+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlı Savaşlar ve Sonuçları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    --->: Osmanlı Savaşlar ve Sonuçları

    CERBE SAVAŞI


    Turgut Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine, Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara geçti (1559).

    --->: Osmanlı Savaşlar ve Sonuçları frmacil sayfa 2iki --->: Osmanlı Savaşlar ve Sonuçları

  2. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    ÇALDIRAN SAVAŞI


    Yavuz Sultan Selim, babası Sultan İkinci Bayezid ve kardeşleri ile taht mücadeleleri vererek tahta çıktığında, Osmanlı Devleti sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin en büyük sebebi Doğu'daki Şii-Safevi Devletiydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla huzur sağlanacak ve Türkistan yolu Osmanlılara açılacaktı.

    Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıktı. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam etti.

    Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğradılar. Şah, kaçarak hayatını zor kurtardı.

    Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu.

    15 Eylül 1514'te de Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almaktı. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. 12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hakimiyetine girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.





  3. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    EĞRİ KALESİ FETHİ

    Durumun kötüye gittiğini anlayan Sultan Üçüncü Mehmed devlet büyüklerini toplayıp şöyle dedi:

    "Ceddimiz, devletimizin kurucusu Osman Gazi Hazretleri'nden, büyük dedemiz Kanuni Sultan Süleyman'a kadar bütün padişahlar askerin önünde sefere çıkmışlardır. Dedemiz Sultan İkinci Selim'le (Sultan İkinci Selim) cennetmekan pederimiz Sultan Murad (Sultan Üçüncü Murad) bu usulü bozdular. Biz dahi, başlangıçta seferi paşalarımıza ısmarlamakla hataya düştük. Asker evlatlarımız bizi başlarında görmek isterler. Kararımız odur ki; yakında sefere çıkacağız. Hazırlıklar tamamlansın. Küffara haddini bildirmeye gitmek gerekir."

    Sultan Üçüncü Mehmed kendisine karşı çıkan annesi Safiye Sultan'a da şöyle der:

    "Valide, biz Sultan oğlu sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan Camiinde bu kılıcı niçün kuşandık? Kararımız karardır, sefere çıkacağız. Taht uğruna devleti feda etmeyiz."

    20 Haziran'da ordu hareket etti ve kuşatılan Eğri Kalesi 12 Ekim 1596'da padişaha teslim edildi.





  4. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    EĞRİBOZ SAVAŞI


    Sultan İkinci Süleyman kendi iç meseleleriyle uğraşırken, Venedik ve Lehistan'da da karışıklık yaşanıyordu. Ancak o an için asayişi sağlamış olan Avusturya, Osmanlı'nın içinde bulunduğu kaos ortamından yararlanmasını bildi. Tuna'yı geçen Avusturya kuvvetleri Eğri (14 Kasım 1687), İstoni ve Belgrad kalelerini (6 Eylül 1688) ele geçirdiler.

    Belgrad'ın düşmesi Avrupalılara Balkanların yolunu açtı. Bosna, Erdel ve Eflak Avusturyalılar tarafından işgal edildi. Bu ilerleyiş karşısında toparlanan Osmanlı kuvvetleri karşı saldırıyı başlattılar. 30 Ekim 1688'de Çelebi İbrahim Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Eğriboz zaferini kazandılar. 1689 yılı yazında Sultan İkinci Süleyman, Avusturya seferine çıktı.

    Sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki yenilenmiş Osmanlı kuvvetleri, 8 Temmuz 1690'da Gladova ve Orsova'yı geri aldılar. Kanije 11 Temmuz 1690'da düşman eline geçtiyse de, Osmanlı kuvvetleri 8 Ekim 1690'da Belgrad'ı geri almayı başardılar. Böylece Tuna Hattı yeniden kurulmuş oldu.


  5. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    FAS'IN FETHİ

    Osmanlı Devleti Fas'a kadar olan tüm Kuzey Afrika'yı topraklarına katmıştı. Sultan Üçüncü Murad tahta geçtiği sırada Fas'ta iktidar mücadeleleri boy gösteriyordu. Fas Osmanlı'dan yana olanlar ve Portekiz'den yana olanlar diye ikiye bölünmüştü.

