+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Kutsal İttifak Savaşları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    Kutsal İttifak Savaşları








    Kutsal İttifak Savaşları

    Osmanlılar'ın II. Viyana Kuşatması'nda başarısızlığa uğramasından cesaret alan bir grup Avrupa ülkesinin Kutsal İttifak adı altında birleşip Osmanlılar'a karşı giriştikleri ve bu ülkelerin Macaristan ile Dalmaçya'da hâkimiyet kurup Balkanlar'daki Osmanlı hâkimiyetine büyük darbe vurmaları ile sonuçlanmış savaşlar dizisidir. Osmanlı tarihinde Felaket Seneleri diye de geçer.

    Kanuni Sultan Süleyman'ın 1526 yılında Mohaç Savaşı'nı kazanarak Macar Krallığı'nı yıkmasından sonra Macaristan'ın büyük bir bölümü 150 yılı aşkın bir süreyle Osmanlı Devleti'nin elinde kalmıştı. Macaristan'ın geri kalan bölümü ise Habsburglu Avusturya İmparatorluğu'nun elindeydi. Katolik Avusturyalılar kendi yönetimleri altındaki Protestan Macarları Katolikleştirme siyaseti güdüyorlardı. Avusturya'daki Protestan Macarlar Tökeli İmre liderliğinde ayaklandılar bazı bölgeleri ellerine geçirerek Orta Macaristan'da bir krallık kurdular. Tökeli İmre defalarca Osmanlılar'dan yardım istedi fakat isteği kabul edilmedi. Sonunda Avusturya'yı yenerek şöhret kazanmak isteyen Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa IV. Mehmet'i Tökeli İmre'nin yardım isteğini kabul etmeye ve Avusturya'ya savaş açmaya ikna etti.

    Osmanlı ordusu 1683'de Avusturya'ya karşı sefere çıktı. Ordunun yol üstünde stratejik önemi bulunan kaleleri ele geçirmesi beklenirken Kara Mustafa Paşa doğrudan Viyana'yı kuşatmaya karar verdi. Kuşatma iki ay sürdü. Sadrazamın Yeniçerilerin kenti talan etmelerini önlemek için kentin kendiliğinden teslim olmasını beklediği ve o yüzden taarruza geçmediği bilinmektedir. Ayrıca Kırım hanı Murat Giray Tuna nehrinin kuzeyinden gelen yardımı önlemekte etkisiz kaldı. Sonunda Lehistan kralı III. Jan Sobieski 25.000 askerlik bir orduyla Viyana'nın yardımına yetişti. İki ateş arasında kalan Osmanlı birlikleri ağır bir yenilgi alarak Belgrad'a geri çekilmek zorunda kaldı.

    Papa XI. İnnocentius ısrarlı çabalarıyla Lehistan kralı III. Jan Sobieski'yi Viyana'nın yardımına koşmaya ikna edenlerin başında geliyordu. Osmanlı ordusunun Viyana'dan geri püskürtülmesi üzerine XI. İnnocentius bu sefer Osmanlılar'ın Macaristan'dan geri püskürtülmesi için elinden geleni yaptı. Sobieski'nin hemen kuşatma sonrası "Geldik gördük ve Tanrı fethetti" mektubu Viyana'da atılmış olan ittifak tohumunun Vatikan'a sıçramasına yetti Papa bu savaşlar için milyonlarca scudo harcamaktan çekinmedi.

    İttifaka katılacak bir diğer ülke olan Venedik Cumhuriyeti'nde ise bazı çevreler hükûmetin fazla barışçı davrandığını iddia ediyordu özellikle 1669'da Girit'in kaybından sonra başıbozuk Venedik kuvvetlerinin Osmanlı topraklarına akın düzenlemesi sonucu İstanbul'dan gelen tazminat talebine hükümetin boyun eğmesi barış karşıtlarını kızdırmıştı. Viyana'daki zafer ise barış karşıtlarınının elini daha çok güçlendirdi.

