+ Yorum Gönder
Biyografi ve Osmanlı Biyografileri Forumunda Ebülgazi Bahadır Han - Kimdir Kısaca Hayatı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    Ebülgazi Bahadır Han - Kimdir Kısaca Hayatı








    Ebülgazi Bahadır Han yaşamı hakkında bilgiler

    eblgazibahadrhan1.jpg

    Ebülgazi Bahadır Han Harezm Özbek hanlarından bir hükümdar ve târihçi. Babası Arab Muhammed Han, Harezm Özbek hanlarının ceddi olan Yâd-gâr Hanın dördüncü batından torunudur. 1603’te Rus Kazaklarının Urgenç’e hücum ve babasının tarafından imhaları hadisesinden 40 gün sonra doğmuş ve bu gazâ dolayısıyla “Ebü’l-Gâzi” ismi verilmiştir. Arab Muhammed Han önce Urgenç’i, sonra da Hive’yi başşehir yaptı. Oğlu Ebü’l- Gâzi’yi Harezm’de Kat valiliğine tâyin etti. 1620 başlarında Hanın oğulları Habeş ve İlbars, babalarına isyân ettiler. Ebü’l-Gâzi yaptığı savaşlarda fevkalâde kahramanlık gösterdi ise de, babasının yakalanarak gözlerine mil çekilmesine engel olamadı. Bu hâdise üzerine Ebü’l-Gâzî, Buhara hanı İmam Kuli Hana sığınarak iki yıl yanında kaldı.

    Şah Abbas’a sığınan Arab Muhammed Hanın büyük oğlu İsfendiyar Han, babasının yerine Harezm Hanlığına geçince, 1623’te Urgenç’i has olarak Ebü’l-Gâzi’ye verdi. Burada üç sene kalan Ebü’l-Gâzi, Harezm’e tek başına hâkim olmak niyetinde olduğundan, ağabeyi ile harbe girişti. Fakat muvaffak olamayarak 1626’da Kazakistan’a gidip üç ay kaldı. Daha sonra Taşkent hanının dâveti üzerine Taşkent’e gitti ve iki sene orada misâfir kaldı. Buradan tekrar Buhara hükümdârı İmam Kuli Han’ın ülkesine giderek, ordu toplamaya başladı. Ağabeyinin bir seferde olmasından faydalanarak Hive Kalesini ele geçirdi. Fakat İsfendiyar Han, ordusu ile gelince mukavemet edemedi ve yakalanarak Safevîlerin elinde bulunan Yurd’a gönderildi. Oradan İsfahan’a geçen Ebü’l- Gâzi, İran’da iken Şah tarafından hüsnü kabul gördüğünü, kendisine dirlik olarak maaş bağlandığını ve on yıl orada kaldığını kendi târihinde anlatır. Târihe büyük bir ilgisi olan Ebü’l-Gâzi, gittiği yerlerin târihini tedkik ettiği gibi, İsfahan’da iken de, Türk târihi üzerine yazılmış Fars kaynaklarını tedkik etme imkânını bulmuştu.

    Ebü’l-Gâzi, İsfahan’dan kaçarak, önce Ersari Türkmenleri, sonra Balhan’daki Teke Türkmenlerinin yanına gitti. 1642’de ağabey İsfendiyar Hanın ölümü ile boşalan Harezm Hanlığına 1643 yılında çıkıp, Hive’yi kendine merkez edindi. 21 sene hanlık yapan Ebü’l-Gâzi, en çok Türkmenlerle mücâdele etmiştir. Ayrıca komşuları olan Buhara Özbek hanlarının yurtlarına da birkaç defâ akın düzenleyerek yağma etti.

