+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Osmanlı Tarihi Forumunda Osmanlıda Yenileşme Hareketleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Osmanlıda Yenileşme Hareketleri








    Osmanlıda Yenileşme Hareketleri



    Osmanlıda Yenileşme Hareketleri.gif



    TANZİMAT FERMANI ( TANZİMAT- HAYRİYE ) ( GÜLHANE HATT-I HÜMAYUNU ) - 3 KASIM 1839

    · Tanzimat Fermanını , Londra elçiliğinden Dışişleri Bakanlığına getirilen " Mustafa Reşit Paşa " hazırlamıştır .

    · Ferman , Topkapı sarayının Gülhane bahçesinde , padişah , sadrazam , yabancı devletlerin elçileri , patrikler , büyük devlet memurları önünde "Mustafa Reşit Paşa " tarafından okunmuştur . Yeniçeri Ocağı'nın bozulmaya başlaması nedeniyle Sultan II . Mahmud döneminde başlayan yenilik hareketleri ve Sultan Abdülmecid'in tahta çıkar çıkmaz ıslahat hareketine devam etmek amacında olduğunu göstermesi Osmanlı Devlet yapısındaki değişimin başlangıcıydı . Sadrazam Mustafa Reşid Pasa , Gülhane Hatt-i Hümayununu Padişah adına kaleme almış; devlet ve birey arasındaki ilişkilerde devletin modernleştirilmesi amacına dayanan temel ilkeler kabul ve ilan edilmiştir . Tanzimat Fermanı'nın tam metni şöyledir ;

    Herkesin bildiği gibi , devletimizde , kurulusundan beri Kuran'ın yüce hükümlerine ve şeriat yasalarına tam uyulduğundan , ülkemizin gücü ve bütün tab'asinin refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı . Ancak , yüz elli yıl var ki , birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli nedenlerle şeriata ve yüce yasalara uyulmadığından evvelki kuvvet ve refah , tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü . Oysa , şeriat yasaları ile yönetilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır .

    Tahta geçtiğimiz mutlu günden bu yana bütün çabalarımız , hep ülkenin kalkınması , ahalimiz ve fakirlimizin refahı amacına yönelik oldu . Eğer , yüce www.alasayvan.net/ devletimize dahil ülkelerin coğrafi konumu , verimli toprakları ve halkının yetenekleri göz önünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa , yüce Tanrı'nın yardımı ile , beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez .

    Ulu Tanrı'nın yardımına ve Peygamberimiz hazretlerinin ruha niyetine sığınarak , yüce devletimizin ve ülkemizin iyi bir biçimde yönetilmesi için bundan böyle bazı yeni yasalar çıkarılması gerekli görüldü .

    Söz konusu yasaların basında can güvenliği; irk , namus ve malin korunması; vergi toplanması; halkın askere alınıp silah altında tutulma süresi gibi hususlar gelmektedir . Söyle ki; Dünyada can , ırz ve namustan daha kıymetli birsek yoktur . Bir insan bunları tehlikede görünce , yaradılıştan kötü olmasa bile , canini ve namusunu korumak için olmadık çarelere başvurur . Bunun devlet ve memlekete zarar vereceği açıktır . Buna karşılık , can ve namustan emin olan bir kimse sadakat ve doğruluktan ayrılmaz , isi ve gücü ile devletine ve milletine yararlı olur .

    Mal güvenliğinin olmadığı yerde ise kimse devlet ve ulusuna ısınamaz , ülkesinin yükselmesi ile ilgilenmez , hep korku ve üzüntü içinde yasar . Buna karşılık , malından , mülkünden emin olmadığı zaman hep kendi isi ve isinin genişletilmesi ile uğraşır . Devlet ve millet gayreti , vatan sevgisi kendisinde her gün artar .

    Vergi konusuna gelince: Bir devlet , ülkesini korumak için askere ve gerekli öbür masraflara muhtaçtır . Bu , para ile olur . Para , tabladan toplanacak vergiler ile oluştuğundan bunun en iyi şekilde toplanması gerekir .