    1578 yılında Fas sultanının da ricası ile Fas'a giden Ramazan Paşa komutasında ki Osmanlı kuvvetleri Vadi-üs Sebil'de yapılan savaşta Portekiz kuvvetlerini yendiler ve böylece Fas Sultanlığı Osmanlı himayesine alındı.


  6. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    HACOVA ZAFERİ


    Eğri Kalesi'nin fethinden sonra, Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596 günü Haçova'da Avrupa ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturya, Alman, Erdel, İspanyol, Fransız, Çek ve Leh kuvvetleri vardı.

    Avusturya Arşidükü Maxmilien komutasındaki düşman kuvvetleri ile yapılan savaşta Osmanlı birlikleri, düşman birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı. Pek çok askerimiz şehit oldu.

    Ordu merkezinin ele geçirilip padişahın ayrıldığı haberi yayıldı. Ancak bu gelişmelerden haberi olmayan akıncılar canla başla savaşa devam ediyordu. Yalnızca bu akıncı birliklerinin mücadelesi bile düşman ordusunun dağılmasına yetti ve kazanılan Haçova Zaferi ile Osmanlılara Viyana yolu açıldı (26 Ekim 1596).

    Haçova Savaşı'ndan sonra Sultan Üçüncü Mehmed İstanbul'a döndü. Avusturya Cephesi'ne Satırcı Mehmed Paşa atanmıştı. Tata Kalesi'ni geri almayı başaran Satırcı Mehmed Paşa, Budin'in kuzeyindeki Vaç bölgesinde düşman kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. Bu arada Avusturya temsilcileri ile bir barış antlaşması yapılmaya çalışıldıysada, olumlu bir sonuç alınamadı. Bir süre sonra Avusturya kuvvetleri Kanuni Sultan Süleyman zamanında fethedilen Yanıkkale'yi (Raab Kalesi) ele geçirdiler (1598).


  7. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    INEBAHTI SAVAŞI


    Kıbrıs'ın alınması Avrupa'da bir Haçlı donanmasının hazırlanmasına neden oldu. Don Juan komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik, İspanya, Malta, Papalık ve diğer İtalya hükümetlerine ait gemiler bulunuyordu. Osmanlı Donanmasının değerli komutanları Pertev Paşa ve Uluç Ali Paşa bu karşılaşma sırasında savunma yapılmasını istedilerse de Kaptan-ı Derya Ali Paşa saldırıda bulunulmasını istedi.

    İki donanma Mora'nın kuzey, Orta-Yunanistan ile Karlıeli'nin güney kapılarında bulunan İnebahtı körfezinde karşılaştı (7 Ekim 1571). Şiddetli çarpışmalardan sonra Kaptan-ı Derya Ali Paşa ve beraberindekiler şehit düştü.

    Osmanlı donanması beklemediği bir darbe aldı ve çok sayıda gemisi batırıldı. Savaşta büyük başarılar göstererek gemilerini kurtarmayı başaran Uluç Ali Paşa Sokullu Mehmed Paşa tarafından, Kaptan-ı Deryalığa getirildi.

    Sokullu Mehmed Paşa yeni bir donanma hazırlamasını istedi. Bunun için çok sayıda malzemeye ihtiyaç olduğunu kısa süre içinde böyle bir donanmanın hazırlanmasının zor olduğunu söyleyen Uluç Ali Paşa'ya Sokullu; "Bütün donanmanın demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapabiliriz. Hangi geminin malzemesi yetişmezse gel benden al." demesi Osmanlı Devletinin o dönemdeki gücünü göstermesi açısından önemlidir.

    Sokullu Mehmed Paşa gönderilen Venedik elçisine İnebahtı Deniz Savaşıyla ilgili olarak
    "Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı'nda bizi yenmekle, sakalımızı traş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakalın yerine daha gür çıkar."


    Bununla beraber İnebahtı faciasından sonra kaybedilen binlerce denizciyi yerrine getirmek kolay olmamış ve tecrübesiz, leventlerden teşkil edilen yeni donanma Osmanlı'ya Akdeniz'de eski kudretini kazandıramamıştır. Artık Avrupa siyasetini yönlendirecek ve ticaret yollarını hakimiyet altına alacak Hint Seferleri gibi büyük projelere de edilmemiştir.