    Sobieski ve I. Leopold'ün İtalya'daki elçilerinin uzun uğraşları sonucu bu devletlerin ve Papa'nın temsilcileri 1684'te Linz'de bir araya geldi. Sobieski ve Leopold Venedik'in doğrudan Çanakkale'ye taarruz etmesini istiyordu. Bu istek gerçekleşmese de sonunda 5 Mart 1684'te ittifaka Venedik katıldı. Avrupa'da bu üç ülkenin Balkanlar'a üç koldan taarruz etmesi kararlaştırıldı.

    Linz'de yapılan görüşmede Moskova ve Safevi Devleti ile de görüşme yapılması istendi. O yıllarda Lehistan'da bulunan Nahcivan Katolik piskoposu Dominiken Sebastian Knabb İran şahı Süleyman Şah ile Sobieski arasındaki temasları sağlıyordu. Papalık İran ile birlikte Etiyopya Hristiyanları'nın da kışkırtılarak Mısır'a taarruz etmesini istiyordu. Ama Süleyman Şah da Etiyopya Hristiyanları da ittifaka katılmadı.

    İttifakın kuzey cephesinde savaşması düşünülen Rusya ise başlarda aktif olarak savaşa katılmadı 1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda yapılan antlaşmaya sadık kaldı. Daha sonra ise 1686-1700 Osmanlı-Rus Savaşı'nı başlatarak I. Petro önderliğinde 1687-1689 Kırım 1695-1696 Azak seferlerine girişti.

    Sobieski Papa'ya Hollanda ve İngiltere donanmalarının da Papalık bayrağı altında bu sefere katılmaları çağrısı yaptı. Papa bu öneriyi desteklemese de dinine bağlılığıyla bilinen Fransızların "Güneş Kral"ı XIV. Louis'ye donanmasını ortak düşman üzerine göndermesi çağrısında bulundu. Viyana Kuşatması öncesinde ve Kutsal İttifak süresince Avrupa'da Osmanlı lehine tek dengeleyici unsur olan Fransa bu öneriyi kabul etmedi.



    Kutsal İttifak daha fiilen kurulmamış olsa da kuşatma ertesinde Viyana'da toplanan İttifak güçleri kuşatmadan geri çekilen bitkin Osmanlı-Macar kuvvetlerini yakalayıp onlara önemli bir darbe vurmak amacıyla zaman kaybetmeden Osmanlı-Macar topraklarına saldırıya geçtiler.



    2 Ekim 1683 günü Jan Sobieski ve Lorraine Dükü V. Charles Macaristan'daki Haçlı birlikleri ve Türk savunma hatları hakkında bir görüşme yaptılar ve saldırı bölgesinin neresi olacağına karar verdiler. Asıl hedefleri olan Uyvar (Nove Zamky) yöresinin yağış nedeniyle sularla kaplanması üzerine Ciğerdelen'e (Parkany) ilerlemeye karar verdiler.

    7 Ekim 1683 günü Ciğerdelen'de meydana gelen savaşta kale muhafızı Kara Mehmet Paşa ilk saldırıya geçen Sobieski'nin kuvvetlerini başarıyla püskürttü Sobieski ve kurmayları esir alınma tehlikesi ile burun buruna gelerek geri çekildiler. Ama iki gün sonra hemen arkada konuşlanan ve sayıca Osmanlılar'dan üstün olan ittifak kuvvetleri büyük bir taarruza geçti ve Osmanlı ordusuna büyük kayıp verdirerek bölgeyi ele geçirdi.

    Ciğerdelen Savaşı'nı takiben 1 Kasım'da Habsburg ordusu Estergon Kalesi'ni kuşattı ve ele geçirdi. Bu süre zarfında Osmanlı tarafında kuşatmada hata yapan komutanlar azlediliyor ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa dağılan askerleri toplamaya çalışıyordu.



