımların üstü, sümük (mukus) dediğimiz sıvıyı salgıla­yan nemli bir mukoza katmanıyla örtülüdür. Havadaki toz parçacıkları burnun iç yüzeyini kaplayan bu mukoza zarına yapışıp kalır. Zarın üzerinde ayrıca ince tüy gibi kirpiksi uzantılar vardır. Bu tüylerin sürekli olarak ileriye ve geriye doğru dalgalanmasıyla toz parçacıkları ya da mikroplar burun deliklerine doğru sürüklenir ve kişinin aksırması ya da sümkürmesiyle dışarıya atılır. Burnun içinde­ki incecik kan damarları da havayı ısıtır ve böylece soluduğumuz tozlu, pis ve soğuk hava akciğerlere ulaşmadan önce ısıtılmış, süzül­müş ve nemlendirilmiş olur.
    Burnun üst bölümünde, çok sayıda sinir hücresi içeren ve koku epiteli olarak adlandı­rılan iki küçük alan da koku duyumundan sorumludur. İnsanlar yaklaşık 3.000 değişik kokuyu birbirinden ayırt edebilir. Havayla taşınan "koku molekülleri" koku epitelindeki alıcılara ulaştığında beyin o kokuyu tanıyarak algılar.
    Burnun ayrıca ses tonu üzerinde de belli bir etkisi vardır. Örneğin nezle olup da burnu­muz tıkandığında ya da burun deliklerimizi parmaklarımızla kapattığımızda ses tonumuz değişir.


    Burun Yapısı

    Koklamak, maddelerin kimyevi yapılarıyla bağlantılı olarak, özel alıcıları uyarmakla meydana getirdikleri kimyevi bir duyu. Burun; solunum organı olmaktan başka, koku alma organı olarak da özelleşmiştir.
    Tat ve koku alma duyuları birbiriyle çok yakından ilgilidirler. Soğukalgınlığı veya nezle gibi burnun tıkalı olduğu durumlarda, insanın ağzının tadı da bozulmaktadır.
    Burun iç yüzünün koku alma bölümündeki epitel hücreleri arasında yerleşmiş olan koku reseptörleri (alıcıları), diğer duyu organlarındakinin aksine, tek sinir hücresine sahiptirler; bu bakımdan tat alma reseptörlerine benzerler. Bu reseptörlerden kalkan sinir lifleri, kalbursu bölgeden geçip kafatası içine girerek koku sinirini meydana getirirler ve koku soğancığında sonlanırlar. Koku soğancığından başlayan sinir lifleri ise koku yolunu meydana getirerek, beyin ön lobunun alt yüzeyinde ilerleyip, beyin kabuğunun koku ile ilgili alanında sonlanır.
    Herhangi bir maddenin koku reseptörlerini uyarabilmesi için buhar haline gelmesi ve bunun, burun epitelini yıkayan sıvıya girmesi gerekir. Kokunun alınabilmesi, ilgili madde buharını ihtiva eden havanın derince burna çekilmesi ile mümkün olur. Bazı kokuların alınması için buruna çekilmesine lüzum yoktur. Mesela, bir mutfağa girilince veya bir çöplük yakınından geçildiği zaman mahalli ve karakteristik kokular derhal burun çekmeye mahal kalmaksızın duyulur. Ancak, niçin böyle olduğu henüz kesinlikle aydınlatılmış değildir. Bununla beraber bilinen şudur ki, koku alma duyusunun meydana gelmesi için koku alma reseptörlerinin uyarılmasından doğan uyarının beyindeki koku alma alanına ulaştırılması gerekir.
    Bir kokunun kuvvetli veya diğerinin zayıf oluşuna hükmetmemiz buhar yoğunluğuna bağlı olduğu gibi kuvvetli kokuya sahip madde buharının çok sayıda reseptörü uyarmasından da ileri gelir.
    Burun epitelindeki reseptörlerin en değişik kaliteyi ayırt edebildiği ileri sürülmüştür. Bunlar; alkolik, aromatik kokular, badem kokusu, çiçek kokuları, eterik kokuları, kafur kokusu, meyve kokuları, mis kokusu, nane kokusu ve sedir kokusudur.
    Koku alma duyu eşiğini tayin için basit, fakat ustaca yapılmış cihazlar ortaya konmuş ve geliştirilmiştir. Bunlardan en geniş ölçüde kullanılanı koku ölçer (olfaktometre)dir.
    Güzel kokular, insan üzerinde hoş bir tesir meydana getirmektedir. Bu yüzden binlerce cins koku üretilmektedir. Parfümler, lavantalar, esanslar, losyonlar vb. bunlar arasındadır.
    Burnu tutan hastalıklarda, koku almada bozukluklar meydana gelmektedir. Mesela ozena denilen müzmin nezlede kişi hiç koku almaz, burun mukozası körelmiştir ve pis kokulu bir burun akıntısı vardır. Mevcut olmayan kokuları almak da bir hastalıktır ve psikolojik bozukluklarla ilgilidir.