    Evvelce gelir sanılmış olan "yeddi vahit" belasından ülkemiz ham dolsun , kurtulmuşsa da yıkıcı bir yöntem olup hiçbir zaman yararlı sonuç doğurmamış olan iltizam usulü hala sürüyor . Bu , ülkenin siyasi islerini ve mali konularını bir adamın keyfine , hatta cebir ve zulmüne teslim etmek demektir . Bu adam iyi bir insan değilse hep kendi çıkarına bakar , bütün davranışlarında kötülüğe , zulme yönelir . Bu nedenle , ülkemiz insanlarının her biri için , malına ve gelirine göre bir verginin saptanması ve kimseden bundan fazla birsek alınmaması gerekir . Yüce devletimizin karada ve denizdeki askeri masrafları ile öbür masrafları yasalarla belirlenip sınırlandırılmalı ve uygulama ona göre yapılmalıdır .

    Askerlik de , yukarıda belirtildiği gibi , önemli konulardan biridir . Ülkenin korunması için asker vermek halkın baslıca borcudur . Fakat , bir memleketin mevcut nüfusuna bakılmaksızın , şimdiye kadar yapıldığı gibi , kiminden tahammülünden çok , kiminden az asker alınması hem düzesizliğe; hem tarım , ticaret ve bayındırlık işerinin kötü gitmesine; hem ömür boyu askerlik bıkkınlığa; hem de nüfusun azalmasına yol açar . Bu nedenle , her memleketten alınacak asker miktarı için uygun yöntem konulmalı ve dört veya beş yıl hizmet için sıra usulsü getirilmelidir . Bunlar yapılmadıkça devletin kuvvetlenip gelişmesi , huzur ve asayişin sağlanması mümkün olmaz . Bütün bunların dayanağı yukarıda açıklanan hususlardır .

    Bu nedenle , bundan böyle suç isleyenlerin durumları şeriat yasaları gereğince açıkça incelenip bir karara bağlanmadıkça kimse hakkında , açık veya gizli , idam ve zehirleme işlemi uygulanmayacaktır . Hiç kimse , başkasının ırz ve namusuna saldırmayacaktır . Herkes malına , mülküne tam sahip olacak , bunları dilediği gibi kullanacak , bunu yaparken de devlet büyüklerinin müdahalesine uğramayacaktır . Birinin suçlulugunun saptanmasi halinde mirasçilarin o isle ilgileri bulunmayacagindan suçlunun mallari elinden alinip varisleri miras hakkindan yoksun birakilmayacaklardir .

    Yüce devletimizin tab'asi Müslümanlarla öbür uluslar bu haklardan tam yararlanacaklardir . Can , irz , namus ve mal konularinda , ülkemizin tüm halkına şeriat yasaları gereğince garanti verilmiştir . Öbür konularda da oybirliği ile karar verilmesi için , Meclisi Ahkam-i Adliye üyeleri gerektikçe artırılacaktır . Yüce devletimizin bakanları ile ileri gelenleri belirli günlerde orada toplanarak , görüşlerini çekinmeden açıkça söyleyeceklerdir . Can , mal güvenliğine ve vergilerin belirlenmesine ait yasalar böyle hazırlanacaktır .

    Askerlikle ilgili konular Baba-i Seraskeri Dar-i Şurası'nda görüşülüp karara bağlandıktan sonra sonsuza dek uygulanmaları için tasdik edilmek üzere tarafıma gönderilecektir . Söz konusu yasalar sırf din , devlet , ülke ve ulusu kalkındırmak amacı ile çıkarılacaklarından www.alasayvan.net/ bunlara tam uyacağımıza yemin ederiz . Bu konuda , Hırka-i Şerife odasında , tüm din adamları ile bakanların hazır bulunacakları bir sırada yemin edecektir .

    Din adamı ve vezirlerden yasalara aykırı hareket edenlerin , kanıtlanacak suçlarına göre , rütbelerine ve hatır ve göçüle bakılmaksızın cezalandırılmaları için özel ceza yasası çıkarılacaktır .

    Memurlara yeterli maaş bağlanmış olup , henüz bağlanmış olanlarınkiler de belirlenecektir . Bu yolla da , şeriata aykırı olan ve ülkenin gerilemesinde başrolü oynayan rüşvet belası güçlü bir yasa ile ortadan kaldırılmış olacaktır .