    1684 yılında Venedik Kutsal İttifak'a katıldı ve Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Peşinden Dalmaçya'da Vişgrad Ayamavri gibi kaleleri ele geçirdi. Dalmaçya'daki Venedik ilerleyişine Osmanlılar sadece Sing zaferi ile cevap verebildi.

    15 Temmuz 1684'te ise Habsburg ordusu Budin Kalesi'ni kuşattı. Kale komutanı Kara Mehmet Paşa direnirken şehit oldu ve yerini Damat İbrahim Paşa'ya bıraktı. Kendisine eski sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından "Şeytan" lakabı takılmış olan İbrahim Paşa huruç hareketleriyle düşmanı yıpratarak geri çekilmeye zorladı ve 2 Kasım günü Habsburg ordusu Budin'den çekildi. Bu başarı üzerine padişah IV. Mehmet İbrahim Paşa'ya gönderdiği mektupta "şeytan" lakabını "melek" olarak değiştirdiğini bildiriyordu.

    19 Ağustos 1685'te Uyvar kalesi 50 günlük kuşatmanın ardından Habsburg ordusu tarafından ele geçirildi ve 22 yıllık Osmanlı egemenliğinden çıktı.



    Bir sene sonra Haziran 1686'da Venedik ordusu Navarin Kalesi'ni işgal edip bir süre dinlenmeye geçerken aynı ay Lorraine dükü V. Charles komutasındaki Habsburg kuvvetleri Budin'e saldırdı. 70 yaşındaki son Budin Beylerbeyi Arnavut Abdurrahman Abdi Paşa 15 bin askeriyle on sekiz düşman taarruzunu püskürttü.

    Kuşatmanın üçüncü ayında 2 Eylül 1686 günü Kutsal İttifak birlikleri altı koldan genel taarruza geçti. Abdurrahman Abdi Paşa şehit olana kadar direndi ama şehrin düşmanın eline geçmesini engelleyemedi. Budin'de Kanuni Sultan Süleyman ile başlayan Türk hâkimiyeti son buldu. Bu da Osmanlı Devleti'nin Macaristan üzerindeki hâkimiyetini büyük ölçüde kaybetmesine yol açtı.

    Her cephede ilerleyen Kutsal İttifak kuvvetleri 12 Ağustos 1687'de Osmanlı ordusunu Mohaç Savaşı'nda mağlup etti ve Valpo Posega gibi kaleleri alarak ilerlemeye devam etti. Osmanlı cephesinde art arda gelen yenilgiler giderek daha büyük endişelere yol açtı. Ağustos'taki Mohaç yenilgisinden sonra ordu padişahın "devlet işleriyle ilgilenmediği" gerekçesiyle cepheyi bırakıp İstanbul'a yürüdü "Avcı" lakaplı sultan IV. Mehmet tahttan indirildi yerine II. Süleyman geçirildi.

    Osmanlı Devleti karmaşanın içerisindeyken Habsburg ordusu 1688 yılı Eylül ayında Belgrad'ı ele geçirdi ve halkı katletti. Buna cevaben Sultan II. Süleyman Avusturya seferine çıkarak Gladova ve Orşova kalelerini aldı.


    II. Süleyman tahta geçtiğinde Zülfikâr Ağa isimli bir Osmanlı elçisi hem padişahın cülusunu bildirmek hem de olası barış görüşmelerine katılmak amacıyla Viyana'ya gönderildi.

    Zülfikâr Ağa Viyana'da saygıyla karşılandı imparator I. Leopold'un danışmanlarıyla görüştü ve 10 Şubat 1689 günü bir barış toplantısı yapılmasına karar verildi.

    10 Şubat'taki konferansa Zülfikâr Ağa ve yanındaki on kişilik Osmanlı heyeti ile Venedik Lehistan ve Avusturya temsilcileri katıldı. Konferansta Venedik temsilcisi ülkesinin fethettiği yerler ile Eğriboz ve Zanta adalarını isterken Avusturya temsilci Temeşvar ve Arad'ı Lehistan temsilcisi ise Podolya'nın tamamını istediğini bildirdi.