  2. Hılful Fudul
    Devamlı Üye





    Burnun görevleri



    Burun Sırtı

    Burun tabanı aşağıda, tepesi yukarıda piramit şeklinde kemik ve kıkırdaktan yapılı bir organdır. İki nazal kemik (os nasale), maksillanın iki frontal çıkıntısı (Processus Frontalis Maksilla) kemik iskeleti teşkil eder. Üst Lateral Kartilaj, Alar Kartilaj ve Aksesuar Kartilajlar da kıkırdak yapıyı oluşturur. Bu yapıların üzerinde periost, perikondrium, bağ dokusu ve cilt yer alır.



    ŞEKİL 1: Burun Sırtı



    Burun İçi

    Burun içi, burun bölmesi (Septum Nasi) ile, iki bölüme ayrılır. Burun bölmesi önde, Burun Vestibulumu (Vestibulum Nasi) adını alır. Burun vestibülünü normal cilt epiteli kaplar ve bu bölgedeki kıl kökü hastalıkları, erizipel (yüzde şişme, ağrılı nodüller, burun mukozasında ödem ve tıkanma ile karakterli bakteriyel bir hastalıktır), furonkül, egzama ve cilt tümörleri, v.s. gibi bazı hastalıklar görülür. Septum burun içini eşit olarak, iki pasaja ayırmazsa burun içi fizyolojisi bozulur ve bazı burun içi hastalıkları ortaya çıkar.





    ŞEKİL 2: Burun bölmesi



    Burun Bölmesinin

    Arka alt kısmını : Vomer (Kemik)

    Arka üst kısmını : Ethmoid kemiğin l----- perpendicularisi

    Ön Kısmını : Quadrangüler kartilaj (Septum kıkırdağı)

    Alar kartilajların kolumellayı yapan iç ön

    Kurusları yapar.

    Alt kısmı : Sert damak üzerinde, Maksillanın Spina

    Nasalis’i üzerine oturur.

    Yukarı arkada :Kafa kaidesine uzanır.



    Perikondrium ve periost, burun mukozası ile örtülüdür. Burun Mukozası sinüsleri de döşer. Choana'lardan çıkarak nasofarinkse uzanır.



    Burun boşluğu :



    Burun içi ortada: Burun bölmesi (Septum Nasi)

    Dışta: Maksiller sinüs iç duvarı; alt, orta,üst konkalar



    Alt-arkada: Yumuşak damak

    Alt-ön: Maksiller kemik (Os Paltinum)

    Üst-önde: Burun kemikleri (Os Nasale), Üst Lateral (Upper Lateral Kartilaj)

    Üst-arkada: L----- cribrosa (ethmoid)

    Üst-yanda: Burunu Orbitadan ayıran L----- Papiriccea vardır.



    (ethmoidit halinde, enfeksiyon l----- cribrosa yolu ile kafa içine ve L----- Papiracea yolu ile de orbita içine yayılabilir.)



    Burunun boşluklarının lateral kısımlarında konkalar vardır.



    Konkalar burun boşluğu lateralinde aşağıdan yukarıya

    -Alt

    -Orta ve

    -Üst konka olmak üzere üç çifttir.