    Bütün bu sayılan hususlar eski hükümlerin tümden değiştirilmesi demek olacağından işbu fermanımız İstanbul halkına ve ülkemiz halkına duyurulacaktır . Bundan başka , dost devletlerin de bu yönetimin sonsuza dek uygulanmasına tanık olmaları için fermanımız , İstanbul'daki tüm büyükelçilere resmen bildirilecektir .

    Tanrı hepimizi basarili kilsin; yasalara uymayanlar Tanrı'nın lanetine uğrasın ve ömürleri boyunca rahat yüzü görmesin . Amin .







  2. Asel
    Bayan Üye





    İlanının Nedenleri :

    · Avrupalıların içişlerimize karışmasını engellemek

    · Halkın sosyal yapısında yenilikler yaparak çağdaşlaşmayı sağlamak

    · Mısır valisi M . li Paşaya karşı Avrupalı devletlerin desteğini sağlamak

    Önemi : Tanzimat fermanıyla Osmanlılara " Kanun " gücü girmiş oluyordu . Esaslı sonucu , Tanzimat dönemi aydın tipi yetiştirerek eğitimde vermiştir .

    ISLAHAT FERMANI ( 1856 )

    Tanzimat fermanı yeterli bulunmayarak , gayr-i Müslimlere daha fazla hakların verilmesi için 1856'da yayınlanan ferman . Gül hâne Halt-i hümâyûnu gibi , imparatorlukta yapılması kararlaştırılan yeni bir düzenin program ve prensiplerini içine alır . Bu ferman esâs olarak Tanzîmât hükümlerini tekrarlayan , onları açıklayan ve genişleten bir fermandır .

    Rusya , Avrupa siyâsetinde TED' sırlı bir rol oynamaya başladıktan sonra , Osmanlı Devleti'ni tasfiye ederek sıcak denizlere inmeği ana siyâseti kabul etmişti . Bu gayesine erişebilmek için devletlerarası münâsebetlerin ortaya çıkardığı imkânlara göre; ya Osmanlı topraklarını Rus imparatorluğuna katacak , bu olmazsa ayni toprakları alâkalı Avrupa devletleriyle paylaşacak , bu da olmazsa , Osmanlı arazisi üzerinde muhtar veya müstakil devletler kurulmasını sağlayıp , bunları yeri geldikçe kontrolü altına alacaktı . İlk iki yol imkânsız göründüğü için Rusya bilhassa üçüncü yolu seçip , faaliyetlerini yoğunlaştırdı . Bu gayenin tahakkuku için Osmanlı Devleti içerisindeki Ortodoks tebeayi himaye etme ve imtiyazlarını çoğaltmak isteklerinde bulundu . Diğer taraftan , Rusya'nın sıcak denizlere inmesini , bilhassa Akdeniz'e inerek Hindistan yolunda tehlike teşkil etmesini istemeyen İngiltere de Ruslara karsı çıkıyor ve Osmanli Devleti'ni destekler görünüyordu . Böylece bir taraftan Ruslara mâni olurken , diğer taraftan Osmanlı Devleti'ni Ruslarla meşgul ederek Hindistan'da serbestçe hareket ediyordu . Fransa ise; Avrupa siyâsetinde Rusya ve İngiltere'den geri kalmak istemiyor , Rusya'nın Akdeniz'e inmesinin Fransızların buradaki ticâretine sekte vuracağını düşünüyordu . Bu maksatla Osmanlı Devleti'ni Ruslara karsı destekliyordu . Diğer taraftan da Osmanlı Devleti içindeki Katoliklerin hâmiliğine talim oluyordu . İste bu siyâsî atmosferde 1854 senesinde çıkan Osmanlı Rus harbinde , Avrupa devletleri Osmanlı kuvvetlerinin yanında yer aldılar .