    Bu istekler karşısında Zülfikâr Ağa barış görüşmesinin sonuçlanmayacağını anlamış ve Kutsal İttifak elçilerine alaycı bir yanıtla cevap vermiştir:“ Ekselanslar! Bizi Devlet-i Aliyye'nin sahibi zannediyor olmalısınız. Şaşıyorum! Acaba payitaht-ı cihan olan Dersaadet'i niçin istemiyorsunuz?


    Rus Çarlığı'nın 1686'da Kutsal İttifak'a katılıp Osmanlı Devleti'ne savaş açması ile Kırım'da da bir cephe açıldı. Çar nâibi Sofia Alekseyevna'nın başkanlık ettiği Boyar hükümetinin emriyle Rus ordusu 1687 ve 1689'da Osmanlı Devleti'ne bağlı Kırım Tatar Hanlığı'nın topraklarında iki büyük işgal harekâtı gerçekleştirdi.

    Mayıs 1687'de Knez Vasily Golitsyn komutasındaki yaklaşık 100.000 kişilik Rus ordusu Zaporozya ve Don Kozakları'nı yanına alarak Tatar topraklarına yürüdü. Bu saldırıya hazırlanmış olan Tatarlar bozkırlarını terketmişler ve olası ganimetleri de yanlarına alıp çekilmişlerdi. Bu belirsizlik üzerine Rus ordusu geri döndü.

    1688'de ikinci bir seferin hazırlığı başladı. 1689'da bu defa 150 bin kişiye sahip olan bir Rus ordusu güneye ilerledi. Karşılarına ilk çıkan Tatarlar'ı püskürttüler ve 20 Mayıs'ta Tatarlar'ın kontrolündeki Perekop kalesine ulaştılar. Uzun süren kuşatma sonucu Ruslar hiçbir önemli başarı elde edemeyince kuşatma kaldırıldı. Başarısızlık üzerine Sofia Alekseyevna hükûmeti düşürüldü ve bu tür seferlerin altından kalkabilecek tek kişi olarak görünen I. Petro tahta geçirildi.

    II. Viyana Kuşatması'nda Köprülü ailesinden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın yenilmesi ve idam edilmesi aynı aileden olan Fazıl Mustafa Paşa'yı hırslandırmıştır. 1689'da sadrazam olan Fazıl Mustafa Paşa önce orduda yeniliklere gitmiş başıbozuk askerleri cezalandırmış daha sonra Baruthane-i Amire'de gerekli düzenlemeyi yapıp bütçeyi denkleştirerek sefere çıkmıştır.

    Avusturya ordusu 11 Temmuz 1690 günü Kanije Kalesi'ni ele geçirmişti. Paşa'nın komutasındaki Osmanlı Ordusu Kırım Hanı Selim Giray'ın yardımcı kuvvetleriyle 21 Ağustos'ta Zernecht çarpışmasını kazandı. Daha sonra Belgrad'a ulaşan Osmanlı ordusu 8 Ekim 1690 günü Belgrad'ı geri aldı. Savaş sırasında 15 bin savaştan sonra ise 10 bin Avusturya askeri öldürüldü.

    Avusturya seferindeki Fazıl Mustafa Paşa Salankamen'de düşman ordusuyla karşılaştı. Çok yoğun çarpışmalar sonucu Avusturya ordusunda ilk dağılmalar başladı bu arada Kırım Hanı'nın ordusu da Osmanlı ordusunun yanında savaşmak için ilerliyordu. Tam savaş devam ederken Paşa'nın alnına isabet eden bir kurşun sebebiyle ölmesi Osmanlı hatlarının çözülmesine yol açtı. Osmanlı ordusunun bocaladığını gören Habsburg kuvvetleri tam taarruza geçtiler. Kırım Hanı savaş yerine geldiğinde dağılmış Osmanlı ordusuyla karşılaştı.