    Ebü’l-Gâzi’nin, 16 yaşında devlet idâresi işlerine başlayıncaya kadar Urgenç’te geçirdiği gençliğinde ve İran’daki hayatında ciddî sûrette ilim tahsil ettiği, güzel Arapça ve Farsça bildiği, bu dillerden yaptığı tercümelerden anlaşılmaktadır. İki mühim eser bırakmıştır. Bunlardan biri 1659’da yazdığı Şecere-i Terâkime, diğeri 1663’te ölmesi ile yarım kalan ve vasiyeti üzerine oğlu Enûşe tarafından ikmâl edilen Şecere-i Türk’tür. İlk eserini, Reşideddîn’in târihinden aldığı Oğuznâme’yi, Türkmenler arasında ele geçirdiği diğer 20 kadar Oğuznâme rivâyetleri ile karşılaştırarak tasnif etmiştir. Eser, Rus müsteşriki Tumansky tarafından 1892’de Aşkabad’da Rusça olarak ve 1937’de Türk Dil Kurumu tarafından Çağataycası faksimile olarak neşredilmiştir.

    Şecere-i Türk ise, 15. asrın ikinci yarısından başlayıp Harezm’de hükümet süren Yâd-gâroğlu Şıban-Özbek hanlarının târihini ve ensâbını (soyunu) tespit maksadıyla kaleme alınmış ve bu sülâlenin 1663’e kadar ki târihi için esas kaynak olmuştur. Bu eser, Türk ve Moğol târihine âit bilinen ilk kaynak olduğundan, yalnız Özbek hanları târihi için değil, aynı zamanda Moğol ve Türk târihi için başlıca kaynak telâkki olunmuştur. Eseri batıya ilk kez tanıtan; Poltava Savaşından sonra Ruslar tarafından Sibirya’ya sürülen İsveçli subay Tabbert’tir. Eser Moğol Hânedânı ve kabîlelerin târihini belirten en iyi kaynaklardan biri olarak tanınmıştır. Kont Estralenburg tarafından Almanca’ya tercüme olunmuş, Fransızca tercümesi de 1726’da Leiden’de basılmış ve yayınlanmıştır.








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Ebülgazi Bahadır Han hayatıyla ilgili kısa bilgi

    1603'te Urgenç'te doğan Ebu'l Gazi Bahadır, 1619'da babası I. Arap Muhammet Han tarafından Kat'a vali olarak atandı. Kardeşleri İlbars ile Hubeş'in ayaklanmaları sırasında babasının tarafını tutan Ebu'l Gazi Bahadır, babası kardeşleri tarafından öldürülünce, 1620'de Buhara Hanlığı'na sığındı Ağabeyi İsfendiyar Han'ın hükümdarlık mücadelesine yardım etti ve 1623'te tahta çıkan İsfendiyar Han, ona Urgenç'i vererek onu ödüllendirmiş oldu. İsfendiyar Han'dan memnun olmayan Özbekleri çevresinde toplayarak ağabeyine isyan etse de, ağabeyi bu hareketi bastırınca Kazakistan'a kaçtı. Ağabeyinin yokluğundan yararlanarak 1628'de Hive Kalesi'ni ele geçirdi. Ancak İsfendiyar Han dönünce, yakalanarak 1629'da Safevilerin hâkimiyetindeki bölgelere sürüldü. Safevi hükümdarı Şah Safi'den yakın ilgi gördü ve İsfahan'a yerleştirdi. Burada kaldığı süre içerisinde Farsça öğrendi ve Türk tarihi hakkında çeşitli araştırmalar yaptı. İsfahan'dan kaçtıktan sonra, bir süre Kalmukların yanında kalan ve Moğol dilini ve geleneklerini öğrenen Ebu'l Gazi Bahadır, 1642'de Urgenç'te Han ilan edildi. İsfendiyar Han'ın ölümü ve hanlığını tanımayan Buhara Özbeklerinin çekilmeleri üzerine Hive'ye gelerek 1645'te tahta çıkan Ebu'l Gazi Bahadır Han, Türkmenlerin başkaldırılarıyla uğraştı. Yerini oğlu Enüşe'ye bıraktıktan kısa bir süre sonra öldü.





+ Yorum Gönder