    İngiltere , Fransa ve Avusturya daha Nisan 1855'de Viyana'da Kirim savası sonrasında yapılacak antlaşmanın esaslarını görüşerek bâzı kararlar almışlar ve 16 Aralık 1855'de bir antlaşmaya varmışlardı . Bu kararlar dört madde olup , Avusturya imparatorunun ültimatomuyla çara bildirildi . Bu kararların dördüncü maddesi; "Osmanlı memleketlerinde bulunan Hıristiyan tebeanin hakları , pâdişâhın istiklâl ve hâkimiyetine asla dokunulmamak şartıyla tasdîk olunacak , pâdişâh bu hususta Rusya'nın muvafakatini icaba ettiren bir taahhütte bulunacak" idi . Bu maddede de görüldüğü üzere
    www.alasayvan.net/ Osmanlı ordusunun kazandığı zafer bile , gayr-i Müslimlere imtiyaz sebebi oluyordu . Rusya , kurulacak Avusturya , Fransa , İngiltere ittifakı tehlikesi karsısında bu kararları kabul etti . Osmanlı hükümeti , kendi Hıristiyan tebersi ile ilgili maddenin devletin iç islerine karışma anlamına geleceğini bildirerek , 16 Aralık tarihli kararlar arasında yer almamasına çalıştı ise de basarili olamadı . Neticede bu maddenin programlaştırılması için su tezler ortaya atıldı . Rus tezi: "Osmanlı Devleti sınırları içinde yasayan Hıristiyanların hak ve imtiyazları Avrupa devletlerinin müşterek garantileri altına alınmalıdır . " İngiliz tezi: "Tam ölçüde bir din serbestliği ve hukuk eşitliği sağlanmalıdır . " Fransız tezi: "Müslüman tebaa ile Hıristiyan tebaa arasında cemiyet , haklar , vergiler , www.alasayvan.net/ millî eğitim ve devlet meç' murluklarina geçme bakımından sürüp gelen farklar , bir ferman ile kaldırılarak Gülhâne hattında işaret edilen tebaa eşitliği tam manâsıyla geliştirilmelidir . " Baba-i âlî , Rusya'nın teklifini , hükümranlık haklarına müdâhale , İngiliz teklifini de İslâmiyet'i küçültücü gördüğü için , Fransız teklifini kabul etti . Ayrıca yapılacak Paris konferansında Rusların gayr-i Müslimler konusunda bir istekleri ile karsılaşmak istemiyordu . Fransız tezinin kabulü üzerine , bunun bir ferman hâline getirilmesi Baba-i Âli'ye bırakıldı .

    Alî Pasa hükümeti tarafından îlân edilen bu fermanın hazırlanmasında İngiliz ve Fransız elçileri de bulunmuştu . Bu şekilde hazırlanan ferman ,
    www.alasayvan.net/ Paris konferansından önce , 28 Şubat 1856'da Baba-i Âli'de Islâhat halt-i hümâyûnu adıyla devlet erkânı , şeyhülislâm , patrikler , hamambaşı ve cemâatlerin ileri gelenleri önünde okunarak îlân edildi . Otuz beş maddeden meydana gelen fermanın getirdiği önemli hususlar özetle şunlardı:

    1- Tanzimat fermanı ile değişik din ve mezheplerdeki bütün tebaaya verilen teminât , bu fermanla yenilendiğinden , bunların uygulaması için gerekli tedbirler alınacaktır .

    2- Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar kânun önünde eşit olacaklardır .

    3- Patrikhanelerde yeni meclisler kurulacak ve bu meclislerin verecekleri kararlar Baba-i âlî tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecektir .

    4- Patrikler kayda-i hayat şartıyla bu makama seçileceklerdir .

    5- Cemâatlerin ruhanî reislerine verdikleri ceviz ve av âidât tamimiyle kaldırılarak hepsi maaşa bağlanacaktır .

    6- Şehir ve kasabalarda bulunan azınlıklara ait kilise , manastır , mezarlık , okul ve hasta hâne gibi yerlerin tamir veya yeniden yapılmasına izin verilecektir .

    7- Hiç kimse din değiştirmeye zorlanmayacaktır .

    8- Devlet hizmetlerine , askerlik görevine ve okullara bütün tebaa eşit olarak kabul edilecektir .

    9- Irk , din , dil , farkı gözetilmeyecek ve hiç bir mezhebe diğerine üstün sayılmayacaktır .

    10- Bütün toplumlar okul açabilecektir .

    11- Hangi uyruktan olursa olsun her vatandasın eşit ve serbest şekilde ticâret ve ekonomik girişimlerde bulunması sağlanacaktır .

    12- Müslümanlar ile gayr-i Müslimler arasındaki dâvaları görmek üzere , karışık mahkemeler kurulacaktır .

    13- Yabancı devlet ile yapılacak antlaşmalar gereğince yabancılar da Osmanlı Devleti sınırlan içerisinde mülk sahibi olabileceklerdir .