    Alt konka (Os Turbinatum), müstakil bir kemiktir ve maxiller sinüs iç duvarı ile beraber burnun dış yan duvarını yapar.

    Orta ve üst konka, Ethmoid kemiğin birer çıkıntısıdır. Konkalar bol damarlı bir bağ dokusu ve üzerini örten burun mukozasından ibarettir. Konkalar bol damarlı erektil organlardır. Bu özellikleri ile siklik büyüme ve küçülme periostları gösterir ve burun tıkanmalarına sebep olarak burun fonksiyonlarını bozabilirler.



    Orta Konka

    · Orta konka, burun içi ve paranasal sinüs cerrahisinde önemli bir anatomik landmarkdır.

    · Orta konka, ön ucu orta mea antrostomisinin ön sınırını oluşturur.

    · Orta konkanın, lateral nasal duvardaki ön-üst yapışma yeri, maksillanın crista etmoidalisine komşudur.

    · Orta konka üst yapışma yeri, arkaya doğru ilerlerken laterale kıvrılır ve l----- papiriceaya yapışır.

    · Orta konkanın posterior 1/3'ünü oluşturan ve L----- Papiriceaya yapışan yer Bazal Lamelladır.

    · Bazal Lamella ön ve arka Etmoid hücreleri birbirinden ayırır.

    · Orta konka medialinde Processus Unsinatus ve Bulla Ethmoidalis mevcuttur.

    · Processus Unsinatusun altında Etmoid İnfundibulum yer alır.

    · Burun girişinden:

    Frontal Reces 6 cm

    Kafa tabanı ve Anterior Etmoid Arter 7 cm

    Sfenoid Sinüs ön duvarı 7 cm

    Bazal Lamella 6 cm uzaklıktadır.





    ŞEKİL 3: Burun Boşluğu Dış Duvarı



    Konkaların arasında üç mea vardır. Bunlar aşağıdan yukarıya

    -Alt

    -Orta

    -Üst mea'dır.



    Burun Mealarına açılan Ostiumlar:

    Alt Meaya: Nasolacrimal kanal alt konkanın altında anterioruna açılır .

    Orta meaya: Maxiller sinüs, Frontal sinus (NasofrontalKanal), Ethmoid ön hücreler ve

    Üst meaya: Sphenoid sinüs ile Arka Ethmoid hücreler açılır .



    Paranazal Sinüsler:



    1. Maksiller Sinüs (Highmore Boşluğu)

    2. Etmoid Sinüs (Kalburumsu Kemik)

    3. Frontal Sinüs (Alın Sinüsü)

    4. Frontal Sinüs (Kafa tabanı Sinüsü)



    1-Maksiller Sinüs:

    · Maksiller sinüsler doğumda sıvı ile dolu.

    · Sinüs tabanı 8 yaşında burun tabanı seviyesine iner.

    · Adolesan dönemde erişkin boyuta ulaşır.

    · 25mm genişlik, 34mm derinlik ve 33mm yüksekliğindedir.

    · Doğal ostium orta meada hiatus semilunarisin posteriorundadır.

    · %15-40 oranında 1-2 aksesuar ostiumu vardır.



    2. Etmoid Sinüs

    · 8-12 yaşlarında erişkin boyutlara ulaşır.

    · 3-15 arasında hücre vardır.

    · Anteriorda 5mm, posteriorda 15mm genişlik, yüksekliği 25mm, ön-arka duvar uzunluğu 40-50mm'dir.

    · Lateral duvarını l----- papricea oluşturur.

    · Sfenoid Sinüs ile beraber oluşturduğu bölge komşulukları dolayısı ile önemlidir.



    3. Frontal Sinüs

    · Doğumda mevcut değildir.

    · 12 yaşında pnömotizasyonu belirginleşir.

    · 20 yaşında erişkin boyuta ulaşırlar.

    · 28mm yükseklik, 24 mm genişlik ve 20 mm derinliğindedir.

    · Frontal Reces ön Etmoid hücreler arasında yer alır. Orta Mea da Etmoid İnfundibuluma açılır.



    4. Sfenoid Sinüs

    · 3 yaşında büyümeye başlar ve erişkin boyutlara adolesan dönemde ulaşır.