    Sadrazam ve serdar-ı ekrem Fazıl Mustafa Paşa'nın ölmesi Osmanlı ordularının gerilemesine ve Kutsal İttifak güçlerinin yeni taarruzlarına neden oldu. 1692 ve 1693 yıllarında Lehler Tuna'ya inip Kamaniçe ve Varat'ı aldılar. Venedikliler ise Dalmaçya'da ilerlediler ve Gabella Kalesi'ni aldılar.

    21 Eylül 1694 günü Venedikliler Sakız Adası'na asker çıkardı ada çatışma olmaksızın teslim edildi çatışma yaşanmadığı için Müslüman halka dokunulmadı ve adadaki Müslümanlar gemilerle Çeşme'ye nakledildi.

    1695'te tahta çıkan II. Mustafa döneminde Osmanlı cephesinde Mezomorto Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının başarıları ve Amcazade Hüseyin Paşa'nın çabaları göze çarparken İttifak cephesinde ise Savoy Prensi Eugen öne çıkar. Padişah II. Mustafa ise Avusturya seferlerinde ordusunu başarıyla yönetmiş olmasına rağmen Zenta yenilgisi ile ordusunu kaybetmiştir.


    9 Şubat 1695'te Mezomorto Hüseyin Paşa Koyun Adaları Deniz Savaşı ile Sakız Adası çevresindeki Venedik ablukasını kaldırdı. Hemen peşinden 18 Şubat'ta Osmanlı donanması Sakız Adası'nı Venedikliler'den geri aldı. Mezomorto Hüseyin Paşa kaptan-ı deryalığa kaptan-ı derya Amcazade Hüseyin Paşa ise Sakız Adası muhafızlığına getirildi. 19 Eylül 1695'te Sakız ve İstanköy'ü vurmak üzere gelen 96 gemilik Venedik donanması Midilli Adası'nın Zeytinburnu karşısında tekrar mağlup edildi. Zeytinburnu Deniz Savaşı olarak anılan bu çarpışmada Venedikliler'in on kalyonu battı ve Venedikliler Ege Denizi'nden çekildi. 5 Temmuz 1697'de Bozcaada önlerine gelen Venedik Donanması Bozcaada Deniz Savaşı'nda tekrar yenilgiye uğratıldı.

    1695 ve 1696 yıllarında Rusya Çar I. Petro komutasında Osmanlılar'ın kontrolündeki Azak bölgesine iki sefer düzenledi.

    1695 ilkbaharında I. Petro 31.000 asker ve 170 topla Azak'taki 7.000 kişilik Osmanlı garnizonuna saldırmak için yola çıktı. Bu ordu sadece kaleye saldıracak olan orduydu bunun dışında Boris Sheremetev komutasındaki 120.000 kişilik bir ordu da Kırım Hanlığı'ndan gelebilecek bir saldırıyı önlemek için Dinyeper nehri kıyılarına yerleştirilmişti.

    7 Haziran'da kale kuşatıldı ama Kefe Beylerbeyi Murtaza Paşa ve Kırım prensi Kaplan Giray'ın emrindeki Osmanlı ordularının direnişi yüzünden bir sonuç elde edilemedi ve kuşatma kaldırıldı.

    II. Mustafa kendinden önceki padişahların yapmadığını yaparak ordusunun başında sefere çıkmak istiyordu. Aynı dönemlerde gelen Mezomorto Hüseyin Paşa'nın başarıları ve ilk Azak direnişi de padişahı yüreklendirmişti. Haziran 1695'te ilk seferine çıkan sultan II. Mustafa'yı Temeşvar'ı kuşatmak için bekleyen Habsburg ordusu komutanı Kont Veterani ve Saksonya Elektörü I. Frederick Augustus bekliyordu. Ordunun başına geçen Veterani iki Osmanlı taarruzunu püskürttü ama üçüncü saldırıda yaralanıp öldü ve ordusu dağıldı böylece 22 Eylül günü Lugoş'ta (Lugoj) Avusturya ordusu mağlup edildi Lugoş Kalesi de fethedildi. 3 Ağustos 1696'da Frederik'in tekrar Temeşvar'a saldırması üzerine ikinci seferine çıkan II. Mustafa 27 Ağustos'ta Ulaş'ta (Olasch) Habsburg ordusunu tekrar yenilgiye uğrattı.