  8. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    KANİJE KALESİ ZAFERİ


    Satırcı Mehmed Paşa iki yıldır hiçbir askeri başarı kazanamamıştı. Bu süre içinde bazı Osmanlı kaleleri Avusturyalıların eline geçmişti. Mehmed Paşa'nın idamı üzerine, Sadrazam Damat İbrahim Paşa ordunun başına geçti ve Belgrad'a geldi. Bu sırada Avusturya barış istemişti.

    Avusturyalılar daha önce geri aldıkları Eğri'yi ve Hatvan'ı bize vermeyi önerdiler. Bu öneriye karşılık, Osmanlı temsilcileri Estergon, Neograd, Vürek ve Yanıkkale'yi istediler. Antlaşma yapılamadı.

    Belgrad'da kışı geçiren Damat İbrahim Paşa, Kanije Kalesi'ni kuşatıp sıkıştırmaya başladı. Kuşatma devam ederken, kale içinde esir olan Türklerin canlarını feda etmek uğruna havaya uçurdukları barut deposu kalenin harap olmasına yol açtı. Ancak yine de teslim olmayan Kanije Kalesi'nin yardımına bu seferde Philippe Emmanuel komutasındaki 20.000 kişilik bir ordu geldi. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu kahramanca savaşmaya devam etti. Yardıma gelen düşman ordusunun geri çekilmesi üzerine, 40 gün süren bir kuşatmadan sonra Kanije teslim oldu.

    Beylerbeyliğin merkezi Kanije'ye alındı, Kanije Beylerbeyliği Tiryaki Hasan Paşa'ya verildi. Sultan Üçüncü Mehmed, bu başarısından dolayı Damat İbrahim Paşa'ya kendisi padişah olarak yaşadığı sürece sadrazamlıkta kalacağı vaadinde bulundu (10 Eylül 1601). Kanije kalesini geri almaya çalışan Arşidük Ferdinand, Kanije'yi büyük bir orduyla kuşattı. Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki az sayıda asker iki aydan fazla kaleyi korudu. Yiyecek içecek malzemesi ve cephanesi tükenmeye başlayan Osmanlı kuvvetleri beklenmedik bir çıkışla kendisinden kat kat üstün görünen düşman ordusunu Kanije kalesi önünde yendi (18 Kasım 1601). Bu zaferden sonra İstolni, Belgrad ve Estergon, 1603'de de Uyvar fethedildi.


  9. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    KIBRIS'IN FETHİ


    Kıbrıs Venediklilerin elinde bulunmaktaydı. Mısır'ın alınmasından sonra Memluklülere vergi veren Kıbrıs, Osmanlılara vergi vermeye başlamıştı. Ekonomik, stratejik ve coğrafi yönden çok önemli olan Kıbrıs seferinin kolay olacağı düşüncesiyle Lala Mustafa Paşa Kıbrıs Seferine taraftar olurken, Sokullu Mehmed Paşa ise yeni bir Haçlı Seferine yol açacağı endişesiyle Kıbrıs'ın fethine muhalif kalmıştı.

    1570 yılının Ekim ayında Kıbrıs'taki irili ufaklı tüm şehirler alınmış, Kıbrıs'ın başkenti durumundaki Lefkoşe Osmanlıların eline geçmişti. Ancak Kıbrıs'ın en önemli kentlerinden olan Magosa henüz alınamamıştı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri yardımcı birliklerin de gelmesiyle, Magosa kalesini karadan ve denizden kuşatmaya başladı. Yaklaşık bir yıl süren kuşatmadan sonra Magosa da teslim olmak zorunda kaldı (4 Ağustos 1571). Adaya Türkler yerleştirildi.