    · 20mm yükseklik, 23mm derinlik, 17mm genişliğindedir.

    · Sfenoid Sinüs lateral duvar komşuluğunda, yukarıdan aşağı doğru Optik Sinir, İnternal Karotis Arter ve Maksiller Sinüs vardır.

    · Sfenoid Sinüs üst duvarı, 1mm incelikteki kemik ile duradan ayrılmıştır.

    · Sfenoetmoid Resese açılır.(ostium yaklaşık 2-3 mm capında olup, sinüs tabanından 10 – 15 mm yukarıda, nasal septumun 4-5 mm lateraline yerleşir)

    · Yan duvar komşulukları; ön üstte Foramen Opticum, Fissura Orbitalis Superior ön altta Maksiller ve Vidian sinirler, arka üstte Kavernöz Sinüslerle komşudur.

    · Ön duvar nasal septum ve arka burun boşluğu, yanlarda ise etmoid hücrelerle komşudur.



    Paranazal Sinüslerin Görevleri



    . Rezonasyon

    . Çift cidarlı olmaları nedeniyle beyin dokusunu dış ortamın soğuk ve sıcak etkisinden korur.

    . Gene çift cidarlı olmaları nedeni ile travmalarda ön l----- kırıldığında arka l----- ve dolayısı ile beyin hasarına engel olur.

    . Yüz kemiklerinin ağırlığını hafifletir.



    Choana sınırları :

    İçte : Vomer

    Altda : Sert-yumuşak damak birleşimi

    Dışda : Maksiller sinüs dış yan duvarı

    Üstde : Sphenoid sinus alt duvarı




  3. Hılful Fudul
    Devamlı Üye
    Bilindiği gibi, insan vücudu, – 60°C ile + 60°C arası ısı farkına adapte olmuştur. Bu nedenle insanoğlu, 120°C derecellik bir ısı farkında da yaşayabildiği gibi, zamanla dış ortamda oluşan veya oluşacak olan bütün değişikliklere adapte olabilecek bir yapıya da sahiptir .

    Solunum havasının sağlıklı kullanılabilmesi için, organizmada kullanılmaya uygun şekilde şartlandırılması gerekir .

    Burun solunum havasını üç şekilde şartlandırır. Burun ön deliklerine Nares, burun boşluğunun nazofarenkse açılan arka deliklerine de Choana adı verilir. Burun delikleri yere paralel olarak konulmuştur. Bu nedenle inspiryumda burun içine çekilen solunum havası, açıklığı yere bakan bir paralel çizerek burun içine girer, alt ve orta konkanın ön kuyruğuna çarparak, burun içinde birtakım değirmi girdaplar yapar, nazofarenkse ulaşır. Dış ortamda bulunan kaba partiküller, soluk almada burun deliklerinden girerken, burun vestibulumunda bulunan, burun kılları (vibricae) tarafından tutulur. Daha küçük partiküller burun mukozası üzerinde bulunan Muköz Blanket (Mukus örtüsü-Sümük) tarafından tutulur, Filtre edilir. Muköz blanket altında bulunan cilialar devamlı nazofarenkse doğru hareket ederlerken, üzerlerindeki muköz örtüyü ve onun üzerine yapışmış olan yabancı cisim partiküllerini de nazofarenkse doğru taşırlar. Muköz örtüsü akışı ile nazofarenkse ulaşan partiküllerde, nazofarenksden yer çekimi ve yutkunma fonksiyonları ile orofarenkse, hipofarenkse ve sonunda özefagus ve mideye ulaşırlar. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında, burun boşluklarından gelen akıntı enfekte ise, bu enfekte akıntı geçtiği farenks bölümlerinde enfeksiyon ve yakınmalara sebep olur .

    Burun içinde sirküle eden inspiryum havası, burun boşlukları içindeki muköz blanketle temas edince, bu nemli örtünün nemini alarak nemlenir, alt solunum yollarına ve akciğerlere nemlenmiş olarak ulaşır. Aynı zamanda, burun boşlukları lateral bölümlerinde bulunan, konka adını alan, üst, orta ve alt olmak üzere sağlı sollu üç çift bulunan, bol damarlı yapılarla, inspiryum havası ısınır, böylece alt solunum yollarını dış ortamın çok sıcak ve çok soğuk havasından korunmuş olur .