    14- Her cemâatin ruhanî reisiyle , devlet tarafından bir sene müddetle tâyin edilecek birer meç' mumu , bütün tebeayi ilgilendiren meselelerde Meclis-i valeyi ah kâm-i adliye müzâkerelerine iştirak ettirilecektir .

    Islâhat fermanı da , maddelerinden anlaşılacağı üzere Tanzimat fermanı gibi Osmanlı imparatorluğu içerisindeki gayr-i Müslimleri , özellikle Hıristiyanları Müslümanlarla ayni haklara kavuşturmayı esas almıştır . Bu iki fermanın görünürdeki gayeleri , bütün Osmanlı toplumunu; irk , din ve dil ayrımı gözetmeden kaynaştırmayı sağlamak idiyse de tatbiki aksi oldu . Bu ferman , gayr-i Müslimlerle Müslümanları kaynaştırmak söyle dursun , çeşitli gayr-i Müslim unsurların hattâ ayni mezhepten olan çeşitli ırkların bile birbirleriyle bir arada yasamalarını sağlayamadı .

    Bu ferman , konu olarak , sâdece Müslüman olmayan uyruğun ayrıcalıklarını genişletmiştir . Nitekim Tanzimat'ın ve arkasından 1856 Islâhat fermanının getirdiği yeni haklarla , Osmanlı tebersi içindeki gayr-i Müslimlerin durumu Müslümanlara nazaran çok daha iyi bir duruma geldi . Avrupa'nın himaye siyâseti sayesinde büyük ekonomik güce sahibe olan azınlıklar , yavaş siyâsî haklara da kavuşuyorlardı . Artık resmen millet terimiyle tanımlanan dînî cemâatlerin gelişme ve genişleme imkânları artmış bulunuyordu . Öte yandan Avrupa devletlerinin , Osmanlı hükümetini böyle bir
    www.alasayvan.net/ fermanı îlâna mecbur bırakması , kendilerine siyâsî , ekonomik , hukukî ve kültür alanlarında yeni çıkarlar sağlamayı hedef alıyordu . İngiltere , Kirim savası ile Rusların sıcak denizlere inmesini önlemiş , Fransa da Akdeniz ticâretini emniyete almış , ayrıca Katoliklerin hâmiliğini üzerine almıştı . Rusya ise savaşta kaybettiğini bu fermanla masa basında kazanmıştı . Ayrıca Alî Pasa'nin bu fermanı Pâris antlaşması maddeleri içinde yer almasını istemesi , batili devletlerin iç islerimize müdâhalesine imkân verdi .

    Islâhat fermanı , Gülhâne Halt-i hümâyûnu gibi sessizlikle karşılanmamış ve çeşitli yönlerden eleştirilmiştir . En büyük eleştiriyi Fransız elçisi; "Devlet-i âliyyenin bu kadar fedâkârlık edeceğini me' mûl etmez idik ( ummazdık ) . Can ning ( İngiliz elçisi ) ne dediyse vükelâyı devlet-i âliyye ( Osmanlı devlet adamları ) kabul etti . Eğer biraz dayanılmış olsaydı , ben bâzı mertebe kendilerine yardim ederdim" diyerek olmaması gereken bir gafleti dile getirmiştir . Cevdet Pasa da; "Bu Islâhat fermanından dolayı millet-i islâmiyye dilgîr ( gönlü kırık ) olarak vükelâyı hâzirayi fasi ve mezemmet ( kötüler ) oldular" diyerek fermanın nasıl karşılandığını ifâde etmektedir . Hâriciye nâzın Fuâd Pasa ise aksine bu belgenin andlasmaya konulması ile yabancı müdâhalenin önleneceğini savunmuştur .