  10. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    KIRIM SAVAŞI



    Ondokuzuncu yüzyilda, Rusya'ya karsi, Avrupa devletlerinin Türkiye ile müttefik oldugu büyük savas. Osmanli Devleti ile müttefiki Ingiltere, Fransa ve Italya, Ruslar'a karsi savastilar.
    Kirim Savasi'nin görünen sebebi; Kudüs'teki Islâm, Hiristiyan ve Musevi dinlerince mukaddes olan makamlar mes'elesidir. Savasin asil sebebi ve Avrupa devletlerinin Türkiye'nin yaninda Ruslar'a karsi ittifak etmeleri; Ingiltere'nin, Hindistan'daki Müslüman Gürganiyye-Baburlüler Devleti'ni yikip, bölgenin hakimiyetini saglama faaliyetleridir. Bu gayenin tahakkuku için engel kabul ettigi Osmanli Devleti'ni büyük savasa sokup, Rusya ile mesgul etmek istemesidir. Ruslar'in Akdeniz' e inmesini kendi güvenligi ve Ortadogu'daki menfaatlerine ters düsen Fransa'yi da, büyük savasin içine sürüklemeye Ingiliz siyaseti muvaffak oldu. Fransa Imparatoru Üçüncü Napolyon Bonapart da, ülke içinde, kralcilara karsi ahâlinin destegini saglamak için kilisenin destegine muhtaçti. Ingiltere, Üçüncü Bonapart'i, Rus Çari Birinci Nikola'nin, Kudüs'de, Katolikler'e karsi Ortadokslar'i ayaklandirdigini ileri sürdü. Kirim Savasi'na sonradan katilan Sardenya Kralligi da Italya birligini kurmak için siyasi destege ihtiyaci vardi. Italyan Piemento hükümetini de büyük savasla mesgul eden Ingilizler, Büyük Britanya Imparatorlugu topraklarina toprak, hazinelerine zenginlik katarken, dünya hakimiyeti için engel gördügü Islâmiyeti de, yikmak için faaliyetlerini daha da artiriyordu. Çarlik Rusya'si Bahriye Naziri Prens Mençikofu, büyükelçi sifatiyla 28 Subat 1853'de Istanbul'a gönderip, Türkiye'ye baska bir devletin taarruzuna karsi yardim teklif etti. Çok cüretkârane yapilan teklife karsi müttefiklerin yardimi talebi de sahte olup, çabalari yaldizli reklâm propagandasi ve sahte dostluktu. Müttefiklerin teklifine aldanip da; 26 Eylül 1852'de Bâb-i Âlî'de yüzaltmisüç kisi toplayip, Rusya'ya savas ilân eden Mustafa Resîd Pasa'nin hareketi, kahramanlik gibi görünse de; sonucu büyük bir aldanis ve Osmanlilarin yipratilma hareketidir.

    Rusya, "Sicak Denizlere Inme" siyaseti geregince; Balkanlar'daki Slavlar'in ve Ortadokslar'in hâmiligini, yardim teklifi karsiligi, Türkiye'den istiyordu. Ihtilâller ülkesi Fransa da, Ortadogu'daki katoliklerin koruyuculugunu yapmak istiyordu. Fransiz Devlet Baskani Imparator Üçüncü Napolyon Bonapart da ülke içinde iktidarini kuvvetlendirmek için Kudüs'deki mukaddes makamlar meselesinin içine girdi. Rusya ve Fransa, kendi emparyalizmi için bu hesaplar içindeyken, Osmanli Sultani Abdülmecid Hân; hakimiyet prensibiyle hareket edip, Kudüs'teki mukaddes makamlarin ülkesi içinde bulundugunu ve bu eserlere hizmetlerin Osmanlilarca ifâ edildigini ilân etti. Kendi hesaplari pesinde olan ülkeler tarafindan Sultan Abdülmecid Hân'in tepkisi büyük hayrete sebebiyet verdi. Fransa Ingiltere'nin de tesvikiyle Rusya'ya karsi Osmanli Devleti'nin yaninda oldugunu ilân etti. Sonradan Papalik Italya'sinin da katildigi Kirim Savasi'nda, Ingiltere ve Fransa, sahte dostluklarla Osmanli Devleti'nin yaninda yer aldi. Bu dostluga aldanmakta Koca Mustafa Resîd Pasa'nin büyük rolü vardir. Rus Çari Birinci Nikola, "Hasta Adam" lâkabini taktigi Osmanli Devleti topraklarindan Eflâk ve Bogdan'a, 3 Temmuz 1853'de girdi.