    Konunun başında anlattığımız gibi. Burun dış görünümü piramit şeklinde olup, üzeri cilt ile örtülü kemik ve kıkırdaktan yapılı iskeleti ile ırklara özgü ve kişiden kişiye değişen bir şekil gösterir.

    Burun boşluğu septum adı verilen kıkırdak bir bölme ile ikiye ayrılır. Önde nares adı verilen burun delikleri ile dışarıya, arkada koanalar ile nazofarenkse açılır.

    Burun boşluğunun lateralindeki konkalar üst, orta ve alt olarak üç planda bulunurlar; aralarında aynı sırayı izleyen mealar vardır. Mealara sinüs delikleri ve nazolakrimal kanal açılır. Fizyolojik işlevlerde burnun arkitektüre ve damarsal donanımı ön planda rol oynarlar. Burada vegatatif sistemin refleks görevi aracı rol oynar.

    Bu kısa klinik anatomik bilgilerin, burnun fizyolojik görevlerinin daha iyi anlaşılması için hatırlatılması gerekir.



    BURUN FİZYOLOJİSİ

    1- SOLUNUM

    Burun solunum yollarının ilk organıdır. Burundan giren hava akciğer alveollerine kadar ulaşır.

    Burun havayı ileten inert bir boru değildir. Tam aksine yarı valv mekaniklerde havanın geçişini fizik ve şimik bir denetimden geçirir. Bütün bu görevlere, burun solunum görevleri adı verilir.

    Son yıllardaki çalışmalar, burunun solunum ile ilişkili görevini ön plana çıkartır niteliktedir.

    Burunu işlevleri lokal kalmayıp bazı refleksler aracılığı ile diğer sistemlerde entegre çalışmaktadır.

    Burun içerisini kaplayan mukoza akciğerlere kadar uzanır ve aynı zamanda sinüsleri ve orta kulağıda kaplar. Üst ve alt solunum yollarındaki mukozaların üzeri müköz örtü ile kaplıdır. Yeni tüylü hücreler bu örtü ile korunurlar.

    Burun boşluğu iki tip mukoza ile örtülüdür;

    a- Solunum mukozası : Septum nazinin alt 2/3 kısmını, burun lateral duvarını, üst konka alt kısmının ve burun boşluğu tabanını kaplar. Siller ihtiva eden kolumnar epiteldir. Silli hücreler arasında müküs ifraz eden goblet hücreleri bulunur.

    b- Koku mukozası : Septum nazinin 1/3 üst kısmında, burun tavanında, lateral duvar üst kısmında ve üst konkanın üst kısmındadır. Seröz Bowman bezleri ihtiva eder. Koku epiteli bipolar koku hücreleri, destek hücreleri ve sarı pigment ihtiva eden bezler içerirler.

    Burunun görevlerini yapmasında, bu mukozanın varlığı ve sağlığı şarttır. Mukosiller aktive dediğimiz olayla, burun boşluklarının görevleri gerçekleştirilir.

    Mukoza üzerindeki silyaların gidip gelme hareketine darbe (Mitokondrik hareket) adı verilir ki, bu darbe mukoz örtü hareketinin motorudur. Muköz örtünün hareketi üst solunum yollarında graviter etki ile koanalara, alt solunum yollarında ise graviteye terstir. Burunda silyaların ve muköz örtünün hareketi bu nedenle nazoferankse doğrudur.

    Burun kılları ile tutulamayan partiküller, muköz planket ile tutulur ve silyaların muköz blankete verdikleri hareketle, nazofarenkse doğru atılırlar.

    Mukoza, üzeri müküs ile kaplı, nemli, nazal ısı 30-36 oC, PH: 7 ise fizyolojik aktiftir. Burun bu görevlerini yaparken kapiller damarlardan çok zengin konkalar yararlanır. Konkaların görevsel kontrolü ise otonom sistem ile gerçekleştirilir.