    Bu sırada Avusturya uzun süredir içinde bulunduğu ve Fransa'ya karşı savaştığı 9 Yıl Savaşları'nı 1697'de bitirmiş ve Osmanlı Devleti'ne barış teklifi götürmüştü. Bu sırada ölen Jan III. Sobieski'nin yerine Lehistan tahtına Saksonya Elektörü Frederick geçmiş onun yerine yani Avusturya ordusunun başına ise Fransız asıllı başarılı komutan Savoylu Eugene getirilmişti. II. Mustafa da barış teklifini reddetmiş Avusturya'ya üçüncü sefer için hazırlıkları başlatmıştı.

    13 Nisan 1697'de Edirne Sarayı'ndaki Arz Odası'nın önüne tuğlar dikildi. 18 Nisan'da Sultan II. Mustafa 100.000 kişilik bir kuvvetle üçüncü seferine çıktı. Yol üzerinde Avusturyalılar'ın Bihke Kalesi önünde bozguna uğradığı ve Hersek'te Venedikliler'in çekildiği haberleri ordunun moralini yükseltti.

    11 Ağustos'ta Belgrad'a ulaşan padişah komutanlarını alarak 12 Ağustos'ta bir harp meclisi topladı. Mecliste iki görüş ortaya çıktı: ya Sava üzerinden Varadin'e geçilecek ya da Tisa'dan karşıya geçilecekti. Amcazade Hüseyin Paşa "Üç keredir sefer yapıp düşmandan bir karış toprak almadan evinize dönüyorsunuz. Eğer yeterince teçhizatınız varsa Varadin'i muhasara ediniz" diye görüş belirtti. Ama bu görüş kabul görmedi.

    Daha sonra Temeşvar muhafızı Cafer Paşa ordugâha geldi ve meclise katıldı. Cafer Paşa da Titel Kalesi'nin bulunduğu yerden Zenta yönünde gidilmesi ve Macar topraklarında büyük çaplı operasyon gerçekleştirildikten sonra en son Varadin'e geçilmesi yönünde görüş belirtti. Amcazade Hüseyin Paşa ve Anadolu Beylerbeyi Mısırlızade İbrahim Paşa bu planı tehlikeli buldularsa da Cafer Paşa'nın II. Mustafa ile önceden beri var olan yakın ilişkileri nedeniyle Zenta yönünde gidilmesine karar verildi.



    1695 sonlarında Rusya'da ikinci bir sefer hazırlığı başladı. İlkbahara gelindiğinde kuşatmaya denizden yardımcı olacak 2 ana muharebe gemisi 4 alev gemisi ve 23 kadırgadan oluşan bir "Azak Filosu" inşa edildi. Komutan Boris Sheremetev'in 75.000 kişilik süvari ordusu yeniden Dinyeper kıyılarına yerleştirilirken Aleksei Shein'in komutasındaki 75.000 kişilik ana kuvvet 23-26 Nisan tarihlerinde hem karadan hem de Voronezh ve Don nehirleri üzerinden Azak Kalesi'ne doğru ilerledi. Çar I. Petro ise kadırga filosundaydı o da filosuyla 3 Mayıs'ta Azak'a doğru hareket etti.