    Rus isgal kuvvetleri Baskumandani Pres Gorçakof, bu harekâtin isgal olmadigini ilân etti. Ruslar'in Osmanli sinirini geçerek yayinladiklari beyanname, büyük hayrete sebep oldu. Rus Disisleri Bakani Nesselro'de de Avrupa ülkelerine bu isgalin Türkiye'ye savas ilân etmek olmadigini bir beyanname ile ilan etti.

    Ruslar'in, Eflâk ve Bogdan'a girmesiyle, Rumeli Ordu Kumandani Ömer Lütfi Pasa, ordusu ile Tuna Cephesine geldi. Ömer Pasa, Ruslar'a; Eflâk ve Bogdan' in onbes gün içinde tahliyesini isteyip, aksi taktirde harekete geçilecegi bildirildi. 28 Eylül 1853'de Rus elçilik personelinin Türkiye'yi terketmesiyle; Bogazlarin, tarafsiz milletlerin ticaret gemilerine açik oldugu ilân edildi. Rumeli Ordu Kumandani Ömer Pasa'nin teklifi, Rus Baskumandani General Gorçakof tarafindan kabul edilmedi.

    Ömer Pasa'nin altmisbin kisilik kuvvetine karsi, Ruslarin, Tuna boyunda yüzellibin kisilik kuvveti vardi. Türk Ordusu, zamanla takviye edildi. 23 Ekim 1853'de, iki vapur, asker yüklü olarak çektigi sekiz dubadan meydana gelen Ruslar'in Tuna Filosuna Isakçi önünde Türkler'in ada bataryalarindan ates açildi. Savasta iki duba batirildi. Diger duba ve vapurlar yaralanarak, Ruslar'in üçyüz askeri telef edildi.

    Ruslar, Balkanlar'i çevirerek, Sirplarla Makedonya Rumlari'ni Türkler'e karsi ayaklandirip Osmanli Devleti'ni zor duruma düsürmek istedi. Ömer Pasa, Rus harekâtina karsi 22 Ekim 1853'te, Kalafat'a girerek, onlari sasirtti. Anadolu Cephesinde de Müsir Abdülkerim Nâdir Pasa, Kafkasya'da harekâtda bulunup, Seyh Samil ile irtibat kuruldu. Kafkasya'daki yerli ahâliden, Ruslar'a karsi destek saglandi. Ekim sonunda Dogu Karadeniz ve Batum civarindaki Sekvetli Kalesi fethedildi. Ruslar kaleyi geri almak için karadan ve denizden kusattilarsa da, büyük kayip vererek geri çekildiler. Kafkasya Cephesi'nde Ruslar'in Muraviev kumandasindaki yüzaltmisbin askerine karsi, Abdülkerim Pasa kumandasinda yüzellibin asker mevcuttu. Ingiltere ve Fransa'nin gönderdigi müttefik donanma, Besike Körfezi önlerinden Kasim 1853'de Istanbul'a gelip, Beykoz'a demirledi. Rumeli Ordusu, Kasim 1853'de Ruslar'a karsi Tuna boyundan hareket ederek, 5 Kasim'da Oltenico Zaferi'ni kazandilar. Ruslar bozgun halinde Bükres'e çekildiler. Kafkasya Cephesi' ndeki Anadolu Ordusuna erzak ve mühimmat götüren Osman Pasa kumandasindaki oniki gemilik Türk filosu, Karadeniz'deki siddetli firtinadan dolayi Sinop Limani'na siginmisti. Türk filosunu takip eden Rus Amirali Nochimof, takviye alip, gerekli kesfini tamamlayinca 30 Kasim 1853'de Sinop'u basti. Sinop limanindaki Türk filosundan alti Türk ve bir Ingiliz ticaret gemisini batirip, iki bin Türkü sehid ettiler. Sinop'un Müslüman mahalleleri üçyüzonsekiz Rus topuyla bombardiman edildi. Ikibinbesyüz ev tahrip edilip, yerli ahâliden sehid olanlar oldu. Ruslar'in, insanlik disi Sinop baskini, ünya kamuoyunda infiale sebep oldu. Rus amiralinin, bombardimandan sonra olaydan duydugu teessürünü bildirmesi, Eflak ve Bogdan'i isgal edip, bunun sinir tecavüzü olmadigini beyannameler ile ilân etmeleri gibi aksi tesir yapti. Istanbul'daki Ingiliz ve Fransiz donanmalari 1853 sonunda Karadeniz'e açildi. Rumeli Ordusu, Tuna boyundan hareket ederek Çatana Muharebesi'nde, 5 Ocak 1854 de binbesyüz Rus'a karsi yediyüzdoksan sehid vererek, zafer kazandi. Bu yenilgi üzerine Çar, Rus baskumandani Gorçakof'u vazifesinden alip, yerine Maresal Paskieviç' i tayin etti. Balkanlardaki Rus propogandasi yayginlastirildi. Rus Ajanlar, "Çarlik, Yunanlilar'a Istanbul'u kazandirmak için Balkanlarda Osmanli, Ingiltere ve Fransa ile savasiyor." propogandalarini yaptilar. Yunanlilar, Ayasofya'da ayin yapmak hayaliyle Rus vaadine aklanip; para, mühimmat, teskilatçi subay yardimi da alarak, Epir ve Teselya'da ayaklandilar. Yunan ayaklanmasini bastirmak için, Osmanli Devleti Keçecizade Fuat Pasa'yi gönderdi. Fuad Pasa, l Nisan 1854'de Nardo'da zafer kazandi. Fransizlar da, Atina ve Pire'ye asilere karsi asker çikardilar.