    Sempatik ve parasempatik sistem çevre havasının, fizik ve şemik yapısına duyarlıdırlar.

    Parasempatik liflerin stimülasyonu burunda dolaşan kan volümünü arttırarak ve vazodilatasyon yaparak burun mukozasının şişmesine neden olurlar. Bu suretle nazal geçisi zorlaştırırlar. Aynı zamanda burun sekresyonlarında artma olur.

    Sempatik liflerin stimülasyonu vazokonstrüksiyon ve nazal mukozadaki dolaşan kan miktarını azaltıcı etki gösterirler.

    Yüzeyel kapillerler, derin ven sinüslerden ayrı olarak çalışırlar. Kapillerler yüzeyel ısıyı, derin ven sinüsleri mukozanın inceliğini kontrol ederler.

    Görüldüğü gibi burun, alt solunum yoluna hava geçmesini sağlayan pasif bir hava yolu değildir. Burundan geçen hava farenkse ulaşmadan önce, aktif bir denetimden geçerek alveollere ulaşır. Buna ilaveten az miktar havada olfaktör epitele kadar gelerek koku alma duyusunu uyarır.

    Bu nedenlerle biz burun fonksiyonlarını aşağıdaki sıraya göre yapacağız ve fizyolojisini de bu fonksiyonları ile gözden geçireceğiz.



    A - SOLUNUM HAVASININ ŞARTLANDIRILMASI

    Solunum fizyolojik şartlar içinde ve tehlikesizce yapılabilmesi için, burun solunumda üç türlü rol oynar. Solunum havasını ısıtmak, nemlendirmek ve solunum havasını yabancı cisimlerden süzmektir.

    Solunum havasını ısıtmak, konka adını alan ve burun boşluklarını önden arkaya doğru bir takım bölmelere ayıran, konka adı verilen erektil yapıların şişerek solunum havasının geniş bir yüzeyle temas sağlamasını temin rutubetlendirmek, muköz bezlerin salgısı ile tozların tutulması ise burun delikleri civarındaki kıllar ve ıslak mukoz satıhla olur.

    Bu fonksiyonları gözden geçirecek olursak;

    Isıtma: Nazal kavitedeki kan damarlarının karışık sistemi ve hele konkaların erektil yapı özellikleri (ki bir radyotöre benzetilir.) inspire edilen havayı, ısıtmada çok önemlidir. Konkadaki kavernöz boşlukların genişleme ve daralma kabiliyeti vardır. Günde inspire edilen 500 kübik feet havayı ısıtmak için, 700 kalori gerekir. Bu vücutta yapılan total ısının %2.5’u kadardır. Ekspiratuvar hava akımı nazal mukoza ısısının, küçük bir miktarını sağlar veya respirasyonun bu fazında oluşacak ısı kaybını durdurabilir.

    Nemlendirmek: Mukus epitel tabakasındaki kadeh (Goblet) hücreleri ve l----- propriadaki muköz ve seröz bezler tarafından salgılanır.

    Klinik olarak normal yetişkinlerde nazal pasaj PH’ 5.5-6.5 dur. Çocuklarda 5.5-6.7 dir.

    Sıcak uygulaması nazal pasajı asit, soğuk uygulaması alkali yapar. Uzun süre istirahat ve uyku nazal PH’ı asit yöne çevirir. Nazal sekresyonda mevcut lizozim asit ortamda daha etkilidir.

    Müküsün %95’i su olup, müsin, glikoprotein ve karbonhidrat ihtiva eder. Ayrıca lizozim ve immun globulin A’da bulunabilir.

    Müküs stibülümden koanaya ve nazofarenkse kadar bütün mukozayı örter. Muköz örtü burnun değişik bölgelerinde, değişik oranlarda olmak üzere silyalar tarafından geriye doğru taşınır. Bu hareketin oranı değişik bölgelerdeki değişik miktarda müküs salgılanmasına bağlıdır.