  3. Asel
    Bayan Üye
    Osmanlıda Yenileşme Hareketleri hakında bilgi


    Islâhat fermanında gayr-i müslim vatandaşların lehine olduğu kadar , onları tedirgin eden hükümler de bulunmakta idi . Askerlik mükellefiyeti , Fâtih devrinden beri bahsedilen dînî imtiyazlarla muafiyetlerin yeni şartlar dâhilinde tetkiki , papazların öteden beri cemâatlerinden almakta oldukları haraç ve keyfî aidatın ilgâsıyla aylığa bağlanmaları ve bütün ruhanî reislerin sadâkat yeminiyle mükellef tutulması gibi esaslar , onlara çok ağır gelen hükümler idi . Bu yüzden Müslümanlar kadar gayr-i Müslimlerde ( Tanzimat fermanında olduğu gibi ) Islâhat fermanının aleyhinde bulunmuşlardır . Devlet içerisinde bu şekilde karşılanan Islâhat fermanı , uygulamada da bir çok güçlüklerle karsılaştı . Bunlar , Osmanlı Devleti'nin yapısı , Avrupa'nın siyâset , cemiyet ve ekonomi alanında geçirdiği gelişme ve Paris andlasmasina imza koyan devletlerin islerine karışmalarından doğuyordu . Bu sebeple de bâzı hükümleri kağıt üzerinde kaldı .

    Mustafa Reşîd Pasa tarafından hazırlanan Tanzîmât fermanı ile onun yetiştirmesi Alî Pasa tarafından hazırlanan Islâhat fermanı arasındaki fark , hazırlık safhasında kendisini gösterir . Tanzîmât fermanı hazırlanırken açık bir yabancı tefsiri görülmezken , Islâhat fermanı
    www.alasayvan.net/ Alî Pasa ile İstanbul'daki Fransız ve İngiliz elçileri arasında kararlaştırılmıştır . Gülhâne halt-i hümâyûnu , yayınlandıktan sonra yabancı elçilere sâdece bilgi edinmeleri için bildirildiği hâlde , Islâhat fermanı Paris konferansına katılan devletlere , Paris andlasmasinin bir maddesinde işaret edilmek için gönderilmişti . Bu durum , Osmanlı Devleti'nin iç ve diş siyâsetinde bir yabancı müdâhalesine yer vermişti .

    Bâzı bati tarzı kuruluşların ülkeye girmesi ile cemiyetteki kuruluş ve anlayış farklılaşması , islimi müesseselerin yanında bati taklitçisi bir anlayış ve bati taklidi kuruluşların TEDsisine sebebe olmuştur . Tanzimat ve Islâhat fermanları devletin çöküşünü engellemesinde hiç bir müspet tefsiri olmamış , aksine ülkedeki tebaa ve cemiyetler arasında yeni ve daha büyük problemlerin çıkmasına zemin hazırlamıştır .

    Meselâ Suriye'de büyük bir galeyan başladı . Arkasından 1858'de Cidde'de Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında çatışma çıktı . Fransız ve İngiliz konsolostan öldürüldü . Bunun üzerine İngiliz ve Fransız donanmaları Osmanlı Devleti'ne sormadan şehri bombaladılar . Faillerden on kişiyi yakalayarak idam ettiler . Cidde bir Osmanlı toprağı idi . Bağımsız bir devletin topraklarında islenen bir suçun failini ancak o devletin cezalandırması milletlerarası bir kaide , teamül olduğu hâlde , batili devletlerin buna aldırdıkları bile yoktu . Nihayet , Lübnan'da da büyük bir isyan patlak verdi . Uzun mücâdelelerden sonra 9 Haziran 1861'de "Lübnan Nizâmnâmesi" imzalandı . Buna göre; Hıristiyan bir valinin başkanlığında Lübnan muhtar eyâlet hâline getirildi . Böylece Islâhat fermanı batili devletlerin istediği , meyveleri vermeye başladı .



    I . meşrutİyet ( 23 Aralık 1876 ) ( kanun-İ esasİ ) ( İlk anayasa )

    · Tanzimat döneminde , Avrupa ile yakın ilişkiler içinde olan , Avrupa'yı yakından gören ve onların Osmanlı Devleti üzerine siyasi emellerini öğrenen bir aydın sınıf yetişti . Bunlara "Jön Türkler" ya da "Genç Osmanlılar " denilmiştir . Mithat Paşa , Namık Kemal , Ziya Paşa , Serasker Hüseyin Avni Paşa önemli temsilcileridir .

    · Genç Osmanlılar , Osmanlı Devletinin kurtuluşunu içinde yaşayan halka yönetme hakkı vermekle , gerçekleşeceğine inanıyorlardı . Böylece halk yönetime katılacak , kendisini temsil edecek , dış devletlerin Osmanlı Devleti içine müdahalesine ortam hazırlanmamış olacaktı .