    Rus yayilmasinin önüne geçmek için. Ingiltere ve Fransa'nin Balkanlar'daki isgali kaldirma istegine, Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile Prusya da katildi. Ingiltere, Fransa, Osmanli Devletinin yaninda fiilen savasa katildi. Müttefikler, Kuvvetlerini 31 Mart 1854 de Geliboluya topladilar. Ingiltere kuvvetlerine Lord Raglan, Fransa kuvvetlerine de Maresal Arnard kumanda ediyordu. Tuna boyunda Ömer Pasa, 17 Nisan 1854 de Küçük Eflâk ile Sirbistan arasindaki Kalafat Muharebesi'nde Rus taarruzunu zaafa ugratti. Müttefik donanmasina Odesa'dan ates açilmasi üzerine sehir bombardiman edildi. Sekiz gemiden meydana gelen müttefik filosu, Ruslar'in onbes gemisini batirip, istihkâm ve tahkimatlarini, mühimmat depolarini, tersane tesislerini bombardimanla tahrip ederek, onüç gemiyi de ele geçirdiler.

    Ruslar, 15 Mayis'ta Tuna nehri kiyisindaki Silistre' yi seksenbin askerle kusatti. Bu kusatmaya karsi Silistre'yi onbin askerle Musa Pasa müdafaa etti. 25 Haziran'a kadar sanli bir mücâdele veren Türk kuvvetleri, Ruslar'a onbesbin ölü ve yirmibesbin yarali verdirdiler. Rus Maresali Paskieviç ve üç general yaralandi. Dokuz Rus generalinin öldürüldügü Silistre'de Paskieviç'in yerine Generel Gorçakof tayin edildi. Türkler'in tekrar hakim oldugu Silistre'de üçbin sehid verildi. Silistre'yi büyük bir kahramanlikla müdafaa eden Musa Pasa, namaz kilmak için abdest alirken, bombardiman esnasinda gülle isabet etmesi neticesinde sehid oldu. Az sayidaki Türk kuvvetlerine yenilen Ruslar Silistre kusatmasini kaldirdilar. Ruslar Silistre'den geri çekilirken otuzbin askerle daha takviye edildiler. 8 Temmuz'da Yerköy Muharebesi'ni de kaybeden Ruslar, Iki general ve altibin asker de burada kaybettiler. Eflak ve Bogdan'da binlerce ölü ve yarali vererek çekilen Rus kuvvetlerinin yerine 6 Agustosta Türk kuvvetleri girdi. Rus zulmünden bikan Romanyalilar, Osmanli kuvvetlerini sevinçle karsilayip, büyük merasimler tertip ettiler. Romanyalilar Hiristiyan olmasina ragmen Hilâl'in, Salib'e galibiyetinden dolayi Bükres Büyük Kilisesi'nde dua ettiler. Yüzyillardir Osmanli hakimiyetinde bulunmalarina bir kere daha sükrettiler. Osmanli Devleti ve müttefikleri, Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile anlasma yapip, Eflâk ve Bogdan'in, Tuna' nin güvenligini bunlara verip, Kirim'a saldirmaya karar verdiler. Ingiliz ve Fransiz donanmasi Baltik'a açilip, Ruslar'i taciz etti. Rumelideki Türk kuvvetleri mevcudu, yüzseksenbine kadar çikarildi. Temmuz ayindan beri Varna'da bulunan ellibesbin kisilik müttefik kuvvetleri, Eylül ayinda Krim'a hareket etti. Rüstem Pasa ve Fransiz Arnaud, Ingiliz Lord Raglan kumandasindaki müttefik kuvvetler; elliyedibin asker, seksendokuz savas gemisi ve ikiyüzaltmisyedi nakliye gemisiyle, 14 Eylül 1854 de Kirim Yarimadasi'na çikartma yapti. Müttefik kuvvetlerin hedefi, Ruslar'in Karadeniz'deki en kuvvetli ve müstahkem liman sehri Sivastopol'dü. 19 Eylül' de Eskihisar mevkiinden hareket eden müttefik kuvvetleri, Prens Mençikof idaresindeki, General Gorçakofun da bulundugu ellibin Rus askerine karsi 20 Eylül'de Alma'da muharebeye tutustular. Alma Muharebesi'nde Ruslar besbin ölü, onikibin yarali, müttefikler de binsekizyüz ölü ve üçbin yarali verdiler. Alma'da zafer kazanan müttefiklerin hedefi Sivastopol idi. Ruslar sehir limanindaki donanmalarinin bir kismini batirarak trafige kapayip, denizden asker çikarilmasini zorlastirdilar. Osmanlilar ve müttefikler Kinm'a devamli asker, silah, mühimmat ve erzak gönderdiler.