    Burnun ön tarafında müküs sekresyonu az miktarda olup, geriye doğru atılma hızı saatte 1-2 mm. dir. Koana yakınında her 10 dakikada bir müküs yeniden yapılır ve 10 mm/saat hızla hareket eder. Her hücrede 12-20 silya vardır ve bunlar hareketlerini senkron olarak değilde, daha ziyade matakron olarak yaparlar

    Silyar aktiviteyi kontrol eden mekanizma, henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Ancak nöral bir mekanizma pek sorunlu tutulmaz. Siller her dakika 100’lerce defa çabuk ve kuvvetli bir şekilde hareket eder ve her hareketi yavaş bir geriye dönüş takip eder

    Nemin sağlanması mekanizması tartışmalıdır Bazıları nemin nazal sekresyonla salgılandığını iddia ederken, bazı araştırıcılar mukoz membran damar ve kapillerlerinden çıkan seröz transüda ile sağlandığını iddia ederler. Günlük nazal sekresyon 1-1.5 lt. dir

    Ekspirasyonda neme çok yardım eder. Ekspirasyon esnasında, ısı ve nem mukozaya terk edilir Bu solunum havasından da nem kaybolmasınada mani olur

    Nemlendirme ve ısıtma mekaniğinde değişmeler sadece nazofarengeal mukoz membranın irritasyon ve kuruluğunu etkilemez. Üst solunum yolunun diğer kısımlarında etkiler Kuruluk, birçok akut nazal enfeksiyonun başlangıcıdır

    Filtrasyon: Hava burun kıllarının filtre edici etkileri ve müköz örtünüsünün yabancı cisimleri tutucu etkisi sonucu temizlenir Mikroskopik partiküller burun kılları tarafından, 15 mikronun altındaki daha küçük parçacıklar ise burun mukozası tarafından havadan toplanırlar. 4.5 mikrona kadar olan partiküllerin %85’i havada temizlenir, ama 1 mikron büyüklüğündeki partiküllerin ancak %5’i burun tarafından tutulabilir

    B - BURUN SOLUNUM HAVASI YOLUDUR

    Hava geçiş hareketleri nazal kavitenin yapısına bağlıdır. Naresler küçüktür ve horizontal durumdadır. Bu havanın yukarı aşağı ve konkaların medialine doğru yönelmesine sebeb olur

    Koanalar daha geniş ve vertikal pozisyonda oldukları için havaya karşı dirençleri daha azdır. Ön ve arka burun deliklerinin farklı olması ve burun kavitesinin yapısı havada cereyanlar, girdaplar meydana getirir Bu cereyanlar inspirasyon ve eksprirasyonda değişiktir

    İki intranazal hava akımı vardır; biri inspirasyon diğeri ekpirasyon esnasındadır. Genel olarak inspire edilen hava, burun deliklerinden koanalara düz bir yol izlemez Burun deliklerinden inhale edilen hava, yukarı ve yüksek kubbe tarzında yol izler Olfaktor fissürden ve sfenoidin ön yüzünden geçerek posterior koanalarına varır Sfenoid yüzü ve konkalar üzerinde hipertrofik konka, adenoid ve devie septumlar nazal kavitede ve olfaktor bölgede havanın dağılımını değiştirirler

    Ekspire edilen hava, inferior meatuslar yolu ile direkt olarak posterior koanadan nostrillere gelmez, bu gerçek değildir Çünkü birkaç küçük girdabın eklenmesi ile ekspire edilen hava ekspire edilen havanın izlediği yolu izler Belirgin fark, nazal kaviteye girişte hiçbir hava orta meadan geçmez, mamafi, ekspirasyonda bir kısım hava orta konkanın arka ucu ile orta meaya yönelir Sonuç olarak orta meadaki ostiumlar sadece sıcak, nemli havaya maruz kalırlar, fakat inspire edilen soğuk ve kuru hava buraya uğramaz




  4. Zeynep
    Görevli Bayan Üye
    Burun solunumda önemli bir rol üstlenir. İçinde bulundurduğu tüyler sayesinde aldığımız havayı temizler.Burun kemik ve kıkırdaktan oluşur.Ayrıca burnun uzaması hayatımız boyunca hiç durmaz.

+ Yorum Gönder


burun burnun yapısı insan anatomisi