    · Meşrutiyeti ilan etme sözü veren , II . Abdülhamit V . Murat'ın yerine tahta çıkarılmıştır .

    Önemi :

    · Osmanlı Devletinde ilk kez rejim değişikliği oldu .

    · Tüm azınlık guruplara parlamentoda temsil hakkı tanınmıştır .

    · Osmanlı halkı ilk kez yönetime katılma , seçme ve seçilme haklarına kavuşmuştur .

    · Osmanlı Devletinde ilk kez Anayasal Düzen kuruldu .

    · Osmanlı Parlamentosu ; Padişahın seçtiği üyelerden oluşan Ayan Meclisi ve Halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan millet Meclisi olarak iki meclisten oluşmuştur .

    · Hıristiyanlardan 44 , Yahudilerden
    www.alasayvan.net/ ( Musevilerden ) 4 , Müslümanlardan 71 , ( Toplam 119 ) ve Padişahın belirlediği 26 , ayandan oluşmuştur . Meclis başkanlığına Ahmet Vefik Paşa seçilmiştir .

    Not : 1877-78 Osmanlı - Rus Savaşının başlaması üzerine , meclisin uyumlu çalışmadığı gerekçesiyle II . Abdülhamit , parlamentoyu dağıtarak , Meşrutiyet rejimini yürürlükten kaldırmış , 30 yıl boyunca sıkı , baskıcı bir yönetim izlemiştir .



    II . Meşrutiyet ( 24 Temmuz 1908 )

    1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşını ( 93 Harbi ) bahane eden II . Abdülhamit Meclis-i Mebus an'ı kapatarak , Anayasayı yürürlükten kaldırdı . Ülkede İstibdat ( Baskı ) uygulayarak yönetmeye başladı . Aydınlar bu durum üzerine Meşrutiyetin yeniden yürürlüğe girmesi amacıyla gizlice mücadele etmeye başladılar . Bu mücadelede merkezi Makedonya'da Selanik bulunan " İttihat ve Terakki Partisi " en etkili olan kuruluştur . Bu dönemde M . Kemal'de Suriye'de " Vatan ve Hürriyet " adlı bir cemiyet kurduysa da bu cemiyetin Suriye'de etkili olamaması nedeniyle bu cemiyet İttihat ve Terakki Cemiyetiyle birleşmiştir .

    1908 yılında İngiltere ve Rusya'nın Reval'de görüşmeleri , bu görüşmelerde İngiltere'nin Rusya'yı Osmanlı Devletine karşı izlediği politika da serbest bırakması üzerine mücadele hızlanmış Makedonya'da Resneli Niyazi adlı subayın isyan etmesiyle II .
    www.alasayvan.net/ Abdülhamit Meşrutiyeti II . defa ilan etmek zorunda kalmıştır . ( 24 Temmuz 1908 ) .

    II . Meşrutiyetle birlikte İttihat ve Terakki Partisinin karşısına " Ahrar " partisi kurulmuştu . Parti Meşrutiyet rejimine karşı tavır izlemekteydi . Sonuçta İstanbul'da 31 Mart Olayı ( 13 Nisan 1909 ) dediğimiz ayaklanma çıktı .

    Önemi : Osmanlı Devletinde rejime karşı çıkan ilk ayaklanmadır .


    Bu ayaklanmayı merkezi Selanik'te bulunan "Hareket ordusu" bastırdı . Ordunun komutanı Mahut Şevket Paşa , Kolağası
    ( Kurmay başkanı ) M . Kemal'di .



    Sonuçları :

    · Hareket ordusu isyanı bastırdı , İstanbul'da düzen yeniden sağlandı .

    · II . Abdülhamit ayaklanmayı bastırmadığı , hatta ayaklanmada rolü olduğu gerekçesiyle tahttan indirilerek yerine V . Mehmet Reşad tahta geçirildi .

    · Anayasada bazı demokratik değişiklikler yapılarak , Padişahın yetkileri sınırlandırıldı .

    · Karışıklıklar tam olarak önlenemedi .





+ Yorum Gönder


osmanlıda yenileşme hareketleri,  osmanlıda yenileşme,  osmanlı devletinde yenileşme hareketleri,  osmanlıda yenilik hareketleri,  osmanlıda yenileşme dönemi