    Sivastopolu çevirip, sehir yakinlarindaki Balaklava limanini isgal ettiler. 25 Ekim'de Balaklava, 5 Kasim 1854 de înkerman muharebelerinde Ruslar, doksanbin askerle savasmalarina ragmen yenildiler. Müttefiklerin gayesi, Mençikofu devamli takip edip, sikistirarak, büyük kuvvetlerle Sivastopol'ü kusatip, sehri zaptetmekti, înkerman yenilgisine dayanamayan Rus baskumandani Prens Mençikof kederinden öldü. Yerine General Gorçakof tayin edildi.

    1854-1855 kisinda Kirim'da askeri harekâtin durmasina ragmen, siyasi faaliyetler yogunlasti. Italyan birligini temin için Sardenya Kralliginin Piemento hükümeti, müttefiklerin destegini saglamak için anlasma ile Kirim'a onbesbin asker gönderdi.

    Sistemlesen bir ideal haline gelen "Rus yayilma siyaseti"nin Çar Deli Petro gibi büyük takipçisi olan birinci Nikola, Osmanlilarin üst üste kazandigi zaferleri kabullenemiyerek, intihar etti. Yeni Rus Çari ikinci Alexandre, Çarlik zulümlerine devam edecegini ilan ederek Mart 1855 de tahta çikti.

    Müttefikler, 1855 baharinda büyük hazirlik yaparak, Kirim'in asker, silah, mühimmat ve erzak stokunu takviye ettiler. Komuta kademesinde dedegisiklik oldu. Fransiz baskumandanligina General Pelissier, Lord Raglan'in hastaliktan ölmesiyle de yerine Ingiliz generali Simson tayin edildi. Müttefik kuvvetleri mevcudu, ikiyüzbin civarindaydi. 24 Mayis'ta Ruslar'in Sivastopol'a asker sevkiyati yaptigi stratejik öneme haiz Kerç Bogazina müttefiklerin asker çikartmasiyla harekât baslatildi. Buharli savas gemilerinden meydana gelen yirmiiki gemilik Müttefik filosu Azak Denizi'ne gönderildi. Ruslar'in Karadeniz sahilleri isgal edilerek, çok kayip verdirildi. Yazin bütün siddetiyle devam eden çarpismalardan sonra, Eylül ayinda Sivastopol'a karsi büyük umumi hücuma geçildi. Rus Baskumandani Gorçakof devamli yardim alarak asker mevcudunu artirdi. Gorçakof, müttefikleri Karadeniz'e dökmek için büyük hazirliklara giristi. Devamli bombardiman edilen Sivastopol'un 8 Eylül'de Malakof istihkamlarinin zaptedilmesiyle Ruslar dayanamayacaklarini anlayip, sehri terketmeye basladilar. 9 Eylül'de müttefiklerin eline geçen Karadeniz'in en mühim sehri Sivastopol, bombardiman ve Ruslarin yanginlariyla harabe haline gelmisti.

    12 Eylül 1855'de bütünüyle müttefiklerin isgaline ugrayan Sivastopol istihkâmlari, limani, tersaneleri tahrip edildi. Müttefikler harekâta devam ederek, Ruslar'i takip ettiler. Kilburnu Zaferi kazanilip, Özi Kalesi fethedildi. Osmanli ordusu baskumandani Ömer Pasa, Anadolu cephesine yardim etmek için Kafkasya'ya hareket etti. Sohumkale'ye asker çikarip, Ruslar'in kusatmasi altindaki Kars'a yardim etmek istiyordu. Kafkasya'da yerli ahâli Rus zulmünden biktigindan Osmanlinin yaninda yer aldilar. Kafkasya'nin "Hürriyet Günesi" Seyh Sâmil, Ruslara karsi destanlasan mücâdeleler verdi. Osmanli Sultani ve Islâm Halîfesi Sultan Abdülmecid Han'in tevecühünü kazanmak için Moskof a karsi Çerkesler, Gürcüler ve yerli ahâli bütün imkânlariyla mücâdeleye katildi. Üç aydan beri Ruslar' in kusatmasi altinda bulunan Kars, onbin askerle, kirkbin Çar askerine karsi dayandi. Mütemadiyen Rumeli ordusunun ve Müttefiklerin ihtiyacini karsilamaya çalisan istanbul Hükümeti, Kafkasya cephesine fazla ikmal yapamadi. Istanbul'dan gönderilen ikmalin bir kismi da Rus taaruzuna maruz kaldigindan yerine ulastirilamadi. Ömer Pasa sehre yetismeden 28 Kasim 1855 de Kars, açlik yüzünden askeri, silâhi, cephane ve erzaki üstün düsmana anlasma ile teslim edildi. Kirim savasi, 1855 sonunda askeri harekât olarak bitmesine ve Müttefiklerin israrina ragmen Ruslar barisa yanasmadilar. Bu durum 1856 Subatina kadar devam etti. Ilk önce Viyana'da baslayan baris görüsmelerine, Paris'te devam edildi.

    Osmanli Devleti, Rusya, Ingiltere, Fransa, Italya, Avusturya-Macaristan ve Prusyanin katildigi Paris görüsmeleri 3ü Mart 1856 da Paris Andlasmasiyla neticelendi. Kirim Savasi Osmanli Devletinin toprak kaybina sebep olmamasina ragmen, siyasi olarak aleyhimize oldu. Her iki tarafin ikiyüzellibinden ziyade asker kaybina sebep olan Kirim savasinda müttefikler siyasi bakimdan kârli çikti. Osmanli Devleti'ni Rusya ile savasa sokarak, mesgul olmasini firsat bilen Ingiltere, büyük devletlerin dikkâtini Hindistan'dan uzaklastirdi. Gürganiyye Islâm Devletini yikarak, Hindistan hazinelerine sahip olup, ticaretini gelistirdi. Islahat fermaniyla ülke içindeki gayri müslimleri simartip, isyana götüren haklar verildi. Bunu gayet iyi degerlendiren Fransa, günümüze kadar devam eden Ortadogu hadiselerine sebebiyet verdirdi. Italya, müttefiklerden siyasi yardim alarak, birligini kuvvetlendirip tamamladi. Rusya savastan maglup çikmasina ragmen, Paris Andlasmasi'na aykiri hareket edip, büyük idealini önce siyasi faaliyet olarak, sonra da her türlü hareketlere tesebbüs ederek devam ettirdi.


+ Yorum Gönder


osmanlı savaşları ve sonuçları,  savaşlar ve sonuçları,  osmanlı savaşları ve tarihleri,  osmanlıda savaşlar