    Azak Kalesi karadan ve denizden devamlı bombardıman edilirken 14 Temmuz'da Türk filosu bölgeye geldi ama muharebede iki gemi kaybedince savaştan çekildi. İlk kuşatmada zaten oldukça harap olan kaledeki destek kuvvet alamayan Türk garnizonu 17 Temmuz günü Ukrayna ve Don Kozakları'nın dış








  2. Mine
    Devamlı Üye





    Kutsal İttifak Savaşları hakında bilgi


    İttifak (Bağlaşma) Devletleri, başlangıçta Almanya (ve katılan Alman Sömürge güçleri), Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve İtalya'dan oluşan devletler grubudur. Kökeni 1882'de kurulan Üçlü İttifak Antlaşması'na dayanır. İtalya, 1. Dünya Savaşı başlayınca önce bir yıla yakın süre tarafsız kalmış, daha sonra İtilaf Devletleri tarafına geçerek 23 Mayıs 1915'te savaşa girmiştir. Müttefik arayan İttifak Devletleri'ne önce 2 Ağustos Osmanlı-Alman Gizli Antlaşması'nın[1] gereğini yerine getiren Osmanlı İmparatorluğu, bir yıl sonra ise Çanakkale Zaferi'nden sonra savaşı Almanlar'ın kazanacağını düşünen Bulgaristan Krallığı katılmıştır.

    İttifak Devletleri I. Dünya Savaşı'nda, İtilaf Devletleri (sömürgelerle beraber toplam 41 ülke ve yaklaşık 42 milyon asker) oluşan grubuna karşı savaşmış ve 1918'de savaştan yenik olarak çıkmışlardır. Bu savaş sonucu İtilaf Devletleri, Almanya'yı küçültmüş, Avusturya-Macaristan'ı dağıtmış, Osmanlı İmparatorluğu'nu kısmen paylaşmışlardır.





  3. Asel
    Bayan Üye
    Kutsal İttifak


    Kutsal İttifak.jpg.


    Avusturya İmparatorluğu’nun çokuluslu niteliği nedeniyle Metternich – Winneburg ulusal bağımsızlık hareketlerinden özellikle korkuyordu.

    Kutsal İttifak metnini imzalamamış bulunan İngiltere, hemen Dörtlü İttifak önerdi. Buna göre bu dört büyük devlet Avrupa’daki düzeni korumak amacıyla düzenli süreler içinde görüşeceklerdi.

    Avrupa’da ulusalcı hareketlere karşı müdahalelere olanak veren de daha çok bu Dörtlü İttifak oldu ama Avrupalı liberaller daha çok Kutsal İttifak terimini kullanmayı tercih ettiler.

    İngiltere, Dörtlü İttifak’la açıkça ilan etmese de, Fransa’yı hedef almıştı. İttifaka katılan devletlerin iktidara getirdikleri Bourbonların hüküm sürmesi, Louis XVIII hükümetinin, Fernando VII hesabına1823’te İspanyol liberallere karşı müdahale etmek suretiyle (Angıuleme düküne bağlı birliklerin kazandığı Trocadero savaşı) Kutsal İttifak’a güvenceler vermesi de bu durumu değiştirmedi.

    Kutsal İttifak siyaseti Troppau ve Verona kongreleri ve İspanyol liberalleri ile Polonyalı ulusalcılara karşı müdahale eylemleriyle somut bir hal aldı. Ama sözgelimi Belçika’nın bağımsızlığıyla 1848 hareketlerini önleyemedi. O tarihlerden başlamak üzere artık Kutsal İttifak gerçek anlamda son bulmuş, Metternich de Viyana’dan uzaklaştırılmıştı.

    Ancak 1849’dan sonra devrim dalgasının Avrupa’yı yeniden sarmasıyla birlikte Fransa’nın da içinde yer aldığı büyük güçler, Macaristan, Polonya, Milanese’deki ulusal hareketleri bastırmak için anlaştılar.

    Bir önceki yazımız olan 31 Mart Olayı Nedenleri ve Sonuçları başlıklı makalemizde 31 mart ayaklanması, 31 mart olayı nedenleri ve 31 mart olayı nedir hakkında bilgiler verilmektedir.





+ Yorum